esad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
esad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2016 Pazartesi

BOMBALARI KİM PATLATIYOR?

BOMBALARI KİM PATLATIYOR?


Böyle sorunca haklı olarak…
Nereden bilelim…
Devletin bilmesi…
Hatta bilmesi de gereken önlemleri alması gerekir diyeceksiniz ama hiç de öyle olmuyor.
Farkında mısınız?
Sanki bir Lübnan…
Suriye…
Irak…
Afganistan gibi neredeyse her 15 günde bir bomba patlar hale geldik.
Peki, bu işle sorumlu olup, devleti yönetenler ne yapıyor dersiniz?
Onlar her zaman olduğu gibi; ” Keşke sizde şehit olsanız…”
Ya da “Bu işlerden neden siyasi irade sorumlu tutulmaya çalışılıyor …” türünden abuk sabuk yanıtlar vermeye çalışıyorlar ki…
İnanın ne gerekli önlemi almayan bir yetkili var ortalıkta.
Ne de devlette güvenliği sağlayan yetkililer.
Deyim yerindeyse “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.”
Durum aynen budur.
Yani ortalıkta devlet aklını kullanan bir kişi bile yok.
Peki, eğer bu kadar bomba patlıyorsa ve siz hiç bir önlem alabilme becerisinden yoksunsanız neden hala memleketi yönetiyor görünüyorsunuz bence anlamak mümkün değil.
Ya beyler…
Siz değil miydiniz açılım adı altında PKK’nın dağlardan şehirlere inmesine neden olan…
Özgürce her tarafa bomba yerleştirmesine göz yuman…
Suriye’ de PYD kantonlarının oluşması bile…
Suriye devlet güçlerinin sizin desteklediğiniz teröristlerden korunmak için gücünü merkeze toplayıp sınırları boşaltmasıyla oluşmadı mı?
Yani sizin Emevi camisinde namaz kılmak gibi yeni Osmanlı hayaliniz olmasaydı…
Ne PYD olacaktı o topraklarda…
Ne IŞİD…
Ne de ÖSO…
Biz daha önce olduğu gibi “kardeşim Esat’la” barış içinde yaşayacaktık…
PKK’da yanı başımızda devlet kurmuş bir güç gibi güçlenemeyecekti…
Peki, bu bombaların patlamasının başkanlıkla bir ilgisi var mı?
Yok mu dediniz…
Sizce batı…
Aynen Osmanlının son döneminde hem halife hem de padişah olan her şeye muktedir tek kişi yönetimi mi ister?
Yoksa…
Muhalefeti…
Sivil toplum örgütleri olan, ülke çıkarına karşı olan her şeye tepki gösterilebilen demokratik bir sistemi mi?
Son dönemde…
Ekonomik olarak neredeyse iflas etmemize rağmen batı medyası tarafından çok güçlü olduğumuza yönelik yapılan açıklamalar bile bunun göstergesi değil mi?
Hafızaları birazcık yoklayalım…
Daha ortalıkta bir bomba bile patlamamışken…
Zamanın Anayasa Komisyonu Başkanının 2014 Aralık ayında “Başkanlık olmazsa kaos olur “ demesi neyin nesiydi dersiniz…
Ya dönemin Sağlık Bakanının 2015 Ağustos’unda “Başkan seçseydik kaos olmayacaktı…” sözünü nasıl değerlendirmek gerekir…
Bence tüm bu söylemlerin bir tane açıklaması vardır
Batılı emperyalistler; parlamentosu, muhalefeti olan, hemen her şeyin tartışılabildiği ulusal çıkarları savunan bir meclisle işlerin 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi yürümeyeceğini bilmektedirler…
Bu nedenle işi Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi tek adamla götürmek istemektedirler…
Çünkü her zaman için bir kişiyi ikna etmek, meclisi, sivil toplumu olan bir halkı ikna etmekten çok daha kolaydır…
Bunun için de toplumun bombalarla korkutularak başkanlığa razı edilmesi gerekmektedir…
Yapılan budur…

18–12–2016
Nusret KEBAPÇI






16 Ocak 2016 Cumartesi

BU POLİTİKALARLA OLMAZ…


Bundan yaklaşık 4 yıl kadar önce ülkemizin o günkü başbakanı ne diyordu…
“Şam’a gireceğiz ve Emevi camiinde namaz kılacağız…”
Sözler şaşırtıcıydı…
Çünkü o yıllarda Suriye ile herhangi bir sorun olmadığı gibi iki ülkenin ilişkileri de oldukça güzel gidiyordu.
Ama başka bir şey daha vardı…
O yıllarda Arap baharı denilen ABD ve AB destekli bir rüzgar tüm Arap ülkelerini etkiliyor…
Bizimkiler de ABD ‘den aldıkları destekle bölgede rol kapmak uğruna yeni Osmanlıcılığa soyunuyorlardı.
Hani BOP eş başkanıyız ya o yüzden söylüyorum…
Süreç belliydi…
Hem sadece Suriye değil pek çok ülke benzer olaylarla karşılaşmıştı…
Bunun için
Hemen her devlete yapıldığı gibi Suriye devletinden de reformlar yapması istendi…
Bakıldı ki sallamıyor…
Onun ardından…
Müslüman kardeşlerin iktidara ortak olması dayatılacaktı…
Tabi bu durumun da herhangi bir egemen ülke tarafından kabul edilmesi mümkün değildi
Haliyle ilgili devlet tarafından da dikkate alınmadı…
Sonrasında Esad’ın diktatör ilan edilmesiyle birlikte düğmeye de basıldı…
Önce…
Esad, Esed oldu.
Ardından da ılımlı muhalefet denilerek…
ABD ve batılı diğer ülkelerin desteğiyle yaklaşık 100 ülkeden gelen başıbozuk, psikopat canilere yol verildi…
İşte daha önce Suruç’ta…
Diyarbakır’da…
Ankara’da…
Son olarak daha birkaç gün önce Sultan Ahmet’te patlayan bombalar
Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve batı tarafından desteklenen o canilerin oluşturduğu IŞİD’in eseri…
En azından şimdilik öyle görünüyor…
Bu durumda insan ister istemez merak ediyor…
Terör duracak mı?
Ya da bundan sonra kimi, nereyi vuracak, bilen var mı?
Şöyle söylemek de mümkün…
“Canlı bombaları eylem yapmadan yakalayamayız” diyerek, sözde demokrasi mavalı okuyan anlayış, bu terörü durdurabilir mi?
Bence zor görünüyor ama bilinen bir şey var…
Hani siz, daha dün Suriye’ye girmekten, Esad’ı devirmekten söz ediyordunuz ya…
Artık sevinebilirsiniz.
Çünkü son Sultan Ahmet’te patlayan bomba da gösterdi ki…
Biz Suriye’ye giremedik ama Suriye bize giriverdi…
Bu gün artık büyük kentlerimizde bile Halep, Şam olarak adlandırılan, üstelik oralara yerleşenlerin yarıdan fazlasının kayıt dışı olduğunun itiraf edildiği mahalleler bile var.
Yani uzun sözün kısası Esad’ı devirmek uğruna Ortadoğu bataklığına koşar adım gidiyoruz…
Ancak
Biz yine de herkesi, Atatürk’ün konuya ilişkin o ünlü sözüyle uyarmaya çalışalım…
Ne demişti Atatürk:
“Yurtta sulh, cihanda sulh...”
Anlamı; Dünyada barıştan yana olursanız…
Komşularınızla barış içinde yaşarsanız…
Ülkenizde de barış olur.
Değilse…
Kışkırttığınız kargaşayı, ülkenize aynen taşırsınız…

19–01–2016
Nusret KEBAPÇI