25 Ocak 2023 Çarşamba

EKONOMİ NEDEN BÖYLE?

 

EKONOMİ NEDEN BÖYLE?

 

 

Ülkemizde ekonominin durumuna bakıldığında durum hiç de iç açıcı değil.

Çünkü

Kötüye gidişle ilgili herhangi bir önlem alınmadığı gibi yapılanlar önümüzdeki seçim sürecini atlatmak üzerine kurgulanıyor.

Yani anlayacağınız tam bir algı ile ekonomimiz yönetiliyor.

Peki, ne olmalı?

Ya da ne oldu ki ekonomi içinden çıkılmaz bir hale geldi

İsterseniz işin en önemli kısmından başlayalım.

Hani hepimizin canını yakan enflasyondan.

Sahi enflasyon yüzde kaç?

Aslında bu konuda çeşitli söylemler olsa da…

Ya da iktidarca enflasyonu düşük göstermek amacıyla günlük yaşamımızda kullanmak zorunda olmadığımız ürünlerden oluşan sepetin içindeki ürünler zaman zaman değiştirilse de

Mızrak artık çuvala sığmıyor.

Artık gözle görünen bir gerçek var ki günlük yaşamımızda haftalık market alışverişinde…

Akaryakıtta…

Ev kiralarında…

Veya satış fiyatları esas alındığında görünen manzara yüzde 250 ile 300 arasında…

Buna karşı alınan en ciddi önlemler de zincir marketlerin denetlenmesinden daha ötesi değil.

Peki, neden böyle?

Aslında nedeni biliniyor…

Doğrusunu isterseniz adamlar bunu açıkça partilerinin programına yazdıkları gibi…

Pek çok kez de çeşitli miting ve toplantılarda da dillendirmişlerdir…

Ne demişlerdi…

“Biz her türden milliyetçiliği ayaklar altına alıyoruz.” Tabi bunu söylerken ekonomide ki milliyetçilik de işin içine giriyor…

Tabi sözün hepsi bu kadar değil.

Devamı da var…

“Biz aynı zamanda ülkemizi küresel pazar yapmakla da mükellefiz.”

Yani

Yanisi şu…

Zaten 20 yılı aşkın bir zamandır uygulanan ekonomik programdan (Neo liberal)bunu pekala anlamak mümkün de…

Ben yine de anlaşılamadığını düşünerek şöyle söyleyim.

Emperyalizm… 

Hani şimdilerde küreselleşme falan deniyor ya…

Tüm dünyayı tamamen kendi pazarı yapmayı amaçlamaktadır.

Bunun için de…

O ülkede üretim yapan Millete ait her ne varsa, emperyalizmin o alandaki pazarının genişlemesini engellediği için…

Ya zarar falan gerekçe gösterilerek kapattırılır.

Veya ortak ya da tamamen satın alınarak alan yabancı sermaye yararına üretim yapılır hale getirilir.

Ya da satın alınıp kapatılarak yeniden üretim yapması engellenerek ilgili ürün tamamen dışarıdan ithal ettirilir.

İşte ülkede yerli değil…

Milli yani ulusun kaynaklarıyla yaratılmış ne kadar fabrika…

İşletme falan varsa elden çıkarılmasının temel nedeni budur.

Böyle olunca memlekette ne sanayi kalıyor Türk olan…

Ne tarım…

Ne de hayvancılık…

Bir anlamda Osmanlının son dönemlerinde imzaladığı Balta limanı anlaşmasının sonucundaki gibi…

Türk milletinin ürettiği ürünler bitirilerek…

Tamamen ithal ürünler cenneti oluyoruz…

Elbette bu durumda ithal edilecek ürünler için de dolar gerekmektedir…

İhracatımız ithalatı karşılamadığından nasıl bulunacak sanıyorsunuz?

Ya yüksek faizle yabancı bankalardan borç alarak…

Ya da neyin karşılığı olduğunu bilmediğimiz “dost” ülkelerden gelen yardımla… 

Böylece de ister istemez paramız da pul haline geliyor.

Ama ne yazık ki sadece paramız değil…

Memleketin ne kadar mal varlığı varsa…

Sanayi, banka, tarım işletmesi ticari kuruluş hepsi pul olup el değiştiriyor…

Demem o ki…

Bir ülkenin kalkınabilmesinin tek yolu sanayileşmek…

Tarımı ve hayvancılığı geliştirmek…

Bunları da yabancı dev şirketlerin yağmasından korumaktan geçiyor...

Yani Cumhuriyetin ilk yıllarında yapıldığı gibi ekonomiyi yeniden Millileştirmekten…

O halde soruyu şöyle soralım…

Küresel pazar olmayı hedef alan bir anlayış, ekonomide Milli olur mu?

Peki;

Ya ekonomide Milli olmayan, siyasette Milli olur mu?

 

25-01-2023

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

 


9 Ocak 2023 Pazartesi

TÜRK SADECE BİR AD MIDIR?

 

TÜRK SADECE BİR AD MIDIR?

 

 

Zaman zaman pek çoğumuzun toplumsal ilişkilerden şikâyet ettiği olmuştur.

Hatta öyle ki…

Gerek toplumda…

Gerekse trafikte…

Otobüste…

Dolmuşta…

Ya da alışveriş ederken sonuç değişmiyor, çok uzun bir süredir birbirimize saygı duymadığımız gibi bir gerçek var.

Bunu hemen, yaşamın her alanında görmekteyiz.

Örneğin uzun süredir dolmuşta, otobüste, gençlerin yaşlılara, hamilelere veya engellilere yer verdiğini görebiliyor muyuz?

Elbette istisnalar kaideyi bozmaz ama eğer gerçekten doğruyu söylemek gerekirse görülmüyor.

Bir de günümüzün oyuncağı cep telefonunun o sihirli cazibesine kapılıp eğer kulağına da kulaklığını takmışsa…

İnanın dünya umurunda olmuyor

Peki, bu tür olayları münferit…

Yani nadir bir olay olarak adlandırabilir miyiz?

Kesinlikle değil.

O halde…

Toplumumuzun önemli bir bölümünün de bu gidişten memnun olmadığı göz önünde bulundurulursa…

Konuyu biraz irdelemekte yarar bulunuyor.

O zaman soralım; birlikte savaş vermiş, acılar çekmiş bir ulusun çocukları olarak neden birbirimize karşı saygısız, hoş görüşüz bir hale geldik?

İsterseniz ortaya bir soru atmakla işe başlayalım…

Sizce bugün toplumu birleştirecek…

Harç görevi görecek…

Ortak duygu ve düşüncede bizi buluşturacak bir düşünce ya da ideolojimiz var mı?

Tasada ya da sevinçte aynı duyguları paylaşıyor muyuz?

Doğrusunu isterseniz buna evet demeyi çok isterdim ama ne yazık ki böyle bir şey söz konusu olamıyor.

Peki neden?

Aslında nedeni pek çok insan tarafından biliniyor ama yine de söyleyim…

Bizim hepimizi kapsayacak, kucaklayacak ve birbirimize saygı duymamızı sağlayacak bir kimliğimiz yok.

Sakın ola Anayasa’da Türk Milleti yazıyor demeyin…

Evet, Anayasa’ da var ama sadece orada…

O da ne kadar orada kalabilirse…

Çünkü inanın ilk fırsatta ya yeni anayasayla…

Ya da yapılabilecek değişikliklerle emin olun kaldırılacaktır…

Ama zaten benim kastettiğim Anayasa’da olması değil bunun yaşamımızda hiç olmadığı…

Hani bazen çeşitli yerlerden Türk adı kaldırılınca çok ciddi olmayan bir tepkiyle “Türk adı kaldırılıyor.” türünden hatta tepki de demeyelim, serzenişte bulunulmuştu ya…

İşte orada kaldırılan sadece ad değil, bizi; tüm yurttaşları kucaklayan ulus kimliğimizdi aynı zaman da…

Bugün hemen her ülkede yaşayan insanların hepsinin aslında pek çok kimliği bulunmaktadır…

Bu etnik kimliğiniz olabildiği gibi…

Dini yani hangi mezhep, tarikat ya da cemaattenseniz onun kimliği de olabilir.

Aslına bakarsanız cinsiyet kimliğinizi de bu kapsamda sayabilirsiniz…

Ancak; bu kimlikleri taşımış olmanız, toplumda sadece sizinle aynı düşünceleri paylaşan çok küçük bir kesimi ilgilendirmektedir.

Bu nedenle tüm halkı birleştiren, bu az önce saydığım türden kimliklerin üzerinde yer alarak toplumun bölünmez, bütünlüğünü sağlayacak bir ulus kimlik işin olmazsa olmazıdır.

Çünkü bilinmeli ki hemen herkesi eşit birey olarak görerek aynı düşünce ve duygulara sahip bir toplum oluşturmayı amaçlayan ulus kimlik olamazsa…

İster istemez bugün olduğu gibi hemen herkesin kendini farklı ifade edebildiği pek çok farklı etnik ve dinsel kimlikler ortaya çıkacaktır ki…

Böyle olunca da haliyle ulus olmak, dayanışmak, bağımsızlık, emperyalizme karşı mücadele, sanayileşme, ülkenin kalkınması da ister istemez anlamını yitirecektir.

İşte tüm dünyada bunu engelleyebilmenin sadece bir yolu bulunmaktadır…

Ulus kimlik…

Bizdeki adıyla da Türk kimliği.

Bilinmelidir ki Dünyadaki hiç bir devlet; etnik ve dini kimlikler üzerinden toplumu parçalayabilecek girişimlere ve örgütlenmelere izin vermez…

Veremez.

Demek istediğim…

Ulus kimlik bir ülkede birleştirici harçtır.

Çimentodur…

Onu yok saymak demek…

Etnik ve dinsel parçalanmaya çanak tutmak demektir.

Asla başka bir şeye değil.

 

09-01-2023

Nusret KEBAPÇI