Ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2017 Cumartesi

SAHİ BİZ ATATÜRK’Ü ÖĞRETİYOR MUYUZ?

SAHİ BİZ ATATÜRK’Ü ÖĞRETİYOR MUYUZ?


Müfredattan Atatürk’ün çıkarıldığı eleştirilerine karşı “Biz Atatürk’ü 1.sınıftan itibaren öğretiyoruz” diyorlar ya…
Peki, gerçekten Atatürk öğretiliyor mu? İşte orası çok önemli…
Şöyle bir düşünün, yıllardan beri yani neredeyse son 30 yıldır ders kitaplarında Atatürk’e ait ne öğrendik…
Tamam…
Pembe panjurlu iki katlı bir evde doğduğunu hepimiz biliyoruz diyelim…
Hatta kız kardeşiyle birlikte dayısının bahçesinde karga kovaladığını da…
Ama ya sonrası, isterseniz 1. dünya Savaşı’ndan başlayalım, Çanakkale Savaşı’nda Alman komutanlara rağmen üstün basarı göstererek savaşı kazanmamızı sağladığını kaçımız biliyoruz?
Biliyor olsaydık…
Atatürksüz Çanakkale Zaferi kutlamalarına kim itibar edebilirdi ki…
Gelelim Kurtuluş Savaşı’na…
Ders kitaplarının hangisinde; Kurtuluş Savaşı için millet örgütlenmeye çalışılırken, Sarayın; “Yunanlıların Millicilerden daha iyi olduğunu” anlatıp halkı Kuvayi Milliye’ ye karşı ayaklanmaya çağıran fetvaları bulunuyor…
Ya da Derviş Mehmet’in Kubilay’ı nasıl kestiğini anlatan herhangi bir metin…
Sahi…
Şeyh Sait ve Seyit Rıza olaylarının amacının ne olduğu…
Sevr’den bu yana emperyalistlerin büyük Kürdistan kurma çalışmaları nerede yazmaktadır?
Bundan vazgeçtim…
Hani üzerine sıkça laf ediyoruz ya, neden öğrencilere bugüne kadar Sevr…
Mondros…
Lozan Anlaşmaları ek kitap olarak verilip okunması sağlanmaz, üzerinde tartışılmaz da…
Hemen her gün bir sürü uydurma bilgilerle kafa karıştırılmasına seyirci kalınır…
Sahi neden?
Topraklarımızın bir bölümünün Ermenistan, bir bölümünün Kürdistan olması için, ta o zamandan beri birilerinin emperyalistlerin desteğiyle neler yapmaya çalıştıkları hiç öğretilmez?
Ya
Cumhuriyetle birlikte yapılmasına başlanılan Devrimlerin tümünün; Osmanlıdan kalan çeşitli etnik ve dini kimliklerden tek bir ulus yaratmak için gerçekleştirilip…
Aynı dile…
Aynı tarihe sahip bireyler olmamız için çabalandığını…
Öğrencilerimize ortak milli duygu kazandırmak için eğitimin dini vakıf ve kuruluşlardan alındığını kim biliyor?
O halde söyleyin…
Kılık ve Kıyafet Devrimi’nin de amacı; toplumda farklı dini kıyafetlerin toplumu tarikat ve cemaatlere böleceği düşüncesinden hareketle sokakta yasaklayarak toplumu ulus kimliğinde bir araya getirmek değil midir?
Bugün de…
Tarikat ve cemaat kimliğini öne çıkartıp bunun kılık ve kıyafetleriyle kamuya ve okullara sokulması için çaba harcayanların Türk kimliğine düşman olmaları sadece tesadüfle açıklanabilir mi?
Ya Şapka Devrimi’nin sadece meclis ve kamuda o da sadece kamunun halk nezdinde tarafsızlığını ifade etmek amacıyla zorunlu tutulduğunu kaç kişi bilmektedir?
Yani uzun sözün kısası; çok uzun zaman var ki biz Atatürk’ü gerçek anlamıyla hiç öğretmedik…
Hem öğretmiş olsaydık…
Bu gün FETÖ…
Yarın hangisinin yabancı devletlere hizmet edeceğini bilmediğimiz bir sürü milli bilinç ve duygudan yoksun tarikat ve cemaatlere eğitim teslim edilebilir miydi?
Tabi o işin ayrı bir yanı ama bilinmesi gereken bir şey var, o da ulus kimliği yok etmeden…
Toplumu etnik ve dini kimliklere ayıracak federatif bir başkanlığın başka bir yolu yok…

13–10–2017

Nusret KEBAPÇI

28 Nisan 2017 Cuma

ERMENİ SOYKIRIMI KONUSU…

ERMENİ SOYKIRIMI KONUSU…


Her yıl 24 Nisan günü yaklaşırken bizimkilerde bir telaş bir telaş…
Neymiş?
ABD başkanı soykırım mı diyecek…
Yoksa büyük felaket mi?
Eğer soykırım demişse zaten çaresi yok hepimiz büyük bir üzüntüye kapılıyoruz…
Yok, “Büyük felaket” demişse…
O zaman biraz olsun rahatlıyoruz ve bu işten kendimize pay bile çıkarıyoruz.
Aslına bakarsanız tüm bu ve benzeri tutumlar…
Kendine güvenmeyen…
Ülkesinin doğruyu yaptığına inanmayan
Daha açık söyleyim haklılığına kabul etmeyen aşağılık kompleksinin yol açtığı tavırlardır…
Yoksa…
Elin emperyalistinin…
Bırakın geçmişte Vietnam’da
Kamboçya’da yaptıklarını…
Sadece şu son 20 yıl içinde…
Afganistan’da…
Irak’ta…
Suriye’de…
Mısır’da…
Libya’ da milyonlarca Müslüman’ı öldürdüğünü göz önünde bulundurursak, onların bizim için büyük felaket demesiyle falan sevinmez…
Tersine…
Onları dünyanın hemen her yerinde katliam yapmakla…
Daha doğrusu…
BOP için özellikle Müslümanlar ülkelerin haritalarını yeniden çizmek istemekle suçlardık…
Ama olmuyor.
Özellikle de emperyalist büyük devletlerin karşısında ezik durumda olup bir de BOP eş başkanlığı gibi bir görev de üstlenince hiç yapılamıyor…
Aslına bakarsanız konu da oldukça ilginç…
Çünkü…
Bizi soykırımla suçlayanların hiç bir dayanakları yok…
Bunu kendileri de çok iyi biliyorlar…
Ama amaç farklı olduğu için Türkiye hakkında ne kadar çok suçlama yapılabilirse…
Ne kadar yaygara koparılabilirse bizim yöneticilerimizi de o kadar baskı altına alabileceklerini ve istediklerini kabul ettirebileceklerini düşünmektedirler…
Böyle değilse…
Ermenistan’ın ilk başbakanı Kaçaznuni ‘nin : “Türkiye soykırım yapmadı.” Ve “Biz emperyalistlerin aleti olduk.”demesine…
Hatta
Bir kısım Türk yetkilinin Malta’da yargılanması sonucunda bile “soykırım” yapıldığına ilişkin herhangi bir kanıt elde edilememesine rağmen…
Neden ısrarla bu konudaki asılsız suçlamalarına devam ediyorlar sanıyorsunuz…
Biliyorlar ki uluslararası kamuoyu önünde…
Baskı yaparak Türkiye’ye “soykırım” yaptığı bir kez kabul ettirilebilirse…
İşte o zaman çok büyük bir zafer kazanmış olacaklarını bilmektedirler...
Çünkü…
Bu tanıma onlar için…
Önce büyük tazminatlar anlamına gelecektir…
Sonrasında da…
Toprak.
Değilse adamlar
Ne demeye bizim ülkemizin Ağrı dağını devlet sembolü olarak anayasalarına koysunlar öyle değil mi?

27–04–2017
Nusret KEBAPÇI




2 Ekim 2016 Pazar

LOZAN…

LOZAN…


Farkında mısınız? Son yıllarda Atatürk ve Cumhuriyet’le olduğu kadar Türk devletinin kuruluş senedi olan Lozan Anlaşmasıyla ilgili de bir sürü yalan ortalığa saçılmaktadır…
Tabi burada dikkat çekmesi gereken asıl şey…
Atatürk’le Cumhuriyet’le çıkarları bozulan emperyalizmin işbirlikçilerinin tavırları, saldırıları değil…
Bence bu konuda asıl konuşması gereken ilgili üniversitelerin tarih bölümlerinin giderek artan bir şekilde sessizliğidir.
Tabi bu sessizliğin sadece Lozan, Atatürk, Cumhuriyet konusunda olduğunu düşünmek mümkün değil…
Benzer tutum ne yazık ki Kıbrıs…
Ermeni Soykırımı…
Kurtuluş Savaşı…
Osmanlı konularında da aynen sürdürülmektedir.
Yani duvardan…
Kayalardan ses geliyor ama üniversitelerden değil.
Buradan son yıllarda gündeme getirilen Lozan’a gelecek olursak…
Önce bir şeyi vurgulamak sanırım yararlı olacaktır, çünkü tek taraflı bir Lozan düşmanlığı yok.
Ya da isterseniz şöyle söyleyelim…
Bu gün Lozan’a saldıranların hiç birinin Türkiye’nin parçalanmasını amaçlayan…
Hemen her tarafın işgal edilip doğuda bir Ermenistan, güney doğuda bir Kürdistan kurulmasını amaçlayan Sevr’e yönelik bir tepkileri olmadığı gibi…
Bugüne kadar Ermeni Soykırımı ve Ermenilerin toprak talepleri…
Kıbrıs…
Türk ulus kimliği…
Bölgede kurulmak istenilen büyük Kürdistan…
Hatta ülkemizin bölünmez bütünlüğü ile ilgili herhangi bir politikaları yok…
Bu nedenle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz…
Ya Sevr’den yana olacaksınız ya da Lozan’dan…
Ama hazretler akıllarınca kafa karıştırmaya devam ediyorlar…
Neymiş?
Lozan 2023 yılında bitecekmiş…
Nerede yazıyor?
Kim biliyor?
Kanıt falan gibi şeyler gösterin demeye gerek de yok çünkü bu söylem eğer dondurmacı külahı giyen bir meczubun işi değilse, inanın çok tanınmayan başka bir meczubun yalanından başka bir şey değildir…
Hadi bir an için bu yalanlara inandık diyelim…
Peki, ne olacakmış 2023 yılında…
Olacak şuymuş…
“Biz madenlerimizi çıkarabilecek…”
Hatta “sanayimizi bile canlandırabilecekmişiz…”
İşte tüm bunları yapmamızı; o Lozan var ya o Lozan işte o engelliyor muş…
Aslında buna ne denir bilmiyorum ama…
Şunu söylemek mümkün…
Sadece Atatürk dönemi olarak adlandırılan dönemde bile neredeyse sıfırdan 1000 fabrikaya ulaşılmış…
Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık olmaz denen bir anlayışla madenlerimiz faaliyete geçirilmiş…
Rafineriler…
Bankalar kurulmuş…
Tarımda müthiş bir ilerleme kaydedip kendi kendine yeten yedi ülkeden biri bile olunmuş…
Hatta bir zamanlar kendi uçağımızı yapıp kendi otomobilimizi bile yaratmışız ama…
Ne yazık ki sizin uyguladığınız “Babalar gibi satma” politikalarınızla amaçladığınız Türk ekonomisini tasfiye ederek ülkeyi, batının koşulsuz pazarı yapmak çabanız sonunda Cumhuriyetin bu güne kadar edindiği her ne varsa bir bir elden çıkarılmış…
Bugün artık bırakın madenleri, ağır sanayiyi…
Hafifi bile ortada yokken…
Bankalar…
Şirketler yabancılara satılmışken…
Tarımda samanı bile yabancılardan alır duruma gelmişken…
Darbeyi bile memleketin 100’den fazla kurumunu satmak için fırsat saymış bir anlayışın…
2023’de ekonomik bağımsızlığımızı kazanma sözleri tamamen safsatadır…
Şöyle de sormak mümkün…
Siyasette milli olmayan, ülkenin ulusal çıkarlarını korumayan, ekonomide milli olur mu?

01–10–2016
Nusret KEBAPÇI


10 Haziran 2016 Cuma

“ERMENİ SOYKIRIMI” KONUSU…

“ERMENİ SOYKIRIMI” KONUSU…


Son olarak Almanya’nın da bizi Ermeni soykırımı ile suçlayan kararının ardından…
İnsan merak ediyor…
Sahi bu kararları almayan kaç ülke kaldı?
Tabi önemli olan çeşitli ülke parlamentolarının kendilerini uluslararası yargı gibi görüp bu kararları alması değil…
Asıl önemli olan, ülkemizi yönetenlerin ne olup bittiği hakkında zerrece bir fikirlerinin olmaması.
Doğrusunu isterseniz bu konu yani Ermenilere ayrı bir statü verilmesi konusu Osmanlının gündemine ta 1878’de Ruslarla yapılan Aya Stefenos…
Ardından da…
Berlin Anlaşması’yla giriyor…
Talepler hep aynı…
Hepsinde de Vilayeti Sitte denilen Ermenilerin yaşadığı 6 ille ilgili düzenleme bir anlamda özerklik benzeri haklar isteniyor…
Demek istediğim Ermenilerin toprak taleplerinin başlangıcı öyle 1915 olayları değil, çok daha öncesine dayanıyor.
Neyse, devam edelim…
Örneğin Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 24.maddesi yine bu konuyla doğrudan bağlantılı…
Ne deniyor ilgili maddede : ”Altı Ermeni ilinde kargaşa çıkarsa, bağıtlı devletler bu illerin herhangi bir yerini işgal etme hakkına sahiptir.”
Gelelim Sevr’e…
Sizce bu talepler 1878’den bu yana hemen her fırsatta gündeme getirilir de Sevr ‘de olmaz mı?
İnanın orada da 88.maddeden 93. maddeye kadar bu konuya ayrılmış…
Bu arada, bir kısa bilgi daha vereyim…
Bugün de Ermenistan’ın devlet armasında yine bildiğiniz gibi onların Ararat dedikleri bizim Ağrı dağımız bulunuyor ama her nedense memleketi yönetenlerden tık çıkmıyor…
Aynısını biz yapmış olsak…
Söz gelimi Osmanlı’nın eski bir vilayeti olması nedeniyle Selanik’i…
Sofya’yı…
Veya Kıbrıs’ın tamamını…
Bırakın anayasada yer verip devlet arması yapmayı, sadece hava durumunda Türkiye sınırları içinde göstersek, ne olur dersiniz?
Savaş çıkar demiyorum ama en azından skandal falan çıkmaz mı?
Bunları şunun için söylüyorum…
Soykırımla suçlanma veya…
Geçmişimizle yüzleşme talepleri sadece ilgili ülkeyi kınamakla geçiştirilecek kadar basit değil.
Çünkü işin içinde iş var…
Bunu bir bakıma 3 T olarak da tanımlamak mümkün.
Anlamı da…
Tanıma…
Tazminat…
Toprak…
Hani yıllardır bu konuda hiç bir uluslararası mahkeme kararı olmamasına…
Dönemin İngiltere Kraliyet Mahkemelerinde bile aklanılmasına…
Hatta
O yılların Ermenistan yöneticilerinin bile kendilerini suçlu görmelerine karşın…
Birileri neden Israrla özür dileme kampanyaları açıp…
Hemen her fırsatta Türkiye’yi suçlamaya çalışıyorlar dersiniz.
İşte hepsi…
Bizim soykırım yaptığımızı kabul etmemiz için yapılmaktadır…
Biliyorlar ki gerisi kendiliğinden gelecektir
Önce ardı arkası gelmeyen ve altından kalkılamayacak tazminat talepleri önümüze konacak…
Ardından da toprak istekleri…
Yani olay sadece alışılagelmiş basit bir suçlama değil…
Emperyalizmin Türkiye’nin parçalanması için kurguladığı 100 yıllık bir projenin ilk adımıdır…

10–06–2016
Nusret KEBAPÇI