kürt açılımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürt açılımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2017 Pazartesi

REFERANDUM DEMİŞKEN…

REFERANDUM DEMİŞKEN…


Şimdi biz Barzani’nin 25 Eylül’de yapacağı referandumu tartışıyoruz ya…
Hatta bunu engellemek üzere meclisten tezkere bile çıkarıldığını biliyoruz…
Sahi beyler! Bu referandum niçin yapılıyor?
Amacı nedir?
Yani sonuçta ne olacak biliyor musunuz? Gibisinden bir soru sormuş olsaydık…
“Tabi biliyoruz…”
“Barzani bağımsızlığını ilan edecek” dediğinizi duyar gibi oluyorum da…
Peki
Barzani’ye bugüne kadar…
ABD ve İsrail dışında en çok desteği hangi ülkenin verdiğini sormuş olsaydık yanıtı kim?
Hangi ülke olurdu dersiniz…
Şöyle bir düşünün daha yıllar önce
Bu kişi bizim kırmızı pasaportumuzu taşırken bile
Ülkemizin eski cumhurbaşkanlarından biri tarafından bugün Barzani bölgesi olan yere Kürdistan denmemiş miydi?
Demişti ve zaten iş onunla kalmamıştı…
Açık söylemek gerekirse biz oranın neredeyse tüm alt yapısını ülke olarak üstlenmiştik
Yol, köprü…
Devlet binaları, hepsini neredeyse biz yaptık…
Hatta
Bugün bile elektriğini kendi vatandaşımıza verdiğimizden çok daha ucuza veriyoruz…
Yetmedi…
Askerini biz eğittik.
O kadar ki…
Irak yönetiminin tüm tepkisine rağmen o bölgenin Petrolünü Yumurtalık’a getirip satılmasını bile sağladık…
Onunla da kalınmadı…
Parti olarak genel kurula çağırıp,  konuşma yaptırıp, alkışlatıp “Türkiye seninle gurur duyuyor…” diye slogan bile attırıldı…
Sadece meraktan soruyorum…
Bu duyulan gurur nasıl bir gururdur anlamak gerçekten zor.
Tabi o yıllarda BOP yeni başlamış ve birilerine göre Diyarbakır merkez olacak…
Sözde Kürdistan denilen yer bize bağlanacak…
Ve sözüm ona Türkiye parçalanmak ne kelime daha bile büyüyecekti…
Zaten bizim ülkede yapılan “Açılım” vs gibi isimlerle anılan projelerin ana temeli de buydu…
Tabi şöyle söyleyebilirsiniz…
“Tamam.”
“Hata yaptık…”
Hatta…
“Bizi Barzani kandırdı…” Bile diyebilirsiniz, çok kandırıldığınızdan buna da inanabiliriz de…
Ya bundan çok kısa bir süre önce Barzani’nin ülkemize gelip devlet protokolüyle karşılanmasına…
Bayrağının sanki bağımsız bir devlet gibi astırılmasına ne demeli…
Yoksa siz…
Bayrağın egemenlik anlamına geldiğini, bunun Barzani’yi referandum yapmadan bile tanımak anlamına geldiğini bilmiyor musunuz?
Diyelim ki…
Onda da aldandınız…
Ya kardeşim içeriğinde Türkiye’de yabancı askerin bulunmasını da içeren bir tezkereyi çıkardınız çıkarmasına da…
Barzani referandumla bağımsızlığını onaylatınca ne olacak biliyor musunuz? Olacak şu…
Sıra Türkiye ve Suriye’ye gelecek…
Peki, o durumda ne yapacaksınız
Biliyorum sizin çözümünüz yok, hatta belki çok kimlikli, federatif bir devletten de yanasınız ama bilmenizde yarar var…
Bunu önlemenin de sadece bizde değil, tüm ülkeler için bir tane çözümü vardır…
O da ulus kimlik dediğimiz Türk milleti kimliğini tekrar herkesi kucaklayacak şekilde Atatürk’ün belirttiği şekilde tanımlayıp topluma benimsetmek…
Gerisi hikâyedir…

24–09–2017
Nusret KEBAPÇI





15 Mart 2016 Salı

ULUS BİLİNCİ OLMAZSA…


Hepimizin bildiği gibi Ankara’da patlayan son bomba olayını da sayarsanız bu bir yıl içinde ülkede patlayan 6. bomba oluyor…
Ve her bomba olayından sonra yaşananlar da giderek alışıldık hale gelmeye başlıyor…
Önce çok sert tepkiler, haykırmalar yaşanıyor…
Sonra da terörün yaşandığı yere çiçek koyma, saygı duruşu veya zaman zaman atıldığı gibi kahrolsun terör sloganı her zamanki yerini alıyor
Peki sizce sosyal medyada olup bitenlerde dahil olmak üzere toplum olarak terörün amacını…
Hedefin ne olduğunu gerçekten sorguluyor muyuz?
Bence hayır
Genel bir teröre hayır kampanyasından daha ötesine ne yazık ki geçilemiyor…
Durum böyle olunca ne buna yol açan politikalar tartışma konusu yapılıyor…
Ne de gereken önlemleri almayıp istihbarat zaafı yaratan yetkililer…
Aslına bakarsanız bizde böyle bir anlayış var, herhangi bir kurumda hatta bir okulda öğrencinin burnu kanasa bile sorumlular aranırken…
Yaşanan 6 bomba olayıyla ilgili olarak ne sorumlu kişi bulunuyor…
Ne de güvenlik zafiyeti.
Hafızamızın zayıflığını çok iyi bildiklerinden olsa gerek hiç kimse yapılanlardan çıkarılması gereken dersle falan ilgilenmiyor…
Genelde de olay çoğu zaman olduğu gibi unutulmaya terk ediliveriyor…
Aslında şunu baştan söylemek gerekiyor, öyle kendiliğinden birileri akıllarına estiği için falan terör yapmaz…
Yapamaz…
Çünkü bilinir ki tüm terör örgütlerinin büyük devletlerin gizli servisleriyle doğrudan olmasa bile dolaylı ilişkileri vardır.
İşte terör…
Bu büyük devletlerin politikalarına karşı durmaya çalışan…
Veya onun istediği gibi davranmayan…
Sözünü dinlemeyen devletlere mesaj vermek amacıyla yapılır…
Hem bu tür olaylarda teröristin kimliğinin çok fazla bir önemi de yoktur…
Çünkü…
İlgili istihbarat örgütleri, eylem yapılması düşünülen ülkeye ya da yöneticilerinin siyasi görüşüne göre değişik birçok örgütü görevlendirebilir…
Bu nedenle teröristin kimliği de toplumu yanıltmak veya farklı bir algı yaratmak için pekala kullanılabilir…
İşte sözün tam burasında tamam da bizde neden patladı diye sorabilirsiniz?
Belki pek çok neden de sayılabilir ama bence asıl neden…
Mevcut hükümetin uyguladığı yanlış ve mezhepçi politikalardır denilebilir…
İsterseniz konuya şöyle yaklaşalım…
2002 yılında neredeyse sıfıra inmiş bir terör ve eylem yapamaz hale gelen örgütünü…
Tekrar
“Birlik, barış, kardeşlik…”
“Açılım…”
“Çözüm süreci “adı altında kim palazlandırdı?
Güç toplamasına hizmet etti…
Askerin, polisin elini kolunu bağladı…
Peki, biz şimdi uzaklardan PYD’yi top ateşine tutuyoruz ya…
Sahi; liderleriyle yakın zaman kadar görüşen…
Ağırlayan…
Fikir alıverişinde bulunan kimdi?
Herhalde aksakallı dede değil.
Peki;
Ya üslere doldurduğumuz ABD askerlerine ne demeli…
Daha gelir gelmez üstelik çok net olarak…
“PYD’ ye daha yakından yardım etmek için geldiklerini” en yetkililerinin ağzından bile söylemediler mi?
Doğrusunu isterseniz bu kadar yanlışlığın içinde olunmasının ancak bir nedeni bulunmaktadır…
O da bizi yönetenlerin Türkiye’nin genel çıkarlarını savunabilecek ulus bilincini taşımadıkları…
Demek istediğim…
Eğer kafanızda…
Ulus diye bir kavram…
Ulusal bir bakış açısı bulunmazsa…
Her ne yaparsanız yapın…
Farkında olmadan varacağınız yer emperyalizmin piyonu olmaktan daha ötede bir yer olmayacaktır…

15–03–2016
Nusret KEBAPÇI


3 Aralık 2010 Cuma

AÇILIM BİTECEK AMA NASIL?

AÇILIM BİTECEK AMA NASIL?


Kürt açılımı olarak adlandırılan sürecin sonuna yaklaşıldı. Buradan sakın bu süreçten vazgeçilip tekrar üniter yapı temelinde bir ulus devlet modeline doğru yol alınacağı falan akla gelmesin.
Hem zaten yazının başında, sonuna yaklaşıldı ifadesini bilerek kullandım. bunu derken de asla bundan vazgeçildi gibi sözler de söylemedim.
Sonuna yaklaşıldı…
Yani iş artık açılımla hedeflenen konuma getirildi.
Açılımla ülkemizde ne yapılması hedeflenmişti. Bağımsız bir Kürdistan değil mi?
İşte o sürece giden yolun tüm taşları adım adım döşeniyor. Tabi aslında bu işin bir de öncesi bulunuyor.
O öncesi de herkesin malumu ki Sevr.
Özetle: Sevr anlaşmasıyla ülkemizin güneydoğusunda önce özerk bir Kürdistan kurulacak sonra da, yani antlaşmanın imzalanmasından bir yıl sonra da bu belirtilen bölgede yaşayan Kürtler eğer nüfusun çoğunluğunun Türkiye’den bağımsız olmayı isteme ve bunu kanıtlayarak Birleşmiş milletlere başvuru yaptığı takdirde
B.M. bunu uygun görürse ve bunu Türkiye’ye bildirirse bağımsız Kürt devleti kurulacak denilmektedir.
Tabi madde bu kadar değil devamı da var. Yani kısacası özetle deniliyor ki eğer Musul ilinde yasayan Kürtler Türkiye’nin güneydoğusunda kurulacak bağımsız Kürdistan’a katılmak isterlerse Müttefik devletlerce karşı çıkılmayacaktır.
Aslına bakarsanız işin daha da açıkçası şu
Hem zaten Sevr anlaşmasında da fark edileceği üzere bu işin başlangıç noktası özerklik…
Günümüzde PKK yandaşlarının söylemiyle de “demokratik özerklik.”
Eğer Türkiye buna razı edilirse…
Görece de olsa Türkiye’ye bağımsızlığını kabul ettirip Özerk olduğunda ki bu sadece biraz Türkiye’den bağımsızlığını ifade eder, okyanus ötesinden değil…
O bölge yabancı etkiye çok daha fazla açılacaktır ki bu da emin olun bağımsızlığa giden yolu açacaktır.
Sonra da kuzey Irak’ta kurulan kukla Kürt devletiyle birleşme ve sonrasında da hedeflenen büyük Kürdistan…
Ne dersiniz birebir aynı değil mi?
Yaklaşık üç yıldır başta Cia’nın muteber adamları olmak üzere bilumum AB ve ABD ideologu bizi açılım adı altındaki bu sürece razı etmeye odaklanmışlardır.
Çünkü…
Başlangıç özerkliktir, bu sağlandığında inanın gerisi kendiliğinden gelecektir.
Hem yıllar önce boşuna mı ikiz yasalar adı verilen bağımsızlığa giden sürecin temel tası niteliğindeki sözleşmeleri imzaladılar.
Boşuna mı?
Ülke belirli sayıda kalkınma ajanslarına bölünerek illeri merkezi devletten uzaklaştırmaya çalıştılar.
Boşuna mı?
AB uyum yasaları çıkarıldı.
Türklük yerine Türkiyelilik ortaya atıldı.
Askerin eli kolu bağlandı.
Ama tüm bunlara rağmen unuttukları bir şey var.
Oylamayla birbirinden ayrılan hiçbir millet yok.
İç savaş olmadan hiçbir Milet bölünemez bunu pekala kendileri de bilmektedirler.
Demem o ki artık sona gelindi ve bu işin ideologları iç savaş tehdidinde bulunuyorlar.
Önce iç savaş sonra Birleşmiş Milletlerin müdahalesi.
Ardından da bağımsız Kürdistan…
Yani gözümüzü açıp gerçeği görmezsek, ülke elden gidiyor
Bilmem anlatabildim mi?

4–11–2010
Nusret KEBAPÇI