15 temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2016 Cumartesi

ADI OLMAYAN MİLLET OLUR MU?

ADI OLMAYAN MİLLET OLUR MU?


15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin ardından hem hükümet hem de belediyeler hemen her yerde çok büyük bir afiş asma kampanyası başlattılar…
Duvarlar onlarla süslendi.
Birileri de sadece buna dayanarak hükümetin milliyetçiliğe başladığını falan sandı ama…
Ne yazık ki böyle bir şey olmadı…
Olmasını…
Gerçekten Atatürk ilkelerini benimsemesini…
Ulusal çıkarların farkında olan bir hükümet tarafından yönetilmeyi elbette isterdim ama…
 “Kırk yıllık kani olur mu yani…” Dercesine hep o bildiğimiz Türk sözünden kaçma…
Milletin adını söyleyememe bile ne yazık ki hala devam etmektedir…
Diyeceksiniz ki…
Tamam da ne yazıyor afişlerde…
Yazan şu;
Her zaman ki gibi…
“Tek vatan…”
“Tek bayrak…”
“Tek millet…”
“Tek devlet…”
Peki
Tüm bu sözlere baktığınızda hiç aklınıza gelmiyor mu?
Sahi bu hangi millet?
Tabi iş bu kadar değil dahası var…
Bu sloganlar TRT radyolarında müzikle de süslenerek söyleniyor ama yine yanlış olarak…
Neymiş “tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek devletiz, biz Türkiye’ymişiz…”
Tamam, Türkiye üzerinde yaşadığımız vatanımızın adı ama kimliğimiz Türkiye değil ki…
Türk.
Normalde doğrusunun şu olması gerekir…
“Tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devletiz, biz Türk milletiyiz.”
Ama hazretler kendilerini hiçbir zaman Türk olarak kabul etmediklerinden olsa gerek dilleri bir türlü ona varmıyor…
Burada soralım…
Hiç adı olmayan millet olur mu?
Elbette olmaz.
Doğrusunu isterseniz tüm dünyadaki devletler…
Millet esasına göre oluşmuşlardır…
Hani sık sık kullanılan “milli irade” sözü var ya o bile laik bir ulus anlayışıyla doğrudan ilgilidir…
Çünkü bilinmeli ki laiklik olmadan millet yani ulus falan olamazsınız…
Bakın bundan 100 yıl önce, milli irade diye herhangi bir kavram var mıydı?
Millet olmayınca haliyle iradesi falan da olamazdı…
Herkesin padişahın kulu olduğu dönemde irade sadece bir kişiye ait olabilirdi…
O da padişaha…
İşte o yıllarda, Padişahın emperyalistlere teslim olduğunu, halkı kendi kaderine terk ettiğini gören, aralarında Büyük Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının da bulunduğu bir grup insan harekete geçerek önce Samsun, ardından Amasya…
Derken Erzurum…
Sivas…
Sonrasında Ankara’ya gelerek…
Arkasına memleketin her köşesinden seçilen temsilcileri de alarak iradeyi ellerine aldılar ve millet olduk…
Eğer bugün aradan 90 yılı aşkın bir zaman geçmesine karşın hala yöneticilerimizi seçebiliyorsak…
Partiler kurup, meclis oluşturarak, yasalar yapıp günün koşullarına göre dilediğimizde değiştirebiliyor, beğenmediğimizde örgütler kurup, tepki gösterip, değişmesi yönünde baskı yapabiliyorsak…
Bunu 96 yıl önce egemenliği elimize almamızı sağlayan başta Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz…
Bu arada unutmadan…
Son yıllarda birileri, sözde demokrasi adına Türk Milleti kavramını yok sayarak Türkiyeliliği dayatmaya çalışıyorlar ya…
Bilinmesinde yarar var…
Türk Milleti; ortak kültür, tarih ve dilden oluşan ulus devleti…
Türkiyelilik ise; çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli federatif devleti ifade etmektedir…

19–08–2016

Nusret KEBAPÇI

20 Temmuz 2016 Çarşamba

DARBE

DARBE

15 Temmuz gecesi yaşanan darbe ve sonrasında yaşananlar…
Hatta yazılarlar…
Konunun biraz daha anlaşılamaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Diyeceksiniz ki her şey açık…
Fetö darbe yapmaya kalktı ve başarısız oldu.
Şimdi bu konuda hiç bir şey söylemeden, önce yaşananlardan bazı olguları alt alta sıralayalım sonra asıl konuya tekrar geçelim…
Darbe değerlendirilirken…
TSK’ da öğleden sonra bir hareketliliğin olduğu söylendi mi?
Evet söylendi.
Sabaha karşı bile değil üstelik akşamın erken saatlerinde, Türkiye’de ilk defa çok önemli noktalar da değil tanklarla boğaz köprüsünü halka kapatanlara ne demeli…
Ya Marmaris’teki otele Cumhurbaşkanının ayrılmasından yarım saat sonra ulaşılması…
Diyelim ki yetişemediler…
Havada F16’lar tarafından vurulmaması da tesadüf…
Aslına bakarsanız bu tür olaylar değerlendirilirken hep atlanan bir gerçek var…
Denilir ki…
Bu tür olaylar değerlendirilirken…
Hiçbir şekilde olayın ayrıntılarına bakılmaz…
Yani...
Nasıl başladığı…
Nerenin bombalandığı…
Kimlerin tezgâhladığından çok daha önemlisi…
Bu olaydan kimin kazançlı çıktığı?
Kimin çıkarının olduğudur…
Eğer buna odaklanmazsanız, inanın konuyu tartışırken çok uzak, ilgisiz yerlere kadar gidebilirsiniz…
Şöyle de demek mümkün…
Darbeler…
Bunun içine ister bizde yaşanan 15 Temmuz ve öncesinde yapılmış tüm darbeleri alın…
İsterse de dünyada yapıla gelenleri…
Hemen hepsi ilgili ülkede yapısal değişiklik yapmak amacıyla gerçekleştirilmiştir…
Bu kadar net…
Tabi yapısal değişikliğin yapılabilmesi için de önce toplumun bir şok yaşatılarak sersemletilmesi…
Ardından da bu değişikliğe muhalefet yapabilecek her türden örgütün etkisiz hale getirilmesi gerekmektedir…
Zaten yaşanılan şok yani felaket, muhalefet yapmaya falan da meydan vermeyecektir…
Diyeceksiniz ki ne yapılır bunun için…
Başka ülkelerden başlayarak söylersek…
Örneğin normal zamanda çok dikkat çekecek bir Afganistan işgali, ikiz kulelerin ardından size haklılık bile kazandırabilir…
Yine
Kitle imha silahı türünden bir suçlama da Irak’ın işgaline pekala zemin hazırlayabilir…
Gelelim ülkemize…
12 Eylül’ün gerçekte amacı Türk ekonomisini çok uluslu tekellerin işgaline sınırsızca açmak değil miydi?
Ama bu amaçla kimse ülke yönetimine gelemezdi…
Haklı gerekçeleri olması gerekiyordu…
İşte terörü durdurmak bunu sağlamıştı.
Ordudan, ABD’nin Irak ve Suriye’de oluşturacağı Kürdistan projesine karsı çıkan komutanlar, sahi hangi gerekçeyle tasfiye edilmişti…
Ergenekon ve Balyoz’la değil mi?
Gelelim son konuya…
Nihai hedef başkanlık olduğuna göre…
TSK’nin etkisiz hale getirilmesi, ya da bu kadar büyük çapta bir tasfiye…
YAŞ kararlarıyla yapılabilir miydi?
Demem o ki…
Bu çapta bir tasfiye ancak YAŞ’ ı da ortadan kaldıracak toplumsal bir şok operasyonuyla yapılabilirdi…
İşte 15 Temmuz’da o yapıldı…
Tekrar soralım; sahi darbe başarısız mı oldu?

20–07–2016
Nusret KEBAPÇI