Fethullah Gülen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fethullah Gülen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ağustos 2016 Perşembe

ZAFİYET…

ZAFİYET…


15 Temmuz başarısız darbe girişimin ardından yaşananlar, ülkede sanıyorum hemen herkesi kaygılandırıyordur diye düşünüyorum.
Neden mi?
Bakın şimdi bu darbeyi kim yaptı?
FETÖ ve ona destek çıkan ABD değil mi?
Söylenenlere bakılırsa öyle görünüyor.
Diyelim ki ABD destekledi tamam da bu güne kadar yapılan tüm darbelerin arkasında da zaten ABD yok mu?
Var ama şöyle bir şey de var…
Bu güne kadar ABD tarafından darbeyle iş başından uzaklaştırılan hükümetlerin tamamı ABD çıkarları aleyhine faaliyette bulundukları için darbeyle uzaklaştırılmışlardır…
Peki…
Bizde durum öyle mi?
Hiç de değil.
Son zamanlarda bir kısım değişiklikler yapılıyor görünse de…
Biz sonuçta Suriye’ de…
İran’da…
Irak konusunda…
Hatta PYD konusunda bile ABD ile birlikte adım atmıyor muyuz?
Değil mi dediniz…
Suriye’de Esat yönetimine hala barış eli uzatılmayıp DEAŞ militanlarının sınırın ötesine geçiren bu konuda hala daha destek olmaya çalışan…
Onların petrollerini pazarlayan kim?
Gelelim Irak’a…
Sahi…
Daha geçtiğimiz günlerde Barzani Türkiye’ de bir temsilcilik açacağını konuyla ilgili görüşmelerin sürdüğünü söylemedi mi? buna izin verilmesinin Irak’ın bölünmesini desteklemek anlamına geldiğini yoksa bilmiyor musunuz?
Tamam
Rusya ve Suriye ile bir takım görüşmeler yapılmış olabilir ama icraata bakılırsa ortada siyaset gereği yapılan küçük manevralardan başka somut hiçbir şey yok…
Anlayacağınız ABD’den uzaklaşma falan söz konusu değil…
Hem öyle olmuş olsa, darbeye yakıt ihmalinin sağlandığı…
Bırakın onu…
PYD ‘ye…
Hatta PKK’ya en önemli desteğin sağlandığı yerler ABD üsleri…
Ve başta İncirlik değil mi?
Ne yapıldı bu güne kadar?
Sadece bir gün kapatıldı, daha ötesi yok…
Üstelik daha birkaç gün önce ABD Genelkurmay Başkanı’nı
Darbecilerin bombaladığı mecliste gezdirmedik mi?
Üstelik onların desteğiyle bombalandığını düşündüğümüz haldemecliste…
Peki, bu memlekette güvenlik zafiyeti var mıydı?
Ki öyle deniliyordu…
Ya istihbarat zafiyeti…
Onun da enişteden alındığı göz ününde bulundurulursa insan haklı olarak düşünmeden edemiyor…
Bu zafiyeti gösterenlerin hemen hepsi hala iş başında durabiliyorlarsa…
Ellerindeki her türden istihbarata rağmen…
FETÖ’cülere yıllardır kol kanat geren…
Onları devletin en derinlerine yerleştiren…
Koruyan, kollayan…
Başta devleti yönetenler olmak üzere…
Parti yöneticileri…
Milletvekilleri…
Hesap vermeyip işi aldatılmayla, ahmaklıkla geçiştirebiliyorlarsa…
İşe önce Milli bir anlayışla güvenlik ve istihbarat zafiyetini gidermekle başlamak gerekiyor…
TSK’yı tasfiyeyle değil!

03–08–2016
Nusret KEBAPÇI






20 Temmuz 2016 Çarşamba

DARBE

DARBE

15 Temmuz gecesi yaşanan darbe ve sonrasında yaşananlar…
Hatta yazılarlar…
Konunun biraz daha anlaşılamaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Diyeceksiniz ki her şey açık…
Fetö darbe yapmaya kalktı ve başarısız oldu.
Şimdi bu konuda hiç bir şey söylemeden, önce yaşananlardan bazı olguları alt alta sıralayalım sonra asıl konuya tekrar geçelim…
Darbe değerlendirilirken…
TSK’ da öğleden sonra bir hareketliliğin olduğu söylendi mi?
Evet söylendi.
Sabaha karşı bile değil üstelik akşamın erken saatlerinde, Türkiye’de ilk defa çok önemli noktalar da değil tanklarla boğaz köprüsünü halka kapatanlara ne demeli…
Ya Marmaris’teki otele Cumhurbaşkanının ayrılmasından yarım saat sonra ulaşılması…
Diyelim ki yetişemediler…
Havada F16’lar tarafından vurulmaması da tesadüf…
Aslına bakarsanız bu tür olaylar değerlendirilirken hep atlanan bir gerçek var…
Denilir ki…
Bu tür olaylar değerlendirilirken…
Hiçbir şekilde olayın ayrıntılarına bakılmaz…
Yani...
Nasıl başladığı…
Nerenin bombalandığı…
Kimlerin tezgâhladığından çok daha önemlisi…
Bu olaydan kimin kazançlı çıktığı?
Kimin çıkarının olduğudur…
Eğer buna odaklanmazsanız, inanın konuyu tartışırken çok uzak, ilgisiz yerlere kadar gidebilirsiniz…
Şöyle de demek mümkün…
Darbeler…
Bunun içine ister bizde yaşanan 15 Temmuz ve öncesinde yapılmış tüm darbeleri alın…
İsterse de dünyada yapıla gelenleri…
Hemen hepsi ilgili ülkede yapısal değişiklik yapmak amacıyla gerçekleştirilmiştir…
Bu kadar net…
Tabi yapısal değişikliğin yapılabilmesi için de önce toplumun bir şok yaşatılarak sersemletilmesi…
Ardından da bu değişikliğe muhalefet yapabilecek her türden örgütün etkisiz hale getirilmesi gerekmektedir…
Zaten yaşanılan şok yani felaket, muhalefet yapmaya falan da meydan vermeyecektir…
Diyeceksiniz ki ne yapılır bunun için…
Başka ülkelerden başlayarak söylersek…
Örneğin normal zamanda çok dikkat çekecek bir Afganistan işgali, ikiz kulelerin ardından size haklılık bile kazandırabilir…
Yine
Kitle imha silahı türünden bir suçlama da Irak’ın işgaline pekala zemin hazırlayabilir…
Gelelim ülkemize…
12 Eylül’ün gerçekte amacı Türk ekonomisini çok uluslu tekellerin işgaline sınırsızca açmak değil miydi?
Ama bu amaçla kimse ülke yönetimine gelemezdi…
Haklı gerekçeleri olması gerekiyordu…
İşte terörü durdurmak bunu sağlamıştı.
Ordudan, ABD’nin Irak ve Suriye’de oluşturacağı Kürdistan projesine karsı çıkan komutanlar, sahi hangi gerekçeyle tasfiye edilmişti…
Ergenekon ve Balyoz’la değil mi?
Gelelim son konuya…
Nihai hedef başkanlık olduğuna göre…
TSK’nin etkisiz hale getirilmesi, ya da bu kadar büyük çapta bir tasfiye…
YAŞ kararlarıyla yapılabilir miydi?
Demem o ki…
Bu çapta bir tasfiye ancak YAŞ’ ı da ortadan kaldıracak toplumsal bir şok operasyonuyla yapılabilirdi…
İşte 15 Temmuz’da o yapıldı…
Tekrar soralım; sahi darbe başarısız mı oldu?

20–07–2016
Nusret KEBAPÇI