24 Ocak 2024 Çarşamba

NEDEN BÖYLE OLUYOR?

 

NEDEN BÖYLE OLUYOR?

 

 

Hemen herkesin bildiği gibi emeklilere neredeyse sadaka türünden bir zam yapıldı.

Tabi asgari ücret de aynı şekilde bu çok komik zamdan payını aldı ama burada en önemli şey sıklıkla gündeme getirilen sözde enflasyon farkı.

Sahi ne kadar biliyor musunuz?

Gerçi her ay açıklandığında TUİK’le ENAG arasında neredeyse iki katı kadar fark var ama sanıyorum bu konudaki en önemli ölçü…

Otoyollara…

Köprülere…

Trafik cezalarına yapılan zam olmalı.

İşte bu tür hizmetlere yapılan zamlar aslında gerçek enflasyonu göstermektedir.

Tabi burada bir başka soru daha akla gelmeli…

Hemen her şeyin fiyatı korkunç ölçüde artarken maaşlar…

Ücretler, asgari ücret ve emekli maaşları neden çok düşük tutuluyor?

Bu devletin içinde bulunduğu ekonomik bir darboğazın sonucu mu?

Yoksa bilinçli olarak uygulanan bir politikadan mı kaynaklanıyor?

Bence hemen herkesin üzerinde düşünmesi gereken asıl konu bu…

Hani insanın aklına geliyor…

Devlet darboğaza düşmüş olsa…

Ülkenin pek çok yerine yapılan o koskoca saraylar yapılamaz.

O yapılmadığı gibi milyonlarda sığınmacıya sağlıktan ekonomik desteğe kadar yardım da edilemezdi.

Hem öyle olsa…

Ülkenin neredeyse tüm devlet ihalelerini alan şirketlerin vergi borçları silinebilir mi?

Devlet hava alanını çalıştıran şirketin kirasından 10,20 yıl kadar süreyle vazgeçilebilir mi?

Sadece bunlar da değil…

Hani o yatmadığımız hastanelere…

Geçmediğimiz yollara, köprülere…

Uçmadığımız hava alanlarına ödenen neredeyse maliyetinin 40-50 katına varan ödemeler yapılabilir mi?

Elbette yapılamaz.

O halde artık hemen herkes tarafından görülmeli ki…

Bu tamamen bilinçli yapılan bir tercih.

Peki neden?

Nedeni önemli.

Çünkü hemen her şeyin akılcı bir nedeni de olmalı öyle değil mi?

Ama bunun akılla mantıkla açıklanabilecek hiçbir yönü bulunmuyor.

Neden biliyor musunuz?

Hani siz mevcut iktidarı İslamcı falan diye düşünüyorsunuz ya doğrusunu isterseniz İslamcı bir ekonomik model yok.

Sadece bizde değil dünyada da böyle bir şey söz konusu değil .

Uygulanan ekonomi…

Tamamen batının çıkarları doğrultusunda planlanmış neoliberalizmden başka bir şey değil.

Nasıl mı?

Şöyle…

Bu ekonomik modelde emperyalizm bizim gibi ülkelerde devletin ekonomiden tamamen çekilmesini ister…

Hatta o kadar çekilmeli ki yabancıların dev şirketlerinin yanın da küçücük kalsın…

Hiçbir şey yapamasın, sadece seyretsin.

İşte bu yüzden elimizdeki tüm sanayi…

Tarım…

Hayvancılık bitirildi ve önümüzdeki yıllarda bunun tersine döneceğine…

Yani politika değişikliğine yönelineceğini gösteren hiç bir işaret te ne yazık ki söz konusu değil.

Tabi hepsi bu kadar değil.

Devletin ekonomiden çekilmesiyle de iş bitmiyor.

Ekonomi o hale gelmeli ki.

Ülkede ulusal sanayinin yeniden kurulmasının da engellenmesi gerekiyor.

Bu yüzden öncelikle yerli sanayiciler haksız rekabete dayanamadığından yabancılara satıp çekilmek zorunda bırakılıyor.

Bunun yanında gelecekte ülkenin tekrar sanayileşmesine, kalkınmasına yarayacak birikimin de ortadan kaldırılması amacıyla devlet olanaklarıyla değil çeşitli yerli yabancı şirketlere…

40 -50 yıllığına maliyetinin 40-50 katına varabilecek ve önemli bir kısmı gereksiz yatırımlarla ülke kaynakları dışarı aktarılarak ülkede geleceğe yönelik birikim yapılması da engelleniyor.

Geriye kalıyor

O ülkenin tekrar ulus bilinciyle uyanıp ayağa kalkmasının ve emperyalistleri tekrar ülkeden kovmasının engellenmesi…

Bu yüzden emperyalizm…

Bizim ki gibi ülkelerde ekonomik siyasi bağımsızlık gerektiren ulus bilicini asla istemez.

Tabi nasıl sömürüldüğünün öğrenildiği sınıf bilincini de…

Ve bu nedenle ulus öncesi örgütlenmeleri ve yapıları destekler ki…

Ülke tekrar uluslaşamayıp bağımsız kapitalist bir gelişme yoluna giremesin ve sömürü olabildiğince sürebilsin.

İşte etnik kimlikçiklerin…

Tarikat ve cemaatlerin tekrar ortaya çıkmalarının en önemli nedeni bu…

Demek istediğim

Bir ülkenin kalkınmasının, sanayileşmesinin yolu öncelikle uluslaşmaktan ekonominin ulusallaşmasından geçmektedir.

Değilse…

Siyasal İslam’la varılabilecek tek yer…

Çok kimlikli bir yapı…

Yabancı pazarı ve ucuz işgücü olmak…

Kesinlikle başka bir şey değil.

 

 

24-01-2024

Nusret KEBAPÇI

11 Ocak 2024 Perşembe

SAHİ SIRA KİMDE?

 

SAHİ SIRA KİMDE?

 

 

Farkında mısınız? Neredeyse 94 gündür İsrail Gazze’de katliam yapmakta ve on binlerce binayı bombalarla yıkmaktadır.

Tabi insan haliyle merak ediyor…

Biz bu korkunç katliamı hemen her gün haberlerde bütün vahşetiyle izlerken…

Sahi

Neredeyse 57 ülkeden oluşan bu İslam Ülkeleri, birkaç ülke dışında kınamak dışında ne yapıyor?

Hiçbir şey.

Ayrıca yapılmadığı gibi…

İsrail’le ticaretini bozan…

Yaptırım uygulayan…

Pilotlarını eğitmekten…

Petrolünü kesmekten söz eden de yok.

Durum böyle olup İsrail’in önünde duracak herhangi bir güç de olmayınca, İsrail tamamen, üstelik çok rahat bir şekilde kendilerince bölgeyi insandan ve yerleşimden temizlemek adına istediği gibi hareket edebilmektedir.

Doğrusunu isterseniz görünürde Hamas- İsrail savaşı gibi görünüyor olsa da gerçek amaç bu gerekçeyle bölgeyi insan ve binalardan temizleyerek tam orada Süveyş Kanalına Alternatif bir kanal oluşturmak…

Adamlar ta 1963 yılında bunun projesini bile yapmışlar. Önceleri gizli tutulan bu projenin gizliliği 1993 yılında kaldırılmış…

Akabe körfezini Akdeniz’e bağlayacak olan kanal projesinin adı ne biliyor musunuz?

Ben Gurian Kanalı.

Diyeceksiniz ki Ben Gurian kim? David Ben Gurian İsrail’in kurucu babası olarak da anılan İsrail’in ilk başbakanı.

Neyse, biz konumuza geri dönelim…

Peki İsrail.

94 gündür etrafında bu kadar ülke olmasına karşın sizce nasıl bu kadar başına buyruk bu kadar rahat hareket edebiliyor hiç düşündünüz mü?

Sakın bunu yazınca…

Elbette rahat olacak arkasında ABD var falan demeyin.

Evet, ABD ve bazı batılı ülkeler İsrail’in arkasında ama bölgede İsrail’in de ABD’nin de bu kadar rahat at oynatabilmesinin asıl nedeni…

Bizim de içinde olduğumuz Büyük Ortadoğu Projesi’yle İsrail’in karşısında durarak Filistin’e destek olan…

Irak.

Libya ve Suriye’nin tamamen Batının yalan propagandasıyla hedef alınarak parçalanıp zayıf düşürülmesidir.

Ve o yapıldı…

Bölgede demokrasinin d’sinden bile nasibini almamış pek çok körfez ülkesi ortada dururken kiminin lideri diktatör olarak damgalanarak saldırı başlatıldı…

Kimisine

Sahte bir kimyasal silah yalanı kullanılarak saldırıldı…

Kimisi de içerden örgütlenenler yetmediği için neredeyse 100 ülkeden toplanan cihatçı örgütlerle ve doğrudan işgalle parçalandı.

Ama şu kadarını söylemeden olmaz…

İsrail ve ABD karşıtı…

Bir anlamda görece laik, ulus devlet olan bu üç ülkenin parçalanmasında da tuzumuzun olduğu…

İsterseniz hazır konu ulus olmaktan açılmışken geçtiğimiz günlerde bir İsrail yetkilisi ne demişti Gazze ve Batı Şeria için:

“Biz o bölgelerin Hamasistan.

Fetihistan olmalarına asla izin vermeyeceğiz.

Oraları aşiretler eliyle yöneteceğiz.”

Anlamı

Devlet olmasalar dahi…

İsrail’in karşısında birliktelik gösteren hiç bir yapıya izin verilmeyeceği…

Yani adım adım Büyük İsrail ve parçalanmış İslam ülkelerinden oluşacak BOP, anlayacağınız tüm hızıyla devam etmektedir ve son günlerde ülke içinde meydana gelen patlamalar da göz önüne alınırsa anlaşılıyor ki…

Artık hedefte İran var…

Sonrasında hangi ülke var diye sormanın da bir anlamı yok.

Ama yine de ipuçlarını verebilirim.

Eğer bir ülke, tarım ve hayvancılığı çökertilip kendini besleyemez hale getirilmişse…

Ülkedeki sanayilerin tamamının satılıp ülke ithal ürünler cennetine döndürülmüşse…

Yoksulluk korkunç şekilde artıp…

Çalışan ve emeklinin gelirleri kiraları bile karşılayamayıp devletten beklentileri en aza indirgenmişse…

Ülkede ulusal birlik yok edilip, meydan tamamen tarikat ve cemaatlerle, kimlikçi örgütlere bırakılmışsa.

Ülkeye tam sayısı bilinmese bile yaklaşık ülke nüfusunun  ¼ düne yakın Afgan…

Pakistanlı…

Suriyeli ve pek çok başka ülkeden insan…

Ve üstelik başka ülkelerin ajanı olup olmadıkları bile sorgulanmadan doldurulmuşsa…

Sahi sıranın kimde olmasının önemi var mı?

 

11-01-2024

Nusret KEBAPÇI