yunan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yunan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2024 Pazar

ULUS KİMLİK

 

ULUS KİMLİK

 

 

Bir süredir bilindiği gibi laiklik adım adım yok edilmeye çalışılırken, şeriat söylemleri de tahmin edildiği gibi sıklıkla gündeme gelmeye başladı.

Tabi biz burada şeriat…

Yani İslam’ın günlük yaşama ilişkin kuralları üzerinde durmayacağız ama özellikle şeriat savunucularının…

Söylediği bir konu gerçekten üzerinde düşünülmeye, tartışılmaya değer.

Ne deniyor bu konuda:

“Müslüman Türk’ten…”

“Türk Müslümandan ayrılamaz.”

Peki, doğru mu?

Elbette değil.

Şöyle bir hafızanızı tazeleyin, kendilerine İslamcı diyenlerin hiç biri ki bunu çok açık ve net olarak söylüyorum…

Türk ulus devletinin kurucusu Atatürk’ü kabul edip saygı duyuyorlar mı?

Mümkün mü?

Ya Türk olduklarını kabul eden var mı?

Bir günden bir güne onlardan birinin Türk ulus kimliğini savunanına rastladınız mı?

Elbette rastlamadınız.

Ya yıllardır Anayasa’yı değiştirmeye çalışarak veya yeni anayasa önererek Türk kimliğini silmeye çalışanlar yine aynı anlayış değil mi?

Peki neden?

Ya da soruyu şöyle soralım…

Yunan din adamları Yunan milliyetçisiyken…

Alman din adamları Alman milliyetçisiyken…

İngiltere’de aynı durum söz konusuyken…

Hatta Amerika‘da bile bunun tersi bir durum söz konusu olamazken bizde neden…

Din adamları Türk ulus kimliğinden ve onun kurucusu Atatürk’ten nefret edip hemen her fırsatta saldırıyorlar?

Aslında nedeni belli

Çünkü emperyalizm bizimki gibi ülkelerde bağımsız, kapitalist bir gelişmeye izin vermiyor.

İsteniyor ki bizim gibi ülkeler…

Sadece ham madde satıcısı…

Yabancı emperyalist ülkelerin açık pazarı olsun.

İşte bunu yapabilmek için toplumun en büyük sosyal örgütlülüğü olan ulus bir şekilde bertaraf edilerek…

Toplum ulus öncesi kimliklere ayrıştırılıyor ki…

Emperyalizm için hem bugün…

Hem de gelecekte açık bir tehdit oluşturmasın.

Bunun içinde emperyalizme karşı ekonomik mücadele edebilecek…

Onun çıkarlarını derinden sarsacak, ulusal kimlik ve sınıf temelinde örgütlenen sendika, parti…

Dernek falan gibi örgütler baskı sonucu adım adım ortadan kaldırılırken…

Emperyalizme, onun ekonomik politikalarına hiç bir tehdit oluşturmayıp tersine, toplumun tarikat, cemaat ve etnik kimlik temelinde parçalanmasına hizmet edecek ulus öncesi örgütlenmeler ortalığa çıkarılmaktadır.

Zaten dikkat ettiğinizde; bu türden ulus öncesi örgütlenmelerin emperyalizm, sanayileşme…

Tarımı geliştirme…

Ekonomik ve siyasi bağımsızlık gibi bir düşüncelerinin olmadığı da görülecektir.

Yani uzun sözün kısası…

Ulus devlet, Türk kimliği, Atatürk, emperyalizme karşı mücadele etmenin, ekonomik ve siyasi bağımsızlığın mihenk taşıdır.

Her kim ki ulus kimliğe, ulus devlete, Atatürk’e sahip çıkar, onlar emperyalizmin düşmanı…

Ama her kim ki…

Ulus kimliği yok sayarak ulus devlet, Atatürk düşmanlığı yapar, bilmelisiniz ki onlar kendilerine hangi ad ve unvan takarlarsa taksınlar emperyalizmin uzantılarıdır.

Bilmem anlatabildim mi?

 

04-02-2024

Nusret KEBAPÇI

 

 

 

27 Ekim 2017 Cuma

SİYASAL İSLAMCILIKLA BİR ÜLKE KALKINABİLİR Mİ?

SİYASAL İSLAMCILIKLA BİR ÜLKE KALKINABİLİR Mİ?


Evet, kalkınabilir mi?
Ya da şöyle söyleyelim…
Kalkınabiliyor mu?
Hani yaklaşık 15 yıldır onlar tarafından yönetiliyoruz ya o yüzden söylüyorum…
Peki neden?
İşte bu soruya verilecek yanıt bence oldukça önemli…
Şöyle bir düşünün…
1980’lere kadar ülkemiz sanayide çok önemli adımlar atmış olup, tarımda da kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken…
 Bugün neden neredeyse tüm sanayimizi yabancılara peşkeş çekip tarımın ve hayvancılığın ölüm fermanlarını kendi ellerimizle imzalayıp…
Sırbistan’dan, Rusya’dan et aldığımız gibi samanı bile yabancı ülkelerden ithal ediyoruz.
Doğrusunu isterseniz nedeni belli…
Çünkü…
Türkiye’yi yönetenler milli bir bakış açısına sahip olmayıp siyasal İslamcı bir bakış açısıyla ülkeyi yönetmektedirler…
Böyle olunca da ister istemez…
Sanayileşmekten, tarıma…
İç politikadan, dış politikaya…
Hatta Ege’deki adalardan tutun da…
Kendi ellerimizle yarattığımız Irak ve Suriye Kürdistan’ına kadar hemen her konuda yanlış politikalar uygulanması da kaçınılmaz olmaktadır…
Tüm bunların sonucunda da Ülkemiz hem ekonomik hem de siyasi olarak çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır…
Peki neden?
Ya da şöyle söyleyelim…
Milli politika ile siyasi İslamcı politika arasında ne gibi bir fark var ki birinde sorunlar çoğalırken diğerinde çözülür…
Nedeni şu: milli bakış açısıyla önemli olan tüm milletin ortak çıkarlarıdır…
Dikkat edin milletler demedim millet dedim
Hani bazılarının anlamamakta ısrar edip, tekçilik falan gibi yakıştırmalar yapıyorlar ya özellikle onlar için söylüyorum…
Millet zaten tektir. bir ülkede ise zaten tek bir millet vardır…
Bu nedenle de Türk vatandaşı olanlara Türk…
Alman vatandaşı olanlara Alman…
Yunan vatandaşı olanlara da Yunan denilir…
Neyse devam edelim…
İşte bu milletin oluşması için de öncelikle laikliğin olması gerekmektedir, yoksa egemenliğin din adına birilerinde olduğu bir rejimde Millet kavramı değil…
Ümmet vardır. Bu nedenle de irade konulması, söz sahibi olunması falan hikâyedir…
İşte laiklik olunca, siz millet oluyorsunuz…
Millet olunca da yaşadığınız toprak vatan haline geliyor…
Böyle olunca da…
Ekonomik ve siyası bağımsızlık…
Emperyalizme karşı mücadele de anlam kazanıyor.
Ama dediğim gibi siz laikliğe karşı çıkıp milliliğe düşman olunca haliyle millet de olamıyorsunuz…
Millet olmayınca, sizin vatan diye bir kavramınız, bağımsızlık diye bir anlayışınız da olamıyor…
Dolayısıyla emperyalizmi de anlamanız düşünülemez…
Haliyle bu durumda sanayi, tarım falan da olmuyor…
Tabi ben bunları söyleyince “Bunlar yanlış, doğru değil ”de diyebilirsiniz ancak onu söylediğinizde ister istemez şu sorulara da yanıt vermeniz gerekecektir…
Sahi
Bu 57 Müslüman ülkenin içinde bir tane bile sanayileşmiş…
Tarımda gelişmiş ülkenin olmaması sadece tesadüfle açıklanabilir mi?
Ya da şöyle söyleyelim iktidar neden farklı mezhepten olduğu düşüncesiyle 6 yıldır Suriye’ye karşı ABD’nin yanında…
Neden? 100 ülkeden gelen İslamcılar ABD’nin ve batının değil de Suriye’nin karşısında…
Demek istediğim her zaman olduğu gibi bu konuda da yalnızca iki seçeneğiniz bulunmaktadır…
Ya Atatürk’ten…
Cumhuriyetten…
Ulusal egemenlikten yana olarak ulus devletinizin yanında olacaksınız…
Ya da yeni Osmanlıcılık adı altında Türk kimliği, ulus devlet ve Atatürk düşmanlığı yaparak emperyalizmin yanında…
Ortası yok…

26–10–2017
Nusret KEBAPÇI






14 Ekim 2017 Cumartesi

SAHİ BİZ ATATÜRK’Ü ÖĞRETİYOR MUYUZ?

SAHİ BİZ ATATÜRK’Ü ÖĞRETİYOR MUYUZ?


Müfredattan Atatürk’ün çıkarıldığı eleştirilerine karşı “Biz Atatürk’ü 1.sınıftan itibaren öğretiyoruz” diyorlar ya…
Peki, gerçekten Atatürk öğretiliyor mu? İşte orası çok önemli…
Şöyle bir düşünün, yıllardan beri yani neredeyse son 30 yıldır ders kitaplarında Atatürk’e ait ne öğrendik…
Tamam…
Pembe panjurlu iki katlı bir evde doğduğunu hepimiz biliyoruz diyelim…
Hatta kız kardeşiyle birlikte dayısının bahçesinde karga kovaladığını da…
Ama ya sonrası, isterseniz 1. dünya Savaşı’ndan başlayalım, Çanakkale Savaşı’nda Alman komutanlara rağmen üstün basarı göstererek savaşı kazanmamızı sağladığını kaçımız biliyoruz?
Biliyor olsaydık…
Atatürksüz Çanakkale Zaferi kutlamalarına kim itibar edebilirdi ki…
Gelelim Kurtuluş Savaşı’na…
Ders kitaplarının hangisinde; Kurtuluş Savaşı için millet örgütlenmeye çalışılırken, Sarayın; “Yunanlıların Millicilerden daha iyi olduğunu” anlatıp halkı Kuvayi Milliye’ ye karşı ayaklanmaya çağıran fetvaları bulunuyor…
Ya da Derviş Mehmet’in Kubilay’ı nasıl kestiğini anlatan herhangi bir metin…
Sahi…
Şeyh Sait ve Seyit Rıza olaylarının amacının ne olduğu…
Sevr’den bu yana emperyalistlerin büyük Kürdistan kurma çalışmaları nerede yazmaktadır?
Bundan vazgeçtim…
Hani üzerine sıkça laf ediyoruz ya, neden öğrencilere bugüne kadar Sevr…
Mondros…
Lozan Anlaşmaları ek kitap olarak verilip okunması sağlanmaz, üzerinde tartışılmaz da…
Hemen her gün bir sürü uydurma bilgilerle kafa karıştırılmasına seyirci kalınır…
Sahi neden?
Topraklarımızın bir bölümünün Ermenistan, bir bölümünün Kürdistan olması için, ta o zamandan beri birilerinin emperyalistlerin desteğiyle neler yapmaya çalıştıkları hiç öğretilmez?
Ya
Cumhuriyetle birlikte yapılmasına başlanılan Devrimlerin tümünün; Osmanlıdan kalan çeşitli etnik ve dini kimliklerden tek bir ulus yaratmak için gerçekleştirilip…
Aynı dile…
Aynı tarihe sahip bireyler olmamız için çabalandığını…
Öğrencilerimize ortak milli duygu kazandırmak için eğitimin dini vakıf ve kuruluşlardan alındığını kim biliyor?
O halde söyleyin…
Kılık ve Kıyafet Devrimi’nin de amacı; toplumda farklı dini kıyafetlerin toplumu tarikat ve cemaatlere böleceği düşüncesinden hareketle sokakta yasaklayarak toplumu ulus kimliğinde bir araya getirmek değil midir?
Bugün de…
Tarikat ve cemaat kimliğini öne çıkartıp bunun kılık ve kıyafetleriyle kamuya ve okullara sokulması için çaba harcayanların Türk kimliğine düşman olmaları sadece tesadüfle açıklanabilir mi?
Ya Şapka Devrimi’nin sadece meclis ve kamuda o da sadece kamunun halk nezdinde tarafsızlığını ifade etmek amacıyla zorunlu tutulduğunu kaç kişi bilmektedir?
Yani uzun sözün kısası; çok uzun zaman var ki biz Atatürk’ü gerçek anlamıyla hiç öğretmedik…
Hem öğretmiş olsaydık…
Bu gün FETÖ…
Yarın hangisinin yabancı devletlere hizmet edeceğini bilmediğimiz bir sürü milli bilinç ve duygudan yoksun tarikat ve cemaatlere eğitim teslim edilebilir miydi?
Tabi o işin ayrı bir yanı ama bilinmesi gereken bir şey var, o da ulus kimliği yok etmeden…
Toplumu etnik ve dini kimliklere ayıracak federatif bir başkanlığın başka bir yolu yok…

13–10–2017

Nusret KEBAPÇI

11 Nisan 2017 Salı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI


Yazımın başlığı biraz resmi yazı gibi oldu ama konuyu anlatabilmem için inanın başka çarem yoktu.
Şimdi…
Yapılacak olan referandumla…
İstenirse Türkiye’nin federasyonlara ayrılabileceği tartışılıyor ya…
Sahi nasıl olabilir bu iş?
Tabi kendi kendine olması mümkün değil…
Birçok alt yapı çalışmalarıyla ulus kimliğin oldukça yıpratılması gerekir ki zamanı geldiğinde…
Ulus kimliği istedikleri gibi yıkabilsinler.
Değilse birileri…
Fransa Cumhuriyeti değil, Fransız Vatandaşı…
Almanya Cumhuriyeti değil, Alman Vatandaşı…
İtalyan Cumhuriyeti değil, İtalyan Vatandaşı…
Yunanistan Cumhuriyeti değil, Yunan Vatandaşı olurken…
Biz neden Türk Vatandaşı değil de…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı oluyoruz öyle değil mi?
Şimdi aklınızdan…
Ha Türk Vatandaşı…
Ha Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı…
Ne fark eder ki?
Hem kulağa daha demokratik geliyor diye de geçirebilirsiniz de
Ama…
Kazın ayağı öyle değil.
Hem aralarında çok ciddi bir fark da var…
İsterseniz biraz örneklendirelim…
Diyelim ki yurt dışındasınız ve bir yabancı size sordu?
Dedi ki:
— Kimsin?
Yanıt verdiniz:
— Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıyım…
— Peki, Türk’ müsün?
— Hayır!
    Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Türk’üm…
Ya da
— Ben Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Kürt’üm…
— Laz’ım…
— Çerkez’im…
— Arap’ım…
Bu kavrama göre istediğiniz etnik kimliği söyleyebilirsiniz de…
Tüm bunlardan ortak bir kimlik ifadesi çıkıyor mu?
Elbette hayır…
Hem zaten amaç da çok kimlikli bir federasyon değil mi?
İşte Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı kavramı da bu çok kimlikliliğin görünürdeki ifadesidir…
Ama
Aynı soruya Türk Vatandaşıyım yanıtı verdiğinizde…
Durum değişmektedir.
Aldığı yanıtla karşınızdaki…
Hemen sizin dilinizin Türkçe…
Başkentinizin Ankara…
Devletimizin Atatürk tarafından kurulduğunu…
Hatta
Yaşar Kemal…
Nazım Hikmet gibi yazar ve şairlerinizin olduğunu da eğer edebiyatla ilgileniyorsa bilebilecektir de…
Olay şudur;
Türk Vatandaşlığı;
Millete aidiyeti ifade eder…
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı ise…
Çok kimlikliliği kabul eden devlete…
Değilse…
Mevcut Anayasa’nın 66 maddesindeki
“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” İfadesi neden değiştirilmeye çalışılsın…
Öyle değil mi?

10–04–2017
Nusret KEBAPÇI