OLAYLARA SINIFSAL BAKMAK…
Belki bunu yazınca bu nasıl bir şey?
Nasıl bakılması gerekir? Gibisinden çeşitli düşünceler
olabilir ancak ülkemizde ve dünyada yaşanan olaylara bu bakış açısıyla
bakılması son derece önemli.
Bunu bir anlamda…
Ağaçları görüp ormanı görmemek olarak da
tanımlamak mümkün ama aslolan şu ki…
Özellikle de sınıfsal bakmak ülkede ve
dünyada yaşanan olayları hemen her yönüyle bütünlük içinde değerlendirmek ve
böylece doğru tarafta olmak anlamında çok önemlidir diye düşünüyorum.
Şöyle bir düşünün…
Konu uluslararası ilişkiler, gerginlikler ya
da savaş söz konusu olunca…
İran’a…
Suriye’ye…
Irak’a…
Afganistan’a…
Hatta Hamas’a alabildiğince ağızlarına gelen hemen
her şeyi söyleyen…
Bu ülke ve örgütlerin…
Gericilikleri…
Anti demokratiklikleri…
Cahillikleri konusunda mangalda kül
bırakmayan yazarlar, yorumcular ve sosyal medya kullanıcıları…
Neden konu ABD, AB ya da İsrail olunca dut
yemiş bülbüle dönerek…
İsrail belki ama özellikle ABD ve AB’yi
eleştiren, kınayan en küçük bir söz bile söyleyememektedirler…
Sizce de ilginç değil mi?
Şöyle biraz geçmişe dönelim…
İkiz kuleler bahanesiyle BOP başlatılıp ABD Afganistan’ı
hallaç pamuğu gibi atarken…
Şimdi söyleyin bu kesim kimin yanındaydı,
elbette “haklı olup kendini savunan
ABD’nin…” değil mi?
Ya Irak’ta sanki çok mu farklılardı?
Yine aynı kesim “ne Sam ne Saddam” diyerek sözde tarafsızlık adına ABD tarafını
tutmadılar mı?
Peki, Suriye’de durum çok mu farklıydı?
Elbette hayır.
Suriye ABD tarafından bombalanırken bile “yüreğimiz soğumadı daha fazlasını
bekliyoruz.” diyenler olmadı mı?
Sizce bugün İsrail’in Filistin’e saldırısının
arkasında Irak ve Suriye gibi Filistin’e destek olan iki ülkenin, ABD’nin
doğrudan saldırısı ve bizim de katkımızla zayıf düşürülmesinin hiç etkisi yok
mu?
Doğrusunu isterseniz Hamas konusu da bunlardan
farklı değil…
Hamas’a saldırıp ABD ve İsrail’i meşru
görenler akıllarınca sanıyorlar ki…
Gazze, Batı Şeria işgal altında değil.
Hemen her gün üzerlerinde aşırı bir baskı yok.
İsrail her gün uydurma gerekçeyle keyfi
saldırı yapıp kimseyi baskı altına almıyor.
Yahudi yerleşim yerleri hemen her geçen gün genişletilip
Filistinliler evlerinden köylerinden kovulmuyor…
Böyle olunca da, Hamas’a rahat batmış olsa
gerek ki eyleme girişiyor…
Yani olaylara bunların mantığıyla bakarsanız,
aynen öyle…
Aslında olaylara sınıfsal bakış diyoruz ya
isterseniz biraz da ona gelelim…
Bakalım ki, ne menem bir şey…
Düşünün ki herhangi bir işyerinde ya da bir
fabrika da çalışıyorsunuz ama…
Patronun ne iş güvenliği önlemi var…
Ne doğru dürüst bir ücreti.
O kadar ki çalışma saatiyle ilgili bir sınırlaması
bile yok.
Her şey patronun keyfine bağlı…
Siz bu olaydan çok büyük bir rahatsızlık duyuyorsunuz
ve buna tepki göstermeye çalışıyorsunuz…
Ancak güçlü bir patronun karşısında biliyorsunuz
ki tek başınıza bir hiçsiniz…
Hiç bir öneminiz yok.
Bu yüzden siyasi düşüncesi…
Aile yapısı…
Dini görüşü…
Sosyal çevresi…
Giyim tarzı nasıl olursa olsun o işyerinde
çalışan herkesi tüm bu farklılıklara rağmen birleştirip bu keyfiyete son vermek
için harekete geçirmeniz gerekiyor değil mi?
Aslında ülkeler açısından da durum çok farklı
değil.
Bu konuda da emperyalizmin hedefindeki
ülkeler siyasi görüş, yönetim biçimi, hangi kıyafeti giyip giymedikleri, demokratik
olup olmadıklarına bakılmaksızın birleşmek ve dayanışmak durumundadırlar.
Nasıl ki baskı altındaki çalışanlarla
birleşmek, dayanışmak yerine…
Siyasi görüş, dini düşünce, aynı cemaatte
olmak gerekçesiyle patronun yanında olmanız, sizi patron işbirlikçisi durumuna
düşürürse…
Emperyalizmin baskı ve saldırısı altındaki ülkelere…
Devlet şekli…
Siyasi yapısı…
Dini bir yönetim uygulayıp uygulamadığına
göre bakmanız da sizi ABD ve AB emperyalizminin işbirlikçiliğine götürebilir…
Yani uzun sözün kısası…
Kendinize hangi ad ve unvan takarsanız takın,
hangi gerekçelerin arkasına sığınırsanız sığının, güçlü ve haksız, zayıf ve
haklı ülkeler arasındaki savaşta tarafsızlık, emperyalizmin yanında saf tutmaktır…
Bilmem
anlatabildim mi?
21-08-2024
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder