24 Kasım 2024 Pazar

MİLLET Mİ DEVLETİ, YOKSA…

 

MİLLET Mİ DEVLETİ, YOKSA…

 

Son zamanlarda oldukça güncel bir tartışma, çeşitli platformlarda sürdürülmektedir.

Konusunu

Millet mi devleti oluşturur, yoksa devlet mi milleti? sorusundan çıkan tartışmada…

Tarafımızı belirtmeden önce konuyu enine boyuna, özellikle de kavramlardan yola çıkarak açıklamak…

Sanıyorum tartışmaya katılan hemen herkes için yol gösterici olacaktır.

Bu tartışmada birileri ki medyaya bakıldığında çoğunluk onlardan yana gibi görülmekte olup milletin devleti oluşturduğu gibi bir düşünce savunulmaktadır…

Bunlara karşı da sayıları az da olsa devletin milleti oluşturduğunu savunanlar yer almaktadır.

Bunlardan herhangi birisine hak vermeden, öncelikle millet olmak nedir?

Bir toplumu millet haline getiren koşullar nelerdir?

Bu koşullar nasıl yaratılır?

Ya da oluşur…

Kanımca öncelikle bu türden sorulara yanıt vererek konu tartışılmaya açılmalıdır ki…

Doğru sonuca ulaşabilelim.

Bu konuda isterseniz öncelikle millet kavramının tanımından yola çıkalım ki konu biraz daha açıklığa kavuşsun…

Aslına bakarsanız üzerinde hemen herkesin birleştiği bir millet tanımı yok…

Herkes kendine göre bir tanım belirlemekte…

Veya milleti oluşturan kavramlardan işine göre olanı alıp bu tanımı kendine göre değiştirebilmektedir…

Osmanlı döneminde Milla sözünden türeyen millet sözcüğü

Bir kitap peşinden giden insan topluluğu anlamında kullanılmakta…

Bu yüzden de Osmanlı millet anlayışı tamamıyla din esasına dayanmaktaydı

Yahudi milleti…

Hıristiyan milleti gibi.

Ne zaman ki 1789 Fransız Devrimi oldu…

Onunla beraber millet tanımı daha doğrusu ulus tanımı da değişti…

Bugün en kapsamlı tanıma göre…

Aynı toprak üzerinde yaşayan, aynı dili konuşan…

Ortak duygu ve düşünceyi taşıyan…

Aynı ekonomi içinde yer alan insan topluluğu anlamına gelmektedir.

Hem zaten bu millet olabilme özelliklerinden birinin bile eksik olması…

O toplumun millet yani ulus olmasını engellemektedir.

Hani bazıları bir milleti oluşturan ortak özelliklerin kendiliğinden olabileceği gibi bir düşünce içindeler ya…

Buradan soralım…

Sizce… 

Pek çok etnik ve dinsel kimliklerin bir o kadar da dilin bulunduğu bir topluluk…

Kendiliğinden ortak dili geliştirip…

Duygu ve düşünce birliği sağlayıp…

Merkezi bir ekonomi etrafında toplanıp…

Üzerinde yaşadığı toprağı vatan haline getirebilir mi?

Mümkün mü?

Hem zaten dünyada devletlerin oluşumuna bakıldığında da…

Devletlerin…

Ya ülkede yaşanan iç savaş sonucunda en güçlü olanın egemenliği sağlayıp kuralları koyması.

Ya da bizde olduğu gibi adı devlet olmasa da…

Ülkenin yabancı işgaline karşı ortaya çıkan Kuvayi Milliye…

Müdafaa i Hukuk…

Heyeti Temsiliye türünden örgütlerin halkı örgütleyip kurallar ve ilkeler etrafında birleştirerek yabancı işgaline karşı mücadelesi sonucunda gerçekleşir.

Değilse

Osmanlı’dan kalan pek çok etnik ve dinsel kimliklerden oluşan bir toplum…

Bir irade olmadan…

Kendiliğinden…

Nasıl ortak duygu ve dili olan millet haline gelebilir, öyle değil mi?

 

24-11-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

17 Kasım 2024 Pazar

ATATÜRK’Ü DOĞRU ANLAMAK…

 

ATATÜRK’Ü DOĞRU ANLAMAK…

 

 

Bir süre önce Cumhuriyetimizin 101.yılı resmi törenlerle ülkemizin hemen her yerinde kutlanmıştı.

Geçtiğimiz günlerde de Büyük Atatürk’ü ölüm yıldönümünde ülkemizin hemen her yerinde düzenlenen törenlerle andık…

Ancak

Andık anmasına da…

Tüm bu törenlerin sonucunda hemen her zaman aklıma takılan bir soru yine beni buldu…

Ya da ben her zaman bunu mu düşünüyorum?

Yoksa Atatürk’ün ölümünün ardından bugüne kadar yaşanan gelişmeler…

Ülkemizin şuan içinde bulunduğu durumdan dolayı yaşadığım kaygı mı bu duygumu tetikliyor bilmiyorum ama…

Bildiğim bir şey var ki…

Toplumun önemli bir kesimi bu konuda çok okumak gibi bir düşünceleri de olmadığından olsa gerek…

Ne yazık ki Atatürk’ü anlamıyor.

Kim bilir belki de yıllardır doğru dürüst anlatılmıyor o yüzden de demek mümkün ama…

Şu da bir gerçek ki…

Bugün anladığını varsaydıklarımızın önemli bir kısmının da bırakın Cumhuriyet sonrasında ulus devletin kurulmasına yönelik Devrimleri…

Kurtuluş savaşı ile ilgili bilgilerinin bile sadece dış işgallerden ibaret olduğunu görünce…

Ülkemizin geleceğiyle ilgili kaygı duymamak ne yazık ki mümkün olamıyor.

Bu nedenle de Atatürk’ü anlamak…

Ama gerçekten anlamak son derece önemli…

Peki, anlamak derken…

Anlaşılması gereken nedir?

Hiç düşündünüz mü?

Bence düşünülmesi gerekiyor…

Bu konuda ilk akla gelen de bence Türk kimliği üzerine inşa edilen ulus devlet…

Bir diğeri onun alt yapısını oluşturan ekonomik ve siyasi bağımsızlık da denilebilen ulusal bağımsızlık.

Sonuncusu da Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh.” olarak söylediği komşularımızla barış ve dayanışma içinde yaşamak.

Bunları tek tek inceleyecek olursak dünyadaki devletlerin neredeyse yüzde 90’ından fazlasının kurucu kimliğe dayalı olarak oluşan ulus devletler olduğu görülecektir.

Hani bizde bir anlamda şemsiye görevi de gören ulus kimlik ulu orta tartışmaya açılarak…

Türk demeyelim de…

Türkiyeli…

Veya o millet…

Benim milletim gibisinden sonuçta işi anayasa değiştirmeye vardırarak ortadan kaldırılmak isteniliyor ya…

Üstelik hemen her fırsatta kurucusu da itibarsızlaştırılmaya çalışılırken…

Emin olun başka bir ülkede bu yapılmaya çalışılsa…

Ülke bütünlüğünü yok etmeye çalışmak suçlamasıyla kafasını bile kaldıramaz ama bizde ne yazık ki…

Şimdilik taşları bağlamışlar.

En azından bugün için durum böyle.

Peki, bir ulus devlet ekonomik bağımsızlığı olmadan siyasi bağımsız olabilir mi?

Elbette olamaz.

Çünkü

Devletin kararlarını egemen olarak kendi başına vermesi, emperyalizmin taşeronu olabilecek işlere soyunmaması, ancak ekonomik güçle doğrudan ilişkilidir.

Yani ekonomik bağımsızlık olursa, siyaseten kendi kararlarınızı kendiniz alabilirsiniz…

Değilse emin olun, emperyalizme elinizi verirseniz bacağınız bile kalmaz…

Hem zaten başta da söylediğim…

Komşu ülkelerle barış ve dayanışma içinde yaşamak da ancak ekonomik ve siyasi bağımsız olmanızla mümkündür…

Değilse…

Benzer olaylarda olduğu gibi emperyalizmin dostu…

Komşularınızın pekala düşmanı olabilirsiniz…

Yani uzun sözün kısası…

Atatürk’ü anlamak…

Ulus devlete, Türk kimliğine sahip çıkmak…

Ülkeyi etnik ve dinsel kimliklere ayrıştırmaya tepki koymak…

Tüm ekonomik varlıklarının yabancılara peşkeş çekilerek Ülkenin yabancı pazarı yapılıp, sömürgeleştirilmesine karşı durmaktır…

Yoksa sadece sosyal medyada Atatürk fotoğrafı paylaşmak asla değil…

 

17-11-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

7 Kasım 2024 Perşembe

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?

 

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?

 

 

Bu sözleri genelde belli bir yaşın üzerindeki insanların dini bayramlarla ilgili geçmişe özlemleri olarak sıklıkla duyabilirsiniz de…

Benim asıl anlatmak istediğim ulusal bayramlar.

Hani bir zamanlar ulusal bayramlar, devletin düzenlediği etkinliklerle yapılırdı.

Bu etkinliklerde…

Ordu yürüyüş yapar…

Tankları toplarıyla yürür…

Okullar stadyumlarda çeşitli etkinliklerde bulunur…

Halk da bu etkinlikleri izlerken…

Devletin ve gençliğin emin ellerde olduğunu…

Cumhuriyete karşı yapılabilecek çeşitli saldırılara karşı ordunun ve gençliğin hazır, aktif bilinçle beklediğini görür ve bununla gurur duyardı.

Doğrusunu isterseniz…

Tüm dünya ülkelerinde ulusal gün ya da bayramlar bu şekilde kutlanılmaktadır.

Çünkü

Ülkeler ulusal bütünlüklerini sağlamanın farkında olarak bunun hangi bedellerle sağlanabildiğinin bilinciyle…

Bu tür ordu ve gençliğiyle çok büyük gövde gösterileri yaparak dost ve düşman ülkelere ve içeride de kendilerini gizlemiş olan ulusal bütünlük karşıtı örgüt ve kurumlara da gözdağı vermiş olurlar ki...

Bu türden bir girişimde bulunabilecekler, karşılarında ne bulabileceklerini…

Hangi güçlerle karşılaşabileceklerini daha baştan bilerek böyle bir işe kalkışılamasın.

Bu, tüm dünya ülkelerinde böyle olurken…

Ne yazık ki bizde…

Çok uzun yıllardır ulusal bayramlar tamamen resmi tören düzeyine indirgenmiş ve çelenk koyma etkinliğinden daha ötesine geçilmemiştir.

Peki, ulusal gün ve bayramların çok basit olarak sadece resmi tören düzeyine indirgenmesinde…

Mevcut iktidarın ulus devlet karşıtı olması ve bu nedenle de ulus devletin karşı olması gereken tehdit ve tehlikeleri yok saymasının…

Dahası

Ulus karşıtı…

Ve öncesi yapılanmaların iktidara taşınmasının, çok önemli bir payı yok mu?

Pekala var.

Bunu sıklıkla ülke yöneticilerinin pek çoğunun ağzından çeşitli gerekçelerle duymanız da mümkün.

Hani zaman zaman…

Gündeme getirilen Ulus kimliğimizin adı olan Türk sözcüğü yerine Türkiyelilik önerileri işte tam da bunun göstergesidir.

Yine

Pek çok kişinin açıklamasından duyduğunuz anayasanın ilk dört maddesinin ve 66 maddenin değiştirilmesinin gündeme getirilmesi de bu işin bir parçasıdır.

Ayrıca yıllar öncesinde yapılan…

“Devlet kendi vatandaşına düşman olmaz.” Söylemiyle ulus devleti içten yıkmak…

Parçalamak isteyen ulus öncesi ve karşıtı emperyalizm destekli etnik kimlik temelli  örgütlerle tarikat ve cemaatlere yol verilerek…

Normalde ulus devlette olması gereken dernek, sendika, meslek odası gibi demokratik kitle örgütlerinin zayıflatılarak meydanın tamamen onlara bırakılması da bu işin bir parçası olup, ulus devleti etnik ve dinsel parçalara ayırmak gibi bir amaç taşımıyor mu?

Demek istediğim bugün ülkeyi yöneten anlayışa göre…

Ülkeyi işgal eden düşmana karşı tek kurşun bile atmayıp…

Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında emperyalist destekli 30 civarında ayaklanma gerçekleştirip…

Bugün hala çeşitli adlar altında devam ederek… 

O günkü ayaklanmaların lider kadrolarına anma törenleri düzenlenmesinin…

Heykellerinin dikilmesinin de hiç bir anlamı yok.

Çünkü devleti yöneten siyasi anlayışa göre Cumhuriyet diye bir değer olmadığı gibi Cumhuriyete düşman olunabileceği şeklinde bir tehdit algısı da bulunmuyor.

Hani zaman zaman çeşitli törenlerde, gelecekte Cumhuriyeti gençliğin koruyacağı türünden sözler falan duyuyoruz ya…

Sahi; kime karşı korunacak?

Gençlere Şeyh Sait’i…

Seyit Rıza’yı…

Derviş Mehmet’i…

İngiliz muhipleri cemiyetini…

Teali İslam…

Teali Kürt ve benzer örgütlerin amaçlarını, arkalarında hangi emperyalist ülkelerin olduğunu ve bugün hala aynı tehditlerin devam edip etmediğini öğretmeden…

Cumhuriyet korunabilir mi?

Mümkün mü?

 

 

07-11-2024

Nusret KEBAPÇI