seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2024 Salı

BİR SEÇİMİN ARDINDAN…

 

BİR SEÇİMİN ARDINDAN…

 

 

 

31 Mart tarihinde ülkemiz bir yerel seçim yaşadı.

Elbette…

Her seçim gibi bu seçimin de galibi ve mağlubu olacak ama en önemlisi seçimin sonuçlarını doğru değerlendirerek herkesin alması gerekeni alması…

Olur mu? Birlikte yaşayıp göreceğiz.

Olaya sadece seçimin galibi yani en çok oy alan parti anlamında bakıldığında, Ana Muhalefet partisi CHP’nin; 1977 yılından bu yana olan seçimlerde ilk defa oy oranının iktidar partisinden fazla olduğu görülüyor.

Aslında bu başarı kendi başına bile çok önemli ancak…

İktidarın tüm devlet aygıtıyla seçime girmesi…

Devlet olanaklarının sadece bir partinin kazanması için seferber edilmesi…

Tarafsızlık yemini eden yetkililerin hemen her zaman olduğu gibi taraflılıklarına devam etmesi…

Bunun yanında

Ana muhalefet belediyelerinin uydurma gerekçelerle yardım paralarına el konulup…

Asılsız suçlamalarla sürekli soruşturma baskısı altında tutuldukları da göz önüne alındığında bu her yönüyle çok ciddi bir başarıdır.

Hiç bir şekilde yadsınamaz.

Bu başarıda…

Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere ana muhalefete ait belediyelerin hemen her türden engellemelere rağmen sosyal belediyecilik anlamında çok güzel şeyler yapmaları bu başarı üzerinde çok önemli bir paya sahip ancak…

Şöyle bir düşünün…

Bundan yaklaşık 9 ay kadar önce ülkemiz bir cumhurbaşkanlığı seçimi yaşamıştı ve seçimde gerçek hayatta pek varlıkları olmayan partileri de yanına alan ana muhalefet partisi oldukça düşük oy almıştı…

Peki, bu 9 ayda ne…

Ya da neler değişti ki CHP tek başına bu kadar oy alarak yıllardır önemli varlık gösteremediği Adıyaman, Kastamonu gibi illerle birlikte Başkentin pek çok ilçe belediyelerini kazandı.

Ya da 2019 yılından beri iktidar partisinde olan 11 il neden taraf değiştirdi…

Elbette bu konuda ilk akla gelen çok gösterişli makam odaları...              

Lüks yaşam tarzı…

İsraf…

Halkın taleplerinin önemsenmeyip tamamen gösterişe dayalı bir politika izlenmesi ilk akla gelenler ama…

Daha önemlisi

İktidar partisinin Gazze konusunda uygulamaya çalıştığı iki yönlü tutum…

Bunun yanında işçi ve memur emeklilerine çok komik zam verilerek aylıklarının normal bir evin kirasını bile karşılayamayacak seviyede bırakılıp bir de üstüne üstlük “yetmiyorsa ek iş yapsınlar.” türünden yaklaşımlar…

Bardağın taşan damlalarını oluşturmuşlardır.

Hem bu öyle olduğu o kadar açıktır ki…

9 ay öncesinde iktidar partisine destek veren seçmenlerin önemli bir kısmı sandığa gitmemiş…

Ve bu yüzden de 2004’ ten bu yana ilk defa bu seçimde en düşük oy verme oranı (yüzde 78,5) ortaya çıkmıştır…

Elbette bu sonuçlara Cumhurbaşkanlığı seçiminde iktidar partisini destekleyen YRP’nin yüzde 6 ‘nın üzerinde oy alması da eklenebilir ama…

Tüm bunlara rağmen kesin olan bir şey var ki…

Bu son yerel seçimle…

Halkı…

Onun ihtiyaçlarını yok sayan…

Makamını kişisel ikbal ve zenginlik için kullanan belediyeciliğin sona erdiğidir.

Başka bir şey değil…

 

 

16-04-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

11 Mayıs 2023 Perşembe

SEÇİM DEMİŞKEN…

 

SEÇİM DEMİŞKEN…

 

 

Şunun şurasında seçime çok kısa bir zaman kaldı.

Sahi…

Oyunuzu hangi değerlere göre veriyorsunuz?

Sadece merak ettiğim için soruyorum…

Eğer siz bu soruya…

Yılların getirdiği bir alışkanlıkla…

Başka kişi ya da parti yok ki gibisinden bir yanıt veriyorsanız…

Yani bir anlamda her ne olursa olsun ben o partiden vazgeçmem gibisinden bir düşüncenin içindeyseniz…

Çok açık olarak söylemek zorundayım ki…

Kimse bu konuda kusura da bakmasın.

Siz…

Soran…

Sorgulayan…

Araştıran…

Yeri geldiğinde hesap soran bir cumhuriyet yurttaşı değil…

İlgili partinin müridisinizdir.

Çünkü

Cumhuriyetle, padişahlığı…

Padişah tebalığından Cumhuriyet yurttaşını ayırt eden en önemli şey birinde sadece itaat edip yapılan her türden olumsuzluğa katlanmak esas olurken…

Yurttaşlıkta…

Sormak, sorgulamak…

Gerektiğinde hesap sormak anlam kazanmaktadır.

Durum böyle olunca, biraz sorgulamak, yapılanları değerlendirmek çok fazla önem taşımaktadır.

Konuya biraz farklı yaklaşalım isterseniz…

Sizce emperyalizm…

Bunu ayırt etmeden ABD ve AB için söylüyorum hedef aldığı bir ülkede neler yapmak ister hiç düşündünüz mü?

Ben söyleyim…

Öncelikle ordusunu küçültmek, zayıflatmak ve ulus devletini savunur konumdan uzaklaştırmak ister ki…

O ülkede yapmayı planladığı şeyler için ayak bağı olmasın.

Bu konuda söylenecek pek çok şey var ama şu kadarını söyleyim bugün askeri hastanesi olmayan dünyadaki tek orduyuz.

Neyse devam edelim…

Emperyalizm bilir ki ulusal ekonomisi güçlü bir ulus devlet üzerinde herhangi bir şekilde başarılı olma şansı bulunamaz…

Bu nedenle ilgili ülke yönetimlerine özellikle siyasal İslamcı partileri getirir ki…

Böylece Orduyu, Ulus devleti, Ulus kimliği etkisiz hale getirebilsin…

Biliyorlar ki bu partiler ulus devlet yapısına ve ulus kimliğe düşman oldukları için emperyalizmin hedeflerini gerçekleştirmek için tam biçilmiş kaftandırlar. Zaten daha iyisi de bulunamaz.

Böylece bu siyasi partiler aracılığıyla ulusal ekonomi tarumar edilir.

Devletin elinde ekonomik anlamda hiç bir şey bırakılmadığı gibi neredeyse yabancıların eline geçmeyen şirket bile bulunmaz.

Ama emperyalizm bununla yetinemez…

Çünkü

Gelecekte iktidara gelebilecek ulusçu bir parti, emperyalizmin uzun vadeli planlarını sekteye uğratabilir…

Bunun için eğitimden başlayarak hemen her alanda ulus kimlik yani Türk kimliği itibarsızlaştırılarak ortadan kaldırılır ki yerine din adına ümmet kimliği konulabilsin…  

Zaten bu konu ulus kimliğin yerine ümmet yani tarikat ve cemaat kimliğinin konulması, emperyalizmin en önemli hedeflerinden biridir…

Bilirler ki ancak böylece bizimki gibi ulus devletler bölünüp, parçalanıp çok zayıf ve etkisiz hale getirilebilir…

Ümmet kimliğinde millet ve vatan kavramı da olmadığından…

Hiç bir siyasal İslamcı, ülkesi üzerinde oynanan emperyalist politikaları fark etmez…

Görmez…

Göremez…

Zaten Siyasal İslamcıların yıllardır…

ABD emperyalizminin İslam ülkelerini bölüp parçalamak adına geliştirdiği BOP’a destek verip sadece Hazreti Muhammed karikatürlerine ve çeşitli ülkelerde Kur’an yakılmasına tepki gösterip…  

Ülkemiz üzerinde oynan politikalardan bihaber olmaları bunun göstergesi değil mi?

Ama emperyalizmin hedeflerine ulaşabilmesi için bu da yeterli gelmiyor…

İstiyorlar ki Ülke bir an önce ulus devlet olmaktan çıkarılarak etnik ve dinsel kimliklerle federatif hale getirilsin…

Hem zaten  “federasyon olmadan başkanlık, altı kaval, üstü şişhanedir.” demiyorlar mıydı?

İşte sınırların açılarak Arap nüfusun ülkeye doldurulmasının da…

Bir süredir birilerinin dilinden düşmeyen “sivil anayasa” kavramının da asıl amacı da bu.

Türk ulus devletine yasal olarak son vermek.

Diyeceğim…

Bu seçim eksiğiyle, gediğiyle son Türk devletinin…

Yani ulus devletimizin var ya da yok olma seçimidir de aynı zamanda…

Bilmem anlatabildim mi?

 

11-05-2023

Nusret KEBAPÇI

 

2 Mayıs 2018 Çarşamba

SEÇİM DEMİŞKEN…


SEÇİM DEMİŞKEN…


Normalde bir ülke seçim atmosferine girdiğinde, seçime giren partilerin iktidarı aldıklarında neler yapacaklarını…
Memleketi nasıl düze çıkaracaklarını…
Ekonomik ve siyasi neler gerçekleştireceklerini…
Hatta
Diğer partilerden hangi konularda farklılıkları bulunduğunu halka anlatmaları beklenir değil mi?
Ama her nedense bizde öyle olmuyor.
Olamıyor.
Doğrusunu isterseniz bu gün asıl tartışılması gereken Ülkemizin bu seçimle birlikte parlamenter sisteme veda edip başkanlık yönetimine geçeceği…
Başka bir deyişle de…
Başkan seçildikten sonra her ne kadar bu seçimde milletvekili seçilmiş de olsa…
Sonuçta
Bu seçilen vekillerin çok bir kıymeti harbiyesinin olamayacağı…
Çünkü
Başkanlık sistemiyle birlikte hükümetin meclisten güven oyu alması gerekmediği gibi…
Bakanlar da onların arasından olamıyor.
Böyle olunca da haliyle öyle bugün olduğu gibi…  
Gensoru…
Soru önergesi…
Gibisinden hükümetin yaptıklarını tartışmak
Hesap sormak benzeri bir şey de mümkün görünmüyor…
Yani lafı fazla uzatmayalım…
Bu seçim ülkemiz açısından o kadar önemli ki…
Ülkemizin bundan sonra da bu güne kadar olduğu gibi bir ulus devlet olarak mı?
Yoksa başkanlık adı altında federatif bir devlet olarak mı varlığını sürdüreceği tamamen buna bağlı…
Tabi böyle olunca da özellikle başkanlığa karşı çıkan partilerin…
Ulus devlete…
Ulus kimliğe, dolayısıyla laikliğe ve Atatürk’e sahip çıkan bir aday bulması bir anlamda zorunlu ama ne mümkün…
O kadar aramalara karşın sonuçta bula bula ulus devlet karşıtı…
ABD politikalarının uygulayıcısı…
Üstelik İngiliz Kraliyet nişanı sahibi bir aday bulabiliyorlar ya ne desek boş…
Hani 2014’deki cumhurbaşkanlığı seçiminde de birilerinin “tıpış tıpış gideceksiniz” dedikleri bir aday vardı ya…
İnanın bugün yapılan da çok farklı değil…
Şimdi şöyle bir düşünün…
Sahi o seçimde Ekmeleddin İHSANOĞLU’nun adaylığını siz seçimden ne kadar önce öğrenmiştiniz?
Adaylık sürecinde adı açıklandığında mı?
Ne zaman?
Bakın burada oldukça ilginç bir şey söyleyeceğim…
Diyorum ki Ekmeleddin İHSANOĞLU konusu ne seçimden 1 ay ne de 3 ay önce ortaya cıktı…
Doğrusunu isterseniz İslamcı bir adayın karşısına bir başka İslamcı adayı çıkartmak işi tam 2011 yılında planlandı…
Deniyor ki:
O dönemde Aydın DOĞAN Cidde’ye gidiyor ve Ekmeleddin İHSANOĞLU ile görüşüp Cumhurbaşkanlığı adaylığı teklif ediyor…
Şimdi içinizden kim biliyor, nerede yazıyor? Diyebilirsiniz onun için şu kadarını söyleyim…
Bu konu Sayın Tevfik DİKER’in Kurtlar Medyası kitabında aynen var ve kitabın birinci baskısının yayın tarihi 2013 Aralık…
Demek istediğim eğer Cumhurbaşkanı adayı arıyorsanız
Öncelikle parlamenter demokrasiden…
Ulus devletten yana olmasına bakmak gerekiyor…
Yoksa…
Neoliberal…
Ya da Derviş olmasına değil.


02–05–2018
Nusret KEBAPÇI