12 Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2024 Pazartesi

BİR DARBENİN ANATOMİSİ

 

BİR DARBENİN ANATOMİSİ

 

Bir kaç gün önce 12 Eylül 1980 darbesinin 44. Yıl dönümüydü.

Ülkemiz tarihi açısından gerek siyasi…

Gerek ideolojik…

Gerekse de ekonomik anlamda çok büyük, hatta keskin bir dönüş sayılabilecek bu darbe aklınıza geldiğinde, gözünüzün önüne neler geliyor?

Bence biraz düşünelim ama isterseniz her darbe gibi bu darbeyi de oluşturan koşulları aklımızdan çıkarmadan…

Zaten bilinmeli ki…

Dünyanın neresinde olursa olsun, darbeyi planlayanlar bu darbeye ihtiyaç oluşturacak koşulları da inanın çok öncesinden planlamışlardır.

Peki, 12 Eylül darbesine ihtiyaç oluşturacak koşullar neydi ki darbe toplumda genel olarak kabul gördü.

Belki bunu söylediğim zaman, yaşı 60’ın altında olanlar çok hatırlayamaz ama…

Darbe için öyle koşullar yaratılmıştı ki gerçekten korkunç.

Ülke deyim yerindeyse ikiye bölünmüştü.

Özellikle gençliğin bir araya gelip tartışarak düşünce üretmesi gibi bir ortam tamamıyla yok edilip, hemen her günün haber bültenlerini gençlik çatışmalarıyla ölenlerin haberleri dolduruyor…

Okullarda öğrenciler birbirlerini okullara sokmayıp karşı görüşten öğrencilerin okumalarını engelliyorlardı.

Memleket o haldeydi ki…

Mahalleler siyasi gruplar arasında bölünmüş…

Okullar kimin bölgesinde kalmışsa onun egemenliğine girmiş…

İnsanlar sabah okula gönderdiği çocuğunun eve salimen dönüp dönemeyeceğini haber bültenlerinden öğrenir hale gelmişti…

Derken darbe oldu.

Burada en ilginç olan…

Daha bir gün öncesinde bile çatışmalar tüm yoğunluğuyla sürüp…

Okullar bombalanıyorken

Sadece darbenin televizyondan bir bildiriyle açıklanmasıyla; tek bir kurşun bile atılmadan memleketin tamamıyla sükûnete kavuşması…

Sizce de ilginç değil mi?

Ama o ana kadar olanlarla darbeye zemin hazırlanmıştı ya önemli olan oydu…

Sonrasını o yılları yaşayanlar bilir…

Sürgünler…

Cezaevleri…

Ölümler…

Kaybedilen insanlar,  hep o dönemin topluma yaşattıklarıydı.

Bu darbeler konusu gündeme gelince…

Sanıyorum olayların şiddetinden olsa gerek çok akla gelmeyen ama zaten yapılış amacını da kapsayan…

Toplumda ekonomik ve sosyal yapının değiştirilmesi konusu çok düşünülmez.

Ancak…

Darbelerin gerçekteki amacı:

Toplumda şok etkisi yaratılarak

Ulusal ekonomilerin yıkıma uğratılıp, ülkenin uluslararası sermayenin talanına açılması yanında…

Toplumsal yapının da buna uygun bir şekilde ulusal ve sınıf kimliğine düşman ulus öncesi örgütlere yani tarikat ve cemaatlere bırakılmasıdır.

Yani bugün devam eden ulusal ekonomimizin yok edilip ulusal kimliğimizin ortadan kaldırılması sürecinin başlangıcı 12 Eylül’dür…

İsterseniz tam burada 12 Eylül’le doğrudan ilişkili AET üyesi ülkelerle yapılan bir anlaşmadan bahsedelim ki oldukça önemli…

Yıl 1963

Bugünün AB üyesi o zamanın AET üyesi ülkelerle bir antlaşma imzalanıyor, adı da Ankara Antlaşması.

Antlaşmaya göre Türkiye 20 yıllık süre içinde belirlenen kalemlerdeki ürünlerle ilgili olarak sanayisini geliştirecek…

Süre bittiğinde de korumacılığı tamamen kaldırarak ülkeyi yabancı sermayeye koşulsuzca açacaktır.

1963 yılında imzalanan bu antlaşmanın bittiği tarih ne zaman dersiniz?

1983

Tesadüf mü?

Elbette hayır.

Yani 1980 darbesinden 1983’e kadar emperyalizme, yabancı sermayeye karşı olan ne kadar sendika…

Meslek odası

Dernek varsa kapatılmış…

Baskı altına alınmış…

Ülke yabancı sermaye açısından tam anlamıyla dikensiz gül bahçesine çevrilmiştir.

Demek istediğim…

Sadece Türkiye’de değil, dünyadaki darbelerin asıl amacı, Ulusal ekonomileri parçalayıp, ülkelerdeki antiemperyalist ulusal örgütleri sindirip, baskı altına alarak, ulus öncesi örgütlenmeleri destekleyerek

Ülkeleri emperyalist yağmaya açık hale getirmektir.

Adı ve söylemdeki amaçları ne olursa olsun amaç budur.

Bilmem anlatabildim mi?

 

 

16-09-2024

Nusret KEBAPÇI

13 Eylül 2023 Çarşamba

12 EYLÜL...

 

12 EYLÜL…

 

 

 

Yaşı ellilerin biraz üzerinde olanlar hatırlar, değilse yani o yaşların altındakiler olsa olsa yazılan makalelerden, kitaplardan öğrenirler ki, o da ne kadarı veya hangi açıdan bakılmışsa o kadarını öğrenebilirler ki işte orası pek belli değil.

İsterseniz o yılları yaşamış olanların gördüklerine…

Yaşadıklarına…

Okuduklarına biraz baksak neler akla gelir, ne öğreniriz biraz göz atalım.

Daha doğrusu öncesinden başlayarak…

Herkes şu tür söylemi büyüklerinden duymuştur.

“O dönemde ülke çeşitli kamplara bölünmüştü.”

“Gençlik arasında çok şiddetli çatışmalar oluyordu ki neredeyse hemen her gün ölümler bile oluyordu.”

İller…

İlçeler…

Köyler bile siyasi düşünceye göre bir yerinden ayrılıp, hangi düşünce bir tarafa hakimse, diğerleri o tarafa mümkün değil geçemezdi.”

Bu konuda görevlerinden alınanları…

Sürgün edilenleri…

Olağan üstü sayıdaki tutuklamaları…

İşkenceleri…

Diyarbakır cezaevinde yaşananları yazmaya kalksak bu satırlar yetmeyeceği gibi bunların her bir konusu 3,5 ciltlik kitap bile olabilir.

Ama tüm bunları anlatsak 12 Eylül gerçeğini…

Gerçek amacını öğrenebilir miyiz?

Sanmıyorum.

Aslına bakarsanız sadece yaşananlarla ilgilenmek hiç bir şekilde olayın gerçeğiyle çok ilgili olmayabilir.

Ya da şöyle söyleyelim…

Dünyada bugün bile pek çok ülkede darbeler tezgâhlanmaktadır, bu darbelerin görünüşteki nedeni…

Ülkeyi şiddetten kurtarmak…

Yönetim boşluğunu gidermek…

Kötü yönetimi…

Yolsuzluğu engellemek gibisinden pekâlâ olabilir ama sadece şu kadarını söyleyim…

Tüm daha önce yapılan…

Ve günümüzde de gerçekleşen darbelerin ekonomik bir nedeni mutlaka vardır.

Daha doğrusu her zaman gerçek neden odur.

Ama

Bu hiçbir şekilde ifade edilmez.

Her zaman tüm dünyada ve ilgili ülkede, darbenin yapılması için koşulların olgunlaştırılması…

Bir anlamda darbeye haklılık kazandıracak senaryonun yürürlüğe girmesi gerekmektedir.

Zaten yapılan darbelere birazcık bakmak bile bunu görmeye yeterlidir ama görünürdeki nedenden dikkatimizi alabilirsek.

İsterseniz konuyu açıklamak için bir soruyla başlayalım…

Sahi…

Bu darbelerin gerçekteki amacı nedir?

Hani gerçek neden ekonomik falan diyoruz ya…

Ne alaka ya da ekonomi bu işin neresinde gibi soru da akla gelebilir o yüzden söylüyorum.

Tüm darbelerin amacı…

Ulusal ekonomileri yıkıma uğratıp, tamamen uluslararası sermayenin talanına açmaktır. Elbette bunu yapabilmek için de öncelikle buna tepki koyabilecek, muhalefet edebilecek siyasi partilerin…

Sendikaların, demokratik kitler örgütlerinin baskı altına alınması,pasifize edilmesi gerekmektedir.

İşte görünürdeki neden bunu yapmayı sağlamaktadır.

Neyse devam edelim…

Yıl 1963.

Osmanlı’dan bu yana devam eden Avrupa hayranlığı ki…

Ülkemiz üzerinde çeşitli amaçları olduğu bilinmesine ve Kurtuluş Savaşı süresinde onlara karşı mücadele etmemize karşın ne yazık ki bu mandacılık hiç bitmedi.

Günümüzde de halen devam etmektedir.

İşte o 1963 yılında biz Avrupalı devletlerle bir anlaşma imzalıyoruz.

Adı da Ankara anlaşması.

İşte o anlaşmaya göre Türkiye 20 yıllık bir süre içinde kendisine uzmanlaşacağı sektörleri belirleyip kendisini geliştirecek…

Ve 20 yılın bitiminde yani 1983’te ülkeyi yabancı şirketlere açacaktı.

İşte bunu yapabilmek için de...

Ulusal bağımsızlıktan yana ne kadar parti, sendika, dernek, meslek odası, kısacası her türden demokratik kitle örgütünün de baskı altına alınıp susturulması gerekiyordu.

12 Eylül’le o yapıldı.

Şöyle bir bakın ilk özeleştirmeler, yabancı şirketlerin ülkemize gelmesi ilk ne zaman ve kimle başladı?

Aslında bu tek örnek değil emperyalizm o ülkede darbe tezgâhlamadan önce mutlaka kılıfını hazırlar ki dünya kamuoyu önünde haklılık kazanıp diğer ülkelerin desteğini alabilsin.

Hep aynıdır

Örneğin koskoca Irak sadece uydurma bir kitle imha silahları senaryosuyla ne hale geldi?

Ya Afganistan Usame Bin Ladin’ i arama amacıyla talan edilmedi mi?

Sizce Libya çok mu farklı oldu?

Neyse devam edelim…

 

Ülke hızla talana açılıp, ulusal ekonominin kaleleri bir bir elden çıkarılırken Ulusçu düşüncenin varlığını sürdürmesi beklenemezdi.

Çünkü ulusal bir uyanış her zaman için talanın sonunu getirebilirdi…

Bu yüzden, ekonomik ve siyasal bağımsızlıktan bihaber ulus karşıtı, siyasal İslamcılık ortaya atılarak desteklenecekti ki bu talan sonsuza kadar sürebilsin…

Demek istediğim olayları değerlendirirken cambaza değil, ekonomiye bakmak gerekiyor…

 Başka bir yere değil…

 

13-09-2023

Nusret KEBAPÇI