25 Nisan 2024 Perşembe

23 NİSAN

23 NİSAN

 

 

23 Nisan, ülkemizin geçmişi daha doğrusu geleceği açısından da çok önemli bir tarih.

Ve zaten bu nedenle bayram.

Ancak; çok uzunca bir süredir bilinçli olarak ulus egemenliği kavramı önemsiz hale getirilirken…

Israrla Bayram çocuk şenliğine dönüştürülmüş ve ne yazık ki başarılı da olunmuştur.

Bu nedenle…

Günün önemi açısından birazcık tarihe giriş yapalım ki konu yeterince anlaşılabilsin.

Bilindiği gibi 23 Nisan’dan…

Yani TBMM Ankara’da açılmadan önce, ülkemizin pek çok yeri işgal altındayken

Memleketi yönetenler bu konuda bırakın mücadeleyi, halkın işgalleri anlamaması için konuyu geçiştirmeye çalışıp…

İşgalcilere karşı neredeyse hiç bir ferman veya fetva falan bile yayınlamamışlarken…

İşgallere karşı mücadele edenler için, onları hedef alan pek çok fetva yayınlanması sizce de çok ilginç değil mi?

Düşünebiliyor musunuz?

Ülke işgal altına girmiş, Dolmabahçe sarayının karşısına bile düşman donanmaları yerleşmiş ama ülkeyi yönetenler oralı değil…

İşte bu durumdan rahatsız olan Büyük Önder Mustafa Kemal; işgale karşı mücadele etmek adına Anadolu’ya geçmek…

Halkı örgütleyerek ve bu mücadeleyi sonuçta düzenli ordu ve merkezi bir yönetimle bütünleştirerek işgalcileri ülkeden kovmanın planlarını yapıyordu.

Bu nedenle…

Önce Samsun’a geçildi ardından Erzurum ve Sivas kongreleri...

Sonrasında da

Oralardan seçilmiş delegelerle Ankara’ da Büyük Millet Meclisini toplamayı başararak zaten fiiliyatta yok olan İstanbul hükümeti yerine Anadolu’da fiilen bir hükümet kurdu…

Kurdu ve…

Bu hükümet kendi kurallarını koyup…

Yöneticisini seçip…

Yasalarını çıkarıp ki buna vergi koymak da dahil, Anadolu’da etkili olmayı başardı…

Ama tüm bunlar burada yazıldığı gibi çok kolay olmadı.

Çünkü bu mücadele sadece yabancı emperyalistlerle değil…

İçeride de emperyalist destekli…

İstanbul hükümetince de yönlendirilen isyancılarla da yapılmasını gerektiriyordu.

Sonuçta, yaklaşık 4 yıla yakın bir savaş sonunda başarılı olundu ve ulus temelli bir Cumhuriyet kuruldu ama…

Bugün gelinen noktada Türkiye’nin ulus temelli bir devlet olabilmesinde en büyük payı olan TBMM’nin kurtuluşa ve kuruluşa öncülük etmesinin ilk adımı olan günün yıl dönümünde, bu Bayramın hak ettiği şekilde kutlandığını söylemek çok zor…

Çünkü yıllardır…

Ulus bilinci yerine ümmet bilinci aşılanarak toplum, ekonomik ve sosyal işgallere karşı duyarsız hale getirilmeye çalışıldığından…

Toplumun emperyalizme karşı duyarlılığını pekiştiren bu bayramların da önemsizleştirilmesi…

Resmi tören ve çelenk koymaktan ibaret hale getirilmesi gerekiyordu…

Böyle olunca da halktaki ulus bilincinin giderek zayıflayacağı toplumun Türk Ulus kimliğine, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşı yapılacak saldırı ve itibarsızlaştırma çabalarına da kayıtsız kalacağı varsayılıyordu.

Ve ne yazık ki bu Bayramda da görüldüğü üzere Başkent’in en önemli caddelerinde bile 100 evden en fazla 10 evde Bırakın Atatürk’ü, bayrak bile asılmadığı göz önünde bulundurulursa…

İnsan kaygılanmadan edemiyor.

Ne dersiniz, yoksa başardılar mı?

 

 

25-04-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

16 Nisan 2024 Salı

BİR SEÇİMİN ARDINDAN…

 

BİR SEÇİMİN ARDINDAN…

 

 

 

31 Mart tarihinde ülkemiz bir yerel seçim yaşadı.

Elbette…

Her seçim gibi bu seçimin de galibi ve mağlubu olacak ama en önemlisi seçimin sonuçlarını doğru değerlendirerek herkesin alması gerekeni alması…

Olur mu? Birlikte yaşayıp göreceğiz.

Olaya sadece seçimin galibi yani en çok oy alan parti anlamında bakıldığında, Ana Muhalefet partisi CHP’nin; 1977 yılından bu yana olan seçimlerde ilk defa oy oranının iktidar partisinden fazla olduğu görülüyor.

Aslında bu başarı kendi başına bile çok önemli ancak…

İktidarın tüm devlet aygıtıyla seçime girmesi…

Devlet olanaklarının sadece bir partinin kazanması için seferber edilmesi…

Tarafsızlık yemini eden yetkililerin hemen her zaman olduğu gibi taraflılıklarına devam etmesi…

Bunun yanında

Ana muhalefet belediyelerinin uydurma gerekçelerle yardım paralarına el konulup…

Asılsız suçlamalarla sürekli soruşturma baskısı altında tutuldukları da göz önüne alındığında bu her yönüyle çok ciddi bir başarıdır.

Hiç bir şekilde yadsınamaz.

Bu başarıda…

Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere ana muhalefete ait belediyelerin hemen her türden engellemelere rağmen sosyal belediyecilik anlamında çok güzel şeyler yapmaları bu başarı üzerinde çok önemli bir paya sahip ancak…

Şöyle bir düşünün…

Bundan yaklaşık 9 ay kadar önce ülkemiz bir cumhurbaşkanlığı seçimi yaşamıştı ve seçimde gerçek hayatta pek varlıkları olmayan partileri de yanına alan ana muhalefet partisi oldukça düşük oy almıştı…

Peki, bu 9 ayda ne…

Ya da neler değişti ki CHP tek başına bu kadar oy alarak yıllardır önemli varlık gösteremediği Adıyaman, Kastamonu gibi illerle birlikte Başkentin pek çok ilçe belediyelerini kazandı.

Ya da 2019 yılından beri iktidar partisinde olan 11 il neden taraf değiştirdi…

Elbette bu konuda ilk akla gelen çok gösterişli makam odaları...              

Lüks yaşam tarzı…

İsraf…

Halkın taleplerinin önemsenmeyip tamamen gösterişe dayalı bir politika izlenmesi ilk akla gelenler ama…

Daha önemlisi

İktidar partisinin Gazze konusunda uygulamaya çalıştığı iki yönlü tutum…

Bunun yanında işçi ve memur emeklilerine çok komik zam verilerek aylıklarının normal bir evin kirasını bile karşılayamayacak seviyede bırakılıp bir de üstüne üstlük “yetmiyorsa ek iş yapsınlar.” türünden yaklaşımlar…

Bardağın taşan damlalarını oluşturmuşlardır.

Hem bu öyle olduğu o kadar açıktır ki…

9 ay öncesinde iktidar partisine destek veren seçmenlerin önemli bir kısmı sandığa gitmemiş…

Ve bu yüzden de 2004’ ten bu yana ilk defa bu seçimde en düşük oy verme oranı (yüzde 78,5) ortaya çıkmıştır…

Elbette bu sonuçlara Cumhurbaşkanlığı seçiminde iktidar partisini destekleyen YRP’nin yüzde 6 ‘nın üzerinde oy alması da eklenebilir ama…

Tüm bunlara rağmen kesin olan bir şey var ki…

Bu son yerel seçimle…

Halkı…

Onun ihtiyaçlarını yok sayan…

Makamını kişisel ikbal ve zenginlik için kullanan belediyeciliğin sona erdiğidir.

Başka bir şey değil…

 

 

16-04-2024

Nusret KEBAPÇI