26 Şubat 2016 Cuma

BOMBALAR NEDEN PATLIYOR?

BOMBALAR NEDEN PATLIYOR?


Geçtiğimiz günlerde Ankara’nın göbeğinde yine bir bomba patladı ve sonucunda 29 yurttaşımız öldü 81 yurttaşımız da yaralandı.
Ve bildiğiniz gibi yapılan açıklamalara göre güvenlik zafiyeti olmadığı gibi herhangi bir ihmal de söz konusu değilmiş…
Hem
Bombacılar bilinseydi ne olacaktı ki…
“Eylem yapmadan tutuklayamayız” diyen de bu ülkenin başbakanı değil miydi?
Yani halk olarak yüreğimiz yanıyor ama üzülerek söylüyorum ağlayanımız yok.
Şimdi tabi siz; kimsenin istifa etmediğini, özeleştiri falan yapmadığını görüp şaşırıyorsunuz…
Güvenlik zafiyetinin olmadığı yerde suçlu olabilir mi?
Elbette olamaz…
Bakın bir yıldan daha az bir zamanda memleketin değişik yerlerinde beş bomba patladı ve yüzlerce can kaybı yaşandı…
Hadi son olaydan vazgeçtim…
Bir tanesinde bile en küçük bir ihmal…
Hesap sorulan herhangi bir kişi oldu mu?
Ne gezer.
Adamlar yeterince pişkin
Bırakın hesap vermeyi, sorumluları, ihmali olanları sorgulamayı, en küçük eleştiride bulunana bile tükürmüyorlar mı?
Gerisini siz düşünün…
Tamam, kimsenin ihmali yok…
Sorumlu da değilsiniz…
Hem bu memleketi siz yönetmiyorsunuz zaten de…
Ben sadece ortaya söylüyorum
Bu olaylar neden oluyor?
50 yıldır patlamayan bombalar neden şimdi patlıyor?
Ne değişti?
Aslında değişen tek şey memleketi yönetenlerin politikası…
Memleket geçmişte de yönetiliyordu…
Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte pek çok yönetici de geldi geçti…
Çoğunun hatası da oldu kuskusuz ama…
Yakın zamana kadar hemen hepsi, az veya çok Türkiye’nin çıkarlarını savunuyorlardı…
Aralarında batıya çok yakın duranlar da vardı…
ABD ile özel ilişkilere girenler de…
Ancak hiç biri bölgede yaşanan gelişmelere mezhep penceresinden bakarak körü körüne dalmadı…
Çünkü…
Geçmişten gelen devlet adamlığı geleneği vardı ve olaylara herhangi bir mezhep açısından değil…
Türkiye’nin genel çıkarları açısından bakılması söz konusuydu.
Ama şimdi öyle mi?
Bu gün ülkemizde ne yazık ki komsu ülkelerden bazılarının meşru, halkın oyuyla iktidara gelmiş iktidarını bile sırf mezhebi farklı olduğu için devirmek…
Bunun için batı ile birlikte oyun kurmak…
Para, silah eleman dahil her ne gerekiyorsa onu yapmak isteyen ve mezhep düşmanlığıyla gözleri kör olmuş bir iktidar bulunmaktadır…
Doğrusunu isterseniz büyük önder Atatürk şu ünlü sözünü tam da bu günler için söylemişti
 Ne demişti:
“Yurtta sulh, cihanda sulh…”
Tabi anlamadılar…
Tersinden söyleyerek…
“Komşuda savaş kışkırtırsanız, siz de bu savasın parçası olursunuz…”dedik yine tam olarak anlaşılmadı
Bu kez çok basitleştirerek söylüyorum…
“Suriye’den elinizi çekmeniz barışı sağlamak için yeterli…”
Yani gerçek bu, hangi anlamda isterseniz onu kullanabilirsiniz…

26–02–2016

Nusret KEBAPÇI

17 Şubat 2016 Çarşamba

ANAYASA NEDEN DEĞİŞECEK?


Hani meclisteki partiler değiştirmek için komisyonlar kurup değişimi yönünde bolca konuşuyorlar ya…
Peki, bir gün bile olsun…
Anayasanın hangi maddesinden memnun olmadıklarını…
Neresini değiştirmek istediklerini, kendi ağızlarından duydunuz mu?
Elbette duymadınız.
Hem hiç kimse de bunun ayrıntılarıyla ilgili en küçük açıklama bile yapmış değil…
Böyle olunca siz…
Anayasada nasıl bir değişikliğe gidileceğini…
Nelerin değiştirileceğini biliyor musunuz?
Tabi bilmeniz mümkün görünmüyor…
Ve bu durumda değiştirilmesi düşünülen maddeler bilinmediği için de konunun ayrıntılarıyla tartışması yapılamıyor.
Ancak görünen o ki…
Ne iktidar…
Ne de muhalefet böyle bir tartışma çıkmasını istemiyor.
Doğrusunu isterseniz…
Bu Anayasa ilk kez değişmeyecek…
Yapıldığı yani halkoyundan geçtiği 1982 yılından bu yana üzerinde pek çok  değişiklik yapılmış…
Yani neredeyse üçte ikisi değişmiş ama yine de istedikleri değişikliği yapamamışlar ki değiştirmek istemeleri onu gösteriyor…
Bu durumda…
Madem bu kadar değişiklik yapıldı neden tamamını o zaman değiştirmediler demeyin.
Siz de takdir edersiniz ki o türden değişiklikler öyle birden bire yapılamıyor…
Yaşanan birçok operasyon ve yargılamalarla oluşturulan algı yönetimiyle toplumun böyle bir değişikliğe adım adım hazırlanması gerekiyordu…
Sanıyorum artık halkın ikna edildiğini düşünüyor olmalılar ki harekete geçtiler…
Ve her zamanki gibi yine hedeflerinde kendilerinin de sıkça söyledikleri gibi ulus devlet ve Türk Milleti var…
Çünkü amaçlanan şey İslami bir federatif başkanlık olunca Anayasanın ilk dört maddesi ve 66. madde durduğu sürece gerçekleşmesi hiç de kolay değil…
Dolayısıyla topun ağzında öncelikle bu 5 madde bulunmaktadır…
Adamlar daha şimdiden Türk Milleti’ne alternatif kavram bile türetmişler…
Ne diyorlar?
“Türkiye Milleti.”
Yani istedikleri değişikliği gerçekleştirebilirlerse bundan sonra…
Tek bayrak…
Tek devlet ve tek dil esasına dayalı ulus devlet değil...
Çok kimlikli, çok kültürlü federatif dini bir başkanlık olacağımız kesin gibi görünmektedir…
Aslına bakarsanız bu işler öyle gizli saklı falan da değil çok açıktan yürütülmektedir…
O kadar ki bunu seçim bildirgelerine bile yazmışlar…
Ve üstelik aralarında ciddi hiç bir fark da yok.
Kimi bildirgede Türk vatandaşlığı “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” oluyor…
Kiminde…
“Anayasal vatandaşlık”
Bazısında ise…
“İnsan esaslı anayasa”
Ama sonuçta her üç tanımın da vardığı yer Anayasa’dan Türk Milleti’nin çıkarılmasıdır…
Demem o ki
Ya elimizden gitmeden ulus devletinize, parlamentonuza, ulus kimliğinize sahip çıkıp yurttaş olarak yaşamaya devam edeceksiniz…
Ya da son kez seçeceğiniz padişahın tebaası olarak…
Tercih sizin…

17–02–2016
Nusret KEBAPÇI



8 Şubat 2016 Pazartesi

OSMANLI TİPİ BAŞKANLIK


Aynen böyle söylüyorlar ama…
Böyle söylendiğinde siz hemen anlıyorsunuz ki kastedilen tamamen padişahlık…
Tabi hiç kimse, ben padişahlık getireceğim diyemediği için de
Oluyor size Türk ya da Osmanlı tipi başkanlık…
Ney miş? “Türk milletini kaldırıp Türkiye milleti oluşturacaklarmış…”
Tabi insan merak ediyor…
Nasıl?
Dünyada Almanya milleti…
İtalya milleti…
Yunanistan milleti…
Amerika milleti diye herhangi bir kavram var mı?
Yok.
O halde…
Sık sık gündeme getirilen Türkiye Milleti neyin nesi…
Ya da bir kısım insanımızın anladığı haliyle iş tamamen isim değişikliğinden mi ibaret…
Elbette değil.
Burada anlaşılması gereken şey şu…
Hatta çeşitli partiler seçim bildirgelerine bile yazmışlar…
Diyorlar ki:
“Anayasada etnik kimlik vurgusu olmayacak…”
Meali…
Türk adı kaldırılacak…
Peki, yerine ne konulacak?
Türkiye milleti.
Türkiye bir coğrafi tanım değil mi? Nasıl bir millet tanımı yapılacak?
Zaten açıklamalardan da anlaşılacağı üzere işin boyutu oldukça farklı…
Öyle bir millet tanımı yapılacakmış ki;
“Tüm etnik kimlikler kendisini orada bulabilecekmiş…”
İsterseniz sonrasında neler olabileceğini de ben söyleyim;
Bu kadar etnik kimliğin olduğu bir yerde herkes kendi tarihini oluşturacağı için kesinlikle ortak tarih gibi herhangi bir kavram olmayacak…
Başka…
Haliyle ortak bir kültür de söz konusu olamayacağına göre…
Geriye kalıyor ortak dil…
Bu durumda olur mu?
Olmayacağı zaten anlaşılmaktadır…
Peki, millet nasıl olacak?
Ölünün körü gibi diyecem ama o da olmayacak…
Ancak şu kadarını söylemek mümkün…
Bu proje gerçekleşirse
Her etnik veya dini kimliğin kendi eğitimini verdiği…
İstediği dili kullandığı ve ortak dil, duygu ve tarihin ortadan kalktığı özerk devletçiklerden oluşan bir ülke olacağımız kesin görünüyor.
İsterseniz konuyu biraz daha basit olarak anlatmaya çalışayım…
Türk Milleti dendiğinde…
Tek devlet.
Tek millet.
Tek bayrak.
Tek dil.
Ve tek vatan, akla gelmelidir…
Türkiye Milleti dendiğinde ise…
Çok millet.
Çok bayrak.
Çok dil.
Çok vatan.
Çok devlet.
Anlayacağınız iş sadece isim değişikliğinden ibaret değil sevgili kardeşim, rejim değişiyor rejim…
Şöyle söylemek de mümkün…
Cumhuriyetten, padişahlığa geçiyoruz, haberiniz olsun…

08–02–2016
Nusret KEBAPÇI