Gazze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gazze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2024 Perşembe

SAHİ SIRA KİMDE?

 

SAHİ SIRA KİMDE?

 

 

Farkında mısınız? Neredeyse 94 gündür İsrail Gazze’de katliam yapmakta ve on binlerce binayı bombalarla yıkmaktadır.

Tabi insan haliyle merak ediyor…

Biz bu korkunç katliamı hemen her gün haberlerde bütün vahşetiyle izlerken…

Sahi

Neredeyse 57 ülkeden oluşan bu İslam Ülkeleri, birkaç ülke dışında kınamak dışında ne yapıyor?

Hiçbir şey.

Ayrıca yapılmadığı gibi…

İsrail’le ticaretini bozan…

Yaptırım uygulayan…

Pilotlarını eğitmekten…

Petrolünü kesmekten söz eden de yok.

Durum böyle olup İsrail’in önünde duracak herhangi bir güç de olmayınca, İsrail tamamen, üstelik çok rahat bir şekilde kendilerince bölgeyi insandan ve yerleşimden temizlemek adına istediği gibi hareket edebilmektedir.

Doğrusunu isterseniz görünürde Hamas- İsrail savaşı gibi görünüyor olsa da gerçek amaç bu gerekçeyle bölgeyi insan ve binalardan temizleyerek tam orada Süveyş Kanalına Alternatif bir kanal oluşturmak…

Adamlar ta 1963 yılında bunun projesini bile yapmışlar. Önceleri gizli tutulan bu projenin gizliliği 1993 yılında kaldırılmış…

Akabe körfezini Akdeniz’e bağlayacak olan kanal projesinin adı ne biliyor musunuz?

Ben Gurian Kanalı.

Diyeceksiniz ki Ben Gurian kim? David Ben Gurian İsrail’in kurucu babası olarak da anılan İsrail’in ilk başbakanı.

Neyse, biz konumuza geri dönelim…

Peki İsrail.

94 gündür etrafında bu kadar ülke olmasına karşın sizce nasıl bu kadar başına buyruk bu kadar rahat hareket edebiliyor hiç düşündünüz mü?

Sakın bunu yazınca…

Elbette rahat olacak arkasında ABD var falan demeyin.

Evet, ABD ve bazı batılı ülkeler İsrail’in arkasında ama bölgede İsrail’in de ABD’nin de bu kadar rahat at oynatabilmesinin asıl nedeni…

Bizim de içinde olduğumuz Büyük Ortadoğu Projesi’yle İsrail’in karşısında durarak Filistin’e destek olan…

Irak.

Libya ve Suriye’nin tamamen Batının yalan propagandasıyla hedef alınarak parçalanıp zayıf düşürülmesidir.

Ve o yapıldı…

Bölgede demokrasinin d’sinden bile nasibini almamış pek çok körfez ülkesi ortada dururken kiminin lideri diktatör olarak damgalanarak saldırı başlatıldı…

Kimisine

Sahte bir kimyasal silah yalanı kullanılarak saldırıldı…

Kimisi de içerden örgütlenenler yetmediği için neredeyse 100 ülkeden toplanan cihatçı örgütlerle ve doğrudan işgalle parçalandı.

Ama şu kadarını söylemeden olmaz…

İsrail ve ABD karşıtı…

Bir anlamda görece laik, ulus devlet olan bu üç ülkenin parçalanmasında da tuzumuzun olduğu…

İsterseniz hazır konu ulus olmaktan açılmışken geçtiğimiz günlerde bir İsrail yetkilisi ne demişti Gazze ve Batı Şeria için:

“Biz o bölgelerin Hamasistan.

Fetihistan olmalarına asla izin vermeyeceğiz.

Oraları aşiretler eliyle yöneteceğiz.”

Anlamı

Devlet olmasalar dahi…

İsrail’in karşısında birliktelik gösteren hiç bir yapıya izin verilmeyeceği…

Yani adım adım Büyük İsrail ve parçalanmış İslam ülkelerinden oluşacak BOP, anlayacağınız tüm hızıyla devam etmektedir ve son günlerde ülke içinde meydana gelen patlamalar da göz önüne alınırsa anlaşılıyor ki…

Artık hedefte İran var…

Sonrasında hangi ülke var diye sormanın da bir anlamı yok.

Ama yine de ipuçlarını verebilirim.

Eğer bir ülke, tarım ve hayvancılığı çökertilip kendini besleyemez hale getirilmişse…

Ülkedeki sanayilerin tamamının satılıp ülke ithal ürünler cennetine döndürülmüşse…

Yoksulluk korkunç şekilde artıp…

Çalışan ve emeklinin gelirleri kiraları bile karşılayamayıp devletten beklentileri en aza indirgenmişse…

Ülkede ulusal birlik yok edilip, meydan tamamen tarikat ve cemaatlerle, kimlikçi örgütlere bırakılmışsa.

Ülkeye tam sayısı bilinmese bile yaklaşık ülke nüfusunun  ¼ düne yakın Afgan…

Pakistanlı…

Suriyeli ve pek çok başka ülkeden insan…

Ve üstelik başka ülkelerin ajanı olup olmadıkları bile sorgulanmadan doldurulmuşsa…

Sahi sıranın kimde olmasının önemi var mı?

 

11-01-2024

Nusret KEBAPÇI


5 Aralık 2023 Salı

PROTESTO DEDİĞİN…

 

PROTESTO DEDİĞİN…

         

 İsrail’in Gazze’ye uyguladığı soykırım…

Dahası Gazze’yi boşaltıp orada yaşayanları Sina’ya göndermeye yönelik baskı ve şiddet devam ederken, buna tepki olarak birileri ülkemizde günden güne yaygınlaşan genelde gençlerin devam ettiği Starbucks kafelerine karşı bir eyleme giriştiler…

Bu bazen orada oturanların kahvelerini dökmek türünden olabildiği gibi…

Kimi zaman da orada oturanlara karşı fiili saldırıya bile dönüşebildi.

Tabi insan bu türden, gerçekten İsrail’i bu soykırımdan caydıracak eylemleri görünce…

İşte diyorsun gerçekten İsrail’e karşı ancak bu şekilde eylem yapılabilir?

Daha iyisi yapılamaz…

Sakın bu yazdıklarımı, yapılanları ciddiye almıyor muşum gibi değerlendirmeyin…

Bu konuda gerçekten çok “ciddiyim.”

Ama her nedense, bu yapılan eylemler bana bir Nasrettin Hoca fıkrasını anımsattı.

Hoca’nın bir gün sokak lambasının altında bir şeyler aradığını gören komşusu sorar…

-      Hocam hayırdır gecenin bu saatinde ışığın altında ne arıyorsun?

Hoca yanıt verir.

-      Anahtarımı kaybettim de onu arıyorum.

Komşusu sorar…

-      Hocam anahtarı burada kaybettiğine emin misin?

Hoca yanıt verir…

-      Aslında şu karanlıkta kaybetmiştim ama orası çok karanlık olduğu için burada arıyorum.

İşte bu eylemler de aynen böyle.

Yani sizin anlayacağınız İsrail’i yaptığı soykırımdan caydırmakla falan hiçbir ilgisi yok…

Sadece zevahiri kurtarmakla ilgilidir, başka bir şeyle değil.

Tabi aynı durum mecliste yapılan Coca cola boykotu için de geçerli…

Koskoca meclis İsrail’i durdurabilecek hiç bir adım atmayıp sadece meclis lokantasında kolayı yasaklamakla ciddi bir eylem yaptığını düşünüyorsa…

Bence gerçekten bir akıl tutulması yaşıyoruz.

Bu arada Türkiye’deki Coca cola şirketinin sahibi olan Anadolu Grup’un TOGG’un ortaklarından biri olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Aslına bakarsanız bizde yapılan protesto türünden eylemlerin ciddiyetsizliği bir yana, İslam ülkelerinin tamamının da sadece kınamayla yetinmesi…

Bize çok açık olarak bir şeyi gözümüze sokarcasına göstermektedir…

O da…

Bizim de içinde bulunduğumuz Müslüman ülkelerin neredeyse birkaç ülke hariç, tamamının ABD yanlısı olduğudur.

Bu nedenle de İslam kardeşliği falan haliyle hikaye olup, ABD yandaşlığı karşısında hiçbir anlam ifade de etmemektedir.

Tabi bunda 

İslam ülkelerinin önemli bir kısmının uluslaşamayıp tarikat ve cemaat topluluklarından oluşması…

Ulus bilinci olmadığında da vatan,  emperyalizme karsı mücadele, ekonomik ve siyasi bağımsızlık gibi kavramların gelişmemesi ,oldukça  önemli bir rol oynamaktadır.

Doğrusunu isterseniz bizim de durumumuz da bundan çok farklı sayılmaz…

Bizde de 20 yılı aşkın zamandır ülkeyi yöneten iktidarın ulus karşıtı olması vatan ve bağımsızlık kavramlarından bihaber olarak ülke kaynaklarını çok kolay emperyalist ülkelere teslim etmesi, dış politikada emperyalist politikalara karşı duramamasının asıl nedenini oluşturmaktadır.

Şöyle düşünün…

Siz ülke kaynaklarınızı…

Sanayinizi…

Topraklarınızı…

Tarımınızı…

Köprüden yola kadar her ne varsa yabancılara bırakıp, Ülkeyi tarihinin en büyük borcu altına sokarsanız…

Emperyalizmin ekonomik yaptırımlarına da izin vermiş oluyorsunuz…

Ne demişti Atatürk…

“Ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasi bağımsızlık olmaz.”

Yani ekonomide yabancı pazarı olup,  küresel sermayeye teslim ederseniz,  siyasi olarak da bağımsız karar alamazsınız gerisi hikâyedir.

Şimdi isterseniz…

ABD’den bağımsız tavır alabilen…

Ulusal birlikteliği ve ekonomisi güçlü, yani bağımsız bir ülke…

ABD destekli İsrail soykırımı karşısında nasıl bir tavır alabilir…

Veya alması gerekir…

Biraz onun üzerinde duralım.

En başta da hani geçtiğimiz günlerde meclisteki oylamada iktidar partileri tarafından reddedilen İsrail’e hemen her gün giden ticaret gemilerine ilişkin önergenin reddedilmesinden başlayalım…

Sahi neden reddedildi?

Bu arada…

Bugün ABD’yi bırakın, Türkiye’de İsrail’in pek çok şirketi var mı?

Var!

Bunların hangileri olduğunu Google bakarak herkes pekala bulabilir de…

Siz tarımda Ata tohumunu yasaklayıp sertifikalı tohum diyerek İsrail’in hibrit tohumunu Türk çiftçisine dayatmadınız mı?

Vazgeçebiliyor musunuz?

Ya İsrail’e silahlar, o bombalar nereden gidiyor dersiniz?

Ülkemizdeki ABD üslerinden değil mi?

Peki petrolü…

Suyu nereden gidiyor dersiniz? Sakın bu soruyu yanıtlamak için Google falan bakmayın, bizden gidiyor.

Demek istediğim bugün İsrail’in hava sahasını bile Kürecik radarıyla biz koruyorsak…

Üzerinde biraz düşünmek gerekmez mi?

Ayrıca düşünülmesi gereken bir başka soru daha…

Yıllardır ABD ile birlikte…

İsrail’e karşı koyan Suriye, Irak ve Libya’ya müdahaleleri destekleyip o ülkelerdeki iç savaşlara müdahil olup…

İsrail’e hiç bir tepki konulamamasının nedeni…

BOP ’a destek olup İsrail’i büyütmek değil de nedir?

Demek istediğim ulus bilinciyle ekonomik ve siyasi bağımsızlık arasında doğrudan bir ilişki vardır.

O varsa ekonomik ve siyasi olarak emperyalizmden bağımsız bir ülke olabiliyorsunuz…

Eğer yoksa da emperyalizmin aleti…

 

05-12-2023

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

7 Kasım 2023 Salı

GAZZE DEMİŞKEN…

 

GAZZE DEMİŞKEN…

 

 

 

İsterseniz konuya emperyalizmin ulus devletlere bakış açısını vurgulayarak bakalım ki sonradan yazdıklarımız yerli yerine otursun.

Çünkü…

Konu bununla son derece ilintili.

Nasıl mı?

Bakın şimdi emperyalizm hiç bir şekilde…

Tüm halkı ortak bir kimlikte birleştiren, ülkesinin yer altı, üstü kaynaklarına sahip çıkan…

Ülkesini sadece siyasi değil, ekonomik olarak bağımsız kılmaya çalışan ulus devletleri sevmez.

Bu yüzden o türden ulus devletlerin yönetimine; ulus yerine ümmet bilinci olan siyasal İslamcıları getirir ki…

Böylece onlar hem ülkedeki birleşikliği sağlayan ulus bilicini yok eder…

Hem de ulusal bağımsızlık gibi bir kavramdan bihaber olduklarından ülke ekonomisini kişisel çıkarları için emperyalizme peşkeş çekebilirler…

Aslında biz bu senaryoyu pek çok ülkede yaşadık…

Ve bilmelisiniz ki…

Gazze’de yaşananlar bundan çok farklı değil.

Bundan uzun yıllar önce Yaser Arafat; Filistin Kurtuluş Örgütü olarak birleşik bir Filistin devleti kurma mücadelesi verirken sahneye Hamas çıkarılıyor…

Ve işin ilginci öncelikle …

İşgalci saldırgan İsrail’e karşı değil, Filistin Kurtuluş Örgütü’ne karşı savaşıyor…

Sonuçta…

Filistin mücadelesi zayıflıyor ve Batı Şeria ve Gazze’de iki ayrı devlet ortaya çıkarılıyor…

Aslında bugün de yapılan geçmiştekinden çok farklı değil.

Bir anlamda 11 Eylül’ün bir benzeri olduğu bile söylenebilir.

İsterseniz 11 Eylül konusunda küçük bir hatırlatmayla konuya devam edelim…

Ne olmuştu 11 Eylül 2001’de…

Olan şu: Sözde Usame Bin Ladin’in önderliğinde ABD’deki ikiz kulelere bir uçak saldırısı olmuştu ve yaklaşık 3000 kişi civarında insan hayatını kaybetmişti.

Ama bu konuda en önemli olan şey o değil, ABD daha olay aydınlığa bile kavuşmadan sözde Afganistan’da Usame Bin Ladin’i aramak gerekçesiyle işgal etti ve uyuşturucu çiftliği haline getirdi.

Tabi daha önemli yanı bu olayla beraber BOP ’un da başlamış olması ve sırayla Irak…

Libya…

Ve Suriye’nin paramparça edilmesiydi…

İşte 7 Ekim saldırısıyla olan da o…

O gün Hamasın saldırısı sonucunda İsrailli siviller öldü ama en önemlisi İsrail’in sözde bu saldırıyı gerekçe göstererek Gazze’de soykırım yaparak oradaki Gazzelileri oradan sürerek İsrail’i Gazze’yi de kapsayacak şekilde genişletiyor olması…

Yani bir anlamda vaat edilen toprakların kendilerine göre alınması olarak da değerlendirilebilir.

Hani zaman zaman medyada çıkan haberlerde…

İsrail gizli servislerinin gafil avlandığı gibi bir senaryo ortaya atılsa bile, doğru olmayıp, yapılan saldırıyla İsrail’in sözde dünya kamuoyu önünde teröre karşı haklı savaş kılıfına bürünmesi ve yaptığı kanlı saldırı ve soykırımın bir nebze bile gözden uzaklaşmasına neden olması…

Başka deliller bir yana…

Sadece bu bile herkesi düşünmeye itecek kadar önemlidir.

Tabi bu İsrail pervasızlığının

Kanlı saldırıları çok rahat yapabilmesinin en önemli nedenlerinden birinin…

Filistin’e sahip çıkan, destek olan Irak, Suriye ve Libya’nın bizim de içinde olduğu bir projeyle zayıflatılarak İsrail’in önündeki engellerin kaldırılması yanında…

İsrail’in 2004’den bu yana NATO’nun fiili yani özel statülü üyesi olması da son derece önemlidir.

Burada bir soru sorarak devam edelim…

Sizce İslam İşbirliği Örgütü İsrail’in yaptığı soykırıma karşılık nasıl bir tepki verdi dersiniz?

Hiç öyle Müslüman kardeşliği, ümmet dayanışması falan gibi maval okumaya gerek yok…

Ne yaptılar biliyor musunuz?

Kınadılar.

Evet, yanlış okumadınız sadece kınamakla yetindiler…

Peki, biz bu konuda ne yaptık hiç düşündünüz mü?

Aynısını…

Hani şunu anlarım, siz bir muhalefet partisisinizdir…

İktidar bu konuda adım atmaz…

Onu uyarmak, toplum baskısı yapmak için miting yaparsınız, onu anlarım…

Ama

Hemen her türden yetkiyi alıp da ki buna ülkeye yabancı asker davet etmek de dahil…

Miting yaparsanız…

Sormazlar mı kimi neye karşı uyarmaya çalışıyorsunuz?

İsterseniz bu konuda neler yapılabilirdi? Biraz kafaları zorlayalım…

İsrail’e en büyük desteği kim veriyor? ABD sahi bizde ABD’nin kaç tane üssü var 16, hiç kapatılması gündeme getirilebildi mi?

Ne yazık ki hayır.

Peki

İsrailli pilotları yani Gazze’yi daha iyi bombalasınlar diye eğitilen pilotları Konya’da kim eğitiyor biliyor musunuz?

Ya İsrail’in suyu nereden gidiyor dersiniz?

Veya o uçaklarının ve tanklarının petrolü…

İsrail’i Filistin’den atılan füzelerden Kürecikte bulunan radar üssünün koruduğunun ne kadarını biliyorsunuz?

Sahi kim İsrail’in hibrit tohumlarını memlekette yaygınlaştırırken Ata tohumunu yasakladı…

Demek istediğim…

Tüm bunlara karşı çıkmayıp…

Tepki göstermeyi sokağa kola dökmekten ibaret sayarsanız…

Olsa olsa sadece ABD emperyalizmin kuklası olursunuz…

Asla başka bir şey değil.

 

 

07-11-2023

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

7 Ocak 2018 Pazar

İRAN’I SAVUNMAK…

İRAN’I SAVUNMAK…


Son yıllarda ülkemiz adına yürütülmekte olan dış politika için “dış politika dediğin böyle olur “Demeyi çok isterdim ama…
Ancak tabi ki böyle bir şeyin olmadığını hepimiz biliyoruz.  
İşin doğrusu son yıllarda ABD ile birlikte hareket etmenin bizi nasıl bir kıvraklığa, hızlı bir dönüşe sevk ettiği ortada…
Önce “kardeşim Esad…”
Sonra “Esed…”
Ardından “Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız” tavrı…
Son olarak da “Esad gitmeli” türünden bir manevra...
Sahi dünyada bu kadar hızlı yön değiştiren başka bir ülke var mıdır bilmiyorum ama…
Gerçek şu ki; olaylara ulusal bir duruşla değil de…
Tamamen…
Bir mezhep düşmanlığı…
Hatta tarikat penceresinden bakıyorsanız…
İster istemez…
Her zaman için emperyalizmin yedeğine düşmeniz mümkün…
Şimdi söyle bir düşünün…
2011yılında Suriye’de ilk olaylar neden başlamıştı dersiniz?
ABD’nin, bir takım batılı ülkelerle birlikte Suriye’den çeşitli reformlar yapmasını istemesiyle değil mi?
Ya sonrasında…
Beşar ESAD’ın ülke yönetiminden çekilmesi bile istenmedi mi?
Hatta Esad için gidebileceği ülkeler bile hazırlanmıştı ama oyun kısa sürede bozuldu ve ESAD direndi…
Zaten ondan çok kısa bir süre öncesinde yapılan seçimlerde yüzde 80’ ler civarında bir desteğe sahip bir liderin başka türlü düşünmesi de mümkün değildi.
Sonuçta, 6 yıllık bir mücadele sonunda Suriye tekrar egemenliğini sağlamaya başladı ama birileri “Esad Suriye’nin başından gitmeli” Söylemini hep sürdürdü…
Çünkü BOP ‘da asıl hedef, büyük Kürdistan kurulmasıydı ki Irak’ta ki Barzanistan’dan sonra bu devletin denize ulaşması gibi bir zorunluluğu bulunuyordu.
Hem başka türlü nasıl kendi başına başka hiç bir ülkeden izin almadan kuzey Irak’ta çıkan petrolü satabilirdi ki…
Ama olaylara İran ve Rusya’nın müdahalesiyle ABD ve batılı devletlerin hevesleri kursaklarında kalıverdi.
Çünkü bu iki devlet de biliyordu ki…
Eğer Suriye yenilirse…
Kendi adları gibi emindiler ki sıra kendilerine gelecekti…
Çünkü 4 ülkeden koparılacak parçalarla kurulacak olan büyük Kürdistan’ın bir parçası da İran’dı…
Sonuçta
İran’da da “muhalefet” hareketi başlayıverdi…
Hem de ABD…
İsrail ve Suudi Arabistan gibi çok “demokratik” ve başka ülkelere “demokrasi “götürmeyi alışkanlık haline getiren ülkelerin desteğiyle…
Şimdi bazıları…
İran’da baskıcı bir dini rejim olduğu gerekçesiyle, muhalif hareketlere sempati duyuyor olabilir ama…
İş ne yazık ki o kadar basit değil…
Ayrıca yeni değil, İran uzun süredir ABD ve İsrail’in hedefinde…
Dahası…
Üstelik bu iş çok gizli falan da değil…
İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot geçtiğimiz günlerde : “İran'ın Irak, Suriye, Yemen, Lübnan, Bahreyn ve Gazze’yi de içine alan bir Şii Hilali" oluşturmak istediğini” söyleyerek , “İran’ı Filistin örgütlerini desteklemekle de suçladı.”ve “İran'ın "Şii Hilali"ne karşı ittifak arayışındayız .“ demedi mi…
Neydi bunun anlamı;
“İran bölgede ABD ve İsrail’in tüm planlarını bozuyor, bu yüzden İran kaosa sürüklenerek başını kendi sorunundan kaldıramaz hale getirilmeli” değil mi?
İşte sadece bu yüzden bile İran’a destek olmak gerekmez mi?
Çünkü İran giderse bırak Irak ve Suriye’yi…
Sıra Türkiye’ye gelmeyecek mi?
Bu nedenle İran’ı savunmak aynı zamanda Türkiye’yi de savunmaktır…


07–01–2018
Nusret KEBAPÇI