DEPREM
DEĞİL…
Geçtiğimiz hafta 6 Şubat günü ülkemiz bir
biri ardına yaşanan iki şiddetli depremle sarsıldı.
Ve
bilindiği kadarıyla 10 ilimiz bu depremden fazlasıyla etkilendi.
Acımız çok büyük!
Hemen herkes elinden
geldiğince…
Gücünün yettiğince…
Kendine göre bir çare
bulup her ne yapabilirse yapmaya çalışıyor.
Zaten sırf bu açıdan
bakarsak, gerçekten büyük bir Milletiz ama yeterli mi?
Bence değil.
Hala göçük altında
kalan çok sayıda insanın olduğu düşünülürse…
Onları oradan
çıkaracak iş makinelerine olan taleplerin pek çok kez sosyal medyadan da yapıldığı
göz önüne alınıp…
Üstelik yardıma giden
bireysel, fedakâr yurttaşların yolların yıkılması ve kardan geçilememesi
nedeniyle deprem yerine çok zor ulaşabildiğini de düşünürsek
Kanımca şapkamızı
önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor…
Doğrusunu isterseniz
benzeri olayları biz pek çok kez, gerek daha önce yaşanan depremlerde…
Gerekse; geçtiğimiz
yıllarda yaşadığımız orman yangınlarında fazlasıyla yaşadık ama anlayan kim…
Aslına bakarsanız…
Tüm bu devleti
çaresiz duruma düşüren şey; bir anlık zafiyet ya da tüm çabalara karşın
yetersiz kalınması asla değil…
Peki, nedir biliyor
musunuz?
Ben söyleyim…
Hükümetin uyguladığı
Neo liberal politika…
Diyeceksiniz ki nedir
bu?
Ya da şuanda millet
acısıyla boğuşurken böyle bir konunun tartışılması doğru mu da diyebilirsiniz?
Ama eğer bu olup
bitenden ders çıkarmazsak, her seferinde şu anda olduğu gibi sadece halkın kişisel
çabalarıyla çözüm bulunmaya çalışılır…
Ve hiç de yaralar
sarılmaz.
Şimdi gelelim o neoliberal
politikaların ne olduğuna…
Bugün ülkemizi
yöneten partinin ekonomik politikası, devleti hemen her alanda küçültüp…
Sözde devleti sadece
denetim görevinde bırakarak her şeyi taşeron şirketlerle yapmak üzerine
kuruludur…
Bunu zaten yaşamımızın
hemen her alanında da görmekteyiz.
Şöyle bir bakın…
Küçülmeyen…
Zayıflamayan…
İşlevini kaybetmeyen…
Toplum gözünde değer
yitirmeyen sahi kaç devlet kurumu kaldı?
Gerçi şu durumda
bunlardan bahsetmenin pek yeri değil ama devlet kurumları zayıflatılıp
değersizleştirilirken devletten boşalan alanlarda hemen her alanda büyüyen,
vergi aflarıyla da desteklenen pek çok taşeron şirketi de görebilmek mümkün…
Pek çoğunuz
hatırlarsınız…
Bir zamanlar “Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü” diye
bir kurumumuz vardı ve neredeyse hemen her ilde gerçekten çok güçlü araç
parkına sahipti…
2005 yılında
çıkarılan yasayla bu kurum kapatıldı ve araç parkı da önemli ölçüde bazı Büyükşehirlere
ve İl Özel İdarelerine devredildi…
Aynı şeyi Karayolları için de söylemek mümkün…
Bir zamanların en
gözde, her yere yetişen, yollar yapan, onaran kurumu, yaptığı işler, adları kamuoyu
önünde bilinen müteahhitlere devredildiğinden olsa gerek zayıflatıldı…
Ve böylece, zamanla
yapılan tüm işler taşeron şirketlere devredildiği için de…
Kurum giderek eski
özelliğini yitirdi ellerindeki araçlar da gerek kalmadığı gerekçesiyle ya
yenilenmedi ya da hurdaya ayrıldı…
Eğer bugün çöken
binalara yetişilemiyorsa bir nedeni de budur…
Hani diyorlardı ya…
Devlet et üretmez,
süt üretmez, yol yapmaz…
Ne yapar?
Hizmet alır, onu
denetler.
Aynen böyle söyleniyordu…
Ama görüldü ki her
şeyi piyasaya bırakan devlet, denetlemeyi de piyasaya bırakmıştı…
Yani denetlemiyordu…
Bir düşünün; hemen
her şeyi yandaş taşeronlara, müteahhitlere devreden, yani denetimsiz piyasaya
bırakan bir anlayış hiç onları denetler mi?
Elbette ki
denetlenmedi…
Zaten denetlenmiş
olsa on binlerce ev yıkılabilir mi?
Demek istediğim…
Tüm bu yanan
ormanlardan…
Çöken binalardan…
Yollardan…
Meydana gelen can
kaybından, devleti ekonomik ve sosyal olarak küçültüp, taşeron ve yandaş
müteahhit şirketleri büyüten sadece kar amaçlı neoliberal politikalar
sorumludur…
Peki, düzelmez mi?
Aslında düzelir,
ancak…
Bugüne kadar
yapılanın tam tersini yaparsak…
Yani…
Devleti tekrar ekonomik
ve sosyal alanda büyütüp…
Tarımımıza,
hayvancılığımıza, sanayimize sahip çıkıp…
Kendi yolumuzu,
köprümüzü kamu çıkarı ve yararı gözetilerek kendimiz yapıp…
Ev, işyeri gibi
kişisel yerleri yapmayı da, eğer devlet olarak yapmıyorsak, halkın can ve mal güvenliğini
ön planda tutarak ve devlet olarak her aşamada denetlersek...
Kısacası ulus
devletimizi tekrar ayağa kaldırırsak…
Çare yok!
15-02-2023
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder