alman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2017 Cuma

SİYASAL İSLAMCILIKLA BİR ÜLKE KALKINABİLİR Mİ?

SİYASAL İSLAMCILIKLA BİR ÜLKE KALKINABİLİR Mİ?


Evet, kalkınabilir mi?
Ya da şöyle söyleyelim…
Kalkınabiliyor mu?
Hani yaklaşık 15 yıldır onlar tarafından yönetiliyoruz ya o yüzden söylüyorum…
Peki neden?
İşte bu soruya verilecek yanıt bence oldukça önemli…
Şöyle bir düşünün…
1980’lere kadar ülkemiz sanayide çok önemli adımlar atmış olup, tarımda da kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken…
 Bugün neden neredeyse tüm sanayimizi yabancılara peşkeş çekip tarımın ve hayvancılığın ölüm fermanlarını kendi ellerimizle imzalayıp…
Sırbistan’dan, Rusya’dan et aldığımız gibi samanı bile yabancı ülkelerden ithal ediyoruz.
Doğrusunu isterseniz nedeni belli…
Çünkü…
Türkiye’yi yönetenler milli bir bakış açısına sahip olmayıp siyasal İslamcı bir bakış açısıyla ülkeyi yönetmektedirler…
Böyle olunca da ister istemez…
Sanayileşmekten, tarıma…
İç politikadan, dış politikaya…
Hatta Ege’deki adalardan tutun da…
Kendi ellerimizle yarattığımız Irak ve Suriye Kürdistan’ına kadar hemen her konuda yanlış politikalar uygulanması da kaçınılmaz olmaktadır…
Tüm bunların sonucunda da Ülkemiz hem ekonomik hem de siyasi olarak çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır…
Peki neden?
Ya da şöyle söyleyelim…
Milli politika ile siyasi İslamcı politika arasında ne gibi bir fark var ki birinde sorunlar çoğalırken diğerinde çözülür…
Nedeni şu: milli bakış açısıyla önemli olan tüm milletin ortak çıkarlarıdır…
Dikkat edin milletler demedim millet dedim
Hani bazılarının anlamamakta ısrar edip, tekçilik falan gibi yakıştırmalar yapıyorlar ya özellikle onlar için söylüyorum…
Millet zaten tektir. bir ülkede ise zaten tek bir millet vardır…
Bu nedenle de Türk vatandaşı olanlara Türk…
Alman vatandaşı olanlara Alman…
Yunan vatandaşı olanlara da Yunan denilir…
Neyse devam edelim…
İşte bu milletin oluşması için de öncelikle laikliğin olması gerekmektedir, yoksa egemenliğin din adına birilerinde olduğu bir rejimde Millet kavramı değil…
Ümmet vardır. Bu nedenle de irade konulması, söz sahibi olunması falan hikâyedir…
İşte laiklik olunca, siz millet oluyorsunuz…
Millet olunca da yaşadığınız toprak vatan haline geliyor…
Böyle olunca da…
Ekonomik ve siyası bağımsızlık…
Emperyalizme karşı mücadele de anlam kazanıyor.
Ama dediğim gibi siz laikliğe karşı çıkıp milliliğe düşman olunca haliyle millet de olamıyorsunuz…
Millet olmayınca, sizin vatan diye bir kavramınız, bağımsızlık diye bir anlayışınız da olamıyor…
Dolayısıyla emperyalizmi de anlamanız düşünülemez…
Haliyle bu durumda sanayi, tarım falan da olmuyor…
Tabi ben bunları söyleyince “Bunlar yanlış, doğru değil ”de diyebilirsiniz ancak onu söylediğinizde ister istemez şu sorulara da yanıt vermeniz gerekecektir…
Sahi
Bu 57 Müslüman ülkenin içinde bir tane bile sanayileşmiş…
Tarımda gelişmiş ülkenin olmaması sadece tesadüfle açıklanabilir mi?
Ya da şöyle söyleyelim iktidar neden farklı mezhepten olduğu düşüncesiyle 6 yıldır Suriye’ye karşı ABD’nin yanında…
Neden? 100 ülkeden gelen İslamcılar ABD’nin ve batının değil de Suriye’nin karşısında…
Demek istediğim her zaman olduğu gibi bu konuda da yalnızca iki seçeneğiniz bulunmaktadır…
Ya Atatürk’ten…
Cumhuriyetten…
Ulusal egemenlikten yana olarak ulus devletinizin yanında olacaksınız…
Ya da yeni Osmanlıcılık adı altında Türk kimliği, ulus devlet ve Atatürk düşmanlığı yaparak emperyalizmin yanında…
Ortası yok…

26–10–2017
Nusret KEBAPÇI






31 Mayıs 2017 Çarşamba

ALMAN ARABASI

ALMAN ARABASI


Hani birileri “Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Millet, Tek Devlet” dediğinde siz bunun Türk Milleti olduğunu sanırken…
Rabia olduğu açıklanmıştı ya…
İşte bu yüzden bir türlü anlaşılamayan millet kavramını…
Bir de arabalar üzerinden anlatalım istedim ki…
Belki toplumdaki araba sevdası nedeniyle çok daha kolay anlaşılabilir.
Tabi iş gelip arabaya dayandığı için…
Sakın amacımın otomobilleri anlatmak, markalar hakkında bilgi vermek olduğu düşünülmesin.
Burada önemli olan…
Otomobiller üzerinden yola çıkarak ulus kimliğin ne olup, ne olmadığı konusuna birazcık olsun açıklık kazandırmak…
Hani bizde Türkiyeli…
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı gibi kavramlar ısrarla Türk milleti yerine konulmaya, yerleştirilmeye çalışılıyor ya o yüzden…
Sahi aklıma geldi…
Otomobillerden bahsederken…
Neden?
Almanyalı…
Amerikalı…
İtalyalı…
Rusyalı…
İsveçli falan demiyoruz da.
Alman.
Amerikan.
İtalyan.
Rus.
İsveç falan diyoruz.
Ne fark var?
İsterseniz konuya geçtiğimiz yıllarda izlediğimiz bir otomobil reklamı üzerinden giderek biraz daha açıklık getirelim…
Ne dersiniz?
İlgili reklamda bir ülkenin otomobili var…
Ve işin ilginci…
Reklamda oynayan sanatçı bile aynı ülkeden.
Peki, ilgili sanatçı otomobilin sağlamlığını vurgulamak için ne demişti…
“O yolda kalmaz…”
“Çünkü o bir Alman.”
Peki, neden Almanyalı değil de Alman…
Arasında ne fark var?
Şu fark…
O otomobil için…
Almanyalı denildiğinde sadece üretildiği yer ifade edilmektedir.
Hatta…
Soruları devam ettirdiğinizde...
Yani neresinden sorusunu sorduğunuzda…
O otomobilin yapıldığı…
İl…
Kasaba…
Hatta köye kadar ulaşabilirsiniz de…
Ama bu hiç bir zaman, ortak kimliği, değeri ifade eden bir kavram olmayacaktır…
Ama
Alman denildiğinde anlıyorsunuz ki…
O otomobil…
Yüksek Alman sanayisinin…
Teknolojisinin…
Biliminin…
İşçiliğinin…
Sermayesinin…
Kısacası…
Alman Milleti’nin ortak ürünüdür.
Demem o ki…
Türkiyelilik ya da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, her ikisi de bir anlamda hemşerililiği…
Türk denildiğinde ise …
Ortak kimliğin bir parçası olduğunuzu ifade etmektedir…
Bu kadar açık…

31–05–2017
Nusret KEBAPÇI





11 Nisan 2017 Salı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI


Yazımın başlığı biraz resmi yazı gibi oldu ama konuyu anlatabilmem için inanın başka çarem yoktu.
Şimdi…
Yapılacak olan referandumla…
İstenirse Türkiye’nin federasyonlara ayrılabileceği tartışılıyor ya…
Sahi nasıl olabilir bu iş?
Tabi kendi kendine olması mümkün değil…
Birçok alt yapı çalışmalarıyla ulus kimliğin oldukça yıpratılması gerekir ki zamanı geldiğinde…
Ulus kimliği istedikleri gibi yıkabilsinler.
Değilse birileri…
Fransa Cumhuriyeti değil, Fransız Vatandaşı…
Almanya Cumhuriyeti değil, Alman Vatandaşı…
İtalyan Cumhuriyeti değil, İtalyan Vatandaşı…
Yunanistan Cumhuriyeti değil, Yunan Vatandaşı olurken…
Biz neden Türk Vatandaşı değil de…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı oluyoruz öyle değil mi?
Şimdi aklınızdan…
Ha Türk Vatandaşı…
Ha Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı…
Ne fark eder ki?
Hem kulağa daha demokratik geliyor diye de geçirebilirsiniz de
Ama…
Kazın ayağı öyle değil.
Hem aralarında çok ciddi bir fark da var…
İsterseniz biraz örneklendirelim…
Diyelim ki yurt dışındasınız ve bir yabancı size sordu?
Dedi ki:
— Kimsin?
Yanıt verdiniz:
— Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım…
— Peki, Türk’ müsün?
— Hayır!
    Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Türk’üm…
Ya da
— Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Kürt’üm…
— Laz’ım…
— Çerkez’im…
— Arap’ım…
Bu kavrama göre istediğiniz etnik kimliği söyleyebilirsiniz de…
Tüm bunlardan ortak bir kimlik ifadesi çıkıyor mu?
Elbette hayır…
Hem zaten amaç da çok kimlikli bir federasyon değil mi?
İşte Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı kavramı da bu çok kimlikliliğin görünürdeki ifadesidir…
Ama
Aynı soruya Türk Vatandaşıyım yanıtı verdiğinizde…
Durum değişmektedir.
Aldığı yanıtla karşınızdaki…
Hemen sizin dilinizin Türkçe…
Başkentinizin Ankara…
Devletimizin Atatürk tarafından kurulduğunu…
Hatta
Yaşar Kemal…
Nazım Hikmet gibi yazar ve şairlerinizin olduğunu da eğer edebiyatla ilgileniyorsa bilebilecektir de…
Olay şudur;
Türk Vatandaşlığı;
Millete aidiyeti ifade eder…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı ise…
Çok kimlikliliği kabul eden devlete…
Değilse…
Mevcut Anayasa’nın 66 maddesindeki
“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” İfadesi neden değiştirilmeye çalışılsın…
Öyle değil mi?

10–04–2017
Nusret KEBAPÇI



9 Ekim 2016 Pazar

YOLGEÇEN HANI

YOLGEÇEN HANI


Farkında mısınız son yıllarda giderek tam bir yolgeçen hanına benzemekteyiz…
Neden mi?
Şunun için…
Bakın ister İngiliz…
Amerikan…
Alman…
Fransız…
İster o ülkelerin elçisi…
İsterse gazetecisi olsun…
Hiç fark etmiyor…
Memleketimizin istedikleri yerine, hiç kimseye sormadan…
Danışmadan…
Hatta haber bile vermeden gidebiliyorlar…
İstedikleri…
Vali…
Kaymakam…
Belediye başkanı…
Ya da herhangi bir örgüt lideriyle görüşebiliyorlar hatta deyim yerindeyse emperyalist ülkelerin müfettişleri gibi davranıp…
Çok ukalaca hatta utanmazca açıklamalar yapıyorlar ya...
Böyle olunca insan ister istemez merak ediyor…
Bu insanlar nasıl böyle kimseden habersiz memleketin her tarafını izinsiz olarak gezebilir Türkiye’yi aşağılayıcı konuşmalar yapabilir?
Bunlara ülkede ne aradıklarını sorabilecek bir yetkili, etkili kimse çıkmaz mı?
Doğrusunu isterseniz çıkması gerekiyor,bizi yönetenler bunun için iktidar oluyorlar ama olmuyor…
Bir emekli albay son günlerde yaptığı açıklamalarda bile diyor ki “Yabancılar Güneydoğu’da diledikleri gibi geziyor, aşiretlerle görüşüyor…”
“borçları kapatılıyor “şeklinde açıklama yapıyor ama inanır mısınız bizimkiler yine oralı değil…
Tabi olup biteni dikkate almaları için ne yapılması gerekir? Bilemiyorum ama insan ister istemez düşünüyor…
Örneğin bizim elçilerimiz…
Politikacılarımız…
Devletimizi yönetenler…
İstedikleri devletin…
İstedikleri bölgesini…
Veya gittikleri ülkelerin o ülke yönetimlerince de sakıncalı bulunan bölgelerini…
Kişilerini ziyaret edebilirler mi?
Babalarının çiftliği gibi hemen her tarafını dolaşabilirler mi?
Veya şöyle soralım…
Bizim yetkililer Yunanistan’da…
Bulgaristan’da…
Çin’de…
Rusya’da
Almanya’da…
Fransa’da…
İspanya’da…
Diledikleri gibi gezip…
İstedikleri kişilerle görüşebilirler mi?
Mümkün mü?
Dünyanın hiç bir ülkesinde bu türden bir davranışa izin verilemez…
Bilinir ki hangi ülkeye gidecekseniz ilgili ülkeye önceden neresini ve kimle görüşeceğinizi bildirmek zorundasınız…
Ama bildirmezseniz buna rağmen gitmekte, görüşmekte ısrar ederseniz bilinir ki…
Casuslukla suçlanabilir…
İstenmeyen adam ilan edilebilir…
Veya sınır dışı edilip apar topar ülkenize geri yollanabilirsiniz…
Eğer biz; tüm bunların hiç birini yapmayıp, üstelik terörle mücadele ettiğimizi düşündüğümüz ülkemizin Güneydoğu’sunda yabancı elçi, devlet adamı ve gazetecilerin cirit atmasına seyirci kalıyorsak, bunun adı artık misafir severlik değil, aymazlıktır…
Hal böyle olunca da sormak zorundayız…
Türkiye yolgeçen hanı mı?

08–10–2016

Nusret KEBAPÇI