egemenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
egemenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2017 Cuma

HAYIR DENMESEYDİ…

HAYIR DENMESEYDİ…


Şimdi biz egemenliğimizdeki yetkiyi tek bir kişiye verilmesi anlamına gelen referanduma yaklaşırken…
İsterseniz geçmişte yaşadığımız olayların biraz muhasebesini yapalım ki…
Söz…
Yetki…
Karar tek kişiye verdiğinde neler olur birlikte düşünelim…
Yıl 2003…
Birinci tezkere gündemde…
Biliyorsunuz o tezkereyle askerlerimizin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı askerlerin de Türkiye’de bulunması amaçlanıyordu…
Üstelik o günlerin başbakanı da tezkerenin geçmesi için büyük çaba harcamıştı ama…
Meclis sağduyuyla davranarak bu tezkereye hayır dedi ve reddetti…
Yani o gün hayır denmemiş olsaydı işgal edilmiş olacaktık.
Gelelim açılıma…
Hükümet…
Oslo’da görüşüp sözler verirken…
Valilere “PKK’ya müdahale edilmemesi” yönünde emirler verilip, askere, polise operasyon yaptırılmazken…
Buna karşı çıkıp hayır diyenler suçlanarak “Terör örgütüyle görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir…” denilip…
Sonrasında görüşme iznini başbakanın verdiği açıklanınca…
Sahi kim haklı çıktı hatırlıyor musunuz?
Ya
Mavi Marmara olayına ne demeli…
Bunun yanlış olduğu ısrarla vurgulandığı halde gemiyi gönderip…
Yaşanan İsrail katliamı karşısında sessiz kalıp…
Üstelik tazminattan bile vazgeçip…
Sonrasında da “Bana mı sordular oraya giderken…” Denilmedi mi?
Buradan da anlaşıldı ki yine hayır diyenler haklı çıktı…
Gelelim FETÖ olayına…
Bakın ta 1990’lardan itibaren Türkiye’nin aydınları, vatanseverleri “Bunların ABD’nin kuklası” olduğunu hemen her yerde söylerlerken…
Dönemin iktidarı…
Bu çetenin Türkçe olimpiyatlarını açmak…
Oralarda boy göstermek için yarışmıyorlar mıydı?
Çok değil…
Daha dün…
Bugünün iktidar sahipleri bile “Bu hasretlik bitsin” diye Fethullah Gülen’i ülkeye çağırmıyorlar mıydı?
Sonuçta…
Yine bu konuda da hayır diyenler haklı çıkmadı mı?
Suriye konusuna gelince…
ABD ile işbirliği yaparak Suriye yönetimini yıkıp Emevi camiinde namaz kılmayı hedefleyenler…
2011 den bu yana uğraşmalarına karşın başarısız oldular ama…
Sonuçta sayelerinde…
Suriye ve Irak’ın Kuzeyinde nur topu gibi iki Kürdistan kuruluverdi…
Ve her zamanki gibi yine bu mezhepçi politikaya hayır diyenler haklı çıktı.
Şimdi geçtiğimiz günlerde ülkemize gelen ABD Dışişleri Bakanı’yla yapılan görüşmelerden de anlıyoruz ki bu kez hedef İran…
Tabi elbette hayır diyerek tepki göstereceğiz de…
Sizce…
Tüm dış politikası düşman üretmek ve ABD emirlerini yerine getirmek olan bir anlayışa…
Neredeyse…
Sınırsız bir başkanlık yetkisi vermenin…
İntihardan herhangi bir farkı var mı?

06–04–2017

Nusret KEBAPÇI

29 Kasım 2015 Pazar

ANGAJMAN


Rus savaş uçağının 24 Kasım günü düşürülmesi üzerine bazı kavramlara gerek basında, gerekse görsel medyada çokça rastlanılır oldu.
Bu nedenle bu kavramların bilinmesi, konunun anlaşılması açısından son derece önemli…
Öncelikle bilinmesi gereken şu…
Uluslararası Sivil Havacılık Sözleşmesine göre; devletlerin hava sahaları üzerinde egemenlikleri bulunduğundan, yabancı savaş uçaklarının bu alana izinsiz girmeleri yasaktır.
Ancak herhangi bir ihlal olduğunda…
Bunun savaş sırasında mı?
Yoksa
Barış zamanında mı olduğu işte bu nedenle oldukça önemlidir…
Yani barış zamanında…
Meydana gelen herhangi bir ihlal söz konusu olduğunda diğer devletin uçağının düşürülmesi uluslararası teamüllere göre doğru bir anlayış değildir…
Ve buna göre bizim komşu ülkelerden…
Ne Yunanistan…
Ne Suriye…
Ne Rusya…
Nede Irak’la savaş durumumuz söz konusu değildir.
Angajman’a gelince…
Askeri literatüre göre, devletlerin maruz kalabilecekleri muhtemel saldırılara karşı alabilecekleri önlemler anlamına geliyor…
Yani Angajman kuralları ülkenin maruz kaldığı tehlikeye göre değişkenlik gösterebiliyor…
 Ve buna göre de…
Rusya ile ülkemiz arasında herhangi bir gerginlik de söz konusu değildir…
Peki, o halde biz, söz konusu uçağı neden vurduk?
Ya da bir süredir kullanılan Bayır- Bucak Türkmenleri söylemi ne anlam ifade ediyor, isterseniz biraz onun üzerinde duralım…
Bir kere baştan söyleyelim…
Azez ve Cerablus’ta IŞİD’in Türkmen katliamı yapması sonucunda bölgede 2012’den bu yana sadece cihatçılar bulunuyor
Yani o bölgede ciddi anlamda Türkmen falan yok…
Bu nedenle…
Bizimkilerin Türkmen katliamı yaygarasının bir tane anlamı bulunuyor o da…
İran, Suriye ve Rusya tarafından vurulan cihatçıları Türkmen olarak gösterip…
Cihatçıları bulundukları yerde tutarak
Suriye’nin Akdeniz’e çıkmasının önüne geçmek…
Buradan tekrar uçağın düşürülmesine dönecek olursak…
Hani ikide bir, angajman kuralları, hava sahası…
Egemenlik lafları çokça ediliyor ya onun için söylüyorum…
Siz; ABD uçaklarına bırakın Angajman uygulamayı falan…
Doğrudan ev sahipliği yapacaksınız…
Komşu ülkelerin yakılıp, yıkılmasına seyirci falan da değil…
Düpedüz destek olacaksınız…
Yunanistan’ın bir yıl içinde yaptığı 2000 küsur ihlali görmezden gelip Ege’deki 16 adamızı işgal etmelerine bile sessiz kalacaksınız…
Sonra da…
Angajman kurallarıymış…
Hava sahasıymış…
Falan filan…
Açıkça soruyorum…
Sizin Angajmanınız sadece Cihatçıları korumak için mi geçerli?
Ulusal bağımsızlığımızın…
Topraklarımızı korumanın, sizin için bir anlamı yok mu?

29–11–2015
Nusret KEBAPÇI