Türkiyelilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiyelilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2024 Cuma

TÜRK TEK KİMLİK, TÜRKİYELİLİK ÇOK KİMLİKLİLİKTİR.

TÜRK TEK KİMLİK, TÜRKİYELİLİK ÇOK KİMLİKLİLİKTİR.

 

 

Farkında mısınız bilmiyorum…

Bu başkanlık sistemiyle ilgili ne deniyordu…

“Federasyon olmadan başkanlık altı kaval üstü şişhanedir.” Bu nedenle ülkede gerçekleşen hemen her şeyi mümkün olduğu kadar bu yönden değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum.

İşte zaten uzunca bir süredir sıklıkla gündeme getirilmeye çalışılan Türk yerine Türkiyelilik kavramının sözde mantığı şuydu.

Türk yerine Türkiyelilik kullanılırsa…

Daha Kucaklayıcı olacağı, hemen herkesi kapsayacağı…

Türk gibi etnik kimlik vurgusu da yapmayacağından tüm etnik kimliklerin kendisini buraya ait hissedeceği varsayılıyordu.

Ancak bu tür bir söylem bilinmeli ki hiçbir şekilde doğruyu anlatmıyordu.

Her ne kadar sözde süslü cümlelerle piyasaya sürülse de işin başından söylemem gerekir ki…

Bu söz konusu Türkiyelilik kavramı tüm halkın parçalanmasıyla sonuçlanacak ve sonuçta çok kimliliğe kadar uzanabilecek bir sürecin de başlangıcıdır…

Daha açık söylemek gerekirse…

Bu kavram yani Türkiyelilik çok süslü lafların arasına saklanmış bir bombadır aynı zamanda…

Nasıl ki; çeşitli kişilere ve açık alanlara bırakılan bombalar bir bomba görüntüsü yerine, çanta.

Hediye paketi.

Çiçek olarak kullanılıyorsa.

Emin olun…

Türkiyelilik de Türk ulusu kavramının parçalanmasında aynı süslü hediye paketi görevi yapacaktır.

Bildiğiniz gibi ülkelerin isimleri vardır…

İstisnalar olsa da bu isimler daha çok o ülkeyi kuran kurucu unsurla tanımlanmaktadır ama...

Özellikle Irak ve Suriye’de o ülkeler ABD işgaliyle parçalandıktan sonra ortaya atılan Iraklı…

Suriyeli gibi kavramlar bilinmeli ki…

Emperyalizmin ulus yapısını parçalayıp çok kimlikli hale getirmek istediği ülkelerde kullanılmaktadır.

Çünkü emperyalizm kaynaklarını yağmaladığı ülkelerde halkın bağımsız…

Birleşik…

Aralarında çok güçlü bağ olan ulus olarak kalmalarını istemez.

Bu yüzden ulusu paramparça ederek küçük parçalara da ayırması gerekiyor ki…

Gelecekte de o ulusun birleşip, dayanışarak kendisi için tekrar kaynaklarına sahip çıkıp…

Millileştirilmek gibi bir sonucuyla karşılaşılmasın.

İşte bu yüzden Rusya’da yaşayanlara Rusyalı değil Rus…

Yunanistan’da yaşayanlara Yunanistanlı değil Yunan…

İtalya’da yaşayanlara İtalyalı değil İtalyan…

Japonya’da yaşayanlara Japonyalı değil Japon denilirken…

Neden uzunca bir süredir Türkiyelilik gibi bir kavram ısıtılıp ısıtılıp Türk yerine Türkiyelilik olarak önümüze konulmaya çalışılmaktadır?

Aslında nedeni basit…

Emperyalizm bizim gibi hedef ülkeleri ulus devlet olmaktan çıkararak…

Etnik ve dinsel kimliklere ayrıştırmayı hedeflemektedir.

İşte Türkiyelilik de bu amaçla kullanılan ulus karşıtı kimlikçilerce de talep edilip destek gören bir söylem durumundadır.

Nasıl mı?

Aynen şöyle:

Nasıl ki emperyalizm Irak ve Suriye’ de ulus devleti parçalayıp ulusu; Iraklı Kürtler…

Iraklı Şiiler.

Iraklı Türkmenler.

Iraklı Araplar.

Veya Suriyeli Yezidiler.

Suriyeli Kürtler.

Suriyeli Şiiler.

Suriyeli Araplar şeklinde parçalara ayırdıysa…

Bizde de amaç Türk Ulusunu parçalayarak o ulustan…

Türkiyeli Türkler.

Türkiyeli Kürtler.

Türkiyeli Lazlar.

Türkiyeli Araplar ortaya çıkarmaktır.

Demek istediğim…

Türk kavramı tek ulus kimliğin…

Türkiyelilik ise çok kimlikliliğin ifadesidir…

Bilmem anlatabildim mi?

 

28-06-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

 


21 Mart 2018 Çarşamba

İSTİKLAL MARŞI

İSTİKLAL MARŞI


Geçtiğimiz günlerde İstiklal Marşı ile ilgili eleştirileri duyunca anlıyorsunuz ki…
Sıra İstiklal Marşı’nda…
Peki neden? Cumhuriyet’in ilk meclisinden bu yana söylenen, üstelik tüm savaşlarda…
Emperyalizme karşı yapılan tüm mücadelelerimizde…
Hatta pazartesi ve cuma günleri okullarımızda… 
Tüm ulusal törenlerde söylediğimiz bu Marş neden durup dururken birilerini rahatsız etmeye başladı…
Ya da şöyle de söylenebilir…
Buna karşı çıkarak veya değişmesi sağlanarak ne amaçlanıyor? Öyle ya birden bire bu konunun ortaya atılmasının mutlaka bir anlamı olmalı değil mi?
Peki, ne olabilir
Biraz üzerinde kafa yoralım…
Ülkeyi yöneten anlayış…
Türk Milleti kavramını çıkarabilmek için neden yıllardır Anayasa’nın ilk 4 maddesini değiştirmeye çalışır?
Şöyle söyleyelim…
Türk adı bundan neredeyse 15 yıl öncesine kadar tüm ulusun ortak kimliğiyken niçin ısrarla ülkede bulunan birçok etnik kimlikten biri düzeyine düşürülmeye çalışılır…
Yine biz hiç memleketin yöneticilerinden…
Bir gün olsun “Türk Milletiyiz” sözlerini niçin hiç duyamıyoruz dersiniz…
Sahi
Başta valilikler, okullar olmak üzere aralarında bankaların ve devlet demiryollarının da olduğu pek çok kurumdan…
Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltması olan TC niçin kaldırılmıştı dersiniz, sadece tabelalara sığmadığı için olabilir mi?
Ya
Yakınlarda Eskişehir’deki stadyumdan da kaldırılmasıyla birlikte yakın zamanda Atatürk adının kaldırıldığı stadyum sayısının 10’a ulaşması ne anlam ifade etmektedir?
Veya kafanız kaldırıp etrafınıza bir bakın…
Bulunduğunuz kentte Atatürk adıyla kaç kurum ve yer var? Buna bulvar, cadde ve sokakları da ekleseniz sayı kaça kadar çıkar…
Bir kaç yıl sonra bunlardan ne kadarının kalacağını söyleyebilir misiniz? Çünkü…
Tüm bu yapılanlar…
Hatta eğitimde yapılan yasa, yönetmelik…
Ve müfredat değişikliğiyle yapılmak istenen hemen her şey…
Belirli bir plan dahilinde yapılıp bizi hep aynı yere götürmektedir…
O da…
Ulus devletin…
Yani tek millet esasına dayanan Türk devletinin…
Ekonomisiyle…
Tarihiyle…
Diliyle…
Ve onu toplumda canlı tutan AND ve…
İstiklal Marşı gibi değerleriyle…
Hatta
Sembolleriyle birlikte yavaş yavaş yok edilerek…
Yerine
ABD emperyalizminin ta Sevr’den bu yana hedeflediği etnik ve dini kimlikçiklere ayrışmış…
Çok kimlikli…
Çok kültürlü federatif bir düzen kurmak…
Zaten kısa süre öncesine kadar Türk Milleti yerine Türkiyelilik önerilmesinin nedeni de buydu…
Değilse…
Karşında yedi düvel bile olsa korkma diyerek, emperyalizmin çelik zırhlı ordularına karşı bile mücadele etmeyi öğütleyen bir marş, neden rahatsızlık yaratsın ki, öyle değil mi?

21–03–2018
Nusret KEBAPÇI





31 Mayıs 2017 Çarşamba

ALMAN ARABASI

ALMAN ARABASI


Hani birileri “Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Millet, Tek Devlet” dediğinde siz bunun Türk Milleti olduğunu sanırken…
Rabia olduğu açıklanmıştı ya…
İşte bu yüzden bir türlü anlaşılamayan millet kavramını…
Bir de arabalar üzerinden anlatalım istedim ki…
Belki toplumdaki araba sevdası nedeniyle çok daha kolay anlaşılabilir.
Tabi iş gelip arabaya dayandığı için…
Sakın amacımın otomobilleri anlatmak, markalar hakkında bilgi vermek olduğu düşünülmesin.
Burada önemli olan…
Otomobiller üzerinden yola çıkarak ulus kimliğin ne olup, ne olmadığı konusuna birazcık olsun açıklık kazandırmak…
Hani bizde Türkiyeli…
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı gibi kavramlar ısrarla Türk milleti yerine konulmaya, yerleştirilmeye çalışılıyor ya o yüzden…
Sahi aklıma geldi…
Otomobillerden bahsederken…
Neden?
Almanyalı…
Amerikalı…
İtalyalı…
Rusyalı…
İsveçli falan demiyoruz da.
Alman.
Amerikan.
İtalyan.
Rus.
İsveç falan diyoruz.
Ne fark var?
İsterseniz konuya geçtiğimiz yıllarda izlediğimiz bir otomobil reklamı üzerinden giderek biraz daha açıklık getirelim…
Ne dersiniz?
İlgili reklamda bir ülkenin otomobili var…
Ve işin ilginci…
Reklamda oynayan sanatçı bile aynı ülkeden.
Peki, ilgili sanatçı otomobilin sağlamlığını vurgulamak için ne demişti…
“O yolda kalmaz…”
“Çünkü o bir Alman.”
Peki, neden Almanyalı değil de Alman…
Arasında ne fark var?
Şu fark…
O otomobil için…
Almanyalı denildiğinde sadece üretildiği yer ifade edilmektedir.
Hatta…
Soruları devam ettirdiğinizde...
Yani neresinden sorusunu sorduğunuzda…
O otomobilin yapıldığı…
İl…
Kasaba…
Hatta köye kadar ulaşabilirsiniz de…
Ama bu hiç bir zaman, ortak kimliği, değeri ifade eden bir kavram olmayacaktır…
Ama
Alman denildiğinde anlıyorsunuz ki…
O otomobil…
Yüksek Alman sanayisinin…
Teknolojisinin…
Biliminin…
İşçiliğinin…
Sermayesinin…
Kısacası…
Alman Milleti’nin ortak ürünüdür.
Demem o ki…
Türkiyelilik ya da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, her ikisi de bir anlamda hemşerililiği…
Türk denildiğinde ise …
Ortak kimliğin bir parçası olduğunuzu ifade etmektedir…
Bu kadar açık…

31–05–2017
Nusret KEBAPÇI





16 Nisan 2017 Pazar

YA EYALET DENİLMESEYDİ…

YA EYALET DENİLMESEYDİ…


Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanının danışmanlarından birinin eyalet sistemine ilişkin sözleri gündeme oturdu…
Oturdu ama bu ilk değildi…
Daha önce de başka bir danışmanı özerklik olması ve ülkenin eyaletlere ayrılması konusunda benzer şeyler söylemesine karşın…
Her nedense hiç ilgi çekmemişti.
Hadi diyelim ki…
“Merdi Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler.” (Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söylermiş.) Misali bu kez gerçek amaçlarını söylediler diyelim…
Ya söylenmeseydi…
O zaman bizim bu siyasilerimiz ne yapardı bilemiyorum ama…
Bence doğru olan…
Ülkenin bölünmez bütünlüğü ve Cumhuriyet konusunda yeterli bilince sahip olup, hangi davranış ve yasaların ulusal birliği, bütünlüğü bozabileceği konusunda uyanık olup…
Bu konuda atılan adımları zamanında fark edip
Toplumun da uyanık kalması için çaba harcamaktır…
Bakın daha 2002 yılında “Her halk kendi kaderini tayin etmede özgürdür…”  Diyen “İkiz Yasalar” ülke gündemine getirildiğinde…
Amaç federasyon değil miydi?
Ya Kalkınma Ajanslarıyla merkezi devleti zayıflatıp bu ajansların doğrudan başka ülkelerle anlaşma yapıp…
Yardım bile alabilmesine olanak tanınması…
Sizce farklı bir şey miydi?
Peki ya
Büyükşehir Yasası’nı bunun dışında düşünmek mümkün mü?
TC.’nin başta valilikler olmak üzere kamu kuruluşlarından kaldırılması…
Açılım…
Çözüm süreci…
Veya
Yerleşim yerlerinin adlarının eski etnik dildeki haline geri getirilmesinin eyalet sistemine bir hazırlık olmadığını kim söyleyebilir…
Bakın beyler!
Yıllardır
Anayasanın ilk dört maddesi neden değiştirilmeye çalışılıyor zannediyorsunuz…
Fazla geldiği için mi?
Elbette değil ama görüldü ki böyle açık açık milletin tartışmasına açılarak bu iş yapılamıyor…
Bu kez başkanlık yetkisi altına gizleyerek yapmayı denemektedirler…
Hem zaten tüm dünyanın üzerinde titrediği…
Ulus devletlerin bölünmez bütünlüğünün en büyük güvencesi olan üst kimlik durumundaki Türk kimliği…
Neden yıllardır çeşitli operasyonlarla yıpratılıp…
Yok edilmeye…
Dahası yok sayılmaya çalışılıp
Etnik ve dini kimliklere kapıyı sonuna kadar açıyorlar sanıyorsunuz…
Eyaletlere bölmek için değil mi?
Ya ikide bir…
“Başkanlıkla eyalet sisteminin bütünleştiği” vurgulanarak…
Bu olmadığı takdirde…
“Altı kaval üstü şişhane olur “ Diyenin sahi hangi ülkenin yöneticisi olduğunu düşünüyorsunuz.
Peki ya…
Türk vatandaşlığı kavramını yok sayarak yerine…
Türkiyelilik…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı gibi ucube kavramlar koymaya çalışılmasına ne demeli…
Demek istediğim
Türk ulus kimliğini yani birleştirici harcı yok ederek, toplumu alt kimlikler olan etnik ve dini kimliklere ayırarak bölgede çıkarlarına engel olamayacak devletçikler yaratmak…
Emperyalizmin yüz yıllık vazgeçmediği bir projedir ama…
Siz tüm bu olup biteni görmezden gelip de…
Sadece bir sözle tepki gösterip…
Yine bir sözle ikna olabiliyorsanız…
Siz olsa olsa bu projenin bir parçası olabilirsiniz…
Başka da bir şey değil…

15–04–2017
Nusret KEBAPÇI







16 Mayıs 2016 Pazartesi

YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK

YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK


Farkında mısınız bilmiyorum ama…
Yapılmakta olan yeni anayasa ile koşar adım başkanlığa doğru gittiğimiz hiç bir yoruma ihtiyaç duyulmayacak kadar açık…
Zaten yeni anayasa nasıl olacak bu konuda herhangi bir fikri olan var mı? Diye bir soru sormuş olsaydık da göreceğimiz manzara…
En az bilgiye sahip olanların en çok sahiplendiği gibi bir sonuca biz götürecekti ki…
Bunun da üzerinde kanımca düşünmek gerekiyor…
Tabi anayasa taslak halinde önümüze gelir mi?
Yoksa
Hiç tartışılamadan doğrudan halk oylamasına mı sunulur orası henüz çok belli değil ama bilinen bir şey var ki…
O da yapılan anayasanın kesinlikle laikliği içermediği.
Ayrıca metinde Türk Milleti diye bir millet tanımının da bulunamayacağı…
Elbette bunları söylemek için kâhin olmak falan gerekmiyor…
İktidar sözcülerinin söylemleri sanıyorum herkese konu hakkında ayrıntılı bilgiyi vermektedir…
Ne diyorlardı iktidarın sözcüleri: ”Anayasa laik olmayacak…”
Haliyle buna…
Yıllardır mevcut anayasadan Türklüğü çıkarmak istediklerini de eklersek yeni kimliğimizin adım adım nasıl şekillendirildiğini de öğrenmiş olursunuz…
Tabi amaç eski Türkiye’yi yıkıp yeni Türkiye oluşturmak olunca kimlik ve devlet şeklinin değişmesi de kaçınılmazdı…
Şimdi diyeceksiniz ki nasıl…
Şöyle söyleyim…
Eskiden kimliğimiz laik Türk Milleti iken, şimdiki kimliğimiz dindar Türkiyelilik olmaktadır…
Belki bunları yazdığımda diyebilirsiniz ki laiklik çok mu önemli?
Onsuz olunamaz mı?
Ben de diyorum ki…
Laiklik…
En az hava kadar, su kadar önemlidir.
Aslına bakarsanız yönetici kesim için laikliğin çok fazla bir önemi yoktur, hatta olmaması her zaman en çok onların işine yaramaktadır demiş olsak…
İnanın en küçük bir abartı yapmamış olurum.
Çünkü laiklik memleketi yönetenlerin değil…
Halkın çıkarını savunmaktadır…
Daha açık olarak söylersek…
Diyelim ki memleket, din adına ve dindar bir anayasa ile yönetilmiş olsa…
Sizce muhalefet yapabilmek için parti kurup mücadele etmek mümkün olabilir mi?
Elbette olamayacak çünkü artık bir partiye değil aynı zamanda dine de muhalefet etmiş sayılacağınızdan böyle bir şansınız hiç olmayacak…
Ya da şöyle diyelim, farz edin ki işçisiniz ve asgari ücretiniz dini yönetim tarafından belirleniyor…
İnanın o durumda da sendika kurup, grev yapma gibi herhangi bir şansınız yok…
Siz sadece layık görülen ücreti benimseyeceksiniz o kadar…
Peki
Ya Türkiyeliliğe ne diyeceksiniz
Sizce Türk Milleti ile aynı anlama mı gelmektedir?
Ne yazık ki hayır!
Çünkü Türk Milleti denildiğinde ortak bir tarihe sahip, aynı dili konuşan
Aynı duyguları paylaşan bir topluluk anlaşılırken…
Türkiyelilik denildiğinde sadece coğrafi bir tanım akla gelmekte ancak sonuna eklenen dini veya etnik adla bir kimlik ifade etmektedir…
Hani bu gün nasıl Irak veya Suriye milleti değil de Iraklı Kürt, Suriyeli Türkmen…
Iraklı Şii, Suriyeli yezidi deniyorsa…
Böyle giderse bir süre sonra bizde de Türkiyeli Türk…
Türkiyeli Kürt…
Türkiyeli Laz…
Çerkez olacağı anlaşılmaktadır…
Kısaca söylemek gerekirse Türk Milleti denilince ulus, yani tekçi devleti…
Türkiyelilik de küçük özerk devletçiklerden oluşan çoklu devleti ifade etmektedir…
Şöyle de sormak mümkün…
Bugün ülkede laikliğe, Türk ulus kimliğine, Atatürk’e düşmanlık yapanların aynı zamanda başkanlıkta ve Türk kimliğine düşmanlıkta buluşması sadece tesadüfle açıklanabilir mi?

16–05–2016

Nusret KEBAPÇI

29 Nisan 2016 Cuma

ERGENEKON


Yargıtay’ın Ergenekon davasıyla ilgili verdiği karar hepimizi mutlu etti de insan gerçekten merak ediyor…
Böyle bir örgütün gerçekten ortaya çıkacağına inanan var mıydı elbette bunu şu an için çok fazla anlama şansı bulunmuyor ama…
Bu tür olayları…
Operasyonları değerlendirmek için sadece iddianamelere…
Yargılamalara…
Suçlamalara ve sonucuna bakmak kanımca son derece yanıltıcı olacaktır.
Neden mi?
Çünkü bu tür operasyonlar genelde toplumsal yapının değiştirilmesi yani yapısal değişiklik yaratmak amacıyla gerçekleştirilmektedir.
Bu nedenle operasyonlarda yakalanan, yargılanan kişiler
Suçsuz oldukları daha baştan bilinmesine karşın genelde istenilen değişiklik gerçekleşinceye veya değişiklikle ilgili olarak etkisiz bir konuma gelinceye kadar içeride tutulurlar…
Bu durum sadece bizim için değil…
Dünyanın pek çok yerinde yapılan benzer operasyonlar için de geçerlidir…
Çok fazla ayrıntıya takılmadan isterseniz olup biteni biraz sıraya koymaya çalışalım ne dersiniz?
Aslına bakarsanız bu işin başlangıcı olarak zamanın başbakanının oval ofiste ABD başkanıyla görüşmesini alabiliriz…
Peşinden sıraya
Bugün pensilvanya’daki şahsın ulusalcı dalganın durdurulması talimatını vermesini almak mümkün…
Sonrasında zaten
Emniyet genel müdürlüğünce ulusalcılığın terör örgütü olarak kabul edilmesi gelir ki…
Ümraniye’de bir gecekonduda çok sayıda el bombası yakalanması zaten işaret fişeğinin çakılması anlamına gelmektedir.
Sonrasını biliyorsunuz çok sayıda dalga…
Sabaha karşı baskınları…
Topraktan çıkarılan silahlar…
Kemik aramalar…
Bunların tamamı, toplumda ulus devlet ve darbecilik korkusu yaratarak ulus devletin yok edilip “Yeni Türkiye’nin” tohumlarını atabilmek adına gerçekleştiriliyordu…
Nitekim atıldı da…
Tüm Türkiye sözde darbecilikle mücadele adı altında ulus devleti savunan TSK’nin tasfiyesini izlerken…
ABD yetkililerinin açıklamalarını kimse duymuyordu…
Ne diyorlardı ABD yetkilileri…
“İktidar partisiyle Türk ordusunu kafesledik…”
Çünkü Türkiye’nin BOP’a model ülke olabilmesi için ulus devletten ve kimlikten vazgeçip İslami bir devlet olması hedefleniyordu…
Tabi iktidar sözcülerinin “Bu operasyonlar olmasaydı açılımları yapamazdık.” sözlerini de unutmadan…
Anlayacağınız tüm bunların yapılabilmesi için de öncelikle ordunun sivil otoritenin emri altına girmesi ulus devleti savunur konumdan iktidarın ordusu haline gelmesi gerekiyordu.
İşte bunun için TSK darbecilik yapmakla korkutulacak AB’nin de çok önemli desteğiyle sivil otoritenin emri altına girmesi sağlanıverecekti
O hale gelinecekti ki TSK değil Cumhuriyeti korumak memleket yansa bile bir vali ya da kaymakamın izni olmaksızın parmağını bile kımıldatamayacaktı…
Şimdi geldiğimiz yere baktığınızda ne görüyorsunuz?
Irak ve Suriye’nin kuzeyinde kurulan Kürdistan’ları…
Ülkemizin Güneydoğu’sunun PKK’ya teslim edilip tekrar vatan yapılmaya çalışıldığını…
Başkanlık adı altında ulus devletin yok edilmesi çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü…
Türk Ulus kimliğin yerine Türkiyelilik adı altında çok kimliliğin konulmaya çalışıldığını…
Türk adının başta devlet olmak üzere pek çok kurumdan kaldırıldığını…
Eğitimin bile çeşitli tarikat ve cemaatlere bırakıldığını değil mi?
Demek istediğim bu tür olayları değerlendirirken…
Suçlamalara, iddianamelere ve yargılama sonucuna değil…
Operasyon öncesinde ve sonrasındaki memleketin haline bakılması daha doğru olacaktır…

29–04–2016

Nusret KEBAPÇI

22 Kasım 2015 Pazar

TÜRKİYE MİLLETİ


Geçtiğimiz günlerde bir milletvekilinin milletvekili yemin metninde bulunan Türk Milleti yerine Türkiye Milleti kavramını kullanması birçok insanda şaşkınlık yarattı…
Ama bu ilk değildi.
Bundan birkaç ay önce bir iktidar partisi milletvekili de iktidara gelinmesiyle “Türk Milletini bitirdiklerini…”
“Artık Türkiye Milleti’ni oluşturmaya çalıştıklarını” söylememiş miydi?
Söylemişti ama…
Büyük medya da dahil kimse oralı olmamıştı.
Belki bu kavramları ortaya atınca, aklınıza bu iki kavram yani Türk ve Türkiye Milleti arasında ne gibi bir fark olduğu türünden bir soru gelebilir…
İşte bu nedenle konuyu birazcık da olsa açıklayım istedim…
Doğrusunu isterseniz ister federatif…
İsterse üniter olsun…
Bugün dünyada bulunan devletlerin neredeyse çok çok azı hariç, gerisi tamamen ulus devletlerden oluşmaktadır.
Bu nedenle ulus devleti herkesin anlayabileceği basit bir şekilde anlatmak istersek şunu söylemek mümkün…
Tek vatan.
Tek dil.
Tek bayrak.
Ve üstelik bu tür bir ifade asla o ülkede yaşayan etnik ve dini kimliklerin yok sayıldığı anlamına da gelmiyor…
Hani bizde bazıları, toplumu saf yerine koyarak dünyada diğer ülkelerde böyle etnik bir kimliğe dayalı millet tanımı yok gibisinden laflar ediyorlar ya…
Tamamen hikâyedir…
Bugün batılı ülkelerin anayasalarına bakıldığında…
Nasıl ki; bu ülkelerde yaşayan onca etnik kimliğe karşın…
Almanya’da yaşayanlara Almanyalı değil Alman…
Fransa’da yaşayanlara yine Fransalı falan değil Fransız…
İtalya’da yaşayanlara ise İtalyalı falan değil İtalyan deniliyorsa…
Türkiye’de yaşayanlara da Türkiyeli falan değil, Türk denilmesi gerekiyor…
İsterseniz konuya bir de başka açıdan yaklaşalım…
Bundan yaklaşık 2 ay kadar önce televizyonlarda çokça yayınlanan yabancı bir otomobil reklamı vardı.
Reklamın sonunda, kendisi de Alman olan reklam yıldızı ne diyordu…
“O bir Alman…”
Yani sanatçı o otomobil için hiç bir şekilde Almanyalı…
Veya
Üretildiği kent olabilecek Bavyeralı…
Berlinli…
Münihli gibi kavramları kullanmazken…
Sizce neden Alman kavramını kullandı dersiniz…
Şunun için…
“O bir Alman…” Denildiğinde…
 “Bu otomobilin; o ulusun ortak özelliklerini taşıdığı ...”
Yani
“Üstün Alman teknolojisinin…
İşçiliğinin…
Bilgisinin…
Titizliğinin…
Ve çalışkanlığının “ ürünü olduğu anlaşılmaktadır…
Ama aynı otomobile…
Bavyeralı…
Münihli…
Berlinli denildiğinde ise ortaya çıkan anlam…
Sadece üretildiği kenttir…
İşte Türk Milleti yerine Türkiye Milleti kullanıldığında da aynısı olmaktadır…

21–11–2015

Nusret KEBAPÇI

17 Eylül 2015 Perşembe

ULUS DEVLET DÜŞMANLIĞINDA BULUŞULAMAZ…


Aslına bakarsanız konu yeni değil oldukça da eskilere dayanmaktadır…
Yani 100 yıl öncesine falan.
Mondros’tu…
Sevr’di
Bunların tamamı emperyalistlerin Türkiye’yi parçalamak için kurduğu tuzaklardı…
Başaramadılar.
Ama ilginçti
Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türkiye halkı o günkü koşullar içinde…
Kendisinden kat be kat güçlü emperyalistlere karşı bir bağımsızlık savaşı verirken…
Onlar
Yani hemen her türden gerici ve bölücü örgütler, emperyalistlerin yedeğinde milli mücadele veren güçlerin üzerine saldırıyorlardı…
Sonuçta emperyalistlerle birlikte onlar da yenildiler
Ama vazgeçmediler…
“Durmak yok, yola devam”dı…
Tam Cumhuriyet kuruldu kalkınma başlayacak derken…
Bu kez de hedeflerinde Cumhuriyet vardı…
Bunda da daha öncekiler gibi yenileceklerdi yenilmesine ama
Durmayacaklardı…
Hem zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet yapısını parçalama isteklerinden hiç mi hiç vazgeçmediler…
Kimi zaman bunu düşmanca, baskıyla yapmaya çalıştılar…
Kimi zaman da…
Tekçi ilan ettikleri ulus devleti asılsız suçlamalarla yıpratıp…
Sözde demokratikleşme adı altında çok kimliklilik ve çok kültürlülüğü dayatarak…
Dedim ya amaçları 100 yıldır hiç değişmemişti…
İstiyorlardı ki Türkiye etnik ve dini kimliklere göre ayrışsın federatif bir devlete dönüşsün…
Kafanız mı karıştı
Bakın şimdi iktidar partisi ülkenin yaşadığı sorunların kaynağı olarak neyi görmektedir?
Ulus devleti…
Peki ya ana muhalefet…
İnanın onlar da çok farklı değil… 
Hem onlar da son seçim bildirgelerine yazdıkları anayasa değişikliğiyle ilgili maddede…
Anayasada etnik kimliğe yer verilmeyeceğini…
Öyle gizli saklı falan da değil…
Ayan beyan…
Açıklamadılar mı?
Bunun anlamı şuydu…
Bundan sonra Anayasa’da Türk Milleti diye herhangi bir kavram olmayacak…
Peki, ne olacaktı…
İşte sonrası oldukça karanlıktı…
Kimileri bunu anayasal vatandaşlık olarak tanımlıyordu…
Kimisi Türkiyelilik…
Kimisi de Türkiye milleti olarak yepyeni bir kavram ortaya koymaya çalışıyordu…
Doğrusunu isterseniz…
Sonuçta bunların tamamı aynı kapıya çıkıyor ve bir tane anlamı bulunuyordu…
Emperyalistler…
Ortak dili, tarihi, kültürü bulunan, ekonomisi güçlü bir Türkiye istemiyordu…
Ne mi istiyordu?
Türklerin de Sevr’ de sınırları çizildiği gibi küçük özerk bir bölgede yaşadığı, mini mini devletçikler…
İşte; emperyalizmin bu oyununu bozmak için önümüzde sadece iki seçenek bulunmaktadır…
Ya Atatürk’e, ulus devlete, Türkiye’ye sahip çıkarak millet olarak yaşamaya devam edeceksiniz…
Ya da emperyalizmin sözde yeni Osmanlıcılık adına sergilediği çok kimliklilik, çok kültürlülük oyunlarına sessiz kalıp, seyrederek parçalanacaksınız…
Ortası yok!


16–09–2015
Nusret KEBAPÇI