BİR DARBENİN ANATOMİSİ
Bir kaç gün önce 12 Eylül 1980 darbesinin 44.
Yıl dönümüydü.
Ülkemiz tarihi açısından gerek siyasi…
Gerek ideolojik…
Gerekse de ekonomik anlamda çok büyük, hatta
keskin bir dönüş sayılabilecek bu darbe aklınıza geldiğinde, gözünüzün önüne neler
geliyor?
Bence biraz düşünelim ama isterseniz her
darbe gibi bu darbeyi de oluşturan koşulları aklımızdan çıkarmadan…
Zaten bilinmeli ki…
Dünyanın neresinde olursa olsun, darbeyi
planlayanlar bu darbeye ihtiyaç oluşturacak koşulları da inanın çok öncesinden
planlamışlardır.
Peki, 12 Eylül darbesine ihtiyaç oluşturacak
koşullar neydi ki darbe toplumda genel olarak kabul gördü.
Belki bunu söylediğim zaman, yaşı 60’ın
altında olanlar çok hatırlayamaz ama…
Darbe için öyle koşullar yaratılmıştı ki gerçekten
korkunç.
Ülke deyim yerindeyse ikiye bölünmüştü.
Özellikle gençliğin bir araya gelip
tartışarak düşünce üretmesi gibi bir ortam tamamıyla yok edilip, hemen her
günün haber bültenlerini gençlik çatışmalarıyla ölenlerin haberleri dolduruyor…
Okullarda öğrenciler birbirlerini okullara sokmayıp
karşı görüşten öğrencilerin okumalarını engelliyorlardı.
Memleket o haldeydi ki…
Mahalleler siyasi gruplar arasında bölünmüş…
Okullar kimin bölgesinde kalmışsa onun egemenliğine
girmiş…
İnsanlar sabah okula gönderdiği çocuğunun eve
salimen dönüp dönemeyeceğini haber bültenlerinden öğrenir hale gelmişti…
Derken darbe oldu.
Burada en ilginç olan…
Daha bir gün öncesinde bile çatışmalar tüm
yoğunluğuyla sürüp…
Okullar bombalanıyorken
Sadece darbenin televizyondan bir bildiriyle
açıklanmasıyla; tek bir kurşun bile atılmadan memleketin tamamıyla sükûnete kavuşması…
Sizce de ilginç değil mi?
Ama o ana kadar olanlarla darbeye zemin
hazırlanmıştı ya önemli olan oydu…
Sonrasını o yılları yaşayanlar bilir…
Sürgünler…
Cezaevleri…
Ölümler…
Kaybedilen insanlar, hep o dönemin topluma yaşattıklarıydı.
Bu darbeler konusu gündeme gelince…
Sanıyorum olayların şiddetinden olsa gerek
çok akla gelmeyen ama zaten yapılış amacını da kapsayan…
Toplumda ekonomik ve sosyal yapının
değiştirilmesi konusu çok düşünülmez.
Ancak…
Darbelerin gerçekteki amacı:
Toplumda şok etkisi yaratılarak
Ulusal ekonomilerin yıkıma uğratılıp, ülkenin
uluslararası sermayenin talanına açılması yanında…
Toplumsal yapının da buna uygun bir şekilde ulusal
ve sınıf kimliğine düşman ulus öncesi örgütlere yani tarikat ve cemaatlere
bırakılmasıdır.
Yani bugün devam eden ulusal ekonomimizin yok
edilip ulusal kimliğimizin ortadan kaldırılması sürecinin başlangıcı 12 Eylül’dür…
İsterseniz tam burada 12 Eylül’le doğrudan ilişkili
AET üyesi ülkelerle yapılan bir anlaşmadan bahsedelim ki oldukça önemli…
Yıl 1963
Bugünün AB üyesi o zamanın AET üyesi ülkelerle
bir antlaşma imzalanıyor, adı da Ankara Antlaşması.
Antlaşmaya göre Türkiye 20 yıllık süre içinde
belirlenen kalemlerdeki ürünlerle ilgili olarak sanayisini geliştirecek…
Süre bittiğinde de korumacılığı tamamen kaldırarak
ülkeyi yabancı sermayeye koşulsuzca açacaktır.
1963 yılında imzalanan bu antlaşmanın bittiği
tarih ne zaman dersiniz?
1983
Tesadüf mü?
Elbette hayır.
Yani 1980 darbesinden 1983’e kadar emperyalizme,
yabancı sermayeye karşı olan ne kadar sendika…
Meslek odası
Dernek varsa kapatılmış…
Baskı altına alınmış…
Ülke yabancı sermaye açısından tam anlamıyla dikensiz
gül bahçesine çevrilmiştir.
Demek istediğim…
Sadece Türkiye’de değil, dünyadaki darbelerin
asıl amacı, Ulusal ekonomileri parçalayıp, ülkelerdeki antiemperyalist ulusal
örgütleri sindirip, baskı altına alarak, ulus öncesi örgütlenmeleri
destekleyerek
Ülkeleri emperyalist yağmaya açık hale
getirmektir.
Adı ve söylemdeki amaçları ne olursa olsun amaç
budur.
Bilmem anlatabildim mi?
16-09-2024
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder