müfredat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müfredat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2024 Çarşamba

MÜFREDAT…

 

MÜFREDAT…

 

 

Son günlerde bir müfredat tartışmasıdır gidiyor…

Neden mi?

Çünkü İktidar müfredatı değiştirmek istiyor.

Nedenlerine gelmeden önce…

İsterseniz konuyu daha iyi anlamak açısından bu ve benzer kavramları Türkçe olarak açıklayalım ki sonrasında kafalarda soru işareti falan kalmasın.

İşte bu nedenle ilk olarak müfredatın ne anlama geldiğinden başlayalım:

Sanki Arapça söyleyince çok ilginç gibi gelen bu sözcüğü Türkçeye çevirirsek konuyu son derece basit olarak anlayabiliriz diye düşünüyorum.

Evet, müfredat anlam olarak “eğitim ve öğretim programı”…

Yani buradan anlaşılması gereken şey…

İlkokul, ortaokul ve liselerde eğitim ve öğretim programları önemli ölçüde değişecek…

Hani bazen eğitim, siyasetten…

Ekonomiden bağımsızmış…

Kendi başına çok önemliymiş…

Hemen her ülkede benzer eğitim yapılıyormuş gibi bir düşünce olup “eğitim şart” türünden sözler söylenebiliyor ya…

İş öyle değil.

Doğrusunu isterseniz genel anlamıyla söylemek gerekirse iki tür eğitim var…

Bunlardan biri…

Ulusal eğitim.

Diğeri de dini eğitim.

Daha basit söylemek gerekirse ulusal eğitimle; herkesin eşit haklara sahip, ortak değerleri olan, ülkesinin sorunlarına, ulusal bütünlüğe Cumhuriyete, onun karşılaşacağı tehlikelere duyarlı yurttaşlar yetişirken…

Diğer, yani dini eğitimle egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmadığını düşünen, ülkesinin içinde bulunduğu sorunlardan bihaber, emperyalizm, bağımsızlık gibi kavramlardan habersiz ulus karşıtı tarikat ve cemaatlere ayrışmış insan yetiştirilebilir.

Demek istediğim;

Ortak değerleri ve kimliği olan bir ulus…

Emperyalizmden bağımsız…

Sanayileşmiş…

Tarımını…

Hayvancılığını geliştirmiş…

Ekonomisi güçlü bir ülke ise hedefiniz…

Öncelikle halkı; ortak düşünce, duygu ve kimlikte birleştirerek… Sorgulamaya…

Tartışmaya…

Araştırmaya dayalı laik ve ulusal bir eğitim vermek zorundasınız…

Ama değil de…

Sanayinizi yok ederek ülkenizi yabancılara açık pazar yapmak…

Tarımı…

Hayvancılığı bitirip tamamen ithalata dayanmak…

Toprakları vatan olmaktan çıkarıp, arsa gibi kolayca alınıp satılabilen bir ülke yaratmaksa amacınız…

İşte o zaman;

Ulus, ulusal bağımsızlık gibi kavramlardan habersiz

Ülkesinin dostunu…

Düşmanını tanımayan…

Emperyalizm ve onun ülkemiz üzerindeki amaçlarını asla anlayamayacak dini eğitim vermek zorundasınız…

Demek istediğim müfredat değişimi…

Sadece eğitimle değil, ulus olmak ve ulusal bağımsızlıkla da doğrudan ilgilidir…

Bilmem anlatabildim mi?

 

15-05-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

11 Eylül 2017 Pazartesi

MÜFREDAT

MÜFREDAT


Tahmin ettiğiniz gibi müfredat Türkçe bir sözcük değil Türkçesi öğretim programı anlamına gelmektedir
Şimdi diyeceksiniz ki…
Tamam da…
Neden değiştiriliyor?
Amaç ne?
Aslına bakarsanız bir ülkede ekonomi…
Siyaset…
Dahası
Rejim değişirken…
Eğitimin bunun dışında yer alması düşünülebilir miydi?
Elbette düşünülemezdi.
Ki zaten içinde bulunduğumuz ekonomik…
Siyasi ve…
Bir süredir TBMM’nin devre dışı bırakılarak yaşanmaya başlanılan ve gelecekte giderek dini ve federatif bir başkanlığa dönüşeceğinin işaretlerini şimdiden veren bir başkanlık sisteminin…
Elbette ulus devleti güçlendiren bir eğitime destek vermesi…
Güçlendirmesi…
Ulus kimliği yani Türk kimliğini tekrar olması gereken yere yükseltmesi…
TC’yi tekrar eski yerine koyması…
Ulusal bayramların tekrar halkla birlikte kutlanması gibi değerlere destek vermesi düşünülemezdi…
Zaten uygulamalar da bu öngörümüzün doğruluğunu hemen her geçen gün yapılmaya çalışılan uygulamalarla müfredat değişiklikleriyle ne yazık ki kanıtlamaktadır.
Zaten böyle bir şey, eşyanın doğasına da aykırıdır…
Şöyle bir düşünün…
Sahi ülkede ekonomi adına ne yapılmaktadır?
Ülkeyi emperyalist talana açıp…
Memleketin nesi var, nesi yok her şeyini…
Sit…
Orman…
Deniz…
Demeyip yağmalatmaktan başka bugüne kadar ne yapıldı?
Hangi alanda emperyalizme karşı çıkıp o alanda bağımsızlığımızı sağladık?
Üretim adına…
Tarım da dahil olmak üzere…
En küçük bir adımın atıldığını kim söyleyebilir?
Hiç kimse.
Böyle olunca da…
Bir üst yapı kurumu olan eğitimin bu tür bir anlayıştan bağımsız olacağını düşünmek mümkün olamayacağına göre…
Geriye kalıyor…
Ülkemize biçilen elbiseye göre eğitimin şekillendirilmesine…
Onu da zaten görüyorsunuz…
Neydi amaç?
Çok kimlikli, çok kültürlü federatif bir başkanlık değil mi?
Nasıl yapılabilirdi…
Aslında yapılacaklar da belliydi…
Önce dini eğitimle, ulus kimlik adım adım silinecek, sonra da pıtrak gibi açılan tarikat ve cemaat okulları yoluyla toplum birbirinden farklı tarikat ve cemaatlere ayrışmış oluverecekti…
Hem zaten dini federatif bir devlet başka türlü nasıl olabilirdi ki…
Tabi konuyu şöyle özetlemek de mümkün
Tek milleti yani Türk milletini yaşatmak ve korumaksa amacınız eğitimi tek ve milli yapmak…
Yok değil de çok kimlikli bir devletse amacınız eğitimi de çok kimlikli çok kültürlü yapmak durumundasınız…
Olay budur.

11–09–2017
Nusret KEBAPÇI


22 Ağustos 2017 Salı

EĞİTİM MİLLİ OLMAZSA…

EĞİTİM MİLLİ OLMAZSA…


Doğrusunu isterseniz bugün toplumca yaşadığımız siyasi çatışmaya bir ad vermek gerekirse…
Bunu basit iki siyasi düşünce olarak adlandırmak inanın mümkün değil.
Aslında bu yaşadığımız çatışmanın sadece…
Evet, sadece bir anlamı bulunmaktadır, o da ulus devleti korumaya çalışanlarla…
Bunu yıkıp…
Yerine çok kimlikli,çok kültürlü…
Çok dilli…
İslamcı federatif bir devlet kurmak isteyenler arasındaki çatışmadır denilse sanırım doğru ifade etmiş olmaktayız.
Hem zaten eğitimden,dış politikaya…
TSK’nın yeniden yapılandırılmasından…
Ticarete…
Hatta Cumhuriyetle oluşturmaya başladığımız sanayinin yabancılara peşkeş çekilmesinden, rafinerilerin satılmasından tutun, haberleşmemizi bile onlara kolayca teslim etmeye varıncaya kadar bu çatışmayı hemen her alanda görmek mümkün…
İsterseniz konunun anlaşılması için biraz örneklendirelim ama hazır eğitimden de bahsetmişken ilk sıraya da onu alalım ne dersiniz?
Sahi eğitim politikası nasıl işliyor daha doğrusu nasıl bir kuşak yetiştirmek isteniyor hiç düşündünüz mü?
Hiç sakın ;“Biz öğrenciliği çok gerilerde bıraktık…”
“Okulları bitireli şu kadar sene oldu, bizi hiç ilgilendirmiyor…” türünden yorgun demokrat edebiyatı falan yapmayın…
Çünkü karnım tok…
Hem zaten konu Türkiye’de ortak değerlerle yetişecek gelecek kuşaklar olunca bununla ilgilenmek kanımca vatan görevi bile sayılmalıdır demiş olsak yanlış söylememiş oluruz.
Bakın ta Cumhuriyetin ilk yıllarında Tevhidi Tedrisat Yasası denilen bugünkü adıyla Eğitim birliği olarak adlandırılan yasanın amacı neydi?
Çeşitli kurumların…
Hatta özel çeşitli vakıfların elinden eğitimin alınıp ortak değerleri olan…
Aynı duyguları paylaşan…
Aynı dili konuşan…
Kısacası milli duygu ve düşüncelere sahip öğrenciler yetiştirmek değil miydi?
Peki ya şimdi…
Bırakın müfredatı…
Devlet kendi okulları için en küçük ekonomik destekte bile bulunmazken, nereden çıktığı belirsiz sayısız tarikat ve cemaate hatta yabancı sermayeli çeşitli kuruluşlara okul açması yönünde destek olup…
Öğrenci başına teşvik vermesi, sahi ne anlama gelmektedir?
Aslında anlamı çok zor değil, burada anlamanız gereken, bundan sonra artık eğitim birliğinin değil…
Eğitim çokluğunun öne çıkacağıdır…
Hem zaten bu süreç, siyasi yönelişimizle de doğrudan ilgilidir…
Çünkü millet olma yolundaki bir Türkiye, eğitimi tek ve milli yapmak…
Milli kimliği yok ederek, siyasi İslamcı federatif bir düzen getirmek isteyenler de eğitimi çoklaştırmak zorundadır.
İşin doğasında da o vardır…
Herkese fırsat eşitliği tanıyan ya da tanıması gereken devlet eğitimiyle, eşit yurttaşlık bilinci ve Millete aidiyet kazandırılırken…
Özel okullarda okuyanlara da o okullar hangi tarikat, cemaat ya da yabancı kuruluşa aitse ona aidiyet kazandırılacaktır…
Hem zaten böyle gittiği takdirde müfredat değişikliklerinin de katkısıyla öğrenciler bir süre sonra ne Atatürk’ü öğrenebileceklerdir, ne de bağımsızlığı…
Emperyalizm…
Sömürge olmak gibi kavramlar bile onları ilgilendirmeyecektir…
Zaten öyle olunmamış olsa yıllardır Türkiye’ye üretim yapan tek bir kuruluş açılmazken…
Atatürk heykellerine yapılan saldırılar bile sessizlikle geçiştirilirken…
PYD’ye silah veriyorlar diye halka şikayet ettikleri bir ülkenin büyükelçiliğine, koskoca AOÇ’nin bir parçası neden verilsin değil mi?

21–08–2017
Nusret KEBAPÇI





15 Ağustos 2017 Salı

YENİ DEVLET

YENİ DEVLET


Bundan kısa süre önce televizyon kanallarından birinde iktidar partisi yöneticilerinden biri…
“Yeni devlet kuruluyor…” deyince…
Hemen bir tepki oldu ve ilgili kişinin özür dilemesi da dahil bir sürü öneride bulunuldu.
Hatta
İktidar partisi bile hemen her zaman olduğu gibi ilgili kişinin partileriyle ilgilerinin olmadığını bile söyledi ama…
Ok yaydan çıkmıştı bir kere ve geri de alınamazdı.
Tabi konuyla ilgili çok şey söylemek mümkün ancak…
O televizyon konuşmasıyla yapılanın da “Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş” vakası olduğu da kuşkusuz…
Yani eski devletin yıkılarak yeni Türkiye’nin oluşturulmasının da bir anlamda itirafı.
Belki ben bunları söyleyince…
Her iki devlet arasında ne gibi farkların olabileceği türünden birçok soru aklınıza gelebilir ancak şu kadarını söyleyim…
2002 yılına kadar gelmiş geçmiş tüm yönetimler…
Ama az…
Ama çok…
Üniter devletin…
Bölünmez bütünlüğün…
Milli kimliğin…
Kısacası ekonomisiyle, siyasetiyle, eğitimiyle ulusal politikaların takipçileriydi ama 2002 yılından sonra bu değişti…
Çünkü artık amaç…
Hemen her konuda milli devleti yaşatmak değil…
Daha önce bazı iktidarların yapmaya çalışıp da yarım bıraktığı ya da tamamlamaya ömürlerinin yetmediği ülke ekonomisini emperyalist talana açma işini sonuna kadar götürüp tamamlamaktı ancak…
Farkına varıldı ki…
Milli kimliğin yani Türk kimliğinin tüm halk tarafından benimsendiği koşullarda bu yapılamazdı…
Çünkü
Hala toplumda ulus bilincinden gelen laiklik…
Emperyalizme karşı bağımsızlık…
Vatan gibi kavramların bulunması…
Ayrıca Atatürk’ün söylediği “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık olmaz…” sözünün Osmanlıdan bu yana defalarca sınanarak doğrulanmış olması…
Bunun yapılmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktaydı…
Bu nedenle işe ulus devletin temel direği olan orduyu çeşitli kumpaslarla teslim almakla başladılar…
Biliyorlardı ki orduyu, ulus devleti koruma düşüncesinden ne kadar uzaklaştırabilirlerse o kadar başarılı olacaklardı…
İşte ulusallığı suç gibi gösteren çeşitli operasyonlarla ve batının da sonsuz desteğiyle bunu sağladılar sonrasını zaten biliyorsunuz…
Türkiye uzun süren çeşitli operasyonlar sonucunda üretim yapamaz hale getirilirken…
Diğer yandan da milli kimlik…
Eğitimde müfredat değişikliği adı altında adım adım yok edildi…
Yani demem o ki sevgili kardeşim;
Hani yeni Türkiye falan deniliyor ya…
İşte yeni Türkiye: ulusal değerlerin tamamını yok edip, ulusal hiç bir şey bırakmazken emperyalizmin sembolü kola şirketini milletin gözünün içine baka baka fabrika diye açmaktır…
Bilmem anlatabildim mi?

14–08–2017
Nusret KEBAPÇI