ÖĞRETMENİM CANIM
BENİM…
Başlığı
görünce sakın ola ki bunun çok erken yazılmış bir Öğretmenler Günü yazısı
olduğunu düşünmeyin…
Amacım…
Günden
güne toplumdaki etkisi azaltılmaya çalışılan…
Eğitimde
yaşadığı sorunları kendi başına aşmaya çalışırken bir yandan da yoksulluk sınırının
altında bir gelire sahip olması yanında ısrarla…
Performans
değerlendirmesi adı altında ve üstelik…
İşin
uzmanı olan müfettişlerce falan da değil…
Bu
meslekle uzaktan yakından ilgisi olmamış…
Evdeki
kendi çocuğu üzerinde bile otoritesi olmayan kişilere…
Hatta
Öğretmenin
uygulayacağı disiplin ve eğitim öğretim yöntemlerinden doğrudan etkilenecek
olan öğrencilere…
Öğretmenlerin
değerlendirtilmesi.
Başka
bir deyişle de…
Tam
bir aslanı kediye boğdurma…
Daha
da açık söylersek…
Öğretmenliğin
çoluk çocuk, önüne gelen hemen herkesin değerlendirme yapabileceği niteliksiz
bir meslek olduğu anlamına gelmez mi?
Hem
zaten tüm meslekler içinde sadece öğretmene uygulanması bile bunun böyle
olduğunu göstermez mi?
Geçtiğimiz
günlerde; bir okulun bir sınıfında yaşanan olay neredeyse tüm medyada uzun bir
süre yer aldı…
Neydi
o olay; bir ilimizin okullarından birinde ve bir sınıfta öğrenciler öğretmene
ders yaptırmadıkları gibi dalga geçip alay etmekteydiler…
Tabi
basından okuduğumuza göre öğretmen hakkında soruşturma falan da açıldı yazıldı
ama olayın asıl yönü hep es geçildi…
Ya
da şöyle soralım
Sahi
siz sanıyor musunuz ki bu türden olaylar sadece o haberde adı gecen okulda olup
diğer okullarda olmuyor…
Doğrusunu
isterseniz hiç öyle değil…
Yüksek
puanla girilen ve öğrencilerin ve ailelerin tamamen başarıya odaklandığı az
sayıdaki okul dışında…
Geriye
kalan tüm okullarımızda benzer görüntüler neredeyse hemen her gün yaşanmaktadır
dersek inanın abartma olmaz…
O
halde öğrencilerin böyle davranmalarının mutlaka bir nedeni olmalı değil mi?
Aslında
var…
Yıllardan
beri uygulanan yanlış eğitim politikalarının sonucunda bugün öğrenciler eskisi
gibi ders çalışmak zorunda falan değil, öncelikle bunun bilinmesi gerekiyor…
Yani
eskiden olduğu gibi sınıfta kalmak, ders sayısı belirli bir sayıya düşünce
bütünleme sınavına girmek…
Tek
derse düşürülürse de yine sınavla bir üst sınıfa geçmek gibi herhangi bir
uygulama ne yazık ki söz konusu değil…
Olmadığı
gibi zaten kolay kolay da sınıfta da kalınamıyor…
Sistem
gereği öğrencilere ve ailelerine kendileriyle ilgili hiç bir sorumluluk
yüklenmeyip tüm sorumluluk öğretmene yüklenince de sınıf geçirilmesi bir
anlamda zorunluluk oluveriyor…
Tabi
öğrencilerin derse çalışmak gibi bir yükümlülüğü olmadığı gibi…
Özelikle
ortaokulda okula devam etmek gibi bir yükümlülükleri de bulunmuyor…
Hem
zaten ilgili yönetmelikte de devamsızlık süresi gibi bir kavram da yok…
Gelelim
disipline…
Diyelim
ki bir öğrenci, arkadaşlarına zarar verdiği gibi, öğretmeni de ders yapmaktan
alıkoyuyor…
Hemen
çocukluğunuzdan akılda kaldığı için “disipline
verilmeli” gibisinden bir düşünce geliyor ama şu kadarını söyleyim ne yazık
ki böyle bir şey de mümkün olamıyor…
Ne
mi yapılıyor bakın söyleyim…
Önce
öğrenciyle; yani size ders yaptırmayan öğrenciyle konuşarak ona yazılı olarak
söz verdiriyorsunuz…
Sonra
da uyarma ve kınama…
Daha
da olmadı mı?
Bu
kez de okul değiştirme cezası var ama bunu okul tek başına uygulayamıyor…
Ancak
İlçe Milli Eğitim başka okula gitmesini uygun görürse veya başka okul kabul
ederse uygulanabiliyor…
Demek
istediğim
Sizin
gerçekten eğitimde bir şeyleri düzeltmek gibi bir düşünceniz varsa, önce
öğrencilere yaptıklarının sorumluluğunu taşımalarını sağlayarak işe başlayın…
Ama
asla öğretmene performansla değil…
07–03–2018
Nusret KEBAPÇI