25 Mart 2024 Pazartesi

LAİKLİK VE MİLLET OLMAK…

LAİKLİK VE MİLLET OLMAK…

 

İsterseniz şöyle bir soru sorarak yazıya başlayalım…

ABD neden BOP ’da bölgedeki ulus devletleri hedef alarak onları çok parçalı İslamcı örgütlerle parçalıyor.

Hani sıklıkla ümmetçilik…

İslam kardeşliği edebiyatı falan yapılıyor ya o yüzden soruyorum…

Bu yüzden de konuyu biraz tartışmakta yarar görünüyor.

Ümmet bilindiği gibi dünyanın hemen her tarafındaki Müslümanlar anlamında kullanılmaktadır.

Daha basit söylemek gerekirse din kardeşliği olarak da tanımlanabilir.

Böyle söyleyince tüm İslam ümmeti kardeş midir?

Birbirlerine sahip çıkıyorlar mı?

Gerçekten İslam kardeşliği gibi bir şey söz konusu olabiliyor mu türünden aklınıza pek çok soru gelebilir.

Ama şu kadarını söyleyim kesinlikle böyle bir şey yok.

Sadece iç politika değil…

Son 20 küsur yıldır uygulanan dış politikalara bakıldığında bile birazcık düşünen herkesin bunu fark etmesi mümkün.

İsterseniz birkaç örnek verelim ki konu birazcık açıklığa kavuşabilişin

Çevre ülkelerle ilişkilerden başlayalım…

ABD’nin Irak’a saldırısı ve işgalinde sahi biz kimin tarafındaydık Müslüman Irak’ın mı?

Yoksa ABD’nin mi?

Ya Suriye’de…

Bugün hiç kimse 57 İslam ülkesine rağmen Tel Aviv’deki dini kurumlar da ibadet yapacağım diyemiyor ama ABD saldırılarıyla birlikte Emevi Camii pekâlâ hedef olarak alınabiliyordu.

Diyeceğim bu tablo Libya ve Afganistan’da da değişmedi.

Biz hep ABD’nin yanında olduk.

Anlayacağınız genel bir tüm Müslüman âlemini kucaklayan bir ümmet anlayışı yok. Sadece aynı mezhep taraftarlarının dayanışması olabilir ki görünürde ne yazık ki o da yok.

O zaman şöyle bir soru soralım

ABD veya batı, uluslaşmaya, ekonomik bağımsızlığını sağlamaya çalışan Irak.

Suriye.

Libya.

Afganistan gibi ülkelerde ümmetçiliğe dayalı bir sistem kurmaya çalışan çeşitli İslamcı örgütleri destekleyerek o ülkeleri parçalıyor…

Neden?

Nedeni şu: ABD tüm dünyayı küresel Pazar yapmaya çalışırken karşısında ulusal birlikteliğini sağlamış, ekonomisini bağımsız hale getirmiş sanayileşmeye, tarımını geliştirmeye çalışan bir devlet istemiyor…

Ya ne istiyor

Çeşitli tarikat ve cemaatlerle etnik kimliklere ayrışmış

Ulusal birliktelikten, ulus bilincinden uzak…  

Ulusal pazarını tamamen teslim alabildiği bir ülke.

O halde şu soruya yanıt vermek çok önemli

İslamcılar dünyada sadece birkaç örgüt hariç neden emperyalizmin hizmetinde?

Nedeni aslında basit

Eğer bir ülkede laiklik olursa egemenlik millete geçebiliyor…

Yani millet olabiliyorsunuz.

Meclis oluşturup yasa yapıp istediğiniz yasaları gelişen koşullara göre değiştirebiliyorsunuz.

Ancak millet olduğunuzda üzerinde yaşadığınız toprak vatan haline gelebiliyor.

Vatan haline gelince de emperyalizme karşı direnme, ekonomik ve siyasi bağımsızlık, güçlü ordu…

Sanayileşme, tarımı geliştirme anlam kazanıyor…

Demek istediğim işin nirengi noktası laiklik…

O varsa millet olup, yurttaş sayılıyorsunuz.

Eğer yoksa ümmet olup kul…

 

25-03-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

10 Mart 2024 Pazar

ULUSAL PAZAR GİDERSE…

 

ULUSAL PAZAR GİDERSE…

 

 

 

Ülkemiz yaklaşık olarak 20 küsur yıldır siyasal İslamcı bir parti tarafından yönetilmektedir.

Böyle olunca geçen bu süre içinde, devletin ideolojisinde önceleri çok küçük adımlarla başlayıp, süre giden zamanda giderek hızlanan pek çok değişiklikler görülmeye başlandı.

Bugün bu değişikliği toplumun özellikle Cumhuriyetçi…

Atatürk İlke ve Devrimlerine sahip çıkan kesimi ilk andan itibaren fark edip tepki göstermeye çalıştılar ama…

Toplumun önemli bir kısmı…

Adım adım bir kimlikten diğerine geçildiğini…

Bir anlamda haşlanmış kurbağa örneğinde olduğu gibi değişimin yavaş olması nedeniyle farkında olamadı.

Farkında olanlarsa ne yazık ki ülkemiz siyasetinde temsil edilmekten oldukça uzak görünmekteydiler.

Şimdi ben böyle anlatınca belki birileri merak edip…

Devlet aynı devlet, ne değişmiş olabilir ki diye düşünüyor olabilir…

Bu nedenle sözü fazla dolandırmadan konuya biraz, giriş yapalım…

Evet devlet aynı devlet gibi görünmesine karşın…

Ne değişti biliyor musunuz?

İdeolojisi…

1980’lerden itibaren ülkemizi küresel pazar yapmak adına neoliberal politikalar uygulanmaya başlandı ama tüm bunlara karşın 22 yıl öncesine kadar kısmen de olsa eğrisiyle doğrusuyla devlette milliyetçilik ekonomide millilik esas olurken…

Bugün gelinen noktada tamamen siyasal İslamcı bir ideoloji egemenliğini pekiştirmektedir…

Peki devlet yapısında ne değişti?

Ya da ne gibi farklılıklar ortaya çıktı diye düşünürseniz hemen söyleyim…

Eskiden eksik ya da yanlış da olsa…

Hemen her konuda milletin ihtiyacı…

Onun çıkarları…

Kalkınması…

Güvenliği ön planda olurken ve bunun için de güçlü bir devlet yapısı ön plana çıkarılıp…

Devletin ekonomideki etkinliği de buna paralel olarak büyütülürken…

1980 sonrasında başlayan ve bu gün de devam eden noktada…

Hemen hemen her konuda ulusun genel değil…

Sadece belirli tarikat ve cemaatlerin çıkarları, onların kalkınması gözetilirken…

Devlet küresel sermayenin talimatları doğrultusunda ekonomik olarak küçültülüp neredeyse yok olma seviyesine getirilmiştir…

Peki, böyle olur da küresel sermayenin en çok rahatsızlık duyduğu Türk Ulusu kavramı ortada kalır mıydı?

Elbette mümkün değildi…

Hem zaten üst kimlik olarak siyasal İslam’ı benimseyen bir anlayışın Ulus’u onun ortak adını kabul etmesi de eşyanın tabiatına aykırıdır.

Şimdi şöyle bir düşünün

Bir ülkede ulusal pazar ortadan kaldırılıp tamamen parçalanarak küresel sermayeye teslim edilmişse…

Ulusal pazara dayalı birleşik bir ulus örgütlenmesinin var olabilme şansı yoktur…

İşte yıllardır…

Ulus yapısının ve ulus kimliğimizin adım adım yok edilmesinin

Meydanın emperyalizm…

Sanayileşme…

Tarımı geliştirme…

Kalkınma gibi hiçbir dertleri olmayan tarikat, cemaatlerle etnik kimlikciklere bırakılmasının esbabı mucibesi budur…

Bilmem anlatabildim mi?

 

10-03-2024

Nusret KEBAPÇI