NEREDE
KALMIŞTIK?
Belki bazı okurlarım merak etmiş olabilir.
Olur ya…
Neredeyse 10 yıl gerek kendi
blok sayfasında, gerekse çeşitli günlük gazetelerde köşe yazısı yazan…
Çeşitli konulardaki fikirlerini
en az haftanın birkaç günü ifade eden bir yazar, neden 2015 yılından sonra gazetelerde…
2018 yılından sonra da kendi
blok sayfasında bile yazmayı bıraksın.
Yazmasın!
Sahi bir yazarı
üstelik yazmayı çok seven birini ne alıkoyabilir?
İşte bu konuyu…
Yani yazmaya tekrar
yeniden başlamayı düşünürken ara verme nedenini de siz değerli okurlarımla
paylaşmak istedim.
Belki yazılarımı okuyan pek çok kişi yazdığım
yıllarda benim halen devlet okulunda görev yapan bir öğretmen…
Hatta bir okul müdürü
olduğumu bilmez.
Evet, ben 1979 yılında başladığım
öğretmenliğim sırasında 2000 yılında açılan okul müdürlüğü sınavına katılarak o
görevi kazandık kazanmasına da…
Ne yazık ki göreve başlamamız 2004 yılına
kadar bekletildi…
Başladıktan sonra da
Başkent’imizin çeşitli okullarında okul
müdürü olarak görev yaptım…
Amacım: her türden olanaksızlığa karşın, her
ne olurda olsun, Atatürk ilke ve Devrimlerini kavrayan, ulus bilincine sahip,
ulusal değerleri benimseyen öğrenciler yetiştirmekti ki…
Yaşadığım süreç ve geçirdiğim sayısız
soruşturmalar zaten doğru yol üzerinde olduğumun birer kanıtıdır…
Biliyorsunuz Milli Eğitim yönetici yetiştirme
konusunu bir türlü düzene koyamadı.
Hem zaten hemen her yıl yönetici seçilmesi
konusundaki yönetmelik değişiklikleri de bunun göstergesi değil mi?
Görev yaptığım süre içinde açılan birbirinden
rezil soruşturmalar dan bir şey çıkmayınca ki…
O dönemdeki yönetmelikte
Okul müdürünün yeniden değerlendirilmesi gibi
abuk bir değişiklik yürürlükteydi…
Pek çoğunuzun bilmediği yönetmeliğin ilgili maddelerine
göre öğrenci, veli ve okul öğretmenlerinden seçilen öğretmenler size puan
verecek 70 ve üzeri alırsanız başarılı sayılacaktınız…
Ama burada işin en ilginç yönü…
Okul öğrenci veliler ve öğretmenlerin yani
paydaşların verdiği puan en fazla yüz üzerinden 40 olabilecekken…
Sizi neredeyse hiç tanımayan ve genelde “ Bir ”sendika üyesi yöneticilerin
verdiği puan 60 üzerinden değerlendirilecekti.
Yukarıda ve tamamı “aynı sendikaya üye olan insanlardan
oluşan yöneticiler eğer sizi beğenmiyorlarsa hiçbir gerekçe sunmadan tamamen
keyfi olarak çok komik puanlar vererek sizi görevden alabiliyorlardı ve
neticesinde o yapıldı.
Böyle olunca yeni atandığım ve 2014 yılında
yaklaşık 6-7 ay görev yapabildiğim okulumdaki müdürlükten ayrılmak zorunda
kaldım.
Elbette tepkisiz kalamazdık, hemen bu işlemin
durması için yargıya başvuruldu ve sonuçta haklı olduğum kanısına vararak 2016
yılında yürütmeyi durdurma kararı verildi verilmesine ama kimin umurunda…
Sizin de Tahmin ettiğiniz gibi uygulanmadı…
2017 yılında karar bu kez kesinleşti ancak
her ne nedense sonuç değişmedi yani uygulanmadı.
Arada müdürlük kadrosu dolu olan okula
verildiğimden bahsetmek bile istemiyorum…
Haliyle başka çare
kalmayınca ister istemez yöneticilerimizin yargı kararını uygulamayıp,
görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle çareyi Cumhuriyet Savcılığında aradık…
Sonuçta 4 yıl gibi uzun bir aradan sonra
savcılık kararıyla görevime döndüm dönmesine ama…
Birileri bundan çok rahatsız oldu ve aynı
süreç devam etti uydurma suçlamalar…
Haksız ithamlarla defalarca soruşturma
geçirmek durumunda kaldım.
Tabi bu soruşturmalardan hiçbir şey çıkmadı
ama bu kez birilerini gözünü iyice karartmış olmalı ki sahte soruşturma raporu
düzenlenerek tamamen görev kötüye kullanılarak ceza bile verildi…
Sonuçta hepsinden aklanıldı ancak birileri
görevden alınmamı kendilerine görev edinmişlerdi…
Durmadılar, bu sefer de sosyal medya
paylaşımlarım gerekçe gösterilerek ki hiçbirinde hakaret ve küfür olmamasına hakkımda
adli makamlarca hiç bir soruşturma açılmamasına karşın tekrar görevden
alınıverdim ve yargı süreci 2 yıldır devam ediyor…
Hani diyorum ki…
Uzun süredir her ne kadar çok okusam ve
güncel gelişmeleri izlesem de…
Yazı hayatından biraz koptuk.
Haliyle sormam gerekiyor…
Nerede kalmıştık?
26-10-2022
Nusret
KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder