Ulusal egemenlik padişahlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ulusal egemenlik padişahlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2017 Pazartesi

GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ

GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ


Aslına bakarsanız durum oldukça ilginç…
Hani siz referandumda evet çıktığı takdirde nasıl bir başkanlıkla yönetileceğinizi falan merak ediyorsunuz ya…
Doğrusu…
Merak etmenizi gerektiren hiç bir şey yok.
Her şey ortada…
Nasıl mı?
Bakın şimdi…
Şu andaki Cumhurbaşkanı mevcut anayasaya uyma, tarafsız olma adına mecliste yemin etti mi?
Etti.
Peki sonuç…
Sonuç şu…
Anayasaya uyulmadığı gibi…
Çoğunluk desteğiyle…
Bir daha iktidardan gidilmemek üzere anayasa bile değiştirildi.
Tarafsızlığa gelince…
Bu gün için Cumhurbaşkanının toplumun her kesimi için eşit davrandığını…
Hemen herkese aynı mesafede durduğunu…
Adil bir tutum içinde bulunduğunu söyleyebilecek tek kişi çıkabilir mi?
Çıkamaz.
İşte başkanlık da bugün ki mevcut durumun çok daha fazla bir baskıyla sürmesi anlamına gelir ki…
Bence belirleyici olan odur.
Hem zaten değişiklik kabul edildiği takdirde, mevcut başkanlık, partili olmayacak mı?
Olacak.
Bu durumda sadece iktidar partisi seçmeninin dediği olacağına…
Onların talepleri yerine getirileceğine göre, bugün meclisin duvarında asılı olan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Sözünün de herhangi bir anlamı kalmayacaktır.
Zaten…
Meclis olmasının da fazla bir anlamı olmayacaktır ama…
Burada asıl önemli olan şey şu…
Yüksek yargıyı kim seçecek?
Partili başkan.
Siz hiç partililerin bu konuda etkili olmayacağını…
Tarafsızlıkla seçim yapılabileceğini…
Adaletli olunabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Mümkün mü?
Ya yüksek bürokrasinin…
Kuvvet komutanlarının seçilmesi…
Sizce bu durumdan daha farklı olabilir mi?
Elbette olamaz…
Böyle olunca da…
Bugüne kadar hangi partiyi tuttuğunu bilmediğimiz kuvvet komutanları…
Rektörler…
Yüksek yargı mensupları…
Yani Cumhurbaşkanının tek başına atamaya yetkili olduğu Validen, kaymakama kadar…
Hemen herkes…
İster istemez…
İktidar partili olacaktır.
Demek istediğim şimdi siz eskiden olduğu gibi Cumhurbaşkanının devleti temsil etiğini düşünerek tarafsız olacağını falan düşünüyorsunuz ya…
Bence düşünmeyin.
Çünkü evet çıktığı takdirde…
Tarafsızlık değil, taraf olmak yasal hale gelecektir ki, bunun adı da
Milli egemenlik değil…
Parti egemenliğidir…

02–04–2017
Nusret KEBAPÇI


17 Nisan 2016 Pazar

23 NİSAN NEDEN ÖNEMLİDİR?

23 NİSAN NEDEN ÖNEMLİDİR?



Bildiğiniz gibi ulusal bayram törenleri bir süredir çeşitli gerekçelerle iptal edilmekteydi ve bu kez de öyle oldu…
Gerekçe son günlerde artan şehitlerdi.
Tabi böyle olunca insan merak ediyor…
Neden?
Çünkü
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…
Bir karnaval…
Faşing…
Ya da festival türünden herhangi bir şey değil ki…
Düpedüz Kurtuluş Savaşı verme ve ulus olma mücadelesindeki kilometre taşlarından biri…
Hatta en önemlisi bile diyebiliriz.
Şimdi şöyle bir düşünün…
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkış…
Ardından Amasya’da kurtuluşun İlkelerinin hazırlanması…
Derken Erzurum ve Sivas kongreleri…
Ve sonuçta da Ankara’ya gelinerek meclisin açılması ve düzenli ordu kurularak mücadelenin tek elden yürütülmesi…
Sizce tüm bu mücadelelerin hangisinde şehit yok…
Bu nedenle söylenen gerekçe tamamen hikayedir…
Şöyle bir soru sorsak örneğin…
Ulusal bayramlarımızdan hangisi en çok saldırıya uğruyor ve tepki görüyor  desek… 
Ne sonuç çıkar tahmin ediyorsunuz…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı değil mi?
Peki neden?
Çünkü 23 Nisan 1920…
Kurtuluş Savaşı’nda bir dönüm noktası olması yanında esas olarak egemenliğin ele alınıp…
Padişahın kulluğundan kurtulup
Millet olduğumuz günün adıdır da onun için?
Çünkü onların düşüncesine göre…
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil tanrınındır…
Bu nedenle...
İnsan yasa yapamaz.
Sadece var olan değişmez yasalara uyar.
Peki, egemenliğin tanrıya ait olduğu varsayıldığına göre bu egemenliği tanrı adına kimin kullanması gerekiyor…
Öyle ya…
O kadar mezhep…
Tarikat…
Cemaat varken memleketi kim yönetecek?
Tabi seçenek olarak en güçlü cemaatin lideri denilebilir ama şöyle bir düşünün…
Tanrı adına yönetildiği varsayılan bir memlekette parti kurup muhalefet falan yapılabilir mi?
Hem kime karşı muhalefet yapılacak ki…
Mümkün mü?
Dolayısıyla parti kurulması falan asla söz konusu olamaz…
Ya seçim…
Meclis olabilir mi derseniz onu da söyleyim…
Elbette olamaz.
Doğrusunu isterseniz herkesin durumu değişmez kabul edildiğinden değiştirmek yönünde çaba harcamak…
Örgütlenip dernek, sendika falan kurmaktan bile söz edilemez…
Demek istediğim…
Eğer bu gün çok eksiği de olsa demokrasiyle yönetiliyorsanız…
Siyasi partilerimiz…
Meclisimiz varsa…
Çeşitli örgütler kurup…
Örgütlenip hak arama mücadelesi bile verilebiliyorsa…
Kadınlarımız sosyal yaşamda erkeklerle birlikte omuz omuza çalışabiliyorlarsa…
Padişah ailesinden olunmamasına karşın, seçimle memleketin en önemli görevlerine bile gelinebiliyorsa…
Bunu
23 Nisan 1920’de egemenliğin millete geçmesine borçlusunuz…
Başka bir şeye değil…

17–04–2016

Nusret KEBAPÇI