ULUS
DEVLETİN SAHİBİ YOK…
"Ulus bilincini kaybeden toplumlar, pazar haline
gelmeye mahkûmdur."
Belki bu başlığı görünce kendinizi "gerçek
milliyetçi", "Atatürkçü" veya "ulusalcı" olarak
tanımlayıp; "Biz varız, elimizden geldiği kadar mücadele ederek ülkemize
sahip çıkarız" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bu konudaki
samimiyetinizden ve vatanseverliğinizden hiçbir kuşkum yok.
Ancak benim asıl vurgulamak istediğim nokta şudur: Aralarında
yurtsever insanlar bulunsa da, şu an mecliste bulunan partilerin neredeyse
tamamı, adeta söz birliği etmişçesine bir sürece hizmet etmektedir. Bu süreç,
gerçek amacı Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) gerçekleştirmek olan, Türkiye’yi
etnik ve dinsel kimlikçiklere bölme stratejisidir. 100 yılı aşkın bir
cumhuriyet deneyiminden geçmiş bir ulus için bu tablo son derece üzücüdür.
Özellikle Cumhuriyetin kurulmasında başrol oynamış ve
ulus devletin kurucusu olan bir partinin; kendisini "milliyetçi" veya
"İslamcı" gören diğer partileri bile sollayarak bu konuyu kendince
bir bayrak yarışına dönüştürmüş olması, akılla mantıkla açıklanabilecek bir
durum değildir. Bu durum olsa olsa, "ABD’ye hizmet anlamında en iyi ben
yapabilirim" yarışında diğerlerinden geri kalmama çabasıdır ki ülkemiz
açısından durum tüm yönleriyle düşündürücüdür.
"Çözüm" Adı Altında Ne
İsteniyor?
Gelin, yapılmak isteneni enine boyuna tartışalım ki
tehlike net anlaşılsın. Bu sözde çözüm süreci için dayatılanlar aslında çok
net: Önce "Türk" değil, "Türkiyelilik" adı altında coğrafi
bir tanımla çok kimlikliliğin yolunu açmaya çalıştılar. Bu konuda tepki gelince
strateji değiştirip "Ulus devlet sorunları çözmüyor" demeye
başladılar. Şimdi ise vatandaşlık tanımının "eşit" ya da
"nötr" bir vatandaşlık olarak değiştirilmesini talep ediyorlar. Hemen
ardından anadilde eğitim ve Kürtçenin ikinci bir resmi dil olarak kabul
edilmesi istenmekte; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi kılıfı altında özerk
bölgelerin, yani federasyonun yolları zorlanmaktadır. Ulus devletin temel
taşları, sözde tartışmalarla birer birer yıkılmaya çalışılmaktadır.
Bireyden Aşirete: Kimlikçilik Tuzağı
Sosyal medyada ve iktidar kanadında çokça
dillendirilen bu söylemler kafanızı karıştırmış olabilir. Ancak şunu
bilmelisiniz: Mevcut anayasamız; etnik kökeni, dini veya mezhebi ne olursa
olsun hemen herkesi "Türk Milleti" üst kimliği altında
"birey" olarak kabul etmektedir. Yani bu ülkede yaşayan herkes,
Türk milletinin eşit ve şerefli bir yurttaşıdır. Bugün "eşit
yurttaşlık" ile kastedilen ise birey hakları olmayıp, etnik ve dini
grupların kendi kimlikleriyle tanınmasıdır. Anayasa değişikliğiyle "Türk
Milleti" olmaktan çıkarıldığımızda, herkes bu etnik ve dini kimliklerden
birini üstlenmek durumunda kalacaktır.
Böyle bir durumda, dilde ve duyguda birbirini hiç
anlamayan, fiilen birbirinden kopmuş "paralel yapılar" ortaya
çıkacaktır. Peki, dilleri ve duyguları paramparça edilmiş bu yapılar; ülke
ciddi bir saldırı veya işgal tehdidi altına girdiğinde ortak bir tavır
geliştirebilir mi? Tüm halkı ortak bir düşmana karşı seferber etmek söz konusu
olabilir mi? Bence böyle bir durum asla söz konusu değildir. İşte
"demokrasi" adı altında parçalanmak tam da budur.
Ekonomi ve Bağımsızlık
Bu tehlikeli sürece destek veren partilerin aynı
ekonomik anlayışla ortak noktalarının olması kesinlikle tesadüf değildir. Bu
partilerin hiçbiri Gümrük Birliği'nin prangalarından kurtulmayı, gerçek anlamda
bir sanayileşmeyi veya tam bağımsız kalkınmayı hedeflemiyor. Hiçbirinde
devletin üretmesi, yabancılara peşkeş çekilen stratejik kuruluşların tekrar
millileştirilmesi ya da haberleşme, enerji, çelik ve tarımın bağımsızlıkçı bir
anlayışla desteklenmesi söz konusu değil.
Asıl mesele şudur: Emperyalizm, pazarını ele geçirdiği
bir ülkede ulusal bilince sahip birleşik bir güç istemez. Bunun için ulus
kimliğinin ortadan kaldırılarak toplumun ulus öncesi etnik ve dini kimliklere
ayrıştırılması büyük önem arz etmektedir. Türk ulusal yapısını çözmeyi
amaçlayan hiçbir siyasi partinin, kimlikçilik dışında ekonomide bağımsızlık
veya üretim odaklı bir düşüncesini gördünüz mü? Elbette göremezsiniz.
Ekonomisini emperyalizme teslim eden, ulusal birliğini
de onun için parçalar. Olay budur.
Bilmem anlatabildim mi?
02-02-2026
Nusret
KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder