ortak dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ortak dil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2011 Pazar

DEMOKRATİK ÖZERKLİK

DEMOKRATİK ÖZERKLİK


Sonunda güneydoğuda bazı belediyelerinin tabelaları iki dilli oldu. Üstelik ne Anayasa’da, ne de herhangi bir yasada değişiklik yapılmadan…
Bir oldubittiyle iki dilli hayat uygulamaya koyuldu.
Elbette anlaşılıyor ki bu yapılanlar konuyla ilgili atılacak son adım değil, bunu sırasıyla başka adımlar da izleyecektir ama burada tüm bu yaşananları algılamanın sadece bir tane yolu bulunmaktadır.
O da…
Haritaya daha geniş açıdan ve dikkatle bakmak…
Sorun bazılarının zannettiği gibi demokrasi…
İnsan hakları…
Özgürlük falan değil.
Onlar sadece bölgede oynanan oyunun argümanları
Asıl senaryo enerji, daha da açıkçası petrol.
Irak dünyada petrol üretimi açısından dünyada üçüncü ülke durumunda…
Bu arada ülkemizin de destek vererek kurulmasına yardımcı olduğu kukla Kürdistan ise Türkiye, İran ve Suriye gibi ülkelerden alınacak parçaları da hesaba katmadan…
Yani sadece Irak Kürdistan’ı olarak bile ele alındığında dünyadaki petrol üreticisi ülkeler arasında 8.sırada oluyor.
Şimdi siz varın hesap edin…
Diğer ülkelerden alınacak parçalar eklendiğinde iş nereye kadar varır.
Tabi bu işin bir yönü…
Bu kadar Petrolun üzerinde oturmasına rağmen kukla Kürt devleti Irak yönetimi izin vermediği için Petrolunu ihraç edemiyor.
Yani o petrol gelirlerinden faydalanamıyor.
Şimdilik görünen tek çözüm yolu oradaki kukla Kürt devletine bağımsızlık vermek.
Tabi bu işin sonrası daha karışık…
Yüksek bir petrol rezervine sahip olmak haliyle bölgedeki diğer ülkelerdeki Kürtler için de bir çekim merkezi olacaktır.
Ve sonra…
Bizim şu anda yeni başladığımız ve giderek hızlanan sürece diğer bölge ülkelerinde de başlanacaktır.
İşte bu gün bazılarının, özellikle AB ve ABD yandaşlarının…
Onlardan hibe alan “demokratların” demokrasi diye ahkâm kestikleri olay aslına bakarsanız demokrasiyle falan ilgili değil…
Doğrudan “duygusaldır”.
Hem zaten bundan bir süre önce biz ileride oluşacak Kürt özerk bölgesinin altyapısına hazırlık olması amacıyla bazı merkez ve köylerin adlarını bile değiştirmedik mi?
Değiştirdik’
İkiz yasalar olarak adlandırılan 2003 yılında meclisten geçen BM sözleşmelerinin ortak olan 2. maddesinde “her halk bulunduğu yerdeki doğal kaynaklardan özgürce yararlanabilir” demiyor mu?
Bunu biz onaylamadık mı?
Aslında biz özerk Kürdistan’a giden yolun taşlarını kendi ellerimizle döşüyoruz.
Sonra da
“Ameliyat yaptırmam” falan…
Hep diyorum ya, bu konu demokratik değil.
Aslında sadece ekonomik…

13–01–2011
Nusret KEBAPÇI

30 Ocak 2011 Pazar

İKİ DİL, İKİ MİLLET

İKİ DİL, İKİ MİLLET


Son günlerde yaşanan iki dillilik ve demokratik özerklik tartışmalarını izlerken toplumca bazı noktaları gözden kaçırıyoruz diye düşünüyorum.
Kürt partisi iki dillilik ve demokratik özerklik konularını gündeme getirince
Birden bire iktidar cephesinde bir panik yaşandı ve hemen iki dilliliğe ve demokratik özerkliğe karşı bir yaylım ateşi başladı.
Hatta hızlarını da alamayıp daha düne kadar ağızlarına alamadıkları tek bayrak, tek millet, tek dil edebiyatına bile sarıldılar.
Aslında ilginç!
Yıllardır açılım adı altında ülkemizde etnik kimlikler uyandırılırken, dillerini öğrenmeleri için televizyonlar, radyolar kurulurken hatta federasyon tartışmalarına bile sessiz kalınırken…
Neden birden bire böyle sert bir tepki ortaya konuldu?
Aslında nedeni gayet basit…
Ve kurnazca.
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi için İstanbul’a gelen Irak Cumhurbaşkanı Talabani’nin söyledikleri zaten bunun açıklamasını yapar durumdadır.
Kendisine sorulan “Türk Hükümetinden önümüzdeki 6 aylık zaman zarfında, yani genel seçimlere kadar önemli adımlar atılmasını bekliyor musunuz?” Sorusuna verdiği cevap zaten bu gün yaşanan kargaşayı çok net biçimde ortaya koymaktadır.
Talabani bu soruya verdiği cevabında aynen şöyle demektedir.: ”Bence bunu beklemek ne mantıklı ne de makul .Seçimlere kadar beklemeniz gerekiyor.İnşallah seçim sonuçları çok iyi olacak.”
Yani daha önce hükümet açıklamalarında da belirtildiği üzere asıl final seçimlerden sonra…
Onun için iktidar partisinin kazasız belasız seçimleri alması gerekiyor.
İşte hele bir seçimler alınsın…
Hem zaten anayasa değişikliği referandumu sırasında da Başbakan birçok kez, “Asıl değişikliğin seçimlerden sonra yapılacağını” söylemedi mi?
Dolayısıyla seçimlere kadar bu konuyla ilgili önemli herhangi bir adım atılmayacağı görülmektedir.
Tabi bu arada…
Meclisteki Kürtçü partinin de acelesi bulunmaktadır.
Çünkü kendi tabanına seçimlerden önce kazanılmış bazı haklarla gitmek istemektedirler ki seçimlerde daha başarılı olabilsinler.
Ama görünen odur ki
Böyle bir acele aynı zamanda toplumda önemli bir tedirginliğe de neden olabileceğinden.
İktidar acısından son derece olumsuz olabilecektir.
İşte bu nedenle zaten daha önce de çeşitli kereler vurgulandığı gibi
Esas önemli adımlar seçimlerin arkasından yapılacaktır.
Aslına bakarsanız “ortak dil” milleti oluşturan öğelerin en başında gelmektedir.
Dili ayırdığınızda biliniz ki ülkeyi de bölersiniz.
Hani çok kültürlülük çok dillilik falan deniyor ya örneği var mı?
ABD bile ülkesinde yasayan çok sayıda azınlık olmasın karşın daha önce bir dönem uyguladığı iki dilli sistemi sürdürüyor mu?
50 kadar eyaletinden hangisi etnik dili öne sürebiliyor?
Bırakın onu, 1830’da bu günkü haliyle kurulan Belçika bile bu nedenle kopma noktasına kadar gelip 200 günü hükümetsiz geçirmiyor mu?
Yani kısacası dilin tekliği: milletin, bayrağın, vatanın tekliğini ifade eder.
Ama iki dil…?

30–12–2010
Nusret KEBAPÇI