AH ŞU OKULLAR OLMASA…
Son günlerde okulların durumuyla ilgili çok
fazla haber çıktı. Hal böyle olunca yaraya biraz tuz basmak ister istemez
zorunlu oluyor.
Hep söyleyegeldiğim bir şey var…
Öyle her derde deva, kadiri mutlak bir eğitim
falan yok, öncelikle bunun bilinmesi gerekiyor.
Bu sadece bizde değil dünyada da yok.
Dünyanın hiç bir yerinde, ideolojiden, ülkenin
ekonomik hedeflerinden bağımsız bir eğitim sistemi bulunmuyor.
Dolayısıyla önce ülkeyi yöneten ideolojiye,
ekonomik hedeflerine bakılacak, sonrasında bunun nereye varabileceği konusunda
bilgi sahibi olunacak.
Değilse…
Eğitim üzerine günlerce de tartışılsa,
aylarca da konuşulsa, sonuç değişmiyor.
Bu yüzden olayları…
Sadece eğitimde değil, ülkenin hemen her
konusuyla ilgili, olup biteni kavrayabilmek amacıyla mevcut siyasetin
ideolojisini anlamak son derece önemli.
Eğer bu anlaşılmazsa…
Sadece eğitim ve okullar değil…
Hemen her türden konu, bugün siyaset
sahnesinde yaşandığı gibi kayıkçı kavgasına dönüşür ve hiç bir şekilde sonuca
da ulaştırılamaz dolayısıyla konuyu ideolojik olarak çözümlemek son derece anlamlı.
Burada hemen herkesin anlaması gerekiyor ki
bu ideolojinin öncelikle ulus devlete karşı olup, ülkemizi Osmanlının son
dönemlerindeki gibi etnik ve dinsel eyaletlerden oluşan bir federasyona
dönüştürmek gibi bir hedefi bulunmaktadır. Bu da gizli bir şey olmayıp zaten son
zamanlarda ittifakın küçük ortağı tarafından da pek çok kez ifade edilmektedir.
O yüzden de…
Türk ulus kimliği hemen her yerden silinip
yok edilmeye çalışılırken sözde diğer kimliklerin rahatça ortaya çıkabilmesine
de zemin hazırlanmaktadır.
Tabi olayın bir başka yönü de…
Bu ideolojinin devleti küçültmek gibi bir amacının
da bulunması.
Bunu zaten iyi bir gözlemciyseniz kendiniz de
pekala anlayabilirsiniz de…
İsterseniz okullardan başlayalım...
Şimdi şöyle bir düşünün…
Bir parti…
Hem ulus devlete karşı olup…
Hem de Ülkeyi etnik ve dinsel eyaletler
federasyonuna dönüştürmek isterse…
Aynı zamanda devleti küçültmek gibi bir hedefi
de bulunuyorsa.
Nasıl bir ekonomik model ister?
Devletin ekonomideki varlığını adım adım azaltırken,
ülke pazarının tamamen küresel sermayeye teslim edilmesini değil mi?
İşte bugün, aynısı eğitimde de yapılmaktadır.
Devlet eğitimden adım adım çekilirken meydanı
hemen her türden tarikat ve cemaatle…
Çeşitli özel şirketler ve pek çok yabancı devletin
ülkemizde açtığı okullara bırakmaktadır ki…
Özellikle yabancı devlet okullarında
karşılıklılık ilkesi olması devlet olmanın gereği iken…
Onda bile ne yazık ki tek taraflı olarak o
okulların açılıp kendi eğitimlerini yapabilmelerine bile izin verilebilmiştir.
Zaten bugün ki eğitim sisteminde topluma ortak
duygu ve düşünce kazandıracak Türk ulus bilincinin verildiği ulusal bir eğitim
sistemi bulunmuyor…
Böyle olup öğrenciler ulus yerine, ümmet
bilinciyle eğitilmeye çalışıldıklarından dolayı da yetişen öğrencilerimiz ulus
kavramından habersiz oldukları gibi…
Tam bağımsızlık…
Ulusal egemenlik…
Cumhuriyeti koruma duygu ve düşüncesinden de yoksun
bırakılmaktadırlar.
Diyebilirsiniz ki ya devlet okullarındaki
ücretli, işin uzmanı olmayan öğretmenlerle…
Okullarda olması gereken, yardımcı personelin
azlığı ya da yokluğu yanında devlet okullarının temiz olamaması, bununla
ilintili olabilir mi?
Elbette…
Herkese eşit, kaliteli, temiz, bakımlı,
ulaşılabilir bir devlet okul sistemi olsa, yerli ve yabancı özel okullar talep
bulabilir mi?
İşte devletin eğitimden çekilerek,
okullarının pek çok şeyden yoksun bırakılmasının amacı, tam olarak da budur.
Bilinmeli ki devletin herkese eşit, kaliteli
eğitimi devlete bağlılık ve millete borçluluk duygusu uyandırırken…
Yerli ve yabancı özel okullar da…
O okullar hangi şirket, devlet ya da tarikat
ve cemaatinse ona karşı bağlılık ve borçluluk duygusu uyandıracaktır.
Demek istediğim…
Devletin kaliteli ulusal eğitimi, ulus devlet
ve ulusal kimliği korumayı…
Eğitimin tarikat ve cemaatlerle yerli ve
yabancı sermayeye bırakılması da, ulus yapısının parçalanması ve çok
kimlikliliği amaçlamaktadır…
30-09-2024
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder