28 Nisan 2023 Cuma

TÜRKİYE BAYRAĞI

 

TÜRKİYE BAYRAĞI

 

 

Son günlerde özellikle bir partinin Türk bayrağı ile ilgili açıklaması sosyal medyada gündeme oturdu.

Doğrusunu isterseniz bayrak ve Türk milleti ile ilgili bu türden düşünceler sadece o partiye ait değil, bugün neredeyse iktidar partisi içinden de olmak üzere pek çok partinin benzer yönde açıklamaları bulunmaktadır.

Ne denmişti bayrakla ilgili…

“Bizim bayrağın kendisiyle bir sorunumuz yok, adıyla ilgili sorunumuz var.”

“Niçin buna Türk bayrağı diyorsunuz? Türk bayrağı denince diğer etnik kimlikler de kendi bayraklarının da olması gerektiğini düşünebilirler…”

“Bu devletin adının Türkiye Cumhuriyeti olduğu ve Türk devleti tanımının kullanılmaması gerektiği.”

“Türkiye bayrağı da denilebileceği “ gibi çeşitli sözler, yapılan açıklamalarda yer aldı

Belki bu tür bir söylem bazılarına, sanki daha demokratikmiş…

Irkçılıktan uzak, daha insaniymiş gibi gelebilir ama iş o kadar basit değil…

Üstelik bu tür bir söylem ülkemizin geleceği açından son derece de tehlikelidir.

Peki neden?

Nedeni şu: Bu anlayış daha baştan itibaren ulus kimlik ve ulus devlet karşıtlığını ilan etmektedir…

Çünkü ulus devlete göre…

Ülkede bulunan tüm etnik ve dinsel kimlikler ulus kimlik potasında eriyerek farklı bir nitelik kazanır…

O kimlik artık, o ulusun ortak kimliğidir…

Yani kısacası bu kimlik ulusun kurucu unsuruyla birlikte anılan üst kimliktir.

Geriye kalan etnik kökeniniz…

Dini kimliğiniz…

Aileniz…

Soyunuz…

Bunların tamamı alt kimlik haline gelir.

Bu neredeyse tüm ulus devletlerde aynıdır.

Hani zaman zaman açıklamaya çalıştığımız…

Tek devlet.

Tek vatan.

Tek bayrak.

Tek dil.

Tek ekonomi.

Duygu ve düşünce birliği olarak da ifade ettiğimiz şey, ulus tanımının bilinen en yalın ifadesidir.

Ulus devletlerde bu özelliklerden herhangi birini çoğaltmaya kalkışmak, iki veya daha fazlaya artırmaya çalışmak, ulus devlete düşmanlık anlamına gelir ve tüm devletlerde en sert şekilde mutlaka cezalandırılır.

Buradan yola çıkarsak…

Hani nasıl ki uluslararası yarışmalarda, olimpiyatlarda ya da çeşitli spor dallarında yapılan karşılaşmalarda…

Türk sporcu…

Yunan sporcu…

Alman sporcu…

Rus sporcu tanımları kullanılıyorsa…

Yine aynı şekilde Almanya’da yaşayanlara, Almanyalı falan değil Alman…

İtalya’da yaşayanlara, İtalyalı değil İtalyan…

Rusya’da yaşayanlara, Rusyalı değil Rus…

İngiltere’de yaşayanlara İngiltereli değil İngiliz…

Yunanistan’da yaşayanlara Yunanistanlı değil yunan deniyorsa…

Türkiye’de de buna Türkiyeli falan değil Türk denilir.

İsterseniz konuyu biraz daha açmak adına örneklendirmeye çalışalım…

Hani diyelim ki…

Yurt dışındasınız ve bir yabancıyla tanıştınız.

Diyelim ki size soruldu…

Kimsiniz?

Sizin buna vereceğiniz yanıt, tam da bu işin mihenk taşıdır.

Türküm dediğinizde…

Karşınızdaki kişi; eğer diğer ülkelerle ilgili biraz bilgiye sahipse, hemen…

Türkçe diye bir dilinizin olup…

Başkentinizin Ankara olması yanında…

Bu ülkenin Atatürk tarafından kurulduğu gibi düşünceler kafasında belirecektir…

Ama

Türkiyeliyim dediğinizde sizce ne olur biliyor musunuz?

Ben söyleyim, hemen ardından ikinci soru gelecektir…

Kimlerdensin?

Yani sizden kim olduğunuz sorusuna bugün Suriye’de ve Irak’ta ABD’nin yapmaya çalıştığı…

Hani nasıl ki Suriye milleti değil de, Suriyeli Şiiler…

Suriyeli Kürtler…

Suriyeli Yezidiler falan deniliyorsa…

Ben Türkiyeli Kürdüm…

Türkiyeli Lazım…

Türkiyeli Çerkezim…

Türkiyeli Arabım demeniz beklenir.

Yani; uzun sözün kısası…

Ulus kimliği yani Türk kimliğini yadsıyarak her kim ki…

Türkiye Bayrağı…

Türkiyelilik gibi sözler söylemeye başlamışsa

Bilmelisiniz ki onlar kendilerine ne ad ve unvan takarlarsa taksınlar…

Emperyalizmin ülkemizdeki işbirlikçileridir…

Başka bir şey değil…

 

28-04-2023

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

 

 

11 Nisan 2023 Salı

SECCADE

 

SECCADE

 

Bildiğiniz üzere son günlerde yaşanan en ateşli tartışma seccade üzerine yapıldı.

Çünkü ülkemiz siyaseti özellikle ülkeyi 20 küsur yıldır yöneten iktidar açısından uzun süredir din sömürüsü üzerinden yürütülmektedir.

Şöyle bir geçmişe birazcık bakmak bile bunu görmek için yeterli.

Neydi bir zamanların en önemli gündem maddeleri…

“Başörtülü bacıma… “

Ve

“Camide içki içilmesi” de denilen konular.

  Bu iki konunun tamamen uydurma olduğu anlaşılsa da gereğinden uzun bir süre toplum gündemini meşgul edebildi.

Hem zaten sokak röportajlarına falan bakıldığında da benzer manzarayı hemen her yerde görmek mümkün.

Röportajı yapan soruyor…

“Pahalılığı kim yaptı?”

Bazılarında yanıt hazır

“Muhalefet.”

Hatta o kadar ki…

Kişi geçinememekten şikâyetçi olduğu halde “ölsem de, aç da kalsam oyum iktidar partisine” demekte bile hiç bir sakınca görmeyebiliyor…

Peki neden?

Nedeni şu…

Bu yaşadığımız süreçte toplumdaki ulus bilinci ve dahası sınıfsal bilinç çok azalıp…

Toplum cemaatleşince…

Doğrusu yaşadığımız olaylar garipsenemiyor.

Şimdi gelelim esas konuya…

Yani Ulus bilincine…

Sahi nedir bu ulus gerçekten biliyor muyuz?

Ya da şöyle söyleyelim…

İçinde bulunduğumuz toplumun, bu ulusun ne olduğu konusunda ne kadar bilgisi var?

Ya da herhangi bir topluluk, ulus olarak adlandırılabilir mi?

İşte tüm bunları anladığımız zaman kanımca çok yol kat etmişiz demektir.

O zaman en bilinen ya da bilinmesi gereken tanımla başlayalım…

Ulus neydi? Aynı toprak üzerinde yaşayan…

Ortak bir geçmişi, yani tarihi olan…

Aynı ekonomik sistemin içinde yer alan…

Ortak kültüre sahip…

Aynı dili konuşan insan topluluğudur.

Ve tüm bunları bize sağlayan şey de eğitimdir.

Yani ortak dili…

Kültürü…

Tarihi…

Sanatı…

Müziği…

Ulusumuza düşman olanların kimler olduğunu…

Ulusu nelerin tehdit ettiğini, içi ve dış tehlikeleri…

Bunlarla nasıl mücadele etmek gerektiğini…

Hemen her şeyi eğitimle öğrenir, sonraki kuşaklara eğitimle aktarırız ama bunun için ülkenin tamamında eğitimin aynı…

Yani ulusal olması ilk koşuldur.

Değilse hemen her yabancı ülke…

Her tarikat, her sermaye grubu…

Kendi okulunu açıp, kendilerine mürit yetiştiriyorsa…

Oradan ulusal birliğimiz yaralanmaya başlamış demektir…

Çünkü…

Bilinmeli ki devletin ulusal eğitimi devlete aidiyet…

Millete bağlılık ve herkese eşit yurttaşlık duygusu kazandırırken…

Kurulan tarikat, cemaat ve yabancı devlet veya sermeyenin okulları da…

Bu kurumlar her kime, hangi düşünce veya misyona aitse onlara aidiyet ve bağlılık duygusu kazandırmaktadır…

Her ne kadar ulus olarak tarihten ders almayı çok öğrenemesek de…

Ne yazık ki yakın tarihimiz bu türden örneklerle yeterince doludur.

Daha basit anlatmak gerekirse; ulus bilinci olmazsa, ülkeniz üzerine oynan emperyalist politikaları…

Sınıf bilinci olmazsa da nasıl sömürüldüğünü asla anlayamazsınız…

Şimdi diyeceksiniz ki…

Tamam, bunları anladık da yazının başlığında yer alan seccade konusuna hiç değinmediniz…

Zaten anlatmak istediğim de bu…

Eğer bir toplumda ulus bilinci olmazsa…

Ne Atatürk adının adım adım her yerden silinmesinin ne anlama geldiğinden haberiniz olur…

Ne Türk kimliğinin hemen her yerden kaldırılmasının ulus devleti parçalamak anlamına geldiğini fark edersiniz…

Ne de ülkemize on binlerce Afganlının doldurulmasından huzursuz olursunuz…

Hatta öyle ki…

Ekonominin tamamen milli olmaktan çıkarılıp yabancı pazarı olmamız bile size bir şey ifade etmez…

Çünkü seccade o kadar önemli ve büyüktür ki…

Tüm bunları kolayca örtebilir…

Bilmem anlatabildim mi?

 

11-04-2023

Nusret KEBAPÇI