kürecik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürecik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2024 Pazartesi

GÖMLEĞİN İLK DÜĞMESİ...

 

GÖMLEĞİN İLK DÜĞMESİ...

 

 Doğrusunu isterseniz bir ülkenin eğitim sisteminde en önemli şey…

Soran…

Sorgulayan…

Araştıran…

Tartışan insan yetiştirmek ama siz ısrarla bunu yapmayıp “cahil insanın ferasetine güveniyorum” gibisinden bir tavır İçine girerseniz ve eğitimi de buna göre yapılandırırsanız ki…

Şu anda yapılan budur.

Aslında bunu söyleyerek demek istiyorsunuz ki:

“Bizim için ülkenin geleceği…

İçinde bulunulan durum…

Gelişmesi…

Diğer ülkelerle yarış…

Emperyalizmden bağımsızlık…

Sanayileşme…

Tarımı geliştirme, araştırma falan hiç önemli değil…

Bizim için en önemli şey, iktidarımıza bağımlı olunup, tamamen bize inanılıp…

Ve hiçbir siyasetimizin sorgulanmamasıdır.”

Eğitimin mili olmaktan çıkarılıp, dini yapılarak sorgulama ve tartışmanın hatta araştırmanın bile hiç olmadığı hale getirilmesinin nedeni de budur.

Peki, sorgulanırsa ne olur?

İşte burası çok önemli.

Yurttaş olmanın en önemli özelliği sormak, sorgulamak yani ödevleri yanında haklarının da olması değil mi?

Ama öyle değil.

Sorgulanırsa ne ortaya çıkar biliyor musunuz?

Eğitimle başladık madem devam edelim…

2011 yılında MEB Teşkilat Yasası’nda yapılan değişiklikle, Atatürk İlke ve İnkılaplarının yanında öğrencilere vatan, millet sevgisiyle birlikte, bayrak sevgisinin de öğretilmeyeceğini öğrenmeniz mümkün.

Diyebilirsiniz ki; Eğer bunlar öğretilmeyecekse o halde ne öğretilecek?

Kısaca söyleyim…

Sadece “Küreselleşmenin ihtiyacı olan bilgi ve beceri…”

Böyle yazıyor.

Yani buna göre, artık öğrenciler bir ulus kimliğine ve bilincine sahip olmayıp…

Vatan.

Millet.

Bağımsızlık.

Emperyalizm gibi kavramları tanımadan onlardan uzak yetişecek…

Amaçlanan da bu.

Böyle olunca ne ülkede üretimin bitirilip, Osmanlının son dönemleri gibi memleketin ithal mallar cenneti yapılıp, ülkenin korkunç borca batırılması kimseyi ilgilendirecek…

Ne geçmediğimiz köprüler…

Gitmediğimiz hastaneler…

Ne de

Uçmadığımız havaalanlarıyla korkunç şekilde soyulduğumuz… Siz bu arada…

Devlet ihalelerini alıp pek çok kez vergisi silinen şirketleri…

Devletten yer kiralayıp, kiraları onlarca yıl ertelenenleri…

Hatta adları toplumca bilinen kocaman şirketlerin bile devlete yıllardır en küçük bir vergi dahi ödemediğini…

Bu nedenlerle de…  

Çalışanlara çok komik bir ücret verilip…

Emeklilere neden orta halli bir semtteki kiradan bile düşük bir maaş verildiğini de anlayamamış olacaksınız…

Ayrıca

Ülkeye hangi amaçlarla milyonlarca yabancının sokulduğunu…

Siz Starbucks basmaya giderken, İsrail’in sebze ve meyvesinin

Hatta

Akaryakıtının bile bizden gittiğini…

Silahlarının incirlikten…

İstihbaratının Kürecik ’ten verildiğini de bilmiyor olabilirsiniz ama…

Bilmeniz gereken çok önemli bir ayrıntı var…

Gömleğin ilk düğmesi ulusalcılıktır…

Yani olaylara ulus devlet, ulusal çıkar ve bakış açısıyla bakmak o ülke için yaşamsal önemdedir…

Onu anlayıp, iliklemeye doğru yerden başlamazsanız…

Sonraki tüm düğmeleri yanlış iliklersiniz…

Benden söylemesi

 

12-08-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

26 Ağustos 2018 Pazar

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK…


EKONOMİK BAĞIMSIZLIK…


Şimdi biz içinde bulunduğumuz ekonomik krizin tüm faturasını rahip denilen ABD görevlisinin geri verilmemesine bağlıyoruz ya…
Sahi gerçekten öyle mi?
Tamam, bir yere kadar bazı şeyler kabul edilebilir…
Hatta son zamanlarda ABD’den daha çok İran ve Rusya ile yakınlaşmamız, S 400 füzeleri almamız bunda çok önemli bir etken de olabilir…
Ancak 16 yıldır…
Tüm toplumun uyarısına rağmen…
Ülkeye döviz getirecek tüm işletmelerin, sanayinin, tarımın yok pahasına elden çıkarılıp…
Memleketi sadece dışarıdan gelen borç paralarla yönetip de…
Ülkemizde bir tane bile üretime yönelik bir adım atmayıp…
İşini sadece…
Yol…
Köprü…
Havaalanı yapmak olarak gören bir anlayışın varacağı yer neresi olabilirdi ki…
Kaldı ki…
Bu geçmediğimiz yollar, uçmadığımız havaalanları, gitmediğimiz hastanelerde de 40 kusur yıllık bir borçlanma söz konusu olup…
Ödemelerin dolarla yapıldığını da unutmamak gerekiyor.
Diyeceksiniz tamam da ama biz ABD ile ekonomik bir savaş yaşıyoruz bunun hiç mi etkisi yok?
Elbette çok az da olsa olabilir ama…
Şöyle bir düşünün…
Biz ABD ile ekonomik savaş adına ne yapıyoruz?
Bazı vatandaşların dolar yakıp…
Telefonlarını kırması dışında ne yapılabildi?
Doğrusunu isterseniz hiçbir şey…
Zaten birilerinin bir şeyler yapmak gibi bir düşüncesi de yok.
Bugün ülkemizin pek çok yerinde altın madenlerini kim çıkarıyor dersiniz, ABD değil mi?
Ya büyük Atatürk’ün mirası olan AOÇ’nin en güzel yeri elçilik için kime verildi sanıyorsunuz?
Bakın bunları söylerken…
İncirlik üssünden…
Kürecik’te kurulan radardan hiç bahsetmiyorum…
Hatta
Her şeye rağmen Suriye’ye karşı ABD ile işbirliğine devam edip ÖSO militanlarının maaşlarının Türkiye tarafından ödendiğinden de…
Ancak yaptırım demişken sadece ABD’nin devlet olarak yaptığı bir takım göstermelik şeyler aklınıza gelmesin…
Bugün
Ülkemizde yabancılara sattığınız her şirket o ülkelerin elinde bize karşı bir yaptırım üssü olabilir mi?
Pekala olabilir.
Örneğin bazı haberlerde de okuduğumuz gibi ülkemizde bulunan özelleştirmiş olduğunuz rafinerilerin sırf ABD istediği için yine yaptırım uygulanmak istenilen bir ülkeden petrol alımını çok çok azaltıp…
Ülkenin bırakın halkını…
TSK’yı bile akaryakıtsız bırakabilir mi?
Ya yabancılara sattığımız diğer enerji şirketleri yine kışın ortasında veya yazın ya da her an aldıkları bir talimatla ülkeyi elektriksiz…
Susuz…
Gıdasız…
Hatta samansız bile bırakabilirler mi?
Demem o ki…
İşin sırrı ekonomik bağımsızlıkta yatmaktadır.
O varsa siyasi tavır koyup mücadele edebilirsiniz…
Ama yoksa…
Üstelik haberleşmeden, enerjiye yer altı üstü her ne varsa hepsini de yabancılara satmışsanız…
Ekonomik savaşı falan boş verin…
Ciddi anlamda kınamanız bile mümkün olamaz…
Yani uzun sözün kısası…
Ekonomide ulusal bağımsızlığı savunmayan…
Siyasette bağımsız tavır alamaz…
Bilmem anlatabildim mi?

26–08–2018
Nusret KEBAPÇI