28 Ocak 2025 Salı

VAHŞİ KAPİTALİZM

 

VAHŞİ KAPİTALİZM

 

 

Bolu’da 78 kişinin ölümüyle sonuçlanan otel yangınında gereken önlemlerin alınmamasından, yasalar önünde Turizm Bakanlığı sorumlu olmasına karşın…

Görülüyor ki Şimdi başta belediye olmak üzere…

Sorumlu demiyorum…

İktidarı bu durumdan çıkaracak bir günah keçisi aranıyor.

Çünkü

Otel yapılalı çok uzun bir zaman olmuş ve her nedense hiç denetlenmemiş görmezden gelinmiş…

Tabi bu sadece otelin güvenlik önlemleriyle de ilgili değil, otel yıllardır çok büyük paralar kazanmasına karşın vergi de vermemiş…

Peki, bu tutum…

Yani denetleme, kontrol etme sorumluluğu demiyorum, sorumsuzluğu nedeniyle görevin ihmal edilmesi sadece bu otel yangınıyla mı ilgili?

Aslında değil.

Hemen tüm yaşadığımız adına felaket diyebileceğimiz deprem…

Orman yangını…

Sel…

Maden kazaları…

Yeni doğan çeteleri…

Zehirli gıda maddeleri…

Benzeri olayların hiçbirinde yetkili iktidar partisinin sorumluluğunu kabul ettiği görülemedi.

Aynı zamanda olayın yaşanmasından dolayı sorumluluk hissederek istifa eden de yok.

Bunun yanında gereken önlemlerin alınmasını sağlayan da…

Böyle olunca diyebilirsiniz ki neden böyle oluyor?

Binalar denetlenmiyor?

Depreme karşı dayanıklılıkları kontrol edilmiyor…

Ormanlar korunmuyor…

Yediğimiz içtiğimiz her şeyde zehir var…

Aslında bu olayların hiç biri tesadüf değil. Siz sanıyor musunuz ki iktidar bu olaylardan ders çıkartır ve bundan sonra benzeri felaketlerin yaşanmaması için gerekli önlemleri alır…

Emin olun bundan sonra yaşanacak felaketlerde de aynı sonuçla karşılaşacağımızı çok rahatlıkla söylemek mümkün…

Peki neden?

Çünkü tüm bu yaşadığımız felaketler iktidarın uyguladığı neoliberal ekonomik politikadan kaynaklanmaktadır.

Belki neoliberal deyince kafanız karışabilir bu nedenle biraz da olsa açıklayalım istiyorum…

Bu ekonomik sistemde devletin alabildiğine küçültülmesi hedeflenmektedir.

O kadar ki devlet ekonomiden, eğitime…

Sağlıktan sosyal güvenliğe hemen her alanda küçültülmektedir.

O kadar küçültülmektedir ki devlet hemen her alanda neredeyse seyirci durumuna düşebilmekte…

Ve

Meydan; başıboş bırakılan, kural ve ilke tanımayan

Tamamen tek amacı en yüksek karı amaçlayan önemli bir kısmı açgözlü şirket ve kurumlara bırakılmaktadır…

İşte tüm bu aslında önlenebilir olan şimdi adına felaket denilen olayların yaşanmasının tek nedeni…

Tamamen insan yaşamını hiçe sayan denetimsiz başıboş her şeyin alınıp satılabileceğini düşünen tamamen en yüksek kar odaklı denetimsiz piyasa ekonomidir.

Elbette çözüm de bunun tersini uygulamaktan…

Tekrar devleti ekonomide ve insan ve toplum yaşamında etkili hale getirmekten…

Ulusal sanayi…

Tarım…

Hayvancılık…

Bankacılık…

Sosyal güvenlik gibi ulusal kurum ve kuruluşların güçlendirilmesinden ve devletin etkili olup piyasayı denetleyebilmesinden geçmektedir…

Ama asla Neoliberalizm’den değil.

 

 

 

 

28-01-2025

Nusret KEBAPÇI

 

19 Ocak 2025 Pazar

KÜRESEL SERMAYE VE CEMAATLEŞME…

 

KÜRESEL SERMAYE VE CEMAATLEŞME…

 

 

İsterseniz bir tespit yaparak başlayalım…

Emperyalizm ya da isterseniz küresel sermaye deyin aynı kapıya çıkıyor hedef ülkelerin nasıl olmasını ister?

İşte bu soruya verilecek yanıt, ülkede izlenen ekonomi ve siyaset hakkında ayrıntılı bilgi verir.

Elbette doğru okumasını bilene.

Çünkü

Ulusal birlikteliğini geliştirmiş…

Ekonomik olarak güçlü bir ülke, emperyalizmin ülkelerini ele geçirmelerine izin vermeyecektir.

Bu nedenle hedef ülkelerde…

Ulus devlet karşıtı…

Kimlikçi ve neo liberal ekonomik politikalardan yana partileri büyük bir destekle iş başına getirirler ki adım adım amaçlarına ulaşılabilsin...

Elbette bunun yolu da öncelikle tüm toplumu birleştiren Ulus bilincinin.

Yani Türk ulus kimliğinin unutturulmasından geçmektedir.

Biliniyor ki

Bir ülke ancak böyle olabildiğinde hiç bir engelle karşılaşmadan emperyalizm için açık pazara dönüşebilir…

Zaten bu nedenle eğitim bir yandan dinselleştirilip ümmetçi hale getirilirken…

Diğer yandan da ülke kaynaklarının millete değil, yerli ve yabancı sermayeye…

Geçmediğimiz köprü, yol, uçmadığımız hava alanları, şehir hastaneleri adı altında akıtılarak ülkede birikim olabilmesi engellenir ki…

Ülke uzun gelecekte de…

Tekrar ekonomik bağımsızlık ve sanayileşme gibi bir yola giremesin…

Tabi bunun için de…

Toplum…

Ulus bilincinden uzaklaştırılırken…   

Emperyalizm…

Vatan…

Bağımsızlık…

Ulusal egemenlik gibi kavramlardan bi haber pek çok tarikat ve cemaatlere de parçalanır ki…

Tekrar birleşip uluslaşma çabasına girip ekonomik ve siyasi bağımsızlığı için ayağa kalkamasın…

İşte bu yüzden emperyalizm

Ekonomik sömürü ve yağmaya karşı çıkabilecek…

Başta TBMM olmak üzere…

Kendisine engel olabilecek Muhalif partileri

Sendikaları…

Dernek ve meslek odalarını günden güne zayıflatıp etkisizleştirirken…  

Toplumu da ekonomik çöküntüye uğratarak geçim derdine düşürür ki halk ne olup bittiğinin farkına varamasın.

Zaten böyle olduğu için değil midir ki…

Milletin ortak malı olan kurum ve kuruluşlar çok kolay bir şekilde elden çıkarılırken…

Ülke toprakları...

Her türden yabancıya kolaylıkla satılıp…

Bankaları aracılığıyla ülkemizin mali politikaları üzerinde etkili olunup…

Binlerce yabancı şirkete ülkemizin hemen her yerinde maden arama ruhsatı verilip…

Milyonlarca yabancı ülkeye çok rahatlıkla doldurulabilmektedir.

Demek istediğim: Ekonominin küresel sermayeye peşkeş çekilmesi ve toplumun ulus olmaktan çıkarılıp cemaatleştirilmesiyle…

Uluslaşmaya yönelip ekonomik bağımsızlığın sağlanması arasında doğrudan bir ilişki vardır…

Ya ülkeyi bugün olduğu gibi küresel sermayenin talanına açıp toplumu cemaatleştireceksiniz…

Ya da Ekonomik ve siyasi bağımsızlığınızı tekrar kazanmak için emperyalizme karşı mücadele edip…

Uluslaşacaksınız…

Ortası yok.

 

 

 

19-01-2025

Nusret KEBAPÇI

 

10 Ocak 2025 Cuma

BİR ULUS NASIL CEMAATLEŞİR?

 

BİR ULUS NASIL CEMAATLEŞİR?

 

 

Asgari ücrete komik yani gerçek enflasyonun neredeyse üçte birinden daha az zam yapılınca, gözler ister istemez memur ve emeklilere yapılacak zamma dikildi…

Ama görünen manzara…

Onlara asgari ücretin çok daha altında bir zam verilmesiydi ki sonuçta beklenilen oldu ve memur ama özellikle emekliler…

Büyük kentlerdeki bir kira bedeli kadar bile maaş alamadılar.

Buna neden olarak 2008 yılında sözde SGK reformu adı altında emekli maaşlarının düşürülmesine ilişkin yasa öne sürülebilir ancak…

Çalışan ve emeklilerin çok komik bir ücrete mahkûm edilmelerinin aslında gerçek nedeni bu değil.

Ne mi?

İşte dilimin döndüğünce onu, yani olayın gerçek nedenini anlatmaya çalışacağım ki ulusumuzu bekleyen tehlike tam olarak anlaşılabilsin.

İsterseniz bir soruyla konuyu açıklamaya çalışalım…

Sizce ülkemiz…

Gerçekten yoksul, çok geri düzeyde bir ülke olduğu için mi çalışan ve emeklilerine enflasyonun kat ve kat altında ücret veriyor?

Yoksa işin içinde iş mi var?

Bir ülke düşünün…

Bir zamanlar kendi kendine yetebilen…

Devletin çok önemli gelire sahip olabildiği…  

Enerjiden…

Haberleşmeye…

Sanayiden, tarıma pek çok kuruluşunun bulunup, kendi ekonomisi üzerinde etkin bir şekilde söz sahibi olabilip yönetip yönlendirebilen bir durumdayken…

Şimdi neredeyse hemen her şeyini yerli ve yabancı sermayeye yok pahasına devredip de…

Onlardan alması gereken kiraları, vergileri onlarca kez erteler…

Sahi neden?

Daha önce güçlü olan kurumlarıyla…

Yolunu…

Köprüsünü…

Hastanesini…

Postanesini hava alanlarını çok rahat ve en iyi şekilde…

Üstelik…

Ülkenin ihtiyacına ve göre ve en ekonomik şekilde yapabilirken…

Şimdi neden yapmaz?

Niçin O kurum ve kuruluşları zayıflatıp…

Maliyetinin en az on katına çeşitli yerli ve yabancı şirketlere yaptırarak kaynakların ülkemize değil de…

Yabancı sermayeye…

Başka ülkelere gitmesi sağlanır.

Aslında tüm bunların bir amacı var…

Çünkü…

Bilinmektedir ki bir ülkede ekonomi, ulusal olmaktan çıkartılarak küresel sermayeye açık pazar yapıldığında…

Tüm köy, kasaba ve kentleri ekonomik olarak birbirine bağlayan…

Ekonomik zincirin parçalanması yanında…

Devlet ekonomik olarak çok zayıflar ve tamamen dış yatırım ve borca dayalı olarak varlığını sürdürmeye çalışır…

Böyle olunca da yabancı devletlerin her türlü politikasından etkilenir hale gelir…

Bu durum toplumdaki sosyal ilişkileri etkilemez mi?

Elbette etkiler.

Çünkü küresel sermaye, kendisine karşı ekonomik mücadele yapabilecek, hayatı durdurabilecek güçlü sınıfsal örgütleri ve ulus gibi güçlü birleşlkliği istemez.

Ne ister?

Ulus birleşikliğinin yerine, sözlüklerinde ulusal egemenliğin…

Emperyalizme karşı mücadelenin…

Vatan diye bir kavramın olmadığı…

Birbirlerine karşı savaşan çeşitli etnik kimlikçiklerin yanında, tarikat ve cemaatlerden oluşan bir ülke.

İşte bizde de yapılmak istenilen şey tamı tamına budur.

Ulusal ekonomi…

Ulus bilinci yok edilirken aynı zamanda etnik ve dinsel kimlikciliğin ortaya çıkması bundandır.

Yani…

Ulus olmaktan çıkarılırken hızla cemaatleşiyoruz bilmem anlatabildim mi?

 

 

11-01-2025

Nusret KEBAPÇI