Emperyalizmin, küreselleşme adı altında ki saldırısıyla yok etmeye, sömürgeleştirmeye çalıştığı bir ülkede sendikaların öncelikli görevleri neler olmalı yâda başka bir deyişle sendikalar yönünü nereye dönmelidir.
Bugün Türkiye de sendikal hareket tıkanmıştır. Yıllardır sadece çalışanların ekonomik taleplerini göz önüne alan sendikalar da, sadece siyasi, üstelik üyelerinden kopuk, siyasi talepleri göz önüne alan sendikalar da aynı tıkanmadan nasibini almıştır. Bu sendikalar gerek siyasi gerek, sosyal olarak gelişen duruma cevap vermekten uzaktır.
1980’ den beri ülkemize dayatılan, neoliberal görüşün etkisiyle yıllardır süren bir beyin yıkamasından, herkes gibi tüm eğitim çalışanları da etkilenmiştir.
Neydi bu neoliberal görüşler ; Devlet asli görevine dönmeli diye başladılar söylemlerine, sonra devlet et süt ayakkabı üretir mi? diye devam ettiler ve tüm dünyada böyle olduğunu anlata, anlata, öyle bir beyin yıkama kampanyaları yaptılar ki neredeyse herkeste ya da çok küçük bir azınlık dışında, tamam madem herkes böyle yapıyor bizde satalım kurtulalım anlayışını geliştirdiler
Ve sanırım 25 yıllık bir uyumanın ardından uyandığımızda, bir de gördük ki tüm dünyada durum hiç de bize anlatıldığı gibi değilmiş. Devletler et, süt her şey üretiyor ve üstelik devletlerinin dev işletmeleri bile var ve devletlerinin ekonomideki payı iskandinav ülkelerinde % 51-52 Avrupa ülkelerinde ise en düşük %39-40. Bizde ise Erdemir ve Türk Telekom’dan önce %18 . Şu an sanıyorum., yanılmak da istemem ama %13 civarında olduğu söylenmektedir ve bu arada görüyor ve basından da izliyoruz AB ülkeleri, en küçük yoğurt işletmelerinin yabancılara geçmesine izin vermezken, ülkemizin stratejik önemdeki tüm her şeyi yabancılara pazarlanmaktadır. Tabi tüm bunlar usta bir şekilde beyin yıkama kampanyalarıyla olurken ,birileri uyanmaktadır ve yapılan bu saldırının adını koymaktadır. Evet bu saldırı sadece ekonomik değil tüm cephelerde yoğunlaşmaktadır. Özelleştirme,sağlık hizmetlerinin bitirilmesi,eğitimimizde sistem değişikliği, aynı zaman da alt ,üst kimlik tartışmaları, federasyon talepleri ,ekümenlik tartışmaları, yabancılara toprak satışları. Bunların devletimizi yani ulusal devleti yok etmeye yönelik bir saldırı olduğunu biraz gecikmeli de olsa fark ediyoruz.
Türkiye’nin sömürge yapılarak Ulusal devletin yok edilmek istendiği ve ülkemizin parçalanmanın arifesinde olduğunu düşündüğümüz koşullarda sendikacılık yapmak için öncelikle Ulusal devlete sahip çıkmak ulusal bilinci geliştirmek ve ulusal değerleri korumak için mücadele etmek gereklidir. Uluslar, ancak güçlü ulus devletlerle emperyalist güçlerin hegemonyası altına girmekten kurtulabilir. Bağımsızlık ve ulusal egemenlik, demokrasinin, işçi haklarının ve sendikal hak ve özgürlüklerin de ön koşuludur. Bağımsızlığını yitirmiş ve ulusal egemenliğe sahip olmayan bir ülkede demokrasi de olmaz, işçi hakları ve sendikal hak ve özgürlükler de. Bu nedenle, emperyalist devletlerin ortak hedefi, ulus-devlettir.
Bunun için Bugün sendikal mücadelenin odağında ulus devlete her yönüyle sahip çıkmak, emperyalist saldırıya karşı direnmek olmalıdır.Mevcut sendikalar bu konuda bugüne kadar yeterince direniş göstermemişler .iyi bir sınav vermemişlerdir .Tüm radikal söylemlerine rağmen, somut olarak yıllardır süren, Ulus devlete yönelik emperyalist saldırı karşısında, gerek ekonomik ,gerek siyasi bir mücadelede olmamışlardır.Mücadeleleri bazı genel siyasi taleplerle sınırlı kalmış, genel de , bazı ekonomik,özlük taleplerinin ötesine geçememiştir.Bir de; kendilerine yakın siyasi partiler iktidarda ise kadrolaşma konusunda olmuştur.
Bugün gelinen noktada sendikalar; sadece üyelerinin özlük ve ekonomik haklarını savunmanın çok ötesinde Önce Vatan diyen, bağımsızlık yana bir durusu bir çizgiyi temsil etmelidirler ve bunun mücadelesini vermelidirler.
Bunun için; Bence, sendikal anlamda da
Birinci görevimiz Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.
.Zaten bu birinci görev yerine getirilemediği zaman, alt alta yazacağımız diğer görevlerin de hiç bir önemi yoktur.
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder