Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2022 Çarşamba

TÜRKÇE NEDEN HEDEFTE?

 

TÜRKÇE NEDEN HEDEFTE?

 

 

Geçtiğimiz günlerde AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal “Tarihteki en sert kültürel devrim Türkiye’de yaşanmıştır. Mesela Fransız Devrimi her şeyi yıkmıştır ama lügate yani dile dokunmamıştır. Yine en sert devrimlerden bir tanesi Mao’nun Çin’de yaptığı kültürel devrimdir ve o da dile dokunmamıştır. Ama maalesef bir kültür devrimi olarak cumhuriyet bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi, hasılı bütün düşünmemizi yok etmiştir." diye konuşmuştu.

Peki, durup dururken…

Yani ortada bu konunun tartışılacağı bir ortam oluşmamışken neden bu sözler söylendi.

Ya da gündeme getirildi…

Bu durumda şöyle bir savunma yapmak mümkün…

Biz zaten Türkler olarak Türkçeyi yaklaşık altı yüzyıl boyunca Arapça harflerle kullanıyorduk ve bu durum Türk ses yapısına uymuyordu.

Cumhuriyet kurulduğunda da okuma yazma oranı o kadar düşüktü ki en basitinden söyleyim…

En iyimser tahminle erkeklerde yüzde altı…

Kadınlarda binde 4 civarındaydı…

Okul sayısına hiç girmeyim…

Osmanlı Balkanlara, Avrupa’ya hemen her türden yatırımı yapmaya çalışırken Anadolu’daki 40bin köyün 37 Bininde okul olmadığı gibi, önemli kısmında yol bile yoktu…

Yani deyim yerindeyse okuma yazma durumumuz perişan durumdaydı.

O zaman şöyle soralım…

Sahi bu açıklamayla hedeflenen nedir?

Ne yapılmak amaçlanıyor?

İşte bu soruların yanıtını verdiğinizde konu kendiliğinden anlaşılacaktır.

Bazıları iktidar partisinin hani…

Tek vatan.

Tek millet.

Tek devlet.

Tek bayrak gibi sloganlarını görünce sanıyorlar ki iktidar partisi ulus devletten…

Üniter yapıdan yana…

Hiç kimse de sorgulamıyor ki

Ya kardeşim Osmanlı zaten adı üzerinde bir imparatorluktu yani bir ulus devlet değildi…

Böyle olunca…

Tüm uyruklar kendi dillerini…

Hatta dinlerini özgürce yaşayabiliyorlardı.

Hem zaten bu yüzden özellikle dinsel örgütlenmeleri üzerinden birinci dünya savasının ardından hemen herkes kendi devletlerini kurma çabasına girip ayrılmaya çalışmıyorlar mıydı?

Bu arada küçük bir hatırlatmada yapalım Osmanlı da tek dil…

Tek din olmadığı gibi tek bir hukuk düzeni de söz konusu değildi.

Hani söylerken bazılarının çokça istediği şeriat hukuku denilen şey de Avrupalı ve diğer dinden olanlara değil sadece Müslümanlara uygulanabiliyordu…

Diğerleri kendi yargısını kendileri sağlıyorlardı.

Tekrar sadede gelecek olursak…

Hani az önce alt alta yazmıştım ya…

Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet gibisinden…

Duyunca neredeyse pek çok insanda ister istemez ulus devlet kavramı çağrıştırıyor ya

Ama bunun ulus devlet olabilmesi için en önemli bileşeni eksik

Hangisi mi?

Tek dil.

Yani Türkçe

Siz hiç iktidar partisinin devlet olmanın 4 etkenini sayarken ki sayılanlar federe devlet yapısını da pekâlâ uygundur…

Neden tek dili saymadığını düşünüyorsunuz?

Peki dil olmadan millet olur mu?

O halde kimse mevcut iktidar için milli rüyası falan görmesin

İstenilen 100 yıl öncesi gibi çok dilli çok kimlikli

Çok hukuklu bir federasyon…

Hem zaten yıllardır

"Federasyon olmadan başkanlık, altı kaval üstü şişhanedir." denilmiyor mu?

Değilse yıllardır neden Türk ve Türkçe düşmanlığı yapıldığını sanıyorsunuz?

Ortada değil mi?

 

29-10-2022

              Nusret KEBAPÇI

 

 

 

 

11 Eylül 2017 Pazartesi

MÜFREDAT

MÜFREDAT


Tahmin ettiğiniz gibi müfredat Türkçe bir sözcük değil Türkçesi öğretim programı anlamına gelmektedir
Şimdi diyeceksiniz ki…
Tamam da…
Neden değiştiriliyor?
Amaç ne?
Aslına bakarsanız bir ülkede ekonomi…
Siyaset…
Dahası
Rejim değişirken…
Eğitimin bunun dışında yer alması düşünülebilir miydi?
Elbette düşünülemezdi.
Ki zaten içinde bulunduğumuz ekonomik…
Siyasi ve…
Bir süredir TBMM’nin devre dışı bırakılarak yaşanmaya başlanılan ve gelecekte giderek dini ve federatif bir başkanlığa dönüşeceğinin işaretlerini şimdiden veren bir başkanlık sisteminin…
Elbette ulus devleti güçlendiren bir eğitime destek vermesi…
Güçlendirmesi…
Ulus kimliği yani Türk kimliğini tekrar olması gereken yere yükseltmesi…
TC’yi tekrar eski yerine koyması…
Ulusal bayramların tekrar halkla birlikte kutlanması gibi değerlere destek vermesi düşünülemezdi…
Zaten uygulamalar da bu öngörümüzün doğruluğunu hemen her geçen gün yapılmaya çalışılan uygulamalarla müfredat değişiklikleriyle ne yazık ki kanıtlamaktadır.
Zaten böyle bir şey, eşyanın doğasına da aykırıdır…
Şöyle bir düşünün…
Sahi ülkede ekonomi adına ne yapılmaktadır?
Ülkeyi emperyalist talana açıp…
Memleketin nesi var, nesi yok her şeyini…
Sit…
Orman…
Deniz…
Demeyip yağmalatmaktan başka bugüne kadar ne yapıldı?
Hangi alanda emperyalizme karşı çıkıp o alanda bağımsızlığımızı sağladık?
Üretim adına…
Tarım da dahil olmak üzere…
En küçük bir adımın atıldığını kim söyleyebilir?
Hiç kimse.
Böyle olunca da…
Bir üst yapı kurumu olan eğitimin bu tür bir anlayıştan bağımsız olacağını düşünmek mümkün olamayacağına göre…
Geriye kalıyor…
Ülkemize biçilen elbiseye göre eğitimin şekillendirilmesine…
Onu da zaten görüyorsunuz…
Neydi amaç?
Çok kimlikli, çok kültürlü federatif bir başkanlık değil mi?
Nasıl yapılabilirdi…
Aslında yapılacaklar da belliydi…
Önce dini eğitimle, ulus kimlik adım adım silinecek, sonra da pıtrak gibi açılan tarikat ve cemaat okulları yoluyla toplum birbirinden farklı tarikat ve cemaatlere ayrışmış oluverecekti…
Hem zaten dini federatif bir devlet başka türlü nasıl olabilirdi ki…
Tabi konuyu şöyle özetlemek de mümkün
Tek milleti yani Türk milletini yaşatmak ve korumaksa amacınız eğitimi tek ve milli yapmak…
Yok değil de çok kimlikli bir devletse amacınız eğitimi de çok kimlikli çok kültürlü yapmak durumundasınız…
Olay budur.

11–09–2017
Nusret KEBAPÇI