aczmendilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aczmendilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2022 Perşembe

TARİKATLAR VE CEMAATLER

 

TARİKATLAR VE CEMAATLER

 

Kısa bir süre önce 6 yaşındaki bir kız çocuğunun bir şeyhin öğrencisiyle evlendirilmesi olayı patlak verince…

                 İster istemez konu tarikat ve cemaatlere geldi.

                 Doğrusunu isterseniz böyle bir olayın yaşanması bu tür çevrelerde ne ilkti…

                 Ne de son.

Aslına bakarsanız bu ve benzeri pek çok kurumda benzeri olaylar yaşanmış ancak “bir kereden bir şey olmaz” diye olaya “bakan”ların sayesinde hiçbir şey yapılmamıştı.

Böyle olunca artık konuyu tartışmak zorunlu hale geliyor.

Bu konuda pek çok yazar kendi düşüncelerini yazdı.

Kimi artık bu tarikat ve cemaatlerin meşruluğunu gündeme getirdi.

Kimi de Cumhuriyetle yasaklanan bu tür kurumların tekrar yasaklanması gerektiğini…

Peki, neden bu kurumlar yasaklandı?

Bence öncelikle onu ortaya koymak gerekiyor…

Gerekiyor ki

Nereye varılmak istenildiği net olarak ortaya çıksın

Değilse

Herkesin yazdığı konuyu aynı şekilde tartışmanın inanın havanda su dövmekten çok da farkı olmaz.

Şimdi gelelim işin esas noktasına…

O halde soruyu baştan soralım…

Sahi bu tarikat ve cemaatler neden yasaklandı?

İşte onu anlamak için biraz geçmişe doğru gidelim.

Ne kadar mı?

Kurtuluş Savaşı öncesi bence yeterli.

Yani memleketin işgal edilmeye başlanıp İstanbul yönetiminin teslim bayrağını çektiği o yıllara biraz göz atmak, kanımca sorunu anlamak için yeterli olacaktır sanıyorum.

Hani diyorum ki memleketin dört bir bucağı adım adım işgal edilip…

Halk işgalcilerin baskısı ve zulmü altında inlerken siz hiç bu tür örgütlenmelerden bir tanesinin bile…

Halkı örgütleyip işgalci düşmana karşı mücadele ettiğini duydunuz mu?

Elbette duyamazsınız…

Çünkü böyle bir şey hiç yaşanmadı.

Ne zamanki halk Mustafa KEMAL önderliğinde örgütlenip ayağa kalkmaya…

İşgale karşı direnmeye başladı…

İşte o zaman bunlar ortaya çıkıverdi…

İşin en ilginç yanı

Düşmana karşı tek kurşun atmayan bu güçler…

Kurtuluş savaşında ve Cumhuriyet döneminde İngiliz emperyalizminin desteğiyle 30 kadar ayaklanma yaptılar…

Öyle ki bunlardan bazıları aylarca sürdü…

Neyse sadede gelelim…

Yaklaşık üç buçuk yıl sonunda ülke düşmandan temizlendi ve Cumhuriyet ilan edilerek ulus devletimiz kuruldu.

Hani biraz hatırlamakta yarar var.

Ulus devlet deyince…

Ülkede bulunan; etnik kökeni, mezhebi, dini, tarikatı, cemaati her ne olursa olsun…

Bu ülkede yaşayan herkesin, Türk milletinin bir yurttaşı olduğu kabul edilir.

Yani Cumhuriyet çeşitli etnik ve dini örgütlenmeleri değil, kişiyi sadece birey olarak kabul edip, ona yurttaş olarak bağlanmayı esas aldığı için de…

Kişiyi yurttaş olmaktan alıkoyan Cumhuriyet ve ulus kimlik karşıtı etnik ve dinsel hiç bir örgütlenmeye izin veremez ve aslına bakarsanız verilmesi de mümkün değil…

Bugün dünyanın tüm ulus devletlerinde de bu  böyledir.

Anlayacağınız…

Hani bazı yerlerden kaldırılan…

Hatta ülkemizde üretilen ürünlere bile adını koymaktan kaçındığımız TÜRK…

Sadece bir kelime değil…

Aynı zamanda bizi ulus yapan, hepimizi bir arada tutan harcımız…

Üst kimliğimiz…

Başka bir anlamda şemsiyemizdir.

Demek istediğim hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da iki seçeneğimiz var.

Ya ulus kimliğimize sahip çıkarak onu parçalayabilecek etnik ve dinsel kimliklere dayalı örgütlenmelere karşı çıkacaksınız…

Ya da bugün olduğu gibi ulus kimliği yok sayarak, ortalığı etnik kimlikçilere, dini tarikat ve cemaatlere bırakacaksınız…

 Ortası yok…

 

22-12-2022

              Nusret KEBAPÇI

27 Şubat 2017 Pazartesi

ASKERE TÜRBAN TAKILIRSA…

ASKERE TÜRBAN TAKILIRSA…


Milli Savunma Bakanlığı yayınladığı bir talimatla TSK’da görev yapan bayan subay ve astsubaylarda türbanı serbest bırakıverdi…
Yani bundan sonra
Bayan subay ve astsubaylara baktığımızda…
Hangisinin Nurcu…
Nakşibendî…
Aczmendi…
Kadiri…
Veya milli görüşçü olup olmadığını anlamak mümkün olacak.
Tabi sonrasında da…
Tüm dünya ordularında geçerli olan silah arkadaşlığı kavramı da sona erecektir.
Çünkü üzerinde siyasi, etnik ve dini herhangi bir sembol taşımayan
Sadece emir komuta zincirinin gereği olan işaret ve sembollerin bulunduğu ortak kıyafet…
Hiçbir ayrım yapmaksızın Türk Ulusuna aidiyeti ifade etmektedir…
Ama
Etnik ve dini işaret ve semboller ise
Hangi etnik ve dini kimliğin işaretini taşıyorsa onu ama asla tüm ulusu değil.
Tüm dünya devletlerinde de bu iş böyledir…
Eğer siz çıkarlarınız için orduyu da…
Üstelik kıyafetleriyle dışarıdan belli olacak şekilde tarikat ve cemaatlerin çiftliği yapmaya kalkarsanız…
Bir süre sonra toplumda…
Türk ordusu imacı yavaş yavaş silinip…
Tarikat veya cemaat subayı ya da astsubayı kavramları kullanılmaya başlanır ki bu durum ordunun parçalanmasından başka bir şey değildir.
Tabi böyle olduğunda orduda…
Şeyhlerin, imamların, abla ve abilerin cirit atıp emir komuta birliğinin aynen Fetö’de olduğu gibi yok olacağını söylemeye bile gerek yok ama…
Unutulmaması gereken bir şey var…
Atatürk Kılık Kıyafet ve Şapka Devrimlerini neden yaptı biliyor musunuz?
Ben söyleyim…
Osmanlı bilindiği gibi çok kültürlü, çok kimlikli bir imparatorluktu öyle milli bir eğitim sistemi falan da yoktu.
Hemen her tarikat…
Cemaat…
Tekkelerde…
Zaviyelerde…
Kendi eğitimlerini kendileri verirlerdi…
Ve tabi her birinin kıyafeti de bir anlamda günümüzdeki okul formaları gibi dışarı’dan hangi tarikat ve cemaatin mensubu olduğu anlaşılsın diye de birbirinden oldukça da farklıydı…
İşte Atatürk…
Birbirinden gerek düşünce, gerekse kılık kıyafetleriyle de ayrı olan bu tarikat ve cemaatlere ayrışmış topluluklardan bir millet yaratmak istiyordu…
Biliyordu ki…
Toplumun bu tarikatlara, cemaatlere…
Tekkelere falan ayrılması…
Kılık kıyafetleriyle bu ayrımın hemen her tarafta belirgin halde bulunması…
Millet olmanın önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır.
İşte bu yüzden bu ülkede yaşayan hemen herkesi…
Tek millet…
Yani Türk ulus kimliğinde birleştirmek için…
Toplumu parçalayan etnik ve dini kimliklerin kıyafetleriyle birlikte yasaklanması gerekiyordu.
İşte bu nedenle tekke ve zaviyeler kapatılırken, tarikat ve cemaatlerin kılık kıyafetleriyle sokaklarda gezmesi de yasaklanıverdi…
Ve biz…
Görünürdeki farklılıklarımız ortadan kaldırılınca bir araya gelerek Türk Milletini oluşturduk.
İşte şimdi tekrar görünürdeki farklılıklarımız artırılarak
Tarikat ve cemaat kıyafetlerini her yere sokarak Millet olmaktan çıkarılıyoruz
Çünkü
Çok dinli, çok kimlikli bir başkanlık için buna ihtiyaçları var…

26–02–2017
Nusret KEBAPÇI