Işid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Işid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2018 Cuma

AFRİN

AFRİN


Şimdi biz Afrin’e girmeye hazırlanıyoruz ya…
Ne için?
Nedeni şu…
ABD bizim Suriye sınırımızda PYD’den oluşacak 30 bin kişilik bir ordu kuruyormuş…
Tamam.
Bu çok önemli bir gerekçemiz olabilir, ancak…
Ya ABD’nin bölgede gerçekleştirmek istediği hiçbir projeyi anlamayıp da
Tepkiler üzerine sözde geri adım atar gibi yapmasını kabul ederek ABD karşısında sürekli aldatılan ülke olmayı nasıl değerlendirmek gerekir?
Anlaşılmadı mı?
Bakın biraz basitleştirerek anlatmaya çalışayım…
ABD yaklaşık 15 yıldır BOP olarak adlandırdığı 22 ülkenin sınırlarını değiştireceği bir projeyi uygulamaya çalışmıyor mu?
Çalışıyor.
Peki, adamlar bunun için fiilen de müdahale edip terör örgütlerini her yönden de desteklemiyorlar mı?
Tam 4900 tır silahın o bölgede PYD’ye teslim edilmesi bile bunun çok acık göstergesi değil mi?
Üstelik tüm bu silahlar bir gecede falan da taşınmıyor…
Ama her nedense…
Bizim ülkemizi yönetenlerden bir gün bile ABD’nin BOP’ una karşı en küçük bir söz duymadık neden dersiniz?
Devam edelim…
Geçtiğimiz günlerde eski bir ABD Büyük Elçisi:
“PYD’ye giden silahlar Türkiye’den gidiyor ve bunu da Türk devleti biliyor.” Dedi mi?
Peki, nereden gidiyor bu silahlar…
İncirlik ve diğer ABD üslerinden değil mi?
Normalde bir ülke yöneticisinin yapması gereken de…
İlk olarak hamasi söylemler yerine…
Hemen o üslere el koyup bu silah gönderilmesini engellemek olmalı ancak ne yazık ki öyle olmuyor…
Kaldı ki…
Bu aymazlığımız yeni bir şey de değil, oldukça eskilere dayanıyor…
Şöyle bir düşünün…
Uğur MUMCU bu yüzden öldürülmedi mi?
Ya eski jandarma Genel Komutanı Eşref BİTLİS?
Peki, bugün hala Suriye’yle işbirliği yapmayıp da yabancı bir ülkede ve onların karşı çıkmasına rağmen ÖSO denilen başıbozuk çeteyle iş tutmaya çalışmanın mantığı nedir?
Şöyle bir düşünün…
Biz 2011 yılında ABD ile birlikte Esad Düşmanlığı yapıp çeşitli cihatçı örgütlerle işbirliği yapmamış olsaydık…
Yani Esad komşumuz olarak kalmış olsaydı…
Bölgede IŞİD diye bir örgüt olabilir miydi?
Olamayacağı gibi PYD…
ÖSO falan da olamazdı…
Yani demem o ki…
Bölgede yaşadığımız tüm bu sorunlar…
ABD’nin desteklediği siyasal İslamcı bakış açısı ve onun getirdiği mezhep düşmanlığından kaynaklanmaktadır…
Düzelir mi?
Elbette ama bunun yolu da;
Önce kendi birliğinizi ulus kimlik temelinde sağlayıp…
Başka uluslara da yönetiminde kim olursa olsun, saygı ile yaklaşmaktan geçmektedir…
İsterseniz Atatürk’ün o ünlü sözüyle daha açık söyleyim…
“Yurtta sulh, cihanda sulh…”

19–01–2018
Nusret KEBAPÇI


16 Ocak 2016 Cumartesi

BU POLİTİKALARLA OLMAZ…


Bundan yaklaşık 4 yıl kadar önce ülkemizin o günkü başbakanı ne diyordu…
“Şam’a gireceğiz ve Emevi camiinde namaz kılacağız…”
Sözler şaşırtıcıydı…
Çünkü o yıllarda Suriye ile herhangi bir sorun olmadığı gibi iki ülkenin ilişkileri de oldukça güzel gidiyordu.
Ama başka bir şey daha vardı…
O yıllarda Arap baharı denilen ABD ve AB destekli bir rüzgar tüm Arap ülkelerini etkiliyor…
Bizimkiler de ABD ‘den aldıkları destekle bölgede rol kapmak uğruna yeni Osmanlıcılığa soyunuyorlardı.
Hani BOP eş başkanıyız ya o yüzden söylüyorum…
Süreç belliydi…
Hem sadece Suriye değil pek çok ülke benzer olaylarla karşılaşmıştı…
Bunun için
Hemen her devlete yapıldığı gibi Suriye devletinden de reformlar yapması istendi…
Bakıldı ki sallamıyor…
Onun ardından…
Müslüman kardeşlerin iktidara ortak olması dayatılacaktı…
Tabi bu durumun da herhangi bir egemen ülke tarafından kabul edilmesi mümkün değildi
Haliyle ilgili devlet tarafından da dikkate alınmadı…
Sonrasında Esad’ın diktatör ilan edilmesiyle birlikte düğmeye de basıldı…
Önce…
Esad, Esed oldu.
Ardından da ılımlı muhalefet denilerek…
ABD ve batılı diğer ülkelerin desteğiyle yaklaşık 100 ülkeden gelen başıbozuk, psikopat canilere yol verildi…
İşte daha önce Suruç’ta…
Diyarbakır’da…
Ankara’da…
Son olarak daha birkaç gün önce Sultan Ahmet’te patlayan bombalar
Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve batı tarafından desteklenen o canilerin oluşturduğu IŞİD’in eseri…
En azından şimdilik öyle görünüyor…
Bu durumda insan ister istemez merak ediyor…
Terör duracak mı?
Ya da bundan sonra kimi, nereyi vuracak, bilen var mı?
Şöyle söylemek de mümkün…
“Canlı bombaları eylem yapmadan yakalayamayız” diyerek, sözde demokrasi mavalı okuyan anlayış, bu terörü durdurabilir mi?
Bence zor görünüyor ama bilinen bir şey var…
Hani siz, daha dün Suriye’ye girmekten, Esad’ı devirmekten söz ediyordunuz ya…
Artık sevinebilirsiniz.
Çünkü son Sultan Ahmet’te patlayan bomba da gösterdi ki…
Biz Suriye’ye giremedik ama Suriye bize giriverdi…
Bu gün artık büyük kentlerimizde bile Halep, Şam olarak adlandırılan, üstelik oralara yerleşenlerin yarıdan fazlasının kayıt dışı olduğunun itiraf edildiği mahalleler bile var.
Yani uzun sözün kısası Esad’ı devirmek uğruna Ortadoğu bataklığına koşar adım gidiyoruz…
Ancak
Biz yine de herkesi, Atatürk’ün konuya ilişkin o ünlü sözüyle uyarmaya çalışalım…
Ne demişti Atatürk:
“Yurtta sulh, cihanda sulh...”
Anlamı; Dünyada barıştan yana olursanız…
Komşularınızla barış içinde yaşarsanız…
Ülkenizde de barış olur.
Değilse…
Kışkırttığınız kargaşayı, ülkenize aynen taşırsınız…

19–01–2016
Nusret KEBAPÇI