Erzurum Kongresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erzurum Kongresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2017 Perşembe

19 MAYIS’I KİM YASAKLAR?

19 MAYIS’I KİM YASAKLAR?


Düşünebiliyor musunuz?
Memleketin Mondros ve Sevr anlaşmalarıyla teslim alındığı…
Bundan yararlanan itilaf devletlerinin…
Ülkenin birçok yerine asker çıkarmakta olduğu…
Hatta…
Sarayın karşısında bulunan düşman gemilerinin namlularını saraya çevirdiği koşullarda bile…
Ne yazık ki…
Padişahtan tık çıkmıyor.
Hatta tepki bir yana…
Direnmeyelim de ülke bütünlüğü korunsun gibi bir anlayışa sahip olanlar bile bulunuyor.
Derken…
Memleketin birçok yerinde yerel direnişler de başlıyor…
İşte o dönemde…
Gerçekte…
O direnişleri bastırmakla görevlendirilen…
Ama bunu ülke için bir fırsata çevirerek Kurtuluş Savaşı’nın meşalesini Samsun’da yakmaya başlayan Atatürk…
Amasya’da mücadele ilkelerini belirledikten sonra…
Önce Erzurum…
Peşinden Sivas kongrelerini yapıyor...
Sonrasında da Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisini kurarak bu tek tek yanan çoban ateşlerini birleştirip
Bu güçleri düzenli ordu haline getiriyor…
Sonuçta 3,5 yıl süren büyük bir mücadele sonunda düşman ülkenin her karış toprağından kovularak Türkiye işgalden kurtarılıyor…
Tabi ardından da…
Bunu Cumhuriyet ‘in ilan edilmesi takip ediyor…
Hem zaten ülke kurtuluşu için mücadele edip…
Karar veren…
Ülkeyi yöneten kişilere bile en sert eleştiri yapabilecek kadar demokrasiyi içselleştiren dönemin milletvekillerine…
Hatta
Halka…
Tekrar padişahın tebaası olmayı hiçbir kuvvet kabul ettiremezdi ve nitekim de öyle oldu…
Ama şimdi memleket dahilinde bir takım zevatın…
Stadyumlarda bu bayramı kutlamaktan kaçınmanın yanında…
Akıllarınca 19 Mayıs Atatürk’ü anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında yapılan…
Yürüyüşleri…
Törenleri yasaklamaya kalktıklarını üzülerek görmekteyiz…
Hal böyle olunca…
İnsanın aklına da bin bir şey gelmiyor değil…
Öyle ya…
Eğer bir ülke işgal edilmiş…
Çaresiz…
Bitkin…
Bir halde dururken…
Ülkeyi yönetenler saraylarından çıkıp mücadele etmek yerine düşmanla işbirliği içindeyken…
Ömürleri cephelerde geçmiş bir avuç insanın kendi hayatlarını hiçe sayarak umut olup Samsun’a çıkıp mücadeleyi başlattığı günü bile yasaklayabiliyorsanız…
Ya işgal güçlerinin adamı olmanız gerekiyor…
Ya da
Gaflet ve delalet içinde bir hain…
Değilse
Böyle bir günü halkla kaynaşarak kutlamak dururken neden karşı olasınız…
Öyle değil mi?

18–05–2017
Nusret KEBAPÇI



17 Nisan 2016 Pazar

23 NİSAN NEDEN ÖNEMLİDİR?

23 NİSAN NEDEN ÖNEMLİDİR?



Bildiğiniz gibi ulusal bayram törenleri bir süredir çeşitli gerekçelerle iptal edilmekteydi ve bu kez de öyle oldu…
Gerekçe son günlerde artan şehitlerdi.
Tabi böyle olunca insan merak ediyor…
Neden?
Çünkü
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…
Bir karnaval…
Faşing…
Ya da festival türünden herhangi bir şey değil ki…
Düpedüz Kurtuluş Savaşı verme ve ulus olma mücadelesindeki kilometre taşlarından biri…
Hatta en önemlisi bile diyebiliriz.
Şimdi şöyle bir düşünün…
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkış…
Ardından Amasya’da kurtuluşun İlkelerinin hazırlanması…
Derken Erzurum ve Sivas kongreleri…
Ve sonuçta da Ankara’ya gelinerek meclisin açılması ve düzenli ordu kurularak mücadelenin tek elden yürütülmesi…
Sizce tüm bu mücadelelerin hangisinde şehit yok…
Bu nedenle söylenen gerekçe tamamen hikayedir…
Şöyle bir soru sorsak örneğin…
Ulusal bayramlarımızdan hangisi en çok saldırıya uğruyor ve tepki görüyor  desek… 
Ne sonuç çıkar tahmin ediyorsunuz…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı değil mi?
Peki neden?
Çünkü 23 Nisan 1920…
Kurtuluş Savaşı’nda bir dönüm noktası olması yanında esas olarak egemenliğin ele alınıp…
Padişahın kulluğundan kurtulup
Millet olduğumuz günün adıdır da onun için?
Çünkü onların düşüncesine göre…
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil tanrınındır…
Bu nedenle...
İnsan yasa yapamaz.
Sadece var olan değişmez yasalara uyar.
Peki, egemenliğin tanrıya ait olduğu varsayıldığına göre bu egemenliği tanrı adına kimin kullanması gerekiyor…
Öyle ya…
O kadar mezhep…
Tarikat…
Cemaat varken memleketi kim yönetecek?
Tabi seçenek olarak en güçlü cemaatin lideri denilebilir ama şöyle bir düşünün…
Tanrı adına yönetildiği varsayılan bir memlekette parti kurup muhalefet falan yapılabilir mi?
Hem kime karşı muhalefet yapılacak ki…
Mümkün mü?
Dolayısıyla parti kurulması falan asla söz konusu olamaz…
Ya seçim…
Meclis olabilir mi derseniz onu da söyleyim…
Elbette olamaz.
Doğrusunu isterseniz herkesin durumu değişmez kabul edildiğinden değiştirmek yönünde çaba harcamak…
Örgütlenip dernek, sendika falan kurmaktan bile söz edilemez…
Demek istediğim…
Eğer bu gün çok eksiği de olsa demokrasiyle yönetiliyorsanız…
Siyasi partilerimiz…
Meclisimiz varsa…
Çeşitli örgütler kurup…
Örgütlenip hak arama mücadelesi bile verilebiliyorsa…
Kadınlarımız sosyal yaşamda erkeklerle birlikte omuz omuza çalışabiliyorlarsa…
Padişah ailesinden olunmamasına karşın, seçimle memleketin en önemli görevlerine bile gelinebiliyorsa…
Bunu
23 Nisan 1920’de egemenliğin millete geçmesine borçlusunuz…
Başka bir şeye değil…

17–04–2016

Nusret KEBAPÇI