afrin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
afrin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2018 Çarşamba

YANLIŞTA ISRAR…

YANLIŞTA ISRAR…


Derler ki “Bir ceketin ilk düğmesi yanlış iliklenirse sonraki düğmeleri de yanlış iliklenir.”
Bunu neden söyledim?
Şunun için…
Suriye politikamızda daha 2011’de başlayan yanlışlıklar bugün hala sürdürülmeye çalışılmaktadır da onun için.
Şimdi şöyle bir düşünün…
Bizim bu operasyona yönelmemizdeki neden…
PYD’nin ABD ve diğer batılı emperyalistlerin desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde bir devlet kurmaya çalışması değil mi?
Peki, o halde herkesin kendine sorması gerekmez mi?
Nasıl oldu da Suriye’nin kuzeyinde böyle bir yapılanma gerçekleşebildi?
Aslına bakarsanız nedeni belli…
ABD Türkiye’deki iktidarı…
Suudi Arabistan ve katar’ la birlikte kullanarak pek çok ülkeden de teröristlerin desteğiyle Suriye’deki merkezi devleti zayıflattı…
Doğada olduğu gibi otoritede de boşluk olamayacağından hemen ABD desteğiyle PYD kantonları kuruluverdi.
İşte bugün yakındığımız ve Afrin operasyonuna gerekçe yaptığımız güneyimizdeki oluşumun nedeni bu.
Bunu söyleyince…
“Tamam, iktidar hata yapmıştır ama bu iş böyle bırakılabilir mi?”
“Türkiye bu konuda hiç bir tepki göstermemeli mi?” De diyebilirsiniz ama…
Bence bunun için önce hatanın kabul edilip ders çıkartılıp sonucunda da doğru politika izlenmesi gerekir ancak kimsenin böyle bir niyeti yok…
Nereden mi anlaşılıyor?
Şuradan…
Hani iktidar, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız falan diyor ya…
Gerçekten bu düşüncede olan bir devlet, adı Suriye muhalifi olarak anılan bir örgütü yanına alan bir politika izler mi?
Bu işin bir yanı…
Ya merkezi devletle konuşmama sorununa ne demeli?
Gerekçeleri de hazır…
Neymiş “Esad kanlı katilmiş,1milyon kişiyi öldürmüş…”
El insaf…
Adamlar bizim de içinde olduğumuz pek çok ülkeye karşı ülkelerini koruma mücadelesi vermiyorlar mı?
Kaldı ki siz…
Yunanistan’la; üstelik bizi Ermeni soykırımıyla suçlamasına…
Ege adalarını işgal etmesine…
Ve Kıbrıs’ta bizi işgalci olarak görmesine rağmen konuşmakta hiçbir sakınca görmüyorsunuz…
Ya İsrail’le ilişki kurarken
Bu devletin bugüne kadar kaç Müslüman’ın katili olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi?
Papa’ya gelince…
Adam bizden Heybeliada Ruhban Okulunun, Fener Rum Patrikhane’sinin açılmasını istiyor mu?
İstiyor…
Yetmiyor…
Bizi Ermeni soykırımıyla da suçluyor…
Ama her nedense tüm bunlar sizin Papa’yla konuşmanıza engel falan da olmuyor…
ABD’ye gelirsek…
Bu devletin bölgeyi yeniden düzenlemeye çalışıp 22 ülkenin haritasını yeniden çizmek istemesine…
Irak, Libya, Afganistan ve Suriye’yi hallaç pamuğu gibi atıp parçalamaya çalışmasına…
Üstelik yetmez gibi PYD’ye silah vermesine…
Ülkemizdeki de dahil olmak üzere tüm dünyada ulusal bağımsızlığı korumak isteyen yönetimlere darbe düzenleyip, emperyalizmin oyunlarına karşı çıkan yazar ve çizerleri öldürmesine…
Hatta FETÖ’yü bile vermemesine rağmen…
ABD ile konuşmakta hiç bir sakınca görmeyebiliyorsunuz…
Yani demek istediğim…
Bölgede kurulmak istenen Büyük Kürdistan’ı engellemenin bugün tek yolu bulunmaktadır…
O da Suriye ile birlik olup, bu planı bozmak…
Aksi halde bunun dışında ki her girişim ABD’nin değirmenine su taşıyacak, ABD’nin Suriye’yi parçalama planının bir parçası olacaktır…

14–02–2018
Nusret KEBAPÇI










29 Ocak 2018 Pazartesi

SURİYE’DE NELER OLUYOR?

SURİYE’DE NELER OLUYOR?


İsterseniz asıl konuya geçmeden önce, genelde bilinen bir sözle başlayalım…
Denir ki;
“Savaş siyasetin başka araçlarla devamıdır.”
Nedir anlamı
Anlamı şu; siyasette neyin mücadelesini veriyorsanız, savaşta da aynısını yapıyorsunuz demektir…
Tek fark: Birinde fikir…
Düşünce, propaganda ön plana çıkar, diğerinde de…
Asker ve silah…
Ama amaç aynıdır.
Devam edelim…
Biz şimdi Afrin’e terör örgütü ülkemizin güneyinde devlet kuramasın diye girdik öyle değil mi?
Peki
Bu terör örgütü biz hangi politikaları yanlış yaptık da tamı tamına 900 km.lik sınırımıza yerleşti…
Yanlışımız şu…
Bizim ülkemizi yönetenler, özellikle söylüyorum ne ABD’nin emperyalist bir ülke olduğunun farkındadırlar…
Ne de onun bölgeye ilişkin projelerinden…
Örneğin siz hiç bugüne kadar, adamlar harita bile gösterdiği halde, bizim ülkemizi yönetenlerden bir gün bile olsun ABD’nin BOP ‘undan bahsedildiğini…
Hatta bizden de koparılacak parçayla beraber dört ülkeden koparılacak parçalarla büyük bir Kürdistan kurmaya çalışıldığını…
Bunu yaptığında da bölgede petrol ve doğalgaz açısından çok önemli toprakları ABD’nin kendi denetimi altına alacağını, hiç duydunuz mu?
Elbette duymadınız.
Çünkü bizde kimsenin böyle bir derdi yok.
Bugün hala “ABD silah vermeyeceğine söz verdi…”
Yada “Sen binlerce kilometreden gelip nasıl dizayn yaparsın?”
Veya “işleri ABD ile birlikte yürütmek istiyoruz.” türünden ABD ile ilgili serzenişler duyuyorsunuz ya…
Sizce tüm bunları söyleyenler ABD’nin gerçekten bölgede ne yapmak istediğini anlamış olabilirler mi?
Elbette böyle bir şey mümkün görünmüyor…
Hatta tersine bu tür söylemlerin, verdiği sözü tutamamış bir müttefike duyulan bir tepki olduğunu söylemek bile mümkün…
Zaten 14 Kasım’da ABD Dış İşleri Bakanı’nın açıkladığı yeni Suriye siyaset belgesi değişikliğinin ardından başlayan “Esad teröristtir…”
“Mutlaka çekilmeli…”
Bunun yanında uçuşa yasak güvenli bölge oluşturmak adına dün tam tersi düşünülürken birden bire “3 milyon Suriyelinin geri gönderilmesi” benzeri söylemlerin de kaynağının bu açıklanan belgeden çok da kopuk olduğunu düşünmek söz konusu değil…
Çünkü
Bu açıklanan yeni belgede de ABD Suriye’den çekilmek için IŞİD hedefine bağlılığı reddedip tamamen olayı Esad’ın gönderilmesine bağlamış…
Hatta 3 milyon Suriyeliyi Suriye’ye göndermekten bile söz etmişti…
Bu nedenle bizdeki açıklamalarla da olay tamamen örtüşmektedir dersek asla yanlış olmaz.
Sahi biz Afrin’e neden girmiştik? ABD 30 bin kişilik bir ordu kuramasın ve orada ABD destekli PKK devleti kurulmasın diye değil mi?
O zaman adama sormazlar mı?
Bu 30 bin kişilik orduyu kuran, üstelik 5000 tır silahı oraya sokan ABD değil mi?
Peki, o zaman biz neden ABD’nin üslerinin de olduğu Fırat’ın doğusunda değil de Rusya’nın denetimindeki batısına girdik…
Üstelik adamlar bizdeki üslerinden PYD’ye desteğe de devam ettiği halde…
Yani demek istediğim hani siz ÖSO ile işbirliği yapıyorsunuz ya…
Bunda; ABD nasıl olsa Suriye’yi parçalayacak bu arada biz de Suriyeli cihatçı örgütlere fırsat varken hamilik yapıp bir bölge oluşturalım gibi bir düşünceniz de varsa ki, uzak bir ihtimal değil…
Siz hiç olup biteni, yani ABD’nin hala yürüttüğü BOP’u, Suriye’den sonra büyük Kürdistan’ın diğer kalan iki parçasının koparılması için sıranın Türkiye’ye ve İran’a geleceğini hiç mi hiç anlamamışsınız demektir…
Ancak bilmelisiniz ki bugün ülkemizi parçalanmaktan kurtarmanın tek yolu…
Ülke olarak Ulusal birliğimize ve ulus kimliğimize sonuna kadar sahip çıkmaktan ve Suriye’ de ABD planlarına karşı durmaktan geçmektedir…
Ama asla alet olmaktan değil…

29–01–2018
Nusret KEBAPÇI




19 Ocak 2018 Cuma

AFRİN

AFRİN


Şimdi biz Afrin’e girmeye hazırlanıyoruz ya…
Ne için?
Nedeni şu…
ABD bizim Suriye sınırımızda PYD’den oluşacak 30 bin kişilik bir ordu kuruyormuş…
Tamam.
Bu çok önemli bir gerekçemiz olabilir, ancak…
Ya ABD’nin bölgede gerçekleştirmek istediği hiçbir projeyi anlamayıp da
Tepkiler üzerine sözde geri adım atar gibi yapmasını kabul ederek ABD karşısında sürekli aldatılan ülke olmayı nasıl değerlendirmek gerekir?
Anlaşılmadı mı?
Bakın biraz basitleştirerek anlatmaya çalışayım…
ABD yaklaşık 15 yıldır BOP olarak adlandırdığı 22 ülkenin sınırlarını değiştireceği bir projeyi uygulamaya çalışmıyor mu?
Çalışıyor.
Peki, adamlar bunun için fiilen de müdahale edip terör örgütlerini her yönden de desteklemiyorlar mı?
Tam 4900 tır silahın o bölgede PYD’ye teslim edilmesi bile bunun çok acık göstergesi değil mi?
Üstelik tüm bu silahlar bir gecede falan da taşınmıyor…
Ama her nedense…
Bizim ülkemizi yönetenlerden bir gün bile ABD’nin BOP’ una karşı en küçük bir söz duymadık neden dersiniz?
Devam edelim…
Geçtiğimiz günlerde eski bir ABD Büyük Elçisi:
“PYD’ye giden silahlar Türkiye’den gidiyor ve bunu da Türk devleti biliyor.” Dedi mi?
Peki, nereden gidiyor bu silahlar…
İncirlik ve diğer ABD üslerinden değil mi?
Normalde bir ülke yöneticisinin yapması gereken de…
İlk olarak hamasi söylemler yerine…
Hemen o üslere el koyup bu silah gönderilmesini engellemek olmalı ancak ne yazık ki öyle olmuyor…
Kaldı ki…
Bu aymazlığımız yeni bir şey de değil, oldukça eskilere dayanıyor…
Şöyle bir düşünün…
Uğur MUMCU bu yüzden öldürülmedi mi?
Ya eski jandarma Genel Komutanı Eşref BİTLİS?
Peki, bugün hala Suriye’yle işbirliği yapmayıp da yabancı bir ülkede ve onların karşı çıkmasına rağmen ÖSO denilen başıbozuk çeteyle iş tutmaya çalışmanın mantığı nedir?
Şöyle bir düşünün…
Biz 2011 yılında ABD ile birlikte Esad Düşmanlığı yapıp çeşitli cihatçı örgütlerle işbirliği yapmamış olsaydık…
Yani Esad komşumuz olarak kalmış olsaydı…
Bölgede IŞİD diye bir örgüt olabilir miydi?
Olamayacağı gibi PYD…
ÖSO falan da olamazdı…
Yani demem o ki…
Bölgede yaşadığımız tüm bu sorunlar…
ABD’nin desteklediği siyasal İslamcı bakış açısı ve onun getirdiği mezhep düşmanlığından kaynaklanmaktadır…
Düzelir mi?
Elbette ama bunun yolu da;
Önce kendi birliğinizi ulus kimlik temelinde sağlayıp…
Başka uluslara da yönetiminde kim olursa olsun, saygı ile yaklaşmaktan geçmektedir…
İsterseniz Atatürk’ün o ünlü sözüyle daha açık söyleyim…
“Yurtta sulh, cihanda sulh…”

19–01–2018
Nusret KEBAPÇI