20 Kasım 2017 Pazartesi

ATATÜRKÇÜ OLMAK…

ATATÜRKÇÜ OLMAK…


Bu yılki 10 Kasım törenlerinde yıllardır hemen zaman olduğu gibi Mustafa Kemal değil de Atatürk denilmesi, birileri için bir bardak suda fırtına koparmaya yetti…
Hatta yetmek ne kelime arttı bile denilebilir.
Hemen iktidarın savunmasına giriştiler…
“Bakın, Atatürk dediler…”
“Bu tam da Atatürkçü olduklarının kanıtı…”
Gerçi bunu, yapılan eleştiriler karşısında…
”Atatürkçülük kimsenin tekelinde değil” türünden savunanlar bile oldu ancak, yaptıkları şeyin Atatürk’ün önemini küçültmekten öte bir işe yaramadığını asla ve asla düşünmediler.
Tüm bu yaşananlardan da anlaşıldı ki birileri için Atatürkçü olmak…
“Ne olursan ol, gel…” diyen Mevlevi tekkesine katılmaktan hiç de farklı falan değil miş…
Tabi ben böyle deyince…
“Kimin Atatürkçü olup olmadığına kim karar verecek?”
“Bunun sınavı mı var?”
“İnsanların ne kadar Atatürkçü olduklarını ölçen bir mihenk taşı mı icat edildi?” Türünden birçok yanıtla karşılaşmak mümkün…
Ancak onların unuttukları…
Belki de hiç ama hiç öğrenmedikleri…
Atatürk ilkelerini…
6 oku…
Devrimleri…
“Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık olmaz…”  “Her fabrika bir kaledir.” Diyerek
Misakı milli kadar önem verilen misakı iktisatı nereye koymak gerektiği…
Aslına bakarsanız…
Tüm çatışma Cumhuriyet Devrimlerinin tamamlanamaması nedeniyle yaşanmaktadır demiş olsak yanlış söylememiş oluruz…
Çünkü aradan gecen 94 yıla karşın hala ulus kimliğimiz tartışma konusu yapılıyorsa…
Ulus devlete saldırılıp tekrar ulus öncesi tarikat, cemaat ve etnik kimliklere dönülmesi yönünde her türden çabaya izin veriliyorsa ve bugün hala…
İktidarın bir meclis başkanı adayı laikliğin kaldırılmasını gündeme getirebiliyorsa…
Yine aynı düşüncedeki bir sendika başkanı Cumhuriyetçileri hain ilan eden birini baş tacı yapmaya çalışabiliyorsa ve bu devletin kökenine ait tartışmalar hiç bitmeyip…
Cumhuriyet…
Onun kurucusu bile açıkça hedef alınabiliyorsa, bence üzerinde tekrar tekrar durulması gerekmez mi?
Şimdi şöyle bir düşünün…
Atatürk İlkelerinin…
Yapılan Devrimlerin tümünün amacı…
Ortak bir dili konuşan…
Aynı duyguları taşıyan…
Aynı tarihsel geçmişe sahip ve hepimizin aynı ekonomik paydada birleştiği, bugün adına millet dediğimiz kimliğin sahiplendiği bir ulus devlet değil miydi?
Peki, ya buna karşı çıkanların istedikleri, onlar neydi?
Aslında biliyorsunuz ama…
Söyleyim…
Ulus kimliğin olmadığı…
Toplumun etnik ve dinsel kimliklere ayrıştırıldığı ve hemen her türden kimliğin kendi dilleriyle eğitim yaptığı, çok kimlikli, çok kültürlü, çok hukuklu…
Ulus devlet öncesi tüm kurum ve kuruluşların da toplumda yaşama alanı bulduğu…
Ekonominin tamamen yabancı pazarı olup…
Küresel sermayeye teslim olunan bir ülke…
Ama tüm bu tartışmalar bize bir şeyi çok net olarak göstermektedir
Atatürk’ten yana olduğunuzda aynı zamanda ulus kimlikten…
Cumhuriyetten…
Ekonomik ve siyasi bağımsızlıktan yana olmak durumundasınız…
Karşı çıktığınızda da kendinize ne ad takarsanız takın...
Emperyalizmden yana…
Tercih sizin.

19–11–2017
Nusret KEBAPÇI




14 Kasım 2017 Salı

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ…

AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ…


Bu sözün anlamı bilindiği gibi insanların sözlerine değil yaptıklarına bakmak gerektiğidir…
Bunu niçin söyledim…
Çünkü toplum olarak yeteri kadar okumadığımızdan olsa gerek…
Genelde söylenen sözlere…
Sözlü propagandalara çok çabuk inanıyoruz.
Aslında…
Uygulamalara bakılsa…
Yapılanlar biraz tarafsız bir gözle görülse, gerçekler anlaşılacak ama dediğim gibi onun için de araştırmak…
Okumak…
Yani anlayacağınız olayları anlamak için biraz kafa patlatmak gerekiyor.
Bunu günlük yaşamın hemen her yerinde özellikle siyasette sıklıkla görmek mümkün…
Bir bakıyorsunuz…
Adamlar yasa, yönetmelik değişikliğiyle…
“Vatan, millet sevgisini kaldırıp, yerine küresel sermayeye hizmet etmeyi ” bile koyuyor ama birileri…
Bunu anlamayıp hala bunu yapanları vatanseverlikle övmekte hiçbir sakınca görmeyebiliyor…
Yine birileri hiçbir ad belirtmeden millet, bu millet falan dediklerinde siz yine iyi niyetten olsa gerek Türk milleti olarak anlıyorsunuz ya…
İnanın bu kavram da bizim bildiğimiz anlamda ulus anlamında falan değil aynen Osmanlı’da olduğu gibi Müslüman milleti, Yahudi milleti gibi…
Dinsel kimlikler anlamında kullanılmaktadır demiş olursak da yanlış söylememiş oluruz…
Hem zaten her tarafa asılan “tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak “kavramlarında sadece tek dilin olmaması bile bununla ilgili bir ipucu vermiyor mu?
Ortak dil olmadan ulus kimlik olur mu?
Ama zaten kastedilen ulus kimlik değil, bilmem anlatabildim mi?
Şimdi birileri çıkıp, özelikle son günlerde…
İktidarın ABD ile çatıştığını…
Vatan savaşı verildiğini falan söylüyorlar ya…
İsterseniz önce söyle sormakta yarar bulunuyor…
Sahi
Milleti kabul etmeyen, ulus devlete düşman olan, ümmetçi bir anlayışta vatan diye bir kavram olur mu?
Elbette olmaz...
Olmayınca haliyle vatan savaşı da olabilmesi mümkün olamıyor…
Ya geçtiğimiz günlerde Katar eski Başbakanı’nın; “Arabistan, Katar ve Türk hükümetinin dünyanın her tarafından gelen cihatçıları Türkiye üzerinden Suriye’ye soktuklarını “açıklaması da size bir şey ifade etmiyor mu?
Sahi kim istemişti bunu, ABD değil mi?
Peki, 2011 de başlayan olaylardan bu yana Suriye’ye dostluk eli uzatmayıp da hala ÖSO ile iş tutmaya kalkan kim?
Ya ABD’den sürekli yakınıp da ziyarete gidince uçak alarak geri dönen…
Ya beyler…
Son derece açık söylüyorum…
PYD’ye silahlar nereden gidiyor?
Irak’tan…
Suriye’den…
İran’dan gitmesi mümkün olmadığına göre ki…
Bal gibi İncirlik’ten gittiğini sağır sultan bile bilmektedir…
Peki, madem ABD bize düşmanca davranıyor…
Öyle diyorsunuz…
İncirlik mutabakatını iptal et.
Üslerden kov…
Suriye’yle hemen dostluk kur…
Ama tüm bunlar yapılmadığına göre…
Tüm bu yapılanların bir tek anlamı bulunmaktadır…
Dış düşman gösterilerek halkın desteğini almak…
Gerisi hikâyedir…

13–11–2017
Nusret KEBAPÇI


4 Kasım 2017 Cumartesi

TÜRK KİMLİĞİNE NEDEN SALDIRILIYOR?

TÜRK KİMLİĞİNE NEDEN SALDIRILIYOR?


Bazıları iktidarın Türk kimliğine saldırması karşısında şaşırıyor…
Aslında yanlış…
Neden şaşırıyorsunuz ki.
Adamlar aslında bence hedeflerini…
Yapmak istediklerini hiç gizlemediler.
Ne dediler…
Biz BOP eş başkanıyız.
Başka…
Yeni Osmanlı olacağız…
Peki, BOP’ un açılımı neydi? Büyük Ortadoğu Projesi değil mi?
Ne yapılacaktı bu görev içinde…
Türkiye laikliği yok edip…
Ulus devlet olmaktan vazgeçip, İslami; çok kimlikli bir yapıya doğru evrilerek model ülke olacak…
Sonrasında da gelişen süreçle beraber bölgede bulunan hemen hepsi Müslüman olan ülkelerin 22’sinin de sınırları yeniden çizilecekti…
Ülkelerin sınırlarının tapu kadastro eliyle çizilmeyip…
Etnik ve dinsel ayrışmaların sonucunda çizildiği düşünülürse…
Bölgede özellikle Irak ve Suriye’ de yaşanan gelişmeler daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum…
Demek istediğim…
Hani bugün ulus devlet düşmanlığı yaparak sözde yeni Osmanlı diye çok kimlikli çok kültürlü laik olmayan bir devlet hayali kuruyorlar ya…
İşte model ülke olarak tasarlanan şey de tam anlamıyla o…
Haliyle böyle olunca…
Bugün eğitim ve toplum yaşamındaki değişiklikler de olmak üzere tüm yapılanların…
Laik ulus devleti yıkmak ve…
Siyasi İslam’la yönetilen bir din devleti kurmak için atılan adımlar olduğunu pekâlâ söylemek mümkün.
Şöyle bir düşünün…
Türk milleti olarak adlandırılan tek milletli bir devletten çok milletli bir devlete yani bir anlamda yeni Osmanlıya nasıl bir geçiş sağlanabilir…
Bence bu konuda yapılabilecek ilk iş…
Laikliğin ve ulus devletin koruyucusu ordunun diskalifiye edilmesiydi ki yapılmadığını söylemek söz konusu değil.
Sonrasında
Ulusal günler ve…
Bayramların önemli bir kısmının yok farz edildiği de göz önünde bulundurulursa…
TC’nin kamudan kaldırılıp…
Ekonominin tamamen batılı emperyalistlere teslim edildiği de düşünülürse varılmak istenen yer çok daha net olarak ortaya çıkacaktır.

Devamında…
Toplumu…
Tarikat ve cemaatlere de ayırdınız mı?
Oldu size yeni Osmanlı…
Tabi Osmanlı olmak için bu kadarı yeter mi? Elbette yetmez…
İçeride ekonominin yabancılara terk edilmesi, gümrüklerin yabancılara ardına kadar açılması…
Hatta…
Tarımın çökertilip korkunç bir borçlanmanın da olması gerekiyordu ki…
Yapıldığını zaten biliyorsunuz..
Hem zaten 15 yıldır gerçekleştirilmek istenilen Anayasa’nın ilk dört maddesinin değiştirilmesi isteğinin arkasında yatan neden de budur.
Demek istediğim
Tüm dünyada bir iki istisna dışında tüm devletler ulus devletken ve tek millet esasına göre örgütlenip varlık gösterirlerken…
Türkiye’nin…
Ulus devlet olmaktan çıkarılıp…
Laiklikten vazgeçirilip…
Israrla Milli kimliğinin yok edilmeye çalışılması…
Emperyalizm acaba 100 yıldır başaramadığı Türkiye’nin parçalanması planını…
Siyasi İslamcılarla…
Yeni Osmanlıcılık adı altında mı uyguluyor diye düşündürmüyor değil...
Ne dersiniz olamaz mı?

03–11–2017
Nusret KEBAPÇI