TARİKAT VE CEMAAT DEMİŞKEN…
Türkiye’de son
günlerde gündeme gelen Şeyh Sait konusuyla MEB’in pek çok kez protokol
imzaladığı tarikat ve cemaatleri birbirinden ayrı tutmak söz konusu olamayacağı
gibi…
Bütün bunları
emperyalizmin BOP(Büyük Ortadoğu Projesinden) ayrı düşünmek de kesinlikle söz
konusu olamaz.
İsterseniz önce Şeyh
Sait ayaklanmasından bahsedelim…
Cumhuriyet ilan
edilmiş ve laik yasalar birbiri ardına çıkarılmış ülke etnik ve dinsel
kimliklerin ön planda olamayacağı ulus devlet modeline doğru ilerlemeye
başlamışken…
Elinden güç ve
olanaklarının ortadan kalktığını düşünen çeşitli tarikat ve cemaatlerle bir
takım aşiretler ayaklandılar.
Doğrusunu isterseniz
Şeyh Sait ayaklanması ne ilk ayaklanmaydı…
Ne de son ayaklanma
oldu.
Bilinmesi gerekiyor
ki…
Ülkeyi işgal eden
emperyalistlere karşı bir tane bile kurşun atmayan bu etnik ve dinsel örgütler…
Ülke de Bağımsızlık Savaşı
verilmeye başlayınca, padişahın ve o zamanki şeyhülislamın kışkırtmasıyla…
İngiliz
Emperyalizminin desteğiyle sadece Kurtuluş Savaşı sırasında yaklaşık 15 kez
ayaklandılar.
Tabi bir 15 tane de Cumhuriyet’ten
sonra.
Gelelim bu güne…
Sahi iktidar; etnik
ve dinsel kimliğine bakılmaksızın tüm halka laik ve ulus temelli bir eğitim
vermesi gerekirken…
Neden öyle yapmayıp
da tarikat ve cemaatlerle protokol yapıyor?
Aslında bunu iktidarın
siyasi ideolojisinden ayrı tutmak mümkün değil.
Çünkü iktidar…
Her türden etnik ve
dinsel kimliğin sözde kendini ifade ettiği ulus devlet karşıtı çok kimlikli,
çok kültürlü federatif bir siyasi yapılanma hedeflemektedir.
Ve amaçlarını gerçekleştirmek
adına da başta Atatürk olmak üzere her fırsatta ulusal değerlere karşı saldırılarını
da sürdürmektedir.
İşte eğitimin adım
adım tarikat ve cemaatlere bırakılması bunun bir adımıdır.
İsteniyor ki merkezi,
ulusal eğitim adım adım kalksın, eğitim hemen her tarikat ve cemaatin kendi
kendine yapabileceği bir hale gelsin.
Bu nedenle daha önce
demokratik kitle örgütü olan dernek, sendika, meslek odalarıyla arasına
vakıfları da katabilirsiniz…
Sadece sözde ordu
karşıtı olmak adına bir anda sivil toplum örgütü oluverdiler.
Böyle olunca da tüm
tarikat ve cemaatler sivil toplum kisvesine bürünüverdi.
Bugün hemen hepsinin radyoları,
televizyonları…
Hatta okulları var.
Ama bu yeterli gelmemiş
olacak ki…
Laik, ulusal bir
eğitim vermesi gereken devlet okulları da bunların at oynatacağı hale getiriliveriyor.
Önce şunu kendimize
bir soralım…
Bir zamanların
demokratik kitle örgütü kavramı ile sivil toplum örgütü arasında anlam olarak
ne fark var biliyor musunuz?
Şu var
Demokratik kitle
örgütü olduğunda yönetim; üyelerin genel katılımıyla ortaklaşa belirlenir…
Tabi aynı zamanda
kararların alınması da...
Ama konu sivil toplum
olduğunda demokrasi falan hikâye oluyor
Aslolan sivillik.
Bu cemaatler
görünüşte sivil, sivil olmasına ama gerçekte asker Kadar…
Hatta çok daha fazla
bir içsel otoriteye sahiptirler.
Örneğin bu tarikat ve
cemaat liderlerinin hiç biri müritlerin oyuyla falan yönetime gelmez
Bir dini lider vardır…
Otorite.
Herkes ona boyun eğer.
Eleştiri, tartışma,
sorgulama gibi demokrasinin vazgeçilmesi olan hiçbir kavram bunların yakınından
bile geçemez…
Otoriteye gelince…
Hani bir zamanlar
basın yayında çokça yazılıp çizilen…
“General erden emir alıyordu.”
Ya da “Genel müdür temizlik personelinden talimat…”
gibisinden haberler işte bu tarikat cemaat konusunu zaten fazlasıyla ifade
etmektedir.
Çünkü
Demokratik laik bir
ulus devlet yapılanmasında devletin üstten alta makamsal olarak bir hiyerarşisi
vardır…
Eğer siz orada başka
bir hiyerarşi kurmaya çalışıyorsanız…
Bunun adı zaten
paralel devlet yapılanmasıdır.
Ve hiç bir ulus
devlet kendi içinde böyle bir yapılanmaya asla izin vermez…
Veremez…
Başka bir ajandası
yoksa tabi.
Şimdi isterseniz konuya
emperyalizm açısından bakalım ki konu biraz daha açıklığa kavuşsun.
Emperyalizm hedef
aldığı ülkeden ne ister
Öncelikle istediği o
ülkenin yer altı, üstü kaynaklarına-sahip olup…
O ülkeyi devletin
hiçbir ekonomik varlığının olmadığı kendi açık pazarı yapmak…
Bu kadar açık.
Ama bu o kadar kolay
değildir…
Çünkü hedef ülke bir
ulus devletse
Ülkede başta aktif
bir parlamento vardır…
Bu konuya karsı çıkan
tartışan muhalefet partileri
Tepki gösterip
protesto edebilecek…
Çeşitli sendikalar…
Dernekler…
Meslek odaları bulunmaktadır.
İşte bu nedenle o
ülkenin emperyalizme teslim edilebilmesinin yolu
Öncelikle ulus
kimliğinin zayıflatılarak tarikat ve cemaatlerin ortaya çıkarılması…
Emperyalizme tepki
gösterebilecek…
Parlamento ve
muhalefetin etkisizleştirilmesi…
Dernek ve sendika
gibi örgütlerin de işlevsizleştirilmesi gerekmektedir…
Demek istediğim:
Ülkemizin önünde her
zaman olduğu gibi bugün de iki seçenek bulunmaktadır…
Ya parlamentosuyla, derneğiyle,
sendikasıyla…
Ordusuyla ulus
devletimize sahip çıkıp emperyalizme karşı çıkacağız…
Ya da…
Tarikat ve cemaatlere
ayrışıp emperyalizmin ülkeyi parçalamasına hizmet…
Ortası yok
28-12-2023
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder