657 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
657 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2016 Cuma

IŞİD’İN UÇAKLARI…

IŞİD’İN UÇAKLARI…


Şimdi isterseniz önce darbeden başlayalım çünkü birçok olayın başlangıcı ona dayanıyor…
Ne oldu?
15 Temmuz gecesi Yurtta Sulh adında bir Konsey iktidara el koymaya kalktı ve başarısız oldu…
Sonrası biraz da olsa herkesin malumu ama…
Dahası var.
Tamam, darbe başarısız oldu olmasına da…
Sahi aradan iki buçuk ay geçmesine rağmen bu Yurtta Sulh Konseyi nerede?
Kimlerden oluşuyor?
Bilen var mı?
Peki ya bu başarısız darbe girişiminin ardından yaşananlar onlar da mı hiçbir şey öğretmiyor…
İsterseniz hafızaları tazelemek adına biraz hatırlatalım…
Öncelikle askeri okullar tasfiye edilip, askeri hastaneler kamuya aktarılıp komuta kademesi Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanıp…
Kamunun 100’den fazla şirketi hemen özelleştirmeye çıkarılmadı mı?
Bireysel emeklilik ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan memur güvencesi konusunun çıkarılmaya çalışılmasını saymıyorum bile…
Ya darbeyle ilgili ABD’yi suçlayan söylem ona ne oldu?
Daha darbenin ilk saatlerinden itibaren bu darbenin arkasında Amerika’nın olduğu söylenmiyor muydu?
Hatta bu konuda sert, kafa tutan açıklamalar bile yapılmadı mı?
Peki, ne oldu da darbede ABD’yi suçlayan söylem çok kısa bir süre içinde ABD ’ nin darbeyle ilişkisinin olmadığını…
Hatta darbe gecesi bile destek verdiklerini söyler hale geldi, ne değişti?
Ya da tüm bunlarla Suriye’de olup bitenler arasında ne ilişki var?
İlişkisi şu;
O dönemde iktidar,  kendisini ABD tarafından darbe yapılmak istenen bir durumda gösterdiğinden…   
İran ve Rusya tarafından sahiplenildi…
Rusya’dan özür dilenmesiyle de ilişkiler düzelmeye başladı…
Daha önce Rusya’nın tepkisinden çekinen Türkiye, bu gelişmeler üzerine IŞİD’i yok etmek adına Fırat Kalkanı Harekâtıyla Suriye’nin Cereblus kentine giriverdi…
Girilirken de asıl hedeflerden biri Suriye’nin toprak bütünlüğüydü öyle açıklanmıştı…
 Ancak gelinen noktada iş bizim desteğimizle giren ÖSO ve benzeri örgütlerden bir milli ordu kurmaya doğru varınca işin rengi değişti…
Tabi bunu düşünürken, sürekli gündeme getirilen “Uçuşa yasaklı bölge” talebini…
“Katil ESED” söylemini…
Ve son ABD gezisinde ABD’nin üst aklıyla toplantı yapıp ABD başkanı ve eşiyle aile pozu verecek kadar yakınlaşılmasını da gözden uzak tutmamak gerekiyor...
Şimdi soralım
Hemen her fırsatta gündeme getirilen “Uçuşa yasaklı bölge” kimin için isteniyor?
Sakın IŞİD ya da PYD için demeyin, çünkü bu örgütlerin her ikisinin de uçakları yok.
Böyle olunca da bu taleplerin Suriye uçaklarına yönelik olduğunu hemen anlıyorsunuz…
İsterseniz tam bu noktada yazıyı tarihten bir örnekle bitirelim…
Eski Cumhurbaşkanlarından Özal’da Irak’a karşı ABD ‘nin “Uçuşa yasaklı bölge” oluşturmasını istemiyor muydu?
Ne olmuştu sonuçta...
36 paralelin kuzeyi Irak’a yasaklandı ve ABD’nin korumasında nur topu gibi bir Kürdistan doğuverdi…
Şimdi tekrar ABD’ye Suriye’de “Uçuşa yasaklı bölge” oluşturma çağrısı yapılınca aklıma geldi…
Suriye Kürdistan’ı da sakın böyle oluşturulmasın…

29–09–2016
Nusret KEBAPÇI



30 Ağustos 2016 Salı

CAMBAZA BAK…

CAMBAZA BAK…


Aslına bakarsanız bu “cambaza bak” deyimi, siz önünüzde sergilenen gösteriyi…
Birbirinden ilginç…
Dikkat çekici numaraları izlerken, cüzdanınızın çalınması…
Telefonunuzun bir anda el değiştirmesi gibi olaylarda kullanılır desek umarım “teşbihte hata yapmış” olmayız…
İsterseniz şöyle söyleyelim…
Biz toplumca 15 Temmuz’da bir darbe yaşadık.
Devlet içinde neredeyse 1974’lerden itibaren sızdığı bilinen bir örgütün sızmayı bırakıp devleti tamamen ele geçirmek gibi bir girişimine tanık olduk…
Tabi bu darbenin bu güne kadar cuntasının bilinmeyişi…
Güvenlik zaafı var…
İstihbarat zaafı var denilirken bu zaafı gösteren kişilerin hala görevlerinin başında bulunmaları…
Sıradan memur ve öğretmenler görevlerinden uzaklaştırılırken…
Bu örgütü devlet içine yerleştiren…
Koruyup, kollayanların her nedense görevlerinde durabildikleri hepimizin kafasını karıştırıyor ama…
Benim anlatmak istediğim konu biraz farklı…
Zaten “cambaza bak” dememin nedeni de o.
Hem biraz hatırlatmakta yarar var…
Bu tür darbeler…
Büyük sel felaketleri…
Depremler…
Ya da bir yerlerde patlatılan bombalar…
İktidara normalde yapamayacağı ya da çok tepki toplayacağından çıkarmaya cesaret edemeyeceği yasalar veya düzenlemeler…
Kanun hükmünde kararnameler düzenlemesi için fırsat verebilir…
Çünkü
Bu tür olaylarda hemen herkes sadece felakete odaklanırken birileri bu felaketin büyüklüğüne oranla toplumun dikkatinin dağılmasını fırsat olarak görebilir…
Ne mi anlatmak istiyorum?
Şunu…
Normal koşullarda orduyu parçalara ayırmak mümkün olabilir miydi?
Ya da YAŞ’ da iktidar partisinin çoğunluk olmasını sağlamak…
Veya Harp okullarını, askeri lise ve hastaneleri gözünün yaşına bakmadan kapatmak…
Peki ya BES yani Bireysel Emeklilik Sistemine ne demeli?
45 yaş altı tüm çalışanların katılmak zorunda olduğu bu sistem, bazı ülkelerdeki gibi adım adım SGK’yı ya da genel emekliliği kaldırmanın bir adımı değil mi?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan iş güvencesinin kaldırılmaya çalışılması da aynı kapıya çıkmıyor mu?
Anlatmak istediğim…
Normal zamanda sendikalar ya da muhalefet tepkisinden gerçekleşemeyecek işler böyle zamanlarda üstelik herhangi bir tepkiyle de karşılaşmadan kolayca yapılabilmektedir…
Bakın buna isterseniz sözleşmeli öğretmenliği ekleyin
İsterseniz de sonradan vazgeçilse bile devletin özellikle hizmet üreten 100’den fazla kurumunun torba yasaya konulan sadece bir maddeyle özelleştirilmesini…
Durum ortada…
Yani sevgili kardeşim…
Biz darbeye, verilen şehitlere bakarken…
Birileri de TSK’nın parçalanmasına…
Harp okullarının, askeri liselerin, hastanelerin kapatılmasına…
Emekliliğinizin…
Sosyal güvencenizin kaldırılmasına bakıyormuş…

29–08–2016
Nusret KEBAPÇI