şeyh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şeyh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2017 Pazartesi

ASKERE TÜRBAN TAKILIRSA…

ASKERE TÜRBAN TAKILIRSA…


Milli Savunma Bakanlığı yayınladığı bir talimatla TSK’da görev yapan bayan subay ve astsubaylarda türbanı serbest bırakıverdi…
Yani bundan sonra
Bayan subay ve astsubaylara baktığımızda…
Hangisinin Nurcu…
Nakşibendî…
Aczmendi…
Kadiri…
Veya milli görüşçü olup olmadığını anlamak mümkün olacak.
Tabi sonrasında da…
Tüm dünya ordularında geçerli olan silah arkadaşlığı kavramı da sona erecektir.
Çünkü üzerinde siyasi, etnik ve dini herhangi bir sembol taşımayan
Sadece emir komuta zincirinin gereği olan işaret ve sembollerin bulunduğu ortak kıyafet…
Hiçbir ayrım yapmaksızın Türk Ulusuna aidiyeti ifade etmektedir…
Ama
Etnik ve dini işaret ve semboller ise
Hangi etnik ve dini kimliğin işaretini taşıyorsa onu ama asla tüm ulusu değil.
Tüm dünya devletlerinde de bu iş böyledir…
Eğer siz çıkarlarınız için orduyu da…
Üstelik kıyafetleriyle dışarıdan belli olacak şekilde tarikat ve cemaatlerin çiftliği yapmaya kalkarsanız…
Bir süre sonra toplumda…
Türk ordusu imacı yavaş yavaş silinip…
Tarikat veya cemaat subayı ya da astsubayı kavramları kullanılmaya başlanır ki bu durum ordunun parçalanmasından başka bir şey değildir.
Tabi böyle olduğunda orduda…
Şeyhlerin, imamların, abla ve abilerin cirit atıp emir komuta birliğinin aynen Fetö’de olduğu gibi yok olacağını söylemeye bile gerek yok ama…
Unutulmaması gereken bir şey var…
Atatürk Kılık Kıyafet ve Şapka Devrimlerini neden yaptı biliyor musunuz?
Ben söyleyim…
Osmanlı bilindiği gibi çok kültürlü, çok kimlikli bir imparatorluktu öyle milli bir eğitim sistemi falan da yoktu.
Hemen her tarikat…
Cemaat…
Tekkelerde…
Zaviyelerde…
Kendi eğitimlerini kendileri verirlerdi…
Ve tabi her birinin kıyafeti de bir anlamda günümüzdeki okul formaları gibi dışarı’dan hangi tarikat ve cemaatin mensubu olduğu anlaşılsın diye de birbirinden oldukça da farklıydı…
İşte Atatürk…
Birbirinden gerek düşünce, gerekse kılık kıyafetleriyle de ayrı olan bu tarikat ve cemaatlere ayrışmış topluluklardan bir millet yaratmak istiyordu…
Biliyordu ki…
Toplumun bu tarikatlara, cemaatlere…
Tekkelere falan ayrılması…
Kılık kıyafetleriyle bu ayrımın hemen her tarafta belirgin halde bulunması…
Millet olmanın önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır.
İşte bu yüzden bu ülkede yaşayan hemen herkesi…
Tek millet…
Yani Türk ulus kimliğinde birleştirmek için…
Toplumu parçalayan etnik ve dini kimliklerin kıyafetleriyle birlikte yasaklanması gerekiyordu.
İşte bu nedenle tekke ve zaviyeler kapatılırken, tarikat ve cemaatlerin kılık kıyafetleriyle sokaklarda gezmesi de yasaklanıverdi…
Ve biz…
Görünürdeki farklılıklarımız ortadan kaldırılınca bir araya gelerek Türk Milletini oluşturduk.
İşte şimdi tekrar görünürdeki farklılıklarımız artırılarak
Tarikat ve cemaat kıyafetlerini her yere sokarak Millet olmaktan çıkarılıyoruz
Çünkü
Çok dinli, çok kimlikli bir başkanlık için buna ihtiyaçları var…

26–02–2017
Nusret KEBAPÇI





9 Eylül 2016 Cuma

SİYASİ VE İDEOLOJİK MÜCADELE NEDEN YOK?

SİYASİ VE İDEOLOJİK MÜCADELE NEDEN YOK?


Tamam, 15 Temmuzda FETÖ bir darbe girişiminde bulundu ve sonucunda devletin hemen her hücresinden temizlenmeye başlandı…
TBMM hariç…
Ama daha şimdiden sadece kamuda 100 bin’e yakın insanın görevden alındığı dikkate alınırsa, bu sayının çok daha yukarılara çıkacağı anlaşılıyor.
Bakın şu konuda hiç bir itirazım yok.
Eğer gerçekten suç işlemişse…
Darbeye bulaşmışsa, mutlaka hesap sorulmalı…
Yargı önüne çıkarılmalı da…
Şimdiye kadar yapılan sadece polisiye bir mücadele…
Operasyonun siyasi ve ideolojik ayağı yok…
Yani hangi siyasi partilerde…
Dernek…
Vakıf ve sendikalarda…
Kimlerin…
Nasıl…
Hangi yöntemlerle örgütlendikleri, insanların nasıl ikna edildiği veya ne gibi şantajlar yapılarak FETÖ’ nün bu gibi örgütlere ve devlet içine sızdığı açıklanmadığı gibi…
İşin ideolojik boyutu…
Yani tarikat ve cemaatlerin devlet içinde nasıl örgütlenip, otorite kurduklarına ilişkin de herhangi bir şey yok.
Hem zaten iktidarın “diğer cemaatlerin kaygı duymaması gerektiğini”  açıklaması…
Aynı zamanda basında bu yönde çıkan haberler, bir tarikatın yerinin başka bir tarikat tarafından doldurulacağının da ipuçlarını vermektedir.
Bu nedenle çok açık bir şekilde de ortaya çıkmaktadır ki laik ve çağdaş olmayan, ulus bilinciyle donanmamış hiç bir örgüt ki buna devlet de dahildir, tarikat ve cemaatlere karşı ideolojik mücadele veremez.
Diyeceksiniz ki vermesi gerekli mi?
Tarikat ve cemaatler devlet içinde olursa ne olur?
Bakın ne olur biliyor musunuz?
Hani zaman zaman basında…
“Falan devlet yetkilisi tarikat şeyhini ziyaret etti…”
“Bir profesör falan şeyhin elini öptü.”
“General erden emir aldı…”
“Falan kurumda hizmetli genel müdüre bile emrediyordu.” türünden haberler çıkıyor ya…
İşte bu durum, sadece FETÖ ‘ye ait olmayıp neredeyse tüm tarikat ve cemaatlerde benzer tutumlar söz konusudur…
Çünkü hiç bir tarikatta şeyh seçimle falan yönetime gelmez…
Nasıl seçilir biliyor musunuz? Kendisinden önce o mevkide bulunan şeyhin önermesiyle, onun ölümünden sonra.
Şimdi söyleyin; herhangi bir tarikat mensubu, hizmetinin karşılığında öldükten sonra cenneti vaat eden şeyhinin mi söylediklerini yerine getirir?
Yoksa hiç bir dini vasfı olmayan yöneticisinin mi?
Bu durum devlette devamlılığı, liyakati bozucu bir durum ortaya çıkarmaz mı?
Ayrıca bu tür örgütlenmelerde millet bilinci olmadığından, millet, ülke çıkarları, bağımsızlık, vatan, emperyalizm gibi kavramlarla tanışmayan tarikat ve cemaat mensuplarının her zaman için emperyalistlerce kullanılması olasılığı ne olacak…
Demek istediğim sadece devlet kurumlarında liyakat ve hiyerarşiyi sağlamanın değil…
Bağımsızlığın, ulusal egemenliğin, hatta sanayileşmenin, çağdaşlaşmanın, ulusal çıkarları korumanın bile sadece bir tek yolu bulunmaktadır…
Laik bir ulus devlet…
Değilse bir cemaati ortadan kaldırmaya çalışırken kendinizi başka bir dış destekli cemaatin kollarında pekala bulmanız mümkün…

09–09–2016
Nusret KEBAPÇI