LİYAKAT
Anlamayanlar için anlamını
ben söyleyim, layık olmak.
Yani
Kişinin hangi iş
olursa olsun…
O iş için gerekli olan
kişilik, bilgi, beceri ve donanım anlamında yeterli olması anlamına geliyor.
Doğrusunu isterseniz
normal bir devlette olması gereken de bu ama işin ucu siyasal İslamcılara
gelirse bu iş asla öyle olmuyor…
Hem zaten şöyle bir
bakın…
Neredeyse iktidara
geldikleri 20 küsur yıl boyunca…
Gelişen…
Yaptıkları çok önemli
şeylerle adını tüm dünyaya duyuran herhangi bir kurum var mı?
Kaldı mı?
Aslına bakarsanız
kalmadı.
Zaten iktidarın böyle
bir kaygısı yok, önemli olan ilgili kurumu ele geçirmek…
Ötesi onları hiçbir
şekilde ilgilendirmiyor.
Şöyle bir çevremize
bakalım isterseniz…
Örneğin üniversitelerde
dünyada ilk 100 falan demiyorum zaten yok…
İlk 500 arasına giren
kaç üniversitemiz var?
Ya bilimde…
Patent almada böyle
bir gelişme olabilir mi diye aklınıza herhangi bir soru geliyorsa…
Onu da baştan
söyleyim, yok.
Aynı şeyi sporda…
Sanatta, okullarımızın
başarısında da görmek mümkün…
Hatta o kadar ki
askeri hastanenin başına bile askerliğini paralı olarak yapan birisi getirilebiliyorsa
doğrusu, konuşacak çok fazla bir şey kalmıyor.
Çünkü neredeyse
ülkemizdeki hemen her kuruma atama yapılırken o alandaki bilgi, beceri ve
deneyime bakılmadan tek özelliği siyasal İslamcı olmak ve iktidara yakınlığı ölçü
olarak alınınca hangi kurum olursa olsun çökmesi kaçınılmaz olmaktadır.
Zaten son yaşadığımız
felaketle sanıyorum sizler de görüyorsunuz…
AFAD’ın başına
siyasal İslamcı bir vatandaş getiriliyor…
Normalde bu işleri
bilen, tecrübesi olan, tanınmış bir kişinin gelmesi gerekiyor…
Ama olmuyor, getirilmiyor…
Ya Kızılay çok mu
farklı?
Öğreniyoruz ki çadır
kurmak Kızılay’ın faaliyet alanından çoktan çıkarılmış…
İnsan haliyle merak
ediyor
Uluslararası insani
yardım kuruluşlarından biri olarak Kızılay ne yapar?
Sakın ola “felakete uğrayanlara çadır satar”
falan demeyin onu zaten biliyoruz…
Bunun dışında sanıyorum
yönetim kurulu üyelerine ballı maaş ve yandaşlara iş…
Ha bir de unutmadan
boğazda yalılarda oturma gibi olanaklar…
Şimdi diyebilirsiniz
ki
Neden?
Yani bir iktidar…
Ülkeyi yönetmeye
yeniden talip olan ya da 20 küsur yıldır yöneten bir parti, neden bunları yapar?
Amacı nedir?
Zaten bunu anladığınızda
gerçekleri görmeye başlayacaksınız ya da en azından siyaseti doğru anlamda
okumayı öğreneceksiniz ama sanıyorum bunun için daha çok fırın ekmek yememiz
gerekiyor…
Ama şu kadarını
söyleyim, tüm bunların ülkemizi yöneten siyasal iktidarın ideolojisiyle
doğrudan ilgisi var.
Nasıl mı?
Şu anda ülkemizi
yöneten anlayış ne yapmak istiyor?
Ülkemizin tüm
ekonomik kaynaklarının küresel sermayeye alabildiğine açıldığı…
Ulus devletin yerinde
yellerin estiği…
Ortak duygu ve
düşüncenin yani bizi bir arada tutarak emperyalizm için gelecekte de olsa
tehdit olabilecek ulus bilincinin ortadan kaldırılıp…
Yerine cemaat ve
tarikat kimliğinin benimsetildiği…
Çok kimlikli, çok
kültürlü bir ülke.
Haliyle bunun
olabilmesi için toplumu bir arada tutan ulus kimliğin yani Türk kimliğinin ortadan
kaldırılması…
Milletin göz bebeği
ulusal kurumların içinin boşaltılıp başlarına siyasal İslamcı liyakatsiz
insanların atanarak çalışamaz hale getirilmesi gerekiyordu ki…
Tüm topluma devletin çaresiz,
aciz, yetersiz olduğu mesajı verilip, toplumun ulusal devletten adım adım
uzaklaşmasını sağlanıp devlete güven duygusu adım adım yok edilsin…
Böylece
Hemen herkesin sivil,
kendi örgütlenmeleriyle başının çaresine bakması da sağlansın.
İşte bu deprem, orman
yangını, sel gibi olaylarla bilerek devleti zayıf düşürüp halkın olabildiği
kadar kendi başının çaresine bakmasını gerektiğini düşünen anlayış, ulus
devleti küçültmek, her şeyi piyasaya bırakmak isteyen siyasal İslamcı
neoliberal anlayıştır…
Ve bu depremle de çok
net olarak görülmüştür ki devleti küçülten neoliberal siyasal İslamcı anlayış
iflas etmiştir…
Artık anlaşılmalı ki…
Çözüm tekrar ulus
devletin ayağa kaldırılmasından…
Devletin ekonomik ve
sosyal yönden büyümesinden geçmektedir…
Gerisi hikâyedir…
04-03-2023
Nusret KEBAPÇI
1 yorum:
Çok doğru yazmışsınız hocam. Şunu eklemeden geçemeyeceğim, ülkemizde yaşanan bu acı durumdan sonra insanların kafasını gemiyle onla bunla bulandırmak isteyen şahıslar var. Sorulması gereken soru deprem neden oldu değil; neden bu kadar insan can verdi, neden evler yıkıldı, bu evleri yapanlar kimler, onay verenler kimler. Sorulacak daha onlarca soru var. Gereksiz sorulara kafa yormayalım, doğru kişilere doğru sorular soralım ve ölen insanların, yaralanan insanların hayatı mahvoldu insanların hakkını hep birlikte arayalım.
Yorum Gönder