SÖZ MÜFREDATTAN AÇILMIŞKEN…
Bir ülke düşünün: Tüm ekonomik dayanaklarını
yani sanayisini…
Tarımını…
Haberleşmesini…
Enerji kaynaklarını…
Madenlerini…
Hatta topraklarını bile yabancı küresel sermayeye
terk ederken
Eğitimi terk etmez mi?
Ya da şöyle soralım…
Küresel sermaye, ekonomisini teslim aldığı
ülkede nasıl bir eğitim ister?
Kimliksiz…
Kişiliksiz…
Vatansız…
Milletsiz bir toplum yetiştirilmesini değil
mi?
Bu yüzden de eğitimden…
Atatürk…
Kurtuluş Savaşı…
Padişahın ihaneti…
Emperyalist destekli isyanlar…
Bağımsızlık…
Vatan gibi kavramlar günden güne azaltılarak yetiştirilecek
nesillerde bu kavramlara dayalı ulusal bir bilinç oluşturmayıp...
Ülke
ekonomisine, siyasetine egemen olan küresel sermayeye karşı çıkamayan bir
toplum istenmiyor mu?
Elbette isteniyor.
İşte bu nedenle de eğitim, küresel sermayenin
isteği doğrultusunda adım adım ulusal olmaktan çıkarılarak, onların istediği
hale getirilmektedir.
Gerek 2011 yılında MEB Teşkilat Kanunu’nda
yapılan değişiklik, gerekse 2017’de Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nden bir
maddenin çıkarılması, yapılacak müfredat değişiklikleri için de aynı zamanda bir
temel teşkil etmektedir.
Yapılan değişikliklere bakıldığında da ulus
bilincine yani Millet, Bayrak, Vatan sevgisine sahip öğrenci değil, bu
değerleri yadsıyarak kendini hiç bir çekince duymadan küresel sermayenin emrine
verebilecek insan istendiği herkes tarafından da görülecektir…
Ne deniyor 2011 değişikliğinden önceki MEB Teşkilat Kanunu’ndaki Bakanlığın
Görevleri başlıklı 2.maddede:
“Madde
2 – Milli Eğitim Bakanlığının görevleri şunlardır: a) Atatürk İnkılap ve İlkelerine ve Anayasada
ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin milli, ahlaki,
manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren,
ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan
haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik
ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve
sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş vatandaş olarak
yetiştirmek üzere, Bakanlığa bağlı her kademedeki öğretim kurumlarının öğretmen
ve öğrencilerine ait bütün eğitim ve öğretim hizmetlerini planlamak,
programlamak, yürütmek, takip ve denetim altında bulundurmak,”
Peki ya 2011 değişikliği sonrası:
“MADDE 2 – (1) Millî Eğitim Bakanlığının görevleri
şunlardır:Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri
bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden
geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde
rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle
donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak,
uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini
bu çerçevede yürütmek ve denetlemek.”
Yani böylece Atatürk İlke ve İnkılaplarına
bağlı, vatanını, milletini seven öğrenci yerine küreselleşmenin ihtiyacı olan
öğrenci yetiştirmek anlam kazanıyor…
Tabi değişiklik sadece Teşkilat Yasası’yla sınırlı
kalmıyor…
Benzer bir değişiklik 2017 yılında Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nde de yapılıyor…
Evet, orada da değişiklik gerekçesiyle aşağıda
belirttiğim madde olduğu gibi yönetmelikten çıkarılıveriyor…
Madde 5- Sosyal etkinliklerin amacı, Türk Millî
Eğitiminin genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak; öğrencilerin Atatürk
İlke ve İnkılâplarına, Anayasanın başlangıcında ifadesini bulan Atatürk
milliyetçiliğine bağlı yurttaşlar olarak yetişmelerine, yeteneklerini
geliştirerek gerekli donanımı kazanmalarına katkıda bulunmaktır.
Hani birileri
Şu ana kadar yapılan temel değişiklikleri
görmeyip hala müfredat değişikliğiyle ilgili olarak paragraf paragraf
incelenmesi gerekmez mi? gibisinden şeyler söylüyorlar ya…
İşte bu yapılan müfredat değişikliği…
Müfredatın Teşkilat Yasasına uydurulmasından
başka bir şey değildir.
Demek istediğim…
Ekonominizi küresel sermayeye teslim
ederseniz…
Eğitiminizi de teslim etmek durumundasınız…
27-05-2024
Nusret KEBAPÇI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder