ortadoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ortadoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2016 Pazar

ATATÜRK GİDERSE…

ATATÜRK GİDERSE…


Hazretler yeni anayasa hazırlıyorlar ya…
Nasıl olacağının ipuçlarını da veriyorlar.
Neymiş?
Atatürk yeni anayasa da olmayacakmış…
Böyle denilince…
Toplumdan herhangi bir tepki gelir mi diye bekledim ama her nedense bu konulara duyarlı olması gereken kesimler bile sanki ölü toprağı örtülmüşçesine sessiz…
Tabi bunu iki şekilde anlamak mümkün…
Ya yazın gelmesi nedeniyle meydana gelen rehavet duygusu toplumu sarmış bulunuyor…
Yani
Ya kafalar bedenden önce tatile çıkmış…
Ya da yıllardır yapılanların sonucunda durum kanıksanmış…
Ancak bu hangi iki şekilde düşünüyor olursanız olun yapılan yanlıştır…
Doğrusunu isterseniz Atatürk sadece bir kavram değil, içinde yaşadığımız ulus devletin varlık nedenidir, aynı zamanda sembolüdür de…
Değilse, ulus devleti yıkmak isteyenler neden önce Atatürk’ü hedef alıyorlar dersiniz…
Bakın Atatürk sadece anayasadan değil toplum yaşamından çıkarılırsa ne olur? Bir bakalım…
Öncelikle laiklik gider ki bu bizim egemenliğin ulusa ait olmasını sağlayan çok önemli bir ilkemiz olup…
Olmadığında varılacak yer, inanın padişahlıktan çok daha farklı bir yer değildir…
Peki, bu durumda bırakın kadınların erkeklerle eşit olmasını…
Aynı işyerinde çalışmasını…
Okula gitmesini…
Sosyal yaşamda yer almasını…
O günlere geri dönüldüğünde, bu gün özgürlük mücadelesi vermeyen kadınlar…
Bir erkeğin 4 karısından birisi…
Ya da mirastan erkeğin hakkının yarısı kadar almayı nasıl kabullenecekler…
Ama Atatürk’le giden sadece laiklik değildir, ulus olmak da Atatürk’le birlikte gitmektedir…
Ulus giderse ne mi olur?
Şu olur canım kardeşim…
Önce ortak dil…
Tarih…
Duygu…
Kimlik, ortadan kalkar.
Onlar kalkınca da olacak şey bellidir…
Birbiriyle savaşan tarikat, cemaat ve etnik kimliklere ayrışmış emperyalizmin kuklası bir ülke…
Hem emperyalizmin bugün Ortadoğu’da yapmak istediği de bu değil mi?
Ne demişler…
Böl, parçala, yut…
Aynen öyle…
Gelelim ekonomiye…
Etrafımızdaki İslam ülkelerine bakın içlerinden birinin bile ekonomik ve sosyal açıdan geliştiğini…
Sanayileştiğini görebiliyor musunuz?
Göremezsiniz, çünkü vatan diye bir kavramları yok, milli değiller…
O olmayınca…
Ekonomik ve siyasi bağımsızlık, kalkınma falan da hak getire…
Yani uzun sözün kısası bak sevgili kardeşim…
Belki farkında değilsin ama Atatürk gittiğinde başka ne gider biliyor musun?
Hani ikide bir gündeme getirilen eşit yurttaşlık falan deniyor ya, işte o gider…
Yani seni eşit yurttaş yapan o düzen gider…
İnsanlık gider sevgili kardeşim…
Daha da açıklama istiyorsan devam edelim sendikan gider…
Derneğin gider…
Parlamenton gider, dahası muhalefetin gider…
Belki şöyle de söyleyebilirsin, hep gidenleri söyledin… Ne gelir? Onu da söyle…
Çok kısa olacak ama söyleyim…
Baskı gelir…
Adaletsizlik gelir…
Diktatörlük gelir…
Emperyalizme teslimiyet gelir…

26–06–2016

15 Mayıs 2011 Pazar

YİNE ORTADOĞU

YİNE ORTADOĞU


YSK’nın bazı bağımsız milletvekili adaylarıyla ilgili verdiği veto kararının ardından olaylar çıktı. Birçok kentte eylemciler ortalığı deyim yerindeyse yakıp yıktı.
Sonuçta hiç kimse bu olayları yaratanlara, ortalığı yakıp yıkanlara, “Biz de sizin karşınıza 5–10 bin kişi çıkarırız.” falan da demedi
Aslında konuyla ilgili hiçbir şey denilmedi…
Hatta üst düzey devlet yöneticilerimiz orta bir yol bulmaya bile çalıştı.
Tabi burada ilginç olan şey şu…
Bunu aslında bir terazinin kefesine de benzetmek belki mümkün, yani biri inerken biri çıkar anlamında kullanıyorum…
Bir ülkede hem ulus devletten yana olanlara, hem de ayrılıkçı hareketlere aynı anda özgürlük tanınamaz…
Ulus devlet ve üniter yapı ön planda iken ayrılıkçı hareketlere özgürlük verilmez.
Ayrılıkçı hareketlere özgürlük ve hareket serbestîsi tanınırken ulus devletten yana olanlara tanınamaz…
Yani bu durum iki kere ikinin dört ettiği kadar gerçektir.
Dolayısıyla bu gün ülkemizde yaşananları bu doğrultuda değerlendirmek gerekmektedir.
Yani ayrılıkçı hareketler, her yeri yakıp yıkma özgürlüklerini sonuna kadar kullanırlarken…
Üniter yapının savunucuları kanıtlanamayan…
Hatta kanıtlanması asla mümkün olmayacak eylemler nedeniyle uzun bir süredir içeride tutulmaktadırlar…
İşte bu emperyalizm demokrasisidir.
Emperyalizm daha açıkçası ABD ve AB yıllardır ülkemizden hangi taleplerde bulunmaktadır…
Bakın hiçbir zaman işçilerin haklarının genişletilmesi…
Köylülerin kooperatiflerde örgütlenmeleri…
Üretici birliklerinin geliştirilmesi…
Memurlara grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı falan değil.
Hemen hemen her zaman için istedikleri ki neredeyse Osmanlının son zamanlarından bu yana hiç değişmedi…
Tüm istedikleri etnik ve dini kimliklere özgürlük…
Başka değil…
Çünkü etnik ve dini özgürlük dışındakiler, toplumda birleşmeyi dayanışmayı ve bütünleşmeyi getirir…
Ama ya etnik ve dini kimliklere özgürlük…
İşte bu özgürlük!
Birleştirici ve bütünleştirici olmayıp bir anlamda bu tür özgürlükler için parçalanma özgürlüğü de denilebilir…
İşte daha önce Irak’ta ve Afganistan’da, Kafkaslar’da, Balkanlar’da…
Bugün ise
Mısır’da…
Libya’da…
Suriye’de…
Hatta Türkiye’de yaşanan olayların nedeni budur…
Değil mi ki BOP aralarında Türkiye’nin de bulunduğu, bölgedeki 22 ülkenin sınırlarının değiştirilmesini getiriyor…
İşte sınırları değiştirebilmek için tek gereken şey ülkede yaşayan etnik ve dini kimlikler arasına sözde demokrasi adına düşmanlık sokup, bir daha bir arada yaşayamayacakları hale getirmektir.
Sonra da…
Gerisi inanın BM’diliğinden gelir…

21–04–2011
Nusret KEBAPÇI