IŞİD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IŞİD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2017 Perşembe

KİMYASAL SİLAH YALANLARI…

KİMYASAL SİLAH YALANLARI…


Aslına bakarsanız son günlerde ABD’nin tekrar Suriye’yi kimyasal silah kullanacak olmakla suçlaması…
Daha önceki gibi kanıtsız suçlamalarla Suriye’ye doğrudan saldırmak için bir bahane yaratılıyor fikrini uyandırsa da…
Doğrusu; konunun hepimize bir “Kurtla Kuzu Hikâyesi”ni anımsattığıdır…
Bilinen bir hikâyedir ama bilmeyenler için biraz anımsatalım
                 “Susamış olan kuzu, nehrin aşağı tarafından su içmektedir. Nehrin daha yukarılarında su içen kurt, kuzuyu çoktan gözüne kestirmiş, kuzuya seslenir:
                —   “Hey sen! Benim içtiğim suyu ne hakla bulandırıyorsun?"der.
   Kuzu ise masum masum:
                —   Ben sizin suyunuzu bulandıramam ki! Baksanıza, sizin içtiğiniz su bana doğru akıyor". Diyerek cevap verir.
   Aklına kuzuyu yemeyi koymuş olan kurt biraz daha hiddetlenerek
                —    Bir de bana itiraz ediyorsun öyle mi?" diye haykırmış ve nihayetinde, kuzuyu yemek niyetinde olan kurt sözünü bitirir bitirmez, kuzunun üstüne atlayıp onu parçalamış.”
İşte bugün ABD’nin tavrı tam da böyledir…
Çünkü
BOP ‘a göre ABD, çoğunluğu İslam ülkesi olan 22 ülkenin sınırlarının yeniden çizilmesini…
Ve bölgede bulunan dört ülkeden koparılacak parçalarla da büyük bir Kürdistan kurmayı amaçlıyordu.
Hatta bunun için bizim ülkemizden BOP Eş Başkanı bile tayin edilmişti.
Afganistan’ın işgaliyle başlayan ;Irak, Libya,Mısır ve birçok Afrika ülkesiyle devam eden süreç sonunda geldi Suriye’ye dayandı.
Tabi sonrasında sıra Türkiye ve İran’daydı ama Suriye’de işler istenildiği gibi rast gitmedi çünkü görevlendirilen eş başkan çok istese de…
Bölgedeki İran ve Rusya’nın müdahalesi yüzünden istenilen başarıyı sağlayamadı ama oldukça büyük bir çaba harcandığını da inkâr etmemek gerek…
İsterseniz biraz hatırlatalım…
Ne de olsa aradan yaklaşık 6 yıla yakın bir zaman geçti…
Biliyorsunuz 2011 yılında batılı devletlerin desteğiyle Suriye’de bir muhalefet oluşturulup eylemler yaptırılarak ilk kıvılcım başlatıldı ancak bu süreç çok uzun sürmedi…
Birilerinin büyük Kürdistan için acelesi olduğundan…
Hemen muhalefet silahlandırılarak merkezi hükümete karşı saldırıya geçirildi.
Ancak halk desteğini arkasına alan Suriye yönetimi geri adım atmadı ve bu silahlı güçlerle mücadeleye başladı…
Baktılar ki Suriye devleti kazanacak…
Bu kez dünyanın her tarafında ne kadar şiddet yanlısı psikopat varsa hepsini Türkiye üzerinden Suriye’ye doldurdular.
Hatta adamlara hilafet adına devlet bile kurduruldu…
Silahla, cephaneyle, maaşlı militanlarla da desteklendi ama hep denir ya haklı olan bir ulusun karşısında hiçbir düşman kazanamazdı…
Sonuçta 100 bine yakın askeri olduğu söylenen IŞİD’ de sonunda başarısızlığa mahkûm oldu ama işi şansa da bırakamazlardı.
Bu kez iş başa düştü diyerek ABD inisiyatifi ele aldı ve her zamanki numaraları ve daha önce Libya ve Irak’ta sınanmış olan kimyasal silah yalanına tekrar sarıldı…
Nede olsa tüm dünya medyası ellerindeydi ve yalanlarına inanacak, aldatılmaya razı pek çok ülke de bulunuyordu…
Tabi onlar inandılar inanmasına hatta bu konuda ABD saldırısını destekleyenler bile oldu ancak işin ilginci…
Her zamanki gibi delil falan da bulunamamıştı.
Hem zaten işin mantığına da tersti
Savaşı kazanan, kendisinin haklı olduğuna neredeyse bir avuç emperyalist haricinde herkese kanıtlayan bir devlet kendini neden haksız duruma düşürsün ki…
Bu nedenle yalan çok kısa sürede ortaya çıktı ama birileri her zamanki gibi kandırılmayı tercih etmişti…
Aslında iş sonuçta gelip ulus bilincinde düğümlenmektedir…
O varsa ulusal çıkarlarınızı korur…
Emperyalizmle mücadele edebilirsiniz…
Ama olmadığında farkında olmadan varacağınız yer emperyalizmin taşeronu olmaktır…
Başka bir şey değil...

29–06–2017
Nusret KEBAPÇI







19 Aralık 2016 Pazartesi

BOMBALARI KİM PATLATIYOR?

BOMBALARI KİM PATLATIYOR?


Böyle sorunca haklı olarak…
Nereden bilelim…
Devletin bilmesi…
Hatta bilmesi de gereken önlemleri alması gerekir diyeceksiniz ama hiç de öyle olmuyor.
Farkında mısınız?
Sanki bir Lübnan…
Suriye…
Irak…
Afganistan gibi neredeyse her 15 günde bir bomba patlar hale geldik.
Peki, bu işle sorumlu olup, devleti yönetenler ne yapıyor dersiniz?
Onlar her zaman olduğu gibi; ” Keşke sizde şehit olsanız…”
Ya da “Bu işlerden neden siyasi irade sorumlu tutulmaya çalışılıyor …” türünden abuk sabuk yanıtlar vermeye çalışıyorlar ki…
İnanın ne gerekli önlemi almayan bir yetkili var ortalıkta.
Ne de devlette güvenliği sağlayan yetkililer.
Deyim yerindeyse “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.”
Durum aynen budur.
Yani ortalıkta devlet aklını kullanan bir kişi bile yok.
Peki, eğer bu kadar bomba patlıyorsa ve siz hiç bir önlem alabilme becerisinden yoksunsanız neden hala memleketi yönetiyor görünüyorsunuz bence anlamak mümkün değil.
Ya beyler…
Siz değil miydiniz açılım adı altında PKK’nın dağlardan şehirlere inmesine neden olan…
Özgürce her tarafa bomba yerleştirmesine göz yuman…
Suriye’ de PYD kantonlarının oluşması bile…
Suriye devlet güçlerinin sizin desteklediğiniz teröristlerden korunmak için gücünü merkeze toplayıp sınırları boşaltmasıyla oluşmadı mı?
Yani sizin Emevi camisinde namaz kılmak gibi yeni Osmanlı hayaliniz olmasaydı…
Ne PYD olacaktı o topraklarda…
Ne IŞİD…
Ne de ÖSO…
Biz daha önce olduğu gibi “kardeşim Esat’la” barış içinde yaşayacaktık…
PKK’da yanı başımızda devlet kurmuş bir güç gibi güçlenemeyecekti…
Peki, bu bombaların patlamasının başkanlıkla bir ilgisi var mı?
Yok mu dediniz…
Sizce batı…
Aynen Osmanlının son döneminde hem halife hem de padişah olan her şeye muktedir tek kişi yönetimi mi ister?
Yoksa…
Muhalefeti…
Sivil toplum örgütleri olan, ülke çıkarına karşı olan her şeye tepki gösterilebilen demokratik bir sistemi mi?
Son dönemde…
Ekonomik olarak neredeyse iflas etmemize rağmen batı medyası tarafından çok güçlü olduğumuza yönelik yapılan açıklamalar bile bunun göstergesi değil mi?
Hafızaları birazcık yoklayalım…
Daha ortalıkta bir bomba bile patlamamışken…
Zamanın Anayasa Komisyonu Başkanının 2014 Aralık ayında “Başkanlık olmazsa kaos olur “ demesi neyin nesiydi dersiniz…
Ya dönemin Sağlık Bakanının 2015 Ağustos’unda “Başkan seçseydik kaos olmayacaktı…” sözünü nasıl değerlendirmek gerekir…
Bence tüm bu söylemlerin bir tane açıklaması vardır
Batılı emperyalistler; parlamentosu, muhalefeti olan, hemen her şeyin tartışılabildiği ulusal çıkarları savunan bir meclisle işlerin 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi yürümeyeceğini bilmektedirler…
Bu nedenle işi Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi tek adamla götürmek istemektedirler…
Çünkü her zaman için bir kişiyi ikna etmek, meclisi, sivil toplumu olan bir halkı ikna etmekten çok daha kolaydır…
Bunun için de toplumun bombalarla korkutularak başkanlığa razı edilmesi gerekmektedir…
Yapılan budur…

18–12–2016
Nusret KEBAPÇI






30 Eylül 2016 Cuma

IŞİD’İN UÇAKLARI…

IŞİD’İN UÇAKLARI…


Şimdi isterseniz önce darbeden başlayalım çünkü birçok olayın başlangıcı ona dayanıyor…
Ne oldu?
15 Temmuz gecesi Yurtta Sulh adında bir Konsey iktidara el koymaya kalktı ve başarısız oldu…
Sonrası biraz da olsa herkesin malumu ama…
Dahası var.
Tamam, darbe başarısız oldu olmasına da…
Sahi aradan iki buçuk ay geçmesine rağmen bu Yurtta Sulh Konseyi nerede?
Kimlerden oluşuyor?
Bilen var mı?
Peki ya bu başarısız darbe girişiminin ardından yaşananlar onlar da mı hiçbir şey öğretmiyor…
İsterseniz hafızaları tazelemek adına biraz hatırlatalım…
Öncelikle askeri okullar tasfiye edilip, askeri hastaneler kamuya aktarılıp komuta kademesi Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanıp…
Kamunun 100’den fazla şirketi hemen özelleştirmeye çıkarılmadı mı?
Bireysel emeklilik ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan memur güvencesi konusunun çıkarılmaya çalışılmasını saymıyorum bile…
Ya darbeyle ilgili ABD’yi suçlayan söylem ona ne oldu?
Daha darbenin ilk saatlerinden itibaren bu darbenin arkasında Amerika’nın olduğu söylenmiyor muydu?
Hatta bu konuda sert, kafa tutan açıklamalar bile yapılmadı mı?
Peki, ne oldu da darbede ABD’yi suçlayan söylem çok kısa bir süre içinde ABD ’ nin darbeyle ilişkisinin olmadığını…
Hatta darbe gecesi bile destek verdiklerini söyler hale geldi, ne değişti?
Ya da tüm bunlarla Suriye’de olup bitenler arasında ne ilişki var?
İlişkisi şu;
O dönemde iktidar,  kendisini ABD tarafından darbe yapılmak istenen bir durumda gösterdiğinden…   
İran ve Rusya tarafından sahiplenildi…
Rusya’dan özür dilenmesiyle de ilişkiler düzelmeye başladı…
Daha önce Rusya’nın tepkisinden çekinen Türkiye, bu gelişmeler üzerine IŞİD’i yok etmek adına Fırat Kalkanı Harekâtıyla Suriye’nin Cereblus kentine giriverdi…
Girilirken de asıl hedeflerden biri Suriye’nin toprak bütünlüğüydü öyle açıklanmıştı…
 Ancak gelinen noktada iş bizim desteğimizle giren ÖSO ve benzeri örgütlerden bir milli ordu kurmaya doğru varınca işin rengi değişti…
Tabi bunu düşünürken, sürekli gündeme getirilen “Uçuşa yasaklı bölge” talebini…
“Katil ESED” söylemini…
Ve son ABD gezisinde ABD’nin üst aklıyla toplantı yapıp ABD başkanı ve eşiyle aile pozu verecek kadar yakınlaşılmasını da gözden uzak tutmamak gerekiyor...
Şimdi soralım
Hemen her fırsatta gündeme getirilen “Uçuşa yasaklı bölge” kimin için isteniyor?
Sakın IŞİD ya da PYD için demeyin, çünkü bu örgütlerin her ikisinin de uçakları yok.
Böyle olunca da bu taleplerin Suriye uçaklarına yönelik olduğunu hemen anlıyorsunuz…
İsterseniz tam bu noktada yazıyı tarihten bir örnekle bitirelim…
Eski Cumhurbaşkanlarından Özal’da Irak’a karşı ABD ‘nin “Uçuşa yasaklı bölge” oluşturmasını istemiyor muydu?
Ne olmuştu sonuçta...
36 paralelin kuzeyi Irak’a yasaklandı ve ABD’nin korumasında nur topu gibi bir Kürdistan doğuverdi…
Şimdi tekrar ABD’ye Suriye’de “Uçuşa yasaklı bölge” oluşturma çağrısı yapılınca aklıma geldi…
Suriye Kürdistan’ı da sakın böyle oluşturulmasın…

29–09–2016
Nusret KEBAPÇI



5 Eylül 2016 Pazartesi

BU POLİTİKALARDAN KİM SORUMLU?

BU POLİTİKALARDAN KİM SORUMLU?


Sadece son yirmi dört saatte bile 24 şehit…
Farkında mısınız zaten bir süredir hemen her gün şehit haberleri gelmiyor mu?
Askeri birliklere saldırılıyor…
Karakollar bombalanıyor…
Hatta bırakın silahla saldırılmasını…
Bomba yüklü kamyonlar, traktörler Cizre’de olduğu gibi Çevik Kuvvet binasının önünde bile patlatılmıyor mu?
Biliyorum, zor, olağanüstü koşullarda mücadele ediliyor ama insan yine de sormadan edemiyor…
Bizim devlette istihbarat denilen bir şey var mı?
Bakın yaklaşık bir yıldan fazladır terörle mücadele ediliyor ve bombalı eylemlerle karşı karşıya bulunuluyor…
Ve üstelik bunun önemli bir kısmı da kamyon ya da traktörle saldırı şeklinde oluyor…
Tamam, istihbarat yok.
Anladık o il ya da ilçelerde kamera sistemi de bulunmuyor…
Ama gelip geçen kamyon veya traktörleri kontrol etmekte mi olanaksız…
Yani hep böyle elimiz kolumuz bağlı teröre teslim olup, nerede ne zaman bombalı kamyon veya traktör gelecek diye beklemek mi zorundayız…
Hep böyle savunmada mı olunacak…
Tabi sorun sadece Cizre değil, benzer durum ülkemizin hemen her yeri için geçerli.
Biz son zamanlarda PKK terör örgütüyle, FETÖ ve IŞİD’le mücadele ediyoruz ya …
Peki, PKK’yı yıllarca görmezden gelen “Açılım… “
“Çözüm süreci” adı altında, dağlardan, şehir merkezlerine yerleşme fırsatı tanıyan politikaların sorumlusu kim?
Benimki de soru, hiç kimse.
Ya FETÖ’yü 1974’lerden beri devletin içine yerleştiren…
Kök saldıran…
Hemen her yerde etkili olmalarını sağlayan…
“Ne istedilerse verdik diyen” kim?
Gelelim IŞİD’e…
Hani biz Celebrus’a bu nedenle müdahalede bulunduk ya onun için söylüyorum…
Sahi; IŞİD’e, gerek Türkiye…
Gerekse çeşitli Avrupa ülkelerinden katılan kişiler, nereden ve hangi ülkenin sınırlarından geçtiler dersiniz?
Ya oradan gelen Petrolu pazarlayan kimdi?
Hangi ülkeye ait tankerlerin görüntüleri çeşitli yabancı televizyon ve internet sayfalarında yayınlandı…
Hadi diyelim ki…
Bunun da sahibi yok.
Biz Celebrus’a Suriye’nin kuzeyine Kürt koridoru kurulmasın diye girdik…
Peki
Irak’ın kuzeyinde kukla bir devlet kurulmasına rıza gösteren, tüm tepkilere karşın Barzani’den petrol alarak onun bağımsızlığa giden yolunu açmaya destek olan kim…
Hangi ülke?
Suriye’nin Kuzeyiyle Irak’ın kuzeyi arasında herhangi bir fark var mı?
Madem güneyimizde bir Kürt Devleti’ne karşıydınız daha başından yani Irak’ın kuzeyinde kurulmadan önce engellenmesi gerekmez miydi?
Hadi diyelim ki Irak’ta geç kaldık ve bu gün Suriye’de Kürt devleti kurulmasını engellemek için müdahale etmemiz gerekiyor…
Peki…
Suriye’de o kantonların nasıl oluştuğunu biliyor musunuz?
Batının ve bizim desteklediğimiz sözde ılımlı muhalefet denilen ÖSO gibi örgütlerin Suriye’nin kent merkezlerinde bombalar patlatması üzerine, Suriye’nin gücünü merkeze toplayıp…
Sınır bölgelerinin kontrolsüz kalmasıyla değil mi?
Yani demek istediğim…
Bugün mücadele etmek durumunda olduğumuz Türk Milletine düşman bu üç örgütün de güçlenmesinin asıl nedeni…
Son on yılda izlediğiniz…
Ulus kimliği yadsıyan, yeni Osmanlıcı…
Ulusal değil, dini ve mezhepsel çıkarları gözeten politikalarınızdır…
Ama ne yazık ki bedelini Türkiye ödemektedir...

04–09–2016

Nusret KEBAPÇI