Bulgaristan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulgaristan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2016 Pazar

YOLGEÇEN HANI

YOLGEÇEN HANI


Farkında mısınız son yıllarda giderek tam bir yolgeçen hanına benzemekteyiz…
Neden mi?
Şunun için…
Bakın ister İngiliz…
Amerikan…
Alman…
Fransız…
İster o ülkelerin elçisi…
İsterse gazetecisi olsun…
Hiç fark etmiyor…
Memleketimizin istedikleri yerine, hiç kimseye sormadan…
Danışmadan…
Hatta haber bile vermeden gidebiliyorlar…
İstedikleri…
Vali…
Kaymakam…
Belediye başkanı…
Ya da herhangi bir örgüt lideriyle görüşebiliyorlar hatta deyim yerindeyse emperyalist ülkelerin müfettişleri gibi davranıp…
Çok ukalaca hatta utanmazca açıklamalar yapıyorlar ya...
Böyle olunca insan ister istemez merak ediyor…
Bu insanlar nasıl böyle kimseden habersiz memleketin her tarafını izinsiz olarak gezebilir Türkiye’yi aşağılayıcı konuşmalar yapabilir?
Bunlara ülkede ne aradıklarını sorabilecek bir yetkili, etkili kimse çıkmaz mı?
Doğrusunu isterseniz çıkması gerekiyor,bizi yönetenler bunun için iktidar oluyorlar ama olmuyor…
Bir emekli albay son günlerde yaptığı açıklamalarda bile diyor ki “Yabancılar Güneydoğu’da diledikleri gibi geziyor, aşiretlerle görüşüyor…”
“borçları kapatılıyor “şeklinde açıklama yapıyor ama inanır mısınız bizimkiler yine oralı değil…
Tabi olup biteni dikkate almaları için ne yapılması gerekir? Bilemiyorum ama insan ister istemez düşünüyor…
Örneğin bizim elçilerimiz…
Politikacılarımız…
Devletimizi yönetenler…
İstedikleri devletin…
İstedikleri bölgesini…
Veya gittikleri ülkelerin o ülke yönetimlerince de sakıncalı bulunan bölgelerini…
Kişilerini ziyaret edebilirler mi?
Babalarının çiftliği gibi hemen her tarafını dolaşabilirler mi?
Veya şöyle soralım…
Bizim yetkililer Yunanistan’da…
Bulgaristan’da…
Çin’de…
Rusya’da
Almanya’da…
Fransa’da…
İspanya’da…
Diledikleri gibi gezip…
İstedikleri kişilerle görüşebilirler mi?
Mümkün mü?
Dünyanın hiç bir ülkesinde bu türden bir davranışa izin verilemez…
Bilinir ki hangi ülkeye gidecekseniz ilgili ülkeye önceden neresini ve kimle görüşeceğinizi bildirmek zorundasınız…
Ama bildirmezseniz buna rağmen gitmekte, görüşmekte ısrar ederseniz bilinir ki…
Casuslukla suçlanabilir…
İstenmeyen adam ilan edilebilir…
Veya sınır dışı edilip apar topar ülkenize geri yollanabilirsiniz…
Eğer biz; tüm bunların hiç birini yapmayıp, üstelik terörle mücadele ettiğimizi düşündüğümüz ülkemizin Güneydoğu’sunda yabancı elçi, devlet adamı ve gazetecilerin cirit atmasına seyirci kalıyorsak, bunun adı artık misafir severlik değil, aymazlıktır…
Hal böyle olunca da sormak zorundayız…
Türkiye yolgeçen hanı mı?

08–10–2016

Nusret KEBAPÇI

22 Eylül 2016 Perşembe

TEK DİL TEK DEVLET, ÇOK DİL ÇOK DEVLET…

TEK DİL TEK DEVLET, ÇOK DİL ÇOK DEVLET…


İçişleri Bakanı’nın kayyum atanan belediyelerde indirilen birkaç dildeki tabelaları yeniden astırması her nedense kimsenin ilgisini çekmedi…
Çekmesi gerekir miydi?
Elbette.
Neden?
Şunun için…
Bir ulus devlette…
Yani ulus esasına dayanan bir devlette ulusu oluşturan öğelerin en başında dil gelmektedir.
Çünkü dil, birliğin en önemli harcıdır.
İsterseniz önce tanımdan başlayalım…
Ulus: Ortak bir dili, tarihi, kültürü…
Ekonomisi bulunan bir topluluk değil mi?
Diyeceksiniz tamam da…
Ya ülkede birden fazla kimlik yaşıyorsa bu durumda ne olacak diğer kimlikler kendi dillerinde eğitim göremeyecekler mi?
Görmeyecekler…
Veya göremezler dediğinizde belki sanki demokratik davranmıyor muşsunuz gibi gelebilir ama işin doğası bu…
Olamaz…
İsterseniz ülkelerden örnek verelim…
Sizce Almanya’da sadece Almanlar mı yaşamaktadır?
Değil ama…
Anayasalarına göre tek bir resmi dilleri bulunmaktadır o da Almanca…
O kadar ki Türk öğrencilere teneffüste bile Türkçe konuşma hakkı verilmemektedir…
Ya Fransa; sizce çok mu farklıdır?
İnanın değil…
Orada da Franklar dışında birçok etnik kimlik yaşamasına karşın sadece bir dil kullanılmaktadır…
Fransızca.
Tabi tek tek örnek vermeye kalkmak değil amacım ama bilinmesinde yarar var…
Sadece yukarıda örnek verdiğim ülkeler değil…
Yunanistan’dan…
Bulgaristan’a…
İtalya’dan, İngiltere’ye kadar hemen hemen tüm ülkelerde tek bir dil kullanılmaktadır…
Peki ya ABD orada durum nasıl? Merak ediyor musunuz?
380 civarında dilin konuşulduğu, üstelik de eyaletlerden oluşan ABD’de sadece bir resmi dil kullanılmaktadır…
O da İngilizce.
Bunun için yasa bile çıkarmışlar adı da “Dil Birliği Yasası.”
Neden biliyor musunuz?
Çünkü geçmişte bugün sanki bizde demokratlaşmanın gereğiymiş gibi süslenerek sunulan çok dilliliği ve anadilde kamu hizmetini adamlar denemişler…
Sonuçta ne görmüşler biliyor musunuz?
Her etnik kimlik, her yerde hatta kamuda bile kendi dilini kullanır hale gelince kimse ortak dili öğrenmeye ihtiyaç duymamış…
Sonra aradan bir kuşak geçip de ortak dil unutulunca…
Toplum birbiriyle ancak tercüman aracılığıyla iletişim kurar hale gelip, dil temelinde ikiye bölünüvermiş.
Yani lafı çok fazla uzatmaya gerek yok…
Sen ülkede birden fazla dil kullanılınca ülkede çoğulculuk artıyor demokrasi falan geliyor sanıyorsun ya…
Böyle bir şey yok.
Dil birliği; bir ulus devletin en önemli bileşeni, bir anlamda olmazsa olmazı olduğundan dili ayırdığınız zaman farkında olmadan toplumu da ayırmış oluyorsunuz…
Bunu şöyle de söylemek mümkün…
Tek dil, tek devlet…
Çok dil de çok devlettir.

22–09–2016

Nusret KEBAPÇI