28 Haziran 2024 Cuma

TÜRK TEK KİMLİK, TÜRKİYELİLİK ÇOK KİMLİKLİLİKTİR.

TÜRK TEK KİMLİK, TÜRKİYELİLİK ÇOK KİMLİKLİLİKTİR.

 

 

Farkında mısınız bilmiyorum…

Bu başkanlık sistemiyle ilgili ne deniyordu…

“Federasyon olmadan başkanlık altı kaval üstü şişhanedir.” Bu nedenle ülkede gerçekleşen hemen her şeyi mümkün olduğu kadar bu yönden değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum.

İşte zaten uzunca bir süredir sıklıkla gündeme getirilmeye çalışılan Türk yerine Türkiyelilik kavramının sözde mantığı şuydu.

Türk yerine Türkiyelilik kullanılırsa…

Daha Kucaklayıcı olacağı, hemen herkesi kapsayacağı…

Türk gibi etnik kimlik vurgusu da yapmayacağından tüm etnik kimliklerin kendisini buraya ait hissedeceği varsayılıyordu.

Ancak bu tür bir söylem bilinmeli ki hiçbir şekilde doğruyu anlatmıyordu.

Her ne kadar sözde süslü cümlelerle piyasaya sürülse de işin başından söylemem gerekir ki…

Bu söz konusu Türkiyelilik kavramı tüm halkın parçalanmasıyla sonuçlanacak ve sonuçta çok kimliliğe kadar uzanabilecek bir sürecin de başlangıcıdır…

Daha açık söylemek gerekirse…

Bu kavram yani Türkiyelilik çok süslü lafların arasına saklanmış bir bombadır aynı zamanda…

Nasıl ki; çeşitli kişilere ve açık alanlara bırakılan bombalar bir bomba görüntüsü yerine, çanta.

Hediye paketi.

Çiçek olarak kullanılıyorsa.

Emin olun…

Türkiyelilik de Türk ulusu kavramının parçalanmasında aynı süslü hediye paketi görevi yapacaktır.

Bildiğiniz gibi ülkelerin isimleri vardır…

İstisnalar olsa da bu isimler daha çok o ülkeyi kuran kurucu unsurla tanımlanmaktadır ama...

Özellikle Irak ve Suriye’de o ülkeler ABD işgaliyle parçalandıktan sonra ortaya atılan Iraklı…

Suriyeli gibi kavramlar bilinmeli ki…

Emperyalizmin ulus yapısını parçalayıp çok kimlikli hale getirmek istediği ülkelerde kullanılmaktadır.

Çünkü emperyalizm kaynaklarını yağmaladığı ülkelerde halkın bağımsız…

Birleşik…

Aralarında çok güçlü bağ olan ulus olarak kalmalarını istemez.

Bu yüzden ulusu paramparça ederek küçük parçalara da ayırması gerekiyor ki…

Gelecekte de o ulusun birleşip, dayanışarak kendisi için tekrar kaynaklarına sahip çıkıp…

Millileştirilmek gibi bir sonucuyla karşılaşılmasın.

İşte bu yüzden Rusya’da yaşayanlara Rusyalı değil Rus…

Yunanistan’da yaşayanlara Yunanistanlı değil Yunan…

İtalya’da yaşayanlara İtalyalı değil İtalyan…

Japonya’da yaşayanlara Japonyalı değil Japon denilirken…

Neden uzunca bir süredir Türkiyelilik gibi bir kavram ısıtılıp ısıtılıp Türk yerine Türkiyelilik olarak önümüze konulmaya çalışılmaktadır?

Aslında nedeni basit…

Emperyalizm bizim gibi hedef ülkeleri ulus devlet olmaktan çıkararak…

Etnik ve dinsel kimliklere ayrıştırmayı hedeflemektedir.

İşte Türkiyelilik de bu amaçla kullanılan ulus karşıtı kimlikçilerce de talep edilip destek gören bir söylem durumundadır.

Nasıl mı?

Aynen şöyle:

Nasıl ki emperyalizm Irak ve Suriye’ de ulus devleti parçalayıp ulusu; Iraklı Kürtler…

Iraklı Şiiler.

Iraklı Türkmenler.

Iraklı Araplar.

Veya Suriyeli Yezidiler.

Suriyeli Kürtler.

Suriyeli Şiiler.

Suriyeli Araplar şeklinde parçalara ayırdıysa…

Bizde de amaç Türk Ulusunu parçalayarak o ulustan…

Türkiyeli Türkler.

Türkiyeli Kürtler.

Türkiyeli Lazlar.

Türkiyeli Araplar ortaya çıkarmaktır.

Demek istediğim…

Türk kavramı tek ulus kimliğin…

Türkiyelilik ise çok kimlikliliğin ifadesidir…

Bilmem anlatabildim mi?

 

28-06-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

 


21 Haziran 2024 Cuma

EĞİTİM SİSTEMİN AYNASIDIR…

 

EĞİTİM SİSTEMİN AYNASIDIR…

 

 

 

İşin doğrusunu söylemek gerekirse eğitimde yapılan değişikliklerle ülkede gerçekleştirilmek istenilen siyasi ve ekonomik düzen arasında doğrudan bir ilişki vardır…

Yoksa

Neden birileri sürekli küçük küçük değişikler yapmaya çalışsınlar öyle değil mi?

Şöyle bir düşünün…

Emperyalizmden bağımsız, kendi ayakları üzerinde durmak…

Bunun için de…

Sanayileşmek…

Tarımını…

Hayvancılığını geliştirmek isteyen bir ulus neler yapar?

İlk olarak, araştıran…

Sorgulayan…

Tartışan insan yetiştirmeyi hedefler…

Tüm bunları yapabilmek için de çok kaliteli ve tam donanımlı teknik okullar, mühendislik fakülteleri…

Hayvancılık konusunda uzman yetiştirmek için veterinerlik ve benzeri…

Ve bir zamanlar pek çok yerde olan ziraat okulları türünden okullar gerekli olan hemen her yerde açılır.

Bütün bunlar bir ülkenin bağımsız, ekonomik açıdan güçlü olabilmesi için işin olmazsa olmazıdır.

Peki,

Bir de işe tersinden bakalım…

Diyelim ki o ülke sanayileşmekten vazgeçip, başka ulusların küresel pazarı olmayı amaçlayıp…

Sanayileşmeyle beraber…

Tarımda ve hayvancılıkta da tam bir küresel pazar olmayı hedeflerse ne olur?

Eğitim sistemi de buna göre değişir mi?

Elbette değişir…

Zaten başka türlüsü mümkün değil.

Ülkedeki siyasi ve ekonomik sistem böyle olduğunda da eğitim de öğrenim de buna göre ister istemez şekillenecektir…

Yani sorgulamayan…

Araştırmayan…

Tartışmayan…

Yukarıdan gelen hemen her şeye tamamen biat eden bir insan…

Diyebilirsiniz ki bu nasıl yapılabilir?

Ancak şöyle…

Eğitimin içeriğinden ulusal olan…

Bu ülkenin nasıl vatan haline getirildiğine ait mücadele çıkarılıp…

Ulus kimliğin eğitimin hemen her kademesinde esamisi bile okunmayıp…

Lise son öğrencisi bile vatan…

Bağımsızlık…

Ulus kavramlarına yabancılaştırılıp…

Üstüne üstlük bir de eğitimi tamamen dini hale getirip

Ümmetçileştirdiniz mi?

Ülke artık emperyalizm için dikensiz gül bahçesi olmuş demektir…

Demek istediğim her kim ki

Eğitimden ulusal kimliği oluşturan…

Atatürk…

Bağımsızlık…

Vatan…

Emperyalizm gibi kavramları çıkarırken…

Ulus kavramını yok sayan siyasal İslamcı bir eğitimi dayatır…

İşte onlar; farkında olsalar da, olmasalar da emperyalizmin hizmetindedirler ama asla Türkiye’nin değil…

 

 

21-06-2024

Nusret KEBAPÇI

 

7 Haziran 2024 Cuma

EĞİTİM DEMİŞKEN…

 

EĞİTİM DEMİŞKEN…

 

 

 

Konu eğitim olunca bu iş genelde işin uzmanları sanılan kişilere bırakılıyor ama gerçekte öyle değil…

Daha doğrusu, eğitim konusuna girmeden, isterseniz anlamı konusuna açıklık getirelim ki sonradan kafalarımız karışmasın…

Genelde eğitimin çoğunlukla öğretimle de karıştırıldığı düşünülürse…

Buna ilk baştan açıklık getirmek bir zorunluluk göstermektedir.

Öyleyse öğretimden başlayalım…

Öğretim denince genelde okul akla gelir ama kişi hemen her yerden, her şeyden öğrenebilir…

Dolayısıyla da…

Öğretim kısaca: “bilginin uygun ortam ve koşullarda kişiye sistematik bir şekilde aktarılmasıdır.” diye tanımlanabilir.

Peki ya eğitim denilince…

Bu konuda da pek çok tanım olmasına karşın kanımca en güzel ifade edileni…

“Kişide istendik davranışlar meydana getirme sürecidir.” denilebilir…

Daha da açarsak…

Öğrenilenlerin davranışa dönüştürülmesi, kanımca yeterli kabul edilebilir.

İşte bu tanımlarla konuya biraz giriş yaptıktan sonra sadede gelelim yani asıl konumuza…

Burada kesin olarak bilinmesi gereken bir şey var.

Her yeni rejim…

Kendi tarihini yarattığı gibi…

Kendi eğitimini de yaratır.

Çünkü amaç değişen sistemin ihtiyaçlarına uygun vatandaş yetiştirmektir…

Mevcut sistem nedir?

Ülkemin tüm ekonomisinin tamamen yabancılara devredildiği…

Etten, yumurtaya kadar…

Hatta samana kadar, hiçbir şey üretmeyip ekonomisini tamamen ithalata bağladığı…

Vergi toplayıp…

Ülke kaynakları yabancılara satıldığı halde ülkeyi korkunç bir borç içine sokarak halkın yoksullaştırıldığı…

Yap işlet devret mantığıyla maliyetinin en az 10 katına mal olacak ve işleyişi tamamen dışarıya kaynak aktarımından ibaret olan bir sistem…

Sizce böyle bir sistem…

Nasıl bir eğitim ister?

İşte bunu anlamak, son derece önemli.

Çünkü eğitim; yönetici iradenin nasıl bir vatandaş istemiyle doğrudan orantılıdır.

Hem zaten MEB Teşkilat Yasası’nın ve Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği değişiklikleriyle…

Eğitim tamamen küresel sermayenin istemlerine bırakılmış durumdadır…

Peki, ne isteniyor?

Ulusal kimlikten uzak…

Vatan bilinci olmayan…

Bağımsızlık…

Cumhuriyet gibi kavramların öneminden habersiz olan bir nesil…

Bunun nasıl olabileceği gibi aklınıza bir soru gelirse ki kesinlikle gelmeli…

Onu da kısaca söyleyim…

Müfredattan Atatürk’ü, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı, Cumhuriyete karşı yapılan saldırıları…

Emperyalist destekli isyanları çıkartıp ümmetçi hale getirirken…

Devleti de eğitimden adım adım çekerek…

Oluşan boşluğu…

Yabancı devlet…

Tarikat ve cemaat okulları ile doldurursanız…

Zaten çok fazla bir şey yapılmasına gerek kalmaz…

Bilmem anlatabildim mi?

 

07-06-2024

Nusret KEBAPÇI