BU ÇOCUKLARA NE
OLDU?
Bundan bir süre önce
Fatma Nur öğretmenin bir öğrencisinin saldırısına uğrayarak hayatını
kaybetmesinden kısa bir süre sonra; önce Şanlıurfa'da ardından Kahramanmaraş'ta
bir okulun öğrencilerinin okulu basarak katliam yapmaları…
Özellikle de Kahramanmaraş'ta öğrencinin emniyet müdürü olan babasının 5
silahını da yanına alarak okulda katliam yapması ülkemizin gündemini oluşturdu.
Tabi bu olaydan çok kısa bir süre önce babasıyla poligonda atış talimi yapması
da işin cabası…
Ama görülüyor ki
konuyla ilgili hemen herkes kendince okullarda yaşanabilecek olaylar üzerine,
özellikle de bunun nasıl önlenebileceği konusunda düşüncelerini söylemeye
çalışıyorlar ancak, konuşulan çözümlerin genelde her okula polis
görevlendirmenin çok ötesine geçmeyen ve kangren olmuş bir sorunun sadece
pansuman yapmakla düzeleceğini düşünen, basit ve sadece günü kurtarmaya çalışan
çözümler olduğunu görünce…
Yaşamının önemli bir
kısmını eğitimde, bunu da öğretmen ve okul müdürü olarak geçiren yani içeriden
biri olarak çözüm önerisinde bulunmam sanırım herkes tarafından
anlaşılabilecektir…
Doğrusunu isterseniz
eğitimde yaşanan sorunun temelinde yaklaşık 24 yıldır süregelen, iktidarın
uyguladığı neoliberal sistem yatmaktadır desek sanıyorum yanlış olmaz… Belki
konuya yabancı olan birileri neoliberal falan denilince anlamakta zorluk
çekebilir, bu nedenle konuyu olabildiğince açık seçik açıklamaya çalışacağım ki
çözüm konusunda bizim de tuzumuz olabilsin.
Çok basit olarak
söylemek gerekirse, neoliberalizm sermayenin hemen her konuda bildiğini
okuduğu, devletin düzenleyici olmaktan çıktığı sistemin adıdır…
Ana sloganı nedir biliyor musunuz? "Bırakınız yapsınlar, bırakınız
geçsinler."
Yani buna göre
ekonomide nasıl ki devlet devreden çıkarak piyasayı küresel sermayenin
keyfiyetine bırakmışsa, aynı durum trafikte bile söz konusuysa, emin olun
eğitim de bundan çok farklı değil.
Zaten sermayenin
egemenliğine bırakılmış bir eğitim sisteminde de hiçbir şey eskiden olduğu gibi
kalmayıp bu değişimden kavramlar da ister istemez etkilenmektedir.
Çok eskiden öğretmen
denilince devletin yaratmak istediği yurttaş modeline göre öğrenciyi o bilince
hazırlamakla görevli kişi anlaşılırken…
Yeni sistemde aslında eğitilmesi gereken öğrenci ve velinin eğitim sisteminin
ana unsuru olarak kabul edildiği görülmektedir.
Buna göre veli ve öğrenci öğretmen tarafından öğretilen bilgiyi almak durumunda
olmaktan çıkarılıp memnun olması gereken bir müşteri olarak kabul edilmekte…
Ve bu memnuniyetin sağlanabilmesi için de eğitim tamamen öğrenci ve velisinin
inisiyatifine, onun bilincine… Dinî ve millî duygusuna… Ahlak anlayışına
kısacası insafına bırakılmaktadır.
Böyle olunca da devlet
de geleceğin yurttaşını yetiştirme görevini velinin ve öğrencinin müdahalesine
bırakarak sadece hakem rolüne girmekte…
Öğretmen de müşteri memnuniyetini sağlamak, müşteri şikâyetine neden olmamak
adına sadece veli ve öğrencinin duygu ve düşüncelerine dikkat etmek durumunda
olan basit sıradan görevlilere dönüştürülmektedir.
Hem zaten 2011 ve 2017
yıllarındaki MEB teşkilat yasası ve sosyal etkinlikler yönetmeliği
değişiklikleriyle de Atatürk ilke ve inkılapları yanında vatan, millet, bayrak,
bağımsızlık gibi kavramların öğrencilere öğretilmesi de öğretim dışı bırakılmış
olduğundan; Bu ulusun çocuklarını aynı duygu ve düşüncede birleştirecek
herhangi bir durum da söz konusu olamayacaktır.
Şöyle bir düşünün…
Öğrencilere vatan, ulus, bağımsızlık, Atatürk, Cumhuriyet gibi kavramların
öğretilmesinin eğitim dışı bırakılıp sadece sınav başarısının söz konusu olup
hırs ve rekabetin körüklendiği bir ortamda…
Buna bir de öğrenciye sorumluluk kazandıracak ders çalışma, devam etme ve
kurallara uyma gibi zorunlulukların kaldırılıp yaptırım uygulanmadığını da
eklediğinizde
Öğrencilerin birbirlerini ve yeteneklerini keşfedecekleri, aralarında işbirliği
ve dayanışmanın olabileceği tiyatro, müzik, halk oyunu, çeşitli spor alanlarına
öğrenci bulunabilir mi?
Ya da şöyle düşünün,
okuldaki her öğrencinin yeteneğine göre spor, sanat, folklor gibi sosyal,
kültürel ve sportif etkinliklerde görev aldığı bir okulda bu türden bir olay
çıkar mı?
Ayrıca okullardaki bu
türden etkinlikler, bilinmelidir ki geleceğin spor, sanat, kültür insanlarının
ortaya çıkmasının yani keşfedilmesinin de ana unsuru durumundadır.
Yani uzun sözün
kısası; bu tür olayların olmamasının yegâne yolu, öğrencileri Atatürk, ulus,
vatan, millet, bayrak gibi ortak ulusal bilinçle yetiştirmek dışında; Yeteneklerine
göre kendilerini zevkle ifade edebilecekleri sanat, spor ve kültürel
etkinliklere yönlendirmekten geçecektir…
Siyasal İslamcı,
tarikatlarla protokol yapan bir anlayış bunu yapabilir mi? Mümkün değil ama
emin olun başka bir yolu yok, gerisi havanda su dövmektir.
17.04.2026
Nusret KEBAPÇI