TARİKATLAR
VE CEMAATLER
Kısa bir süre önce 6 yaşındaki bir kız
çocuğunun bir şeyhin öğrencisiyle evlendirilmesi olayı patlak verince…
İster istemez konu tarikat ve
cemaatlere geldi.
Doğrusunu isterseniz böyle bir
olayın yaşanması bu tür çevrelerde ne ilkti…
Ne de son.
Aslına bakarsanız bu ve benzeri pek çok
kurumda benzeri olaylar yaşanmış ancak “bir kereden bir şey olmaz” diye olaya “bakan”ların
sayesinde hiçbir şey yapılmamıştı.
Böyle olunca artık konuyu tartışmak zorunlu
hale geliyor.
Bu konuda pek çok yazar kendi düşüncelerini
yazdı.
Kimi artık bu tarikat ve cemaatlerin
meşruluğunu gündeme getirdi.
Kimi de Cumhuriyetle yasaklanan bu tür
kurumların tekrar yasaklanması gerektiğini…
Peki, neden bu kurumlar yasaklandı?
Bence öncelikle onu ortaya koymak gerekiyor…
Gerekiyor ki
Nereye varılmak istenildiği net olarak ortaya
çıksın
Değilse
Herkesin yazdığı konuyu aynı şekilde tartışmanın
inanın havanda su dövmekten çok da farkı olmaz.
Şimdi gelelim işin esas noktasına…
O halde soruyu baştan soralım…
Sahi bu tarikat ve cemaatler neden yasaklandı?
İşte onu anlamak için biraz geçmişe doğru
gidelim.
Ne kadar mı?
Kurtuluş Savaşı öncesi bence yeterli.
Yani memleketin işgal edilmeye başlanıp
İstanbul yönetiminin teslim bayrağını çektiği o yıllara biraz göz atmak,
kanımca sorunu anlamak için yeterli olacaktır sanıyorum.
Hani diyorum ki memleketin dört bir bucağı
adım adım işgal edilip…
Halk işgalcilerin baskısı ve zulmü altında inlerken
siz hiç bu tür örgütlenmelerden bir tanesinin bile…
Halkı örgütleyip işgalci düşmana karşı
mücadele ettiğini duydunuz mu?
Elbette duyamazsınız…
Çünkü böyle bir şey hiç yaşanmadı.
Ne zamanki halk Mustafa KEMAL önderliğinde örgütlenip ayağa kalkmaya…
İşgale karşı direnmeye başladı…
İşte o zaman bunlar ortaya çıkıverdi…
İşin en ilginç yanı
Düşmana karşı tek kurşun atmayan bu güçler…
Kurtuluş savaşında ve Cumhuriyet döneminde İngiliz
emperyalizminin desteğiyle 30 kadar ayaklanma yaptılar…
Öyle ki bunlardan bazıları aylarca sürdü…
Neyse sadede gelelim…
Yaklaşık üç buçuk yıl sonunda ülke düşmandan
temizlendi ve Cumhuriyet ilan edilerek ulus devletimiz kuruldu.
Hani biraz hatırlamakta yarar var.
Ulus devlet deyince…
Ülkede bulunan; etnik kökeni, mezhebi, dini,
tarikatı, cemaati her ne olursa olsun…
Bu ülkede yaşayan herkesin, Türk milletinin
bir yurttaşı olduğu kabul edilir.
Yani Cumhuriyet çeşitli etnik ve dini
örgütlenmeleri değil, kişiyi sadece birey olarak kabul edip, ona yurttaş olarak
bağlanmayı esas aldığı için de…
Kişiyi yurttaş olmaktan alıkoyan Cumhuriyet
ve ulus kimlik karşıtı etnik ve dinsel hiç bir örgütlenmeye izin veremez ve
aslına bakarsanız verilmesi de mümkün değil…
Bugün dünyanın tüm ulus devletlerinde de bu böyledir.
Anlayacağınız…
Hani bazı yerlerden kaldırılan…
Hatta ülkemizde üretilen ürünlere bile adını
koymaktan kaçındığımız TÜRK…
Sadece bir kelime değil…
Aynı zamanda bizi ulus yapan, hepimizi bir
arada tutan harcımız…
Üst kimliğimiz…
Başka bir anlamda şemsiyemizdir.
Demek istediğim hemen her konuda olduğu gibi
bu konuda da iki seçeneğimiz var.
Ya ulus kimliğimize sahip çıkarak onu parçalayabilecek
etnik ve dinsel kimliklere dayalı örgütlenmelere karşı çıkacaksınız…
Ya da bugün olduğu gibi ulus kimliği yok
sayarak, ortalığı etnik kimlikçilere, dini tarikat ve cemaatlere bırakacaksınız…
Ortası
yok…
22-12-2022
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder