Deniz Baykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deniz Baykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2017 Çarşamba

KILAVUZU KARGA OLANIN…

KILAVUZU KARGA OLANIN…


Toplum olarak sanırım çok okumayı, araştırmayı sevmediğimizden olsa gerek genelde yöneticilerimizi sorgulamak yerine…
İnanmayı tercih etmekteyiz.
Aslına bakarsanız bu tür bir düşünce şekli vatandaş olmakla, padişah tebaası olmak arasındaki en önemli farktır bile denilebilir.
İsterseniz konuya biraz daha açıklık getireyim…
Eğer siz, ister devlet…
İster parti…
Dernek…
Oda fark etmez kendi düşüncenizden olan yöneticilerinin söylediklerini hiç sorgulamadan…
Tartışmadan kabul ediyorsanız…
Sizin düşüncenizin…
Partinizin…
Örgütünüzün adı…
Düşünce şekli nasıl nitelenirse nitelensin…
Siz de kendinize hangi keskin…
Dini…
Sol…
Milliyetçi bir etiket takarsanız takın…
Tebaasınızdır…
Hani siz zaman zaman…
Biz 30 yıldır aynı partiliyiz…
Biz aileden su düşüncedeyiz diyorsunuz ya, doğrusunu isterseniz bu söylenenlerin hepsi de ne yazık ki hep aynı kapıya çıkmaktadır.
Yani tebaalığa.
İşin doğrusu…
Ne partiniz 30 yıl ya da daha önceki yılların partisidir.
Ne de o düşünce.
Yıllar önceki düşüncedir.
Ne demişti Herakleitos;
“Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz”
Anlayacağınız
Belki siz aynı gibi görmüş olsanız da içinden gecen su her zaman değişmektedir…
Hani birileri son günlerde hayırcılara akıl vermeye çalışıp yol göstericiliğe soyunuyorlar ya…
Bu yüzden söylüyorum.
Sahi…
Hayırcıların talepleri neydi?
Başkanlık değil, parlamenter sistem devam etsin…
Başka…
Tek adam yönetimi olmasın…
Federatif, eyaletleri olan bir devlet değil…
Üniter devlet korunsun.
Elbette bunu…
Ekonomisiyle, kültürüyle, eğitimiyle…
Ulus devlete sahip çıkmak şeklinde özetlemek de mümkün ama…
Yıllar önce Kemal Derviş’le işbirliği yapmak adına ulus devleti partilerinin bordasından atıp da…
Yaptığı yanlış siyasetle…
Memleketi 15 yıldır küresel politikalara mahkûm eden bir anlayıştan akıl almak…
İşte o hiç mümkün değil.
Hani birileri sanki üstlerine vazife gibi…
Kılavuzluğa soyunup da hayırcılara başkan adayı bulmaya çalışıyorlar ya…
Baştan söyleyim;
Atatürk İlke ve Devrimleri dışında kılavuza ihtiyacımız yok.
Bu nedenle…
Kimse bize kılavuzluk için kargalığa falan soyunmasın…


10–05–2017
Nusret KEBAPÇI



29 Temmuz 2016 Cuma

NEREDEN BAŞLAMALI?

NEREDEN BAŞLAMALI?


Doğrusunu isterseniz bu işin başlangıcı olarak 1970’li yılların sonunu kabul edebiliriz çünkü…
Adı bile amacını ifade eden o malum dergi işte o 1970’li yılların sonunda yayına başladı. (1979)
Önce ortaokul öğrencileri yandaş öğretmenler eliyle Sızıntı’yla tanıştırıldı...
Sonra da bu öğrencilere barınacak yurtlar yapıldı…
Ardından da tarikatın okulları memleketin dört bir yanını sonra da dünyanın her yanını sardı.
Erbil’de bile okulları vardı…
Tabi okulları yapmakla iş bitmedi oradan yetişen öğrencilerin özellikle kamuda…
Hakim, savcı…
Polis…
Öğretmen olması gerekiyordu ki toplumda çok daha fazla etkili olunabilsin…
Başarılı olundukça da hedefler yükseltildi.
En önemli hedefleri de askeri lise ve harp okullarına öğrenci sokmaktı
Biliyorlardı ki orduyu ele geçirebilirlerse ülkeyi de ele geçirebilirlerdi…
Aslına bakarsanız bu hiç de kolay olmadı…
Gerçi dershanelerde bu konuda gereken yapılıyordu ama devam eden öğrencilerin fişlenmesi olasılığı hepsini tedirgin ediyordu…
Doğrusunu isterseniz çözüm de buldular…
Öğrencileri sahte isimle kaydetmek her kimin aklına gelmişse tam da bu iş için biçilmiş kaftandı…
Elbette tüm bunlar yapılır hemen her yerde örgütlenilirken bundan rahatsız olan dönemin Emniyet Müdürü, olan biten her şeyi dönemin yöneticilerine kanıtlarıyla açıkladı ama o dönemde herkes cemaatten yana olunca hiç bir şey yapılmadı…
Hatta dönemin Emniyet Müdürünce Fetö’cülerin Haşhaşi şeklinde örgütlendikleri bile ilgili makamlara bildirildi ancak…
Kimse oralı olmadı…
Açıkça söylemek gerekirse herkes uyuyordu…
Yurtsever bilim adamı Necip HABLEMİTOĞLU bu örgütün yaptıklarını kanıtlarıyla anlattığı kitabı KÖSTEBEK’i çıkardıktan birkaç ay sonra katledildi…
Dönemin hiç bir yetkilisi de, bunu kim yaptı?
Neden yapıldı? Diye sorma gereğini bile duymadı.
Şimdi 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimden sonra bazıları birilerini, darbecilikle suçluyor…
Birileri de işi ahmaklığa vurarak geçiştirmeye çalışıyor ya…
İnanın
1980’den beri bu örgütün kamuda önünü açmayan…
Destek olmayan, ona meşruluk kazandırmayan ne bir milli eğitim bakanı bulunuyor…
Ne başbakan…
Ne de cumhurbaşkanı…
1980 darbesinin lideri Kenan Evren’den tutun…
Demirel…
Ecevit…
Deniz Baykal…
Tansu Çiller’…
Mesut Yılmaz…
Bülent Arınç…
Tayyip Erdoğan dahil hemen hepsi, geçmişte bu örgütün memleket içinde istediği gibi at koşturmasına destek oldular.
Geçtiğimiz yıllarda Cemaatçe düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları bugün en çok Fetö karşıtlığına soyunanların bile ziyaret yeriydi denilebilir…
Tabi bu arada Abant Platformu’nu da unutmamak gerekiyor…
Çünkü biliniyor ki orası da yakın geçmişte…
Yetmez ama evet’cilerin en önemli fikirsel beslenme yerlerinden biriydi…
Gelelim operasyon ve tasfiyelere…
Darbecilere, yani bilerek isteyerek işin içine girenlerle ilgili yapılanlara hiçbir sözüm yok ama…
Devlet içine çöreklenmiş bu ABD, İsrail destekli yapıyı gerçekten bitirmek istiyorsanız…
Önce Fetö‘yü halkın gözünde meşru hale getirmek için yıllardır destek veren…
Arsa sağlayan…
Kanat gerenden başlanması gerekiyor…
Öğretmen ve memurdan değil…

29–07–2016
Nusret KEBAPÇI